Akşam Stockholm’den bindiğimiz gemide sabah erken uyanıp,kamara penceresinden dışarıya bakınca ilk duygumuz,sanki gerçeklikten kopup kendimizi bir masal dünyasının içinde hissetmemiz oldu.
Hızla güverteye çıkıp bu muhteşem güzelliği seyre daldık…
Huzur ve dinginliğin sanki en saf hali…
Deniz.
Ne bir dalga ne en ufak bir kıpırdanış; dümdüz, pürüzsüz bir ayna…
Yaşar Kemal’imizin tanımlamasıyla, ‘karıncanın su içtiği’…
Gemi bile bu atmosfere uymuş,öyle sessiz ilerliyor ki,
suda ne bir köpük ne de bir kıpırdanış…
Orman.
Uzun, kalem gibi dümdüz gövdeleri, tüm asaletleri ve heybetleriyle sipsivri göğe uzanan ağaçlar…
Onyıllardır aynı yerde,
köklerinin üzerinde uzanan gövdeleriyle sanki sabrın ve telaşsızlığın simgeleri…
Sis.
Deniz ve ağaçları sanki bir dost kucaklaması gibi sarıp sarmalamış…
Dalların,iğne yaprakların arasından süzülüyor…
-
Üçü bir bütün oluvermişler.
Ve bu büyülü ortamın içinde biz…
Sanki dünyanın tüm gürültü,
patırtı ve kargaşalarını arkanızda bırakmışsınız…
Mavi ve yeşilin bütünleşmesi,
bu masalsı ortamın yarattığı
İç huzur tüm bünyenizi sarıp sarmalamış…
Sanki zamanda o ortama uymuş yavaş ilerliyor…
derken bir de baktık,gemi Finlandiya’nın Turku limanına yanaşıvermiş…
Huzurlu ve mutlu iniyoruz gemiden…
Kardeşler arasında olmanın da payı var mı bu duyguda?..
Diye düşündüm.
Yıllar öncesine gidiverdim.
Sydney’de bir şarküteri.
Yemek molasında elimdeki Türkçe gazeteyi okuyorum.
Baktım,yanımda kahvesini yudumlayan çalışma arkadaşım Finli Helena,başını gazeteye uzatmış başlıkları okuyor…
Okuduğunu anlamıyor ama sözcükleri hafif aksanlı da olsa,hemen hemen bir Türk gibi okuduğu için siz anlayabiliyorsunuz.
Türkçe,Macarca ve Fince’nin yapı bakımından sonradan eklemeli aynı dil ailesinin farklı kollarından olduklarını bilmeme karşın yine de Helena’nın Türkçe’yi böylesine rahat okumasına şaşırmıştım.
Elindeki Fince kitabı da ben okumaya çalıştım;
okuduklarımı bir Finlinin rahat anlayabileceğini söylemişti…
Macarların zaten adından belli: Hungary ya da Hungaria…
Yani Hun ülkesi…
Her üç ülkede yaşayan insanların atalarının Ural dağlarının ardından,Orta Asya’dan geldikleri ve akraba oldukları görüşü de yaygın bir inanış…
Peki…
Atatürk’ün vefatı üzerine taziyeye gelen Finlandiya heyeti başkanı Onni Talas ne demişti?
“Atatürk’ün ölümü Finlandiya’da derin ve genel bir üzüntü uyandırdı.
Türk inkilabını büyük bir ilgi ile izleyen Finlandiya’lılar,aynı soydan bir kardeş millet sıfatıyla büyük Türk milletinin büyük acısına katılırlar…”
Gelecek yazı,Turku ‘dan Helsinki ‘ye…
Atatürk’ün Türk İnkilabı’nı büyük bir ilgiyle izleyen Finliler ve biz…