3 Haziran.
Nazım Hikmet’in 63. ölüm yıldönümü…
Bilemiyorum dünyada başka bir örneği var mı?
Bir şair düşünün ki doğum ve ölüm günlerinde her yıl,
dünyanın dört bir yanında, farklı kıta ve ülkelerde; Amerika’dan Avustralya’ya, İsveç’ten Fransa’ya… anılsın.
Dün İzmir’de iki güzel toplantıya katıldım.
İlki, Demokrasi Dostluk Dayanışma Derneği’ndeki anmaydı.
Ardından Fuar Kültürpark’ta,
Nazım Hikmet anıtı önünde,
Konak Belediyesi ev sahipliğinde;PEN,TYS,BESAM ve İzmir 68’liker Vakfı’nın düzenlediği etkinlik…
DDDD’deki anma toplantısı,
yaptığı çekimlerle toplumsal etkinlikleri gelecek kuşaklara taşıyacak bir arşive sahip olan sevgili Osman Korkmaz’ın bize sürprizi ile başladı.
Dikili’de,1992 yılında düzenlenen anmayı duygulanarak seyrettik.
Anma toplantısının konuşmacısı, 22 yıl önce aramızdan ayrılan değerli şairimiz Şükran Kurdakul ve Nazım Hikmet’in şiirlerini okuyan da oyunculuğunun yanında sesiyle de hep anacağımız,23 yıl önce aramızdan ayrılan Kerim Avşar ise nasıl duygulanmayalım ki…
Bir gün önce de,her ikisini de bir 2 Haziran gününde yitirdiğimiz, değerli şairimiz Ahmet Arif ve Türkiye’nin Maksim Gorki’si olarak da tanımlanan büyük yazarımız Orhan Kemal’i anmıştık.
Haziran sıcak.
Ama asıl sıcaklık yüreklerimizde…
“Haziran’da Ölmek Zor
…yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının akışlarına
3 Haziran ‘63’ü…
uy anam anam
haziranda ölmek zor!”
(H.Hüseyin)
Kendimden biliyorum.
Mustafa Kemal ve Nazım Hikmet’iniz varsa,Türkiye dışına çıktığınızda kendinizi
yalnız hissetmiyorsunuz…
‘Benden Selam Söyle Anadolu’yanın değerli yazarı Dido Sotiriou,Yunanistan’da
Nazım Hikmet’in ‘Karanfilli Adam’şiirini- hem de Türkçe-
okuyorsa nasıl duygulanmazsın…
“Karanfilli adam
Ağır kara kaşlarının ardından
Bakıyor cesur çocuk gözleriyle,
Hilesiz bakıyor.
Türküler ancak böyle hilesizdir
Ve ancak komünistler
Ant içer böylesine hilesiz…”
Ya da Hindistan’dasınız…
Sinema yönetmeni genç bir kadın,orada iki Türk’ün de olduğunu belirtip,Nazım Hikmet’ten önce ‘Kuvayi Milliye Destanı’nın ‘kadınlarımız’ bölümünü ardından da ‘Benerci Kendini Niçin Öldürdü’den bir bölümü Hintçe ve İngilizce olarak okuyor…
“Heraklit alnını
Yeşil gözlü zeytinliklerde akan
suya eğdi
ve dedi:
-Her şey değişip akmada,
bu hal beni hayran bırakmada…
Heraklit,Heraklit!
Akar suya kabil mi vurmak kilit…”
Azerbaycan’dasınız ve rehberiniz gururla Nazım Hikmet’in dizelerini okuyor:
“Bakü’ye gidiyorum ay balam
Bakü Aslı ben Kerem
Bakü gençliğim demek
Dost eline emanet ettiğim yürek…”
Nereye giderseniz gidin, Nazım’ın dizeleri yanınızda yanıbaşınızda…
Hakkında yazılmış kitapların sayısı 2 bin’den fazla…
Şiirleri mi?
Dünyadaki tüm ülkelerin üçde birinden fazlasının diline çevrilmiş…
Ne diyor Nazım Hikmet?
“Şairin şiirlerinde halkın nabzı atmalıdır…Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağlantısız konuları işleyen kimse saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır…”
Yine onun deyimiyle, ‘şiirinin kökü yurdunun topraklarındadır.”
Ama bu kökün dalları da Asya’dan Avrupa’ya,
Afrika’dan Amerika’ya… dünyanın dört bir yanında ezilenlerin,emekçilerin mücadelelerine uzanmıştır…
Neler yoktur ki onun şiirlerinde…
Emperyalizme,sömürüye karşı mücadele,eşitlik,
özgürlük,memleket ve insan sevgisi ve sevda…
Umutsuzluğun insan yüreğini dağladığı en zor anlarda bile Nazım Hikmet çıkar karşımıza gelecek güzel günlere inancıyla…
“Yani içerde on yıl onbeş yıl
daha da fazla hatta
geçirilmez değil,
geçirilir,
kararmasın yeterki
sol memenin altındaki
cevahir!..”
“Yani ,öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile mesela,
zeytin dikeceksin…”
“İnanın güzel günler göreceğiz çocuklar
Güneşli günler göreceğiz
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar
Işıklı maviliklere süreceğiz…”
Nazım Hikmet.
Ahmet Arif.
Orhan Kemal…
Anılarına sonsuz saygı ve sevgiyle…