Sıcak bir bahar akşamında indik İzmir’e…

Özsularımı aldığım topraklarda, ülkemde olmanın sevinci, ertesi gün 1 Mayıs’ta dostlarla kucaklaşacak olmanın heyecanıyla sarıp sarmalanıyor…

İçim kıpır kıpır..

Uyur uyanık geçen ilk akşam.
Sabah kendimi sokağa attığımda, dünden tamamen farklı; soğugumsu, çiseleyen yağmuruyla ıslak bir gün karşılıyor beni…

Hava dönmüş…

Geçmiş 1 Mayıs’larda söylediğimiz Can Baba’nın
‘İşçi Marşı ‘şiirini anımsayıp,
mırıldanıyorum:

“Hava döndü
İşçiden işçiden esiyor yel…

Tekliyor işte çağın çarkına
okuyan çark
Ve durdu muydu bir gün
bu kör, avara kasnak
Bir zincir yitirenler
bir dünya kazanacak.
Sen de o dünyadansın
sınıfın bil safa gel
Hava döndü
İşçiden işçiden esiyor yel…

Sen ki Ferhatsın işçi,
günün senin gelecek.
İndir külüngün indir!
Del şu karanlığı del!
Del ki dağlar ardından
önümüzde bir çiçek gibi
açsın aydınlık
tekmil olunca tünel…”

İki gün önceki haberi anımsayınca içim bir kez daha umutla doluyor:

“Maden işçileri kazandı…
Ödenmeyen ücret ve tazminatları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen ve açlık grevi başlatan Doruk Madencilik işçilerinin eylemi kazanımla sonuçlandı…”

Emek varsa umut da vardır…

Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nden limana doğru yürüyüp, tarihi dokusunu koruyan cumbalı iki katlı güzelim evleriyle sola dönen
‘Gazi Kadınlar Caddesi’ne giriyorum.

Üyesi olmaktan onur duyduğum,Demokrasi Dostluk ve Dayanışma Derneği’nden dostlarla, Mülkiyeliler Birliği Lokali’nde
buluşup kucaklaşacak; birlikte kahvaltı yapıp, 1 Mayıs’ı kutlayacağımız Gündoğdu Meydanı’na yürüyeceğiz…

Kapıyı açan -michelin yıldızlı lokali de işleten- başkan Kemal ile şakalaşıyorum:
‘İlk gelen, 18 bin km. uzaktan, Avustralya’dan gelen ben mi oluyorum!..”

Lokali dostluk ve dayanışmanın kokusu sarıp sarmalıyor…

Kahvaltımız, gevrek ve çay eşliğinde peynir ve bir dostun bahçesinde üretip yaptığı sofralık zeytinler..

Meydana yürüyoruz.
Sokaklar polis barikatlarıyla kesilmiş…
Tek, tek aranarak giriyoruz.

Polis,yanımdaki kadın öğretmen dostun çantasındaki iki kalemi alıp el koyduğunda,soruyor arkadaşım:
“Kalem bunlar! Niçin alıyorsunuz?..”

Az sonra içinde yüzlerce pankartın dalgalanacağı meydanın girişinde, dalga geçercesine yanıtlıyor polis:

“Şimdi siz içerde bununla pankart yazarsınız!…”

Ben de arkadaşıma dönüp polise bakarak sesleniyorum:
“Hocam, kalemden büyük silah var mı?..Bu yüzden el koyuyorlar…”

Polis ters ters bakmakla yetiniyor…

Önce sendikalar dalga dalga akıyorlar meydana…
TÜRK İŞ,marşlar çalan bando takımıyla giriyor…
DİSK,davul zurnalı gruplarla…
Halaylar çekiliyor…
Ardından KESK..
(Kamu Emekçileri…)

Bu üç emek örgütünün 1 Mayıs’ı birlikte kutlamasıyla mutlanıyorum…

Gözüm öğretmen örgütlenmelerinde…
Eğitim Sen, Eğitim İş…
(TÖS’ü,Töb-Der’i anımsayıp,
‘ne zaman güçlü bir birlikteliği gerçekleştirecekler…’
diye geçiriyorum içimden…)

Ve partiler, gençlik örgütlenmeleri, dernekler dolduruyorlar meydanı…

İlgimi bir pankart ve arkasında yürüyenler çekiyor:
‘Yargıçlar Sendikası…’

‘Bir gün ülkemde de adalet ve hukukun üstünlüğü hakim olacak…‘ umuduyla seviniyorum…

Aynı alanda çalışan,emekli sendika ve derneklerini görünce şaşırıyorum…
Anımsayamayacağım kadar farklı isimde emekli sendikaları…
Bu darmadağınıklılığın nedenini sorguluyorum…

Meydan doluyor…
Herkes birlikteliğin verdiği gücün coşkusuyla bayramı kutlarken, İstanbul’dan gelen haberler yüreğimizi dağlıyor…

Yine polis müdahalesi…
Sıkılan gazlar…
Yaralananlar…
500’den fazla gözaltı…

İstanbul’da,Taksim Meydanında -benim de katıldığım- 1 Mayıs 1977’de, sanırım dünya tarihindeki en büyük katliamın yaşandığı güzel ve acılı ülkem…

Bu saldırılar o acıyı hep canlı tutuyor, kanatıyor…
İzmir’deki coşkulu bayram kutlamanın sevinci,
İstanbul’da yaşananların acısıyla buruklaşıyor…

Orada da İzmir’deki gibi insanlar coşkuyla kutlasalar bayramlarını ne olur!..

Hasan Hüseyin’in dizelerini mırıldanıyorum:

“Duy da silkin n’olursun
bu ne biçim uyku bu
bıçak kemikte

Üretensin,yaratansın
yürütensin dağları
bakma öyle kilit kilit
duvar duvar
yetsin artık bu susku
bıçak kemikte…

Anasın boynun bükük
babasın kolun kırık
oğullar kan içinde…
Kaldır artık başını
‘kalsın benim davam divana
kalsın’ demiş ozan
o divan sensin artık
bıçak kemikte…”

Meydanda bulutlar dağılmaya başlıyor…
Güneş gösteriyor yüzünü…

Güzel ülkemde de
‘Hava dönsün’ diyorum…
Demokrasiden, özgürlükten,
adaletten yana essin yel…

‘Ağır ellerini toprağa basıp doğrul’ artık…

İzmir’den tüm dostlara sağlık dileğiyle kucak dolusu selam ve sevgiler…

1 Mayıs Uluslararası İşçi ve Emekçi Bayramımız Kutlu Olsun…

Whatsapp Image 2026 05 02 At 08.34.10

Whatsapp Image 2026 05 02 At 08.34.10 (1)

Whatsapp Image 2026 05 02 At 08.34.10 (3)