Göbeller’den başlayan bir doğa, kültür ve hafıza rotası...

Bergama ve Dikili’den gelen yürüyüşçülerle, Bergama Yürüyüş Grubu ve Dikili’den Uçan Kuşlar Bisiklet Grubu’nun yol arkadaşlığında bir sabah Kozak Yaylası’nın yoluna düştük. Her zamanki gibi bizi derleyip toparlayan, rotanın ritmini kuran isim Metin Aktürk’tü. Bu kez yolculuğumuza ayrıca Göbeller köyünden, Bergama’da Çetin Bike’dan hepimizin tanıdığı Ayşegül Çetin, Halil Çetin ve anneleri de gönüllü rehberlikleriyle bize yol gösterdi.

Deniz, aşağılarda kaldıkça hava değişti, ışık değişti, konuşmaların arasına çam kokusu karıştı. Kozak’a varmak, Ege’nin taşla, ağaçla ve insan emeğiyle yazılmış eski bir defterini aralamak gibiydi.

00011

Biz bu yola bir yürüyüş grubu olarak çıktık; ama yalnızca patikaları ve köy yollarını takip etmedik. Ağaçların gölgesinde bir geçim kültürünü, taşların arasında eski yerleşimlerin izlerini, köy kahvesinde anlatılan sözlü tarih parçalarını ve Kozak’ın bugün karşı karşıya olduğu sessiz değişimi de görmek istedim.

Kozak’ın çam kokulu eşiği

Bergama’nın sıcak ovasından yukarı kıvrılan yollar, insanı yavaş yavaş başka bir iklime taşır. Deniz seviyesinden yükseldikçe manzara da zaman da değişir. Kayalar yeraltından fırlamış heykeller gibi dağılmıştır; çamların gölgesi yolun üzerine serilir, rüzgâr reçine kokusuyla konuşur.

Göbeller, bu coğrafyanın küçük ama hafızası derin köylerinden biridir. Doğusunda Yukarıbey, batısında Aşağıbey, güneyinde Kaplan, kuzeyinde Hisarköy bulunur. Bergama ilçe merkezine yaklaşık 29 kilometre uzaklıkta, denizden 510 metre kadar yüksekte yer alır. Ekonomisi uzun yıllardır tarım, hayvancılık ve en çok da çam fıstığıyla yoğrulmuştur.

Kozak yöresi, Ege kıyı kuşağı ile Bakırçay Havzası arasında bir eşik gibidir. Ne tam ova, ne tam dağdır; ikisinin arasında kurulmuş, suları, granit kayaları ve fıstık çamlarıyla kendine özgü bir geçiş ülkesidir.

53B06D5F 8Db6 4967 8752 F022D528Af40 (1)

Köyde hikâyeler kahvede başlar

Göbeller’in hikâyesini en iyi haritalar değil, köy kahvesinde oturan yaşlılar anlatır. 81 yaşındaki Mustafa Balcı da onlardan biridir. Onun sözlerine kulak verince, köy adlarının bile bir aile hikâyesinin içinden doğmuş olabileceğini anlarız.

Anlatıya göre Balıkesir Savaştepe tarafından gelen Karesi Yörükleri bir zamanlar bu yaylaya yerleşir. İlk gelen bey, oğullarından birini bugünkü Yukarıbey’e, diğerini Aşağıbey’e gönderir. Üçüncü oğul ise burada kalır. Rivayete göre bu oğul biraz kilolu, yani “göbekli” biridir. Zamanla bu yerleşim “Göbeller” diye anılmaya başlar.

Mustafa Amca’nın kendi ailesinin hikâyesi de ayrı bir roman gibidir. Anlattığına göre aile köklerinden biri Rize’ye uzanır. Zamanında Rize’den kaçıp gelen bir adam önce Edremit’e yerleşir, orada evlenir. Eşi ölünce malını mülkünü satarak Göbeller’e gelir ve burada imamlık yapmaya başlar. Köyde beylerden biri kızını bu imama verir. Mustafa Balcı, “İşte o kız benim anneannem olur,” diye anlatır.

Ebfaefe6 C24D 4621 Be10 D19Aad4400Dc

Bir yerde durup şu cümleyi söyler: “Keşke yazsaydım. Bana hep yaz dediler… Çünkü unutulan, hiç yaşanmamış gibi oluyor.”

Belki de bu yürüyüşün en kıymetli cümlesi budur. Çünkü bazen bir köyü anlamak için yalnızca yürümek yetmez; anlatılanı da tutmak gerekir.

Azalan nüfus, büyüyen sessizlik

Göbeller’in bugünkü nüfusu 2025 itibarıyla 291 kişiye kadar düşmüştür. Mustafa Balcı’nın anlattığına göre 1990’lı yıllarda köyde yaklaşık 290 hane vardır. Bugün gençler eğitim, iş ve yeni hayat arayışlarıyla kentlere yönelirken, köyde kalanlar çam fıstığının, hayvancılığın ve hatıraların bekçiliğini sürdürür.

Kozak köylerinin kaderi biraz da böyledir: Bir yanda Türkiye’nin en değerli çam fıstığı üretim alanlarından biri; diğer yanda yaşlanan nüfus, azalan emek gücü, değişen iklim ve düşen rekolte.

001F8Aeb 60Be 42A1 Bf97 Ab87C2F2C046

Kozak’ın derin zamanı

Göbeller’in ve çevresindeki köylerin hikâyesi yalnızca Yörük yerleşimleriyle başlamaz. Bu yaylanın altında çok daha eski bir zaman tabakası vardır. Kozak yöresinde antik yerleşimlere dair izler, insan varlığının burada yüzyıllar öncesine uzandığını gösterir.

Araştırmalarda Kozak Yaylası’ndaki antik yerleşimlerin en eski tarihî ve arkeolojik kanıtlarının MÖ 5. ve 4. yüzyıl sonlarına kadar gittiği belirtilir. Aşağıbey köyü karşısında, Çakıl Yaylası olarak bilinen yerde Perperene antik kentinin kalıntıları görülür. Hellenistik ve Roma özellikleri taşıyan bu yerleşimde tiyatro, hamam, agora ve tapınak yapılarından söz edilir.

Okçular köyünde Roma ve Bizans dönemlerine ait kale kalıntıları bulunur. Göbeller köyü yakınlarında bir manastır kalıntısına rastlanır. Tepeye doğru yürüdükçe kayalara oyulmuş mezarlar ve lahit kapakları ortaya çıkar. Çamavlu’dan Yukarıcuma’ya giden yolda yine bir kale kalıntısı görülür. Kıranlı köyü yakınındaki antik izler ise bir kilise yapısını düşündürür.

Yani Kozak, bugün çam fıstığıyla bilinse de geçmişte yalnızca orman değil; yerleşim, üretim, inanç ve ticaret alanıydı.

Kozak üzümünden çam fıstığına

Bugün Kozak denince akla ilk gelen ürün çam fıstığıdır. Oysa bu yaylada bir zamanlar üzüm de önemlidir. Yol kenarında gördüğümüz küçük bağlar buna sessiz bir ipucu verir. Perperene sikkelerinin arka yüzünde görülen üzüm salkımı figürü de yörede bağcılığın güçlü bir geçmişe sahip olduğunu düşündürür.

Fakat zamanla çam fıstığı daha kazançlı bir ürün hâline gelir. Bağ işleri zahmetlidir; çam fıstığı ise doğru toprakta, doğru iklimde, doğru emekle yüksek gelir sağlayabilir. Böylece Kozak’ın eski bağları sökülür, yerlerine fıstık çamları dikilir. Bir zamanların “Kozak üzümü” yavaş yavaş hafızaya çekilir; çam fıstığı ise yaylanın simgesine dönüşür.

Bugün Yukarıbey, Kaplan, Okçular, Hisarköy, Ayvatlar, Aşağıcuma ve Göbeller çam fıstığı üretiminde öne çıkan köyler arasında sayılır.

751584Eb 9A57 493C 9123 3F9579Dd3859 (1)

Taşla ağacın eski anlaşması

Kozak Yaylası’nı yalnızca çam ağaçları değil, ona özgü granit kayaları da anlatır. Madra Dağı, tek başına sivri bir dağdan çok, birbirine bağlı kütlelerden oluşan geniş bir jeolojik sistemdir.

Bölgenin granit, gnays ve kristalleşmiş şist temelli, geçirgenliği yüksek toprak yapısı fıstık çamı için elverişlidir. Bu yüzden Kozak’ta ağaçla taş arasında eski bir anlaşma vardır: Granit toprağı tutar, çam kökünü salar, köy geçimini kurar.

Bu nedenle Kozak’ın fıstık çamları yalnızca biyolojik bir varlık değildir; jeolojiyle, iklimle, insan emeğiyle ve kültürle örülmüş bir yaşam biçimidir.

Çam fıstığının zahmetli yolculuğu

Fıstık çamı, sabırsız insanların ağacı değildir. Onunla yaşamak, beklemeyi bilmeyi gerektirir. Önce çam fıstığının kabuklu hâli olan küner, toprak ve gübre karıştırılarak hazırlanan naylon torbalara ekilir. Zamanla küçük iğne yapraklı fidanlara dönüşür.

Bahar ve kış yağmurları başlamadan önce bu fidanlar toprağa dikilir. Yaz aylarında kurumamaları için sulanır. Ağaç gelişip serpildikçe dalları güneş ışığından daha iyi yararlanması için aralanır, dipleri temizlenir.

Kozalaklar genellikle şubat ve mart aylarında, yörede “keye” denilen ucu çatallı sopalarla ağaçlardan indirilir. Toplanan kozalaklar yığınlar hâlinde yaza kadar bekletilir. Havalar ısınınca yere serilir; sıcağı gören kozalakların pulları açılır. Ardından künerler çıkarılır, yıkanır, kurutulur ve kırıldığında içinden çam fıstığı çıkar. Kozak adının, “kozalak” sözcüğüyle ilişkili olduğu kabul edilir. Eski kaynaklarda “kozak”, çam kozalağı anlamında da kullanılır.

Kozak’ta çam fıstığı yalnızca bir ürün değildir. Misafire ikramdır, düğün masrafıdır, çocuk okutma umududur, evin çatısıdır, tarlanın sınırıdır. Kısacası köy hayatının ekonomik omurgasıdır.

089Edb13 Ab38 4Dda B732 Ce2A9E951510

Granit Ocakları ve değişen yayla

Kozak’ın taşla ilişkisi yalnızca jeolojik değildir; ekonomik bir yanı da vardır. Aşağıcuma, Terzihaliller ve Hacıhamzalar çevresinde granit işlemeciliği yaygındır. Bölgede granit ocakları bulunur.

Ancak burada hassas bir denge vardır. Bir yanda toprağın ve taşın sunduğu ekonomik imkânlar, diğer yanda aynı taşın taşıdığı ekolojik hafıza… Kozak’ın fıstık çamları, bu geçirgen ve mineral bakımından zengin toprak yapısıyla güç bulurken, madencilik faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkileri de yöre halkı için önemli bir tartışma başlığıdır.

Çünkü Kozak’ta toprak yalnızca basılan yer değildir; ağacın, köyün, geçimin ve hafızanın evidir.

C25A52Fb 1E15 4309 9D8E 33F8264118Bb

Kozak’ta çam fıstığının azalan bereketi

Bugün Kozak’ın çam ağacı imparatorluğu üzerinde sessiz bir gölge dolaşıyor: rekoltenin düşüşü. Kozak Yaylası’nda fıstık çamı köylerin geçimi, emeği ve kültürel hafızasıdır. Bu yüzden son yıllarda rekoltenin azalması, yalnızca tarımsal bir sorun değil; bütün yaylanın yaşam dengesini etkileyen bir kayıptır.

Bu düşüş tek bir nedene bağlanamaz. Çam kozalak emici böceği, kozalakların dışarıdan sağlam görünmesine rağmen içinin boş kalmasına yol açabilir. Buna iklim değişikliği, kuraklık, tozlaşma dönemindeki yağışlar, yanlış budama, mantar hastalıkları ve ağaç stresi de eklenir.

Fıstık çamının kozalakları yaklaşık üç yılda olgunlaştığı için bir yıl yaşanan iklim sorunu, birkaç yıl sonraki ürünü etkileyebilir. Yani Kozak’ta kayıp çoğu zaman bugünün değil, geçmiş yılların gecikmiş yankısıdır.

Madencilik, toz ve hava kirliliği de yaylada tartışılan önemli baskı unsurlarıdır. Rekolte düşüşünü yalnızca madenciliğe bağlamak doğru değildir; fakat havzanın genel stresini artırdığı yönündeki kaygılar da görmezden gelinemez.

Kısacası Kozak’ta fıstık çamının azalan verimi; böcek, iklim, toprak, su, insan müdahalesi ve çevresel baskıların birlikte yarattığı bir sonuçtur. Ağaçlar ürün vermeyerek bize bütün bir coğrafyanın yorgunluğunu anlatmaya çalışıyor.

Ama yine de Kozak’ın hikâyesi yalnızca kayıp hikâyesi değildir. Bu sene yağmurların çok yağmasıyla yeni bir umut doğmuş. Belki bu sene çam fıstığı yeniden gelir diyor, Göbelliler. Çünkü hâlâ insanlar o bereketli günleri hatırlıyor. Toprak hâlâ kök tutuyor.

Belki de şimdi yapılması gereken, o eski anlaşmayı yeniden duymaktır: Taşla ağaç, insanla toprak, geçmişle gelecek arasındaki o sessiz anlaşmayı.

Çünkü bir coğrafyanın bereketini tek başına bir ağaçla korunmaz, o ağacı yaşatan bütün düzenle korunur.

***

Kaynakça

Yorulmaz Kahve, Merve. **“Bergama Köyadları Üzerine Kelime-Anlambilimlik Bir Sınıflandırma.”**

* Türk Patent ve Marka Kurumu. **Bergama Kozak Çam Fıstığı Coğrafi İşaret Sicil Belgesi**, Tescil No: 146.

* Orman Genel Müdürlüğü. **Fıstıkçamı Kozalak Verimindeki Düşüşün Nedenleri**, teknik rapor.

* Anadolu Ajansı / Yeşilhat. **Kozak Yaylası’ndaki Çam Fıstığı Zararlısıyla Biyolojik Mücadele**, 2022.

* İzmir Büyükşehir Belediyesi. **Kozak’ta Çam Fıstığı İçin Mücadele Sürüyor**, 2022.

* Eltez, R. Z.; Kaplanoğlu, E.; Meriç, M. K.; Eltez, S. **Bergama Kozak Yaylası Çam Fıstığı İşleme Tesislerinin Durumu, Sorunları ve Çözüm Önerileri**, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi.

* Bergama Kaymakamlığı. **Kozak Yaylası Fıstık Çamlarındaki Verim Kaybı Değerlendirme Toplantısı**, 2019.