Gitmediğin köy senin olmaz...

Bergama’nın köyleri, haritada küçük noktalar gibi görünür ama her biri ayrı bir iklim, ayrı bir ses, ayrı bir insan hikâyesi taşır. Eski hesaba göre 114 köyü ve köy karakterini hâlâ koruyan 5 beldesiyle; bugünkü idari düzenlemede 119 kırsal mahalleye uzanan Bergama, İzmir’in en zengin köy dokularından birine sahip.

Ama Bergama’yı rakamlarla anlatmaya kalkınca insan daha yolun başında eksik kalır. Çünkü bu coğrafya, asıl yüzünü patikalarda gösterir. Dağ yamacına yaslanmış evlerde, sabah serinliğinde tarlaya giden traktör sesinde, zeytinliklerin arasından kıvrılan yollarda, kahve önünde uzayan kısa selamlaşmalarda açar kendini.

Biz de “Gitmediğin köy senin olmaz” diyerek yola çıkan Bergama Yürüyüş Grubu ve Dikili Uçan Kuşlar Bisiklet Grubu’ndan doğaseverlerle birlikte, bir pazar sabahı Bergama’nın bu saklı yüzlerinden birine doğru yürüdük. Çocuklar, gençler, yetişkinler… Hepimiz aynı merakın peşindeydik: Yaşadığımız yeri uzaktan bilmekle yetinmeyip adımlarımızla tanımak.

4C6054Ee 75E7 4936 89B2 82C3D0953Bb0

Tepeköy / Zeytinli Hattı: Ovanın ormana yaslandığı yer

Bu kez rotamız Bergama’nın güneybatısındaki Tepeköy’dü. Ovanın ormana sokulduğu, toprağın hâlâ insan emeğiyle konuştuğu bir kırsal mahalle. Bergama Belediyesi kayıtlarında Tepeköy; 130 rakımlı, orman kenarı karakteri taşıyan, ilçe merkezine yaklaşık 8 kilometre uzaklıkta bir yerleşim olarak geçiyor. Doğusunda Yalnızev, batısında Sağancı, güneyinde Ovacık, kuzeyinde Çamköy uzanıyor. Nüfusu belediye sayfasında 1.160 olarak belirtiliyor.

Fakat Tepeköy’ü yalnızca rakım, nüfus ve idari bilgilerle anlatmak bu köye haksızlık olur. Burası, toprağın hâlâ gündelik hayatın merkezinde durduğu yerlerden. Evlerin önünde kuruyan ürünler, bahçe kapılarından taşan mevsim kokuları, yol kenarındaki zeytinler, sabah erkenden duyulan motor sesleri…

Tepeköy’ün Zeytinli mahallesinden kuzeye, taşlı bir dere yatağına doğru çıktığınızda manzara yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Köy geride kalıyor. Tarlalar seyrekleşiyor. Çalılar, kayalar, eski patikalar ve suyun açtığı dar geçitler yolu devralıyor. İlk bakışta sıradan bir doğa yürüyüşü gibi başlayan rota, birkaç adım sonra Bergama kırsalının taş, su ve insan hafızasını taşıyan eski bir güzergâha dönüşüyor.

1Dc32767 0339 4Fb8 Be47 Cab0527212Ab

Suyun sesine doğru

Bu tür rotalara yerel rehbersiz çıkmamak gerektiğini yolun başında söylemek lazım. Dağ yolu şakaya gelmez. Suyun nereden geçeceğini, patikanın nerede daralacağını, hangi yamacın dikkat istediğini bilen biriyle yürümek hem güven hem de saygı meselesidir.

Bizim yolumuzda, bölgeyi önceden adımlamış gönüllü rehber Metin Aktürk’ün bulunması büyük şanstı. Metin Abi’nin yol göstericiliğinde yürürken, birlikte yol aldığımız insanlarla ortak bir ritim, ortak sessiz bir hikâye kuruluyordu. Çünkü bir yolu anlamlı kılan sadece doğal güzelliklere sahip olması değil, oradan kimlerle ve nasıl geçtiğinizdir. Kırsal yollarda en eski kural hâlâ en sade olanıdır: Ayak izinden başka iz bırakmadan, doğanın sesini bastırmadan, gördüğünü tüketmeden, merakını saygıyla taşıyarak yürümek.

5F5D7C35 9E49 44C6 9739 983D54Edc045

Tepeköy / Zeytinli Mahallesi’nden kuzeye doğru yükselen rotada; taşlı dere yatağını, çalılıkların arasındaki patikaları ve orman kıyılarını geçtikten sonra yol birden suyun sesine açıldı. Yürüyüşün bittiğini sandığımız anda, kayaların arasından gürül gürül akan isimsiz bir şelale karşımıza çıktı. Bu şelalenin haritalarda adı yok. Doğanın var olmak için ada ve haritada bir noktaya ihtiyacı da yok. Sırt çantaları yere bırakılıyor. Herkes bir kayanın üstüne oturuyor. Bir süre yalnızca suya bakılıyor. Çünkü bazı manzaralar anlatılmak için acele istemez. Önce insanı susturur, sonra içinden konuşmaya başlar.

Bu yıl bölgeye bol yağış düştüğü için şelale en coşkulu hâllerinden birini yaşıyordu. Su, kayaların arasından kendine yol açarak akıyor; önü kesildiğinde yön değiştiriyor, taşa çarpıp köpürüyor, küçük havuzlarda soluklanıp yeniden hızlanıyordu. İnsan suyun karşısına oturunca, Thales’in o eski cümlesi ansızın felsefe kitabından çıkıp canlı bir gerçeğe dönüşüyor: Her şeyin başı su. Şelalenin karşısında suyu anlamak için filozof olmaya gerek yok.

Belki de su kenarında mutlu olmamızın sebebi, içimizde çok eski bir hafızanın hâlâ yaşıyor olmasıdır. Göç yollarından, oba yerlerinden, pınar başlarından, dere yataklarından kalma o ilk bilgi: Su varsa hayat var.

Ef470472 6B84 42Cb 8Eb6 24Bc0891C5B0

Dönüş yolunda bir başka su

Dönüşte aynı iz üzerinden ilerlerken bu kez vadinin dibine doğru indik. Patika bizi başka bir su sesine, başka bir şelalenin üst bölümündeki taşlık alana çıkardı.

Yürüyüş bahanesiyle biraz çocuklaştık açıkçası. Taşların üzerinden atladık, suyun yanından geçtik, kayaların arasında zamanın yavaşladığı o kısa aralığa tutunduk. Doğada yürümek biraz da budur: Yılların insana giydirdiği ciddiyeti bir süreliğine çıkarıp çantaya koymak. Gidiş dönüş yaklaşık sekiz kilometre yol yürüdükten sonra yeniden köye döndük. Tepeköy / Zeytinli Mahallesi’nin küçük meydanına vardığımızda, yürüyüşün yalnızca doğa içinde geçmediğini, köyün insanıyla tamamlandığını anladık.

Köyün içinden geri dönerken pencerelerden seslenenler oldu:

“Ot topladınız mı?”

“Beğendiniz mi?”

“Yine gelin.”

“Güzel yürüdünüz.”

Birkaç cümle işte. Ama bazen bir köyün kapısını açmaya yeter. Biraz sohbet uzayınca eve davet edenler bile çıktı. Kapı aralığından gelen o içten çağrı, yol yorgunluğuna sıcak bir çay gibi dokundu.

Mahallenin kahvesinde içilen çay, muhtarla ve köylülerle edilen sohbet olmadan bu gezi tamamlanmış sayılmazdı. Çünkü köy, yalnızca fotoğrafı çekilip geçilecek bir manzara parçası değildir. Köy konuşunca açılır, dinleyince derinleşir. Gitmek yetmez; selam vermek, çay içmek, hikâyesini duymak gerekir.

Efcc7C2C 5Ac8 490D B624 Fb84F8Da5143

Çetmi dedikleri: Bergama’nın Çepnileri

Tepeköy ve çevresindeki köylerde, yerel ağızda “Çetmi” diye anılan Çepni Türklerinin izleri var. Bu bilgi, yolun doğa tarafını bir anda tarih ve kültür tarafına bağlıyor. Çünkü Bergama kırsalını anlamak için dereye, ağaca, kayaya bakmak yetmez; isimlere, ağızlara, cemlere, ocaklara, eski göç yollarına ve türkülerde kalan kelimelere de kulak vermek gerekir.

Çepniler, Oğuz Türklerinin en eski boylarından biridir. Faruk Sümer’in TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Çepniler” maddesine göre Çepni adı, Kâşgarlı Mahmud’un Oğuz boylarını saydığı listede geçer. Reşîdüddin ise Çepnileri Üçoklar kolu içinde gösterir. Reşîdüddin’in aktardığı anlamıyla Çepni, “düşmanla her zaman savaşır” fikriyle açıklanır. Bu da boyun tarihî hafızasında savaşçı, sınır koruyucu ve akıncı bir kimliğin öne çıktığını gösterir.

Ama Çepni kimliği yalnızca savaşçılık üzerinden okunamaz. Çepni / Çetmi toplulukları Anadolu’da çadırla, kilimle, sürüyle, ocakla, türküyle, tarımla ve yerleşme emeğiyle de iz bıraktı. Anadolu’nun Türkleşme ve iskân sürecinde önemli roller üstlendiler. XVI. yüzyılda Anadolu’da Çepnilere ait çok sayıda yer adının görülmesi de bu güçlü varlığın işaretlerinden biridir.

Çepnilerin Anadolu’daki en belirgin tarihî izlerinden biri Karadeniz hattındadır. Sinop, Canik, Ordu, Giresun ve Trabzon çevresi Çepni varlığının yoğunlaştığı bölgeler arasında sayılır. XIII. yüzyıl ortalarından itibaren Sinop’a doğru hareket ettikleri, Karadeniz savunma hattında önemli bir güç hâline geldikleri ve Orta-Doğu Karadeniz’de Trabzon Rum İmparatorluğu’na karşı mücadelede öne çıktıkları belirtilir.

66D51324 97C2 4784 B54B 83858C817B97

Zamanla Batı Anadolu’ya, Balıkesir’e, Bergama’ya, Kınık’a, Manisa çevresine, İç Anadolu’ya ve başka bölgelere de yayıldılar. Bu yayılış tek çizgili bir göç hikâyesi gibi okunamaz; inanç, iklim, geçim, devletin iskân politikaları ve yerel coğrafyalarla şekillenmiş çok katmanlı bir tarihsel harekettir.

Bergama yöresindeki Çepniler ise Doğu Karadeniz Çepnilerinden farklı bir kültürel alanı temsil eder. Bu konuda en kıymetli kaynaklardan biri Osman Bayatlı’nın 1944 tarihli Bergama’da Köyler: Pınarköy, Narlıca, Tepeköy, Yalnızev / Dört Çepni Köyü adlı çalışmasıdır. Bayatlı, bu dört köyün aynı vadi boyunca kurulduğunu; gelenek, görenek ve inançlarının ortak olduğunu; halkın “Çepni–Çetmi aşiretinden” geldiğini yazar.

Bu köylerin inanç dünyasında Alevi-Bektaşi izleri güçlüdür. Bayatlı’nın aktardığı “eline, beline, diline hâkim ol” ilkesi de bu toplumsal ahlakın temel cümlelerinden biridir. Bu söz, yalnızca bireysel bir öğüt gibi okunamaz; ortak yaşam düzenini, komşuluk hukukunu, aile onurunu ve toplumsal güveni ayakta tutan eski bir yol ilkesidir.

El haksızlığa uzanmayacak.

Bel nefsin esiri olmayacak.

Dil yalanla, kırıcı sözle kirlenmeyecek.

Bu üç ilke bir araya geldiğinde Alevi-Bektaşi yolunda insan-ı kâmil, yani olgun insan idealine bağlanır. İyi insan; davranışıyla, sözüyle, başkasına karşı tutumuyla olgunlaşır. Alevilikte buna “yol” denir. Yol, yalnızca gidilen yer anlamına gelmez; insanın kendini nasıl taşıdığıdır.

Bayatlı’ya göre bu topluluklar uzun süre konar-göçer yaşamış, kışlak ve yayla düzeni içinde varlıklarını sürdürmüştür. Hicrî 1285 civarında, miladi takvimle yaklaşık 1868–1869 yıllarında, göçebe aşiretlerin kalıcı yerleşim süreci başlamıştır. Bergama çevresindeki köylerde “Çetmi” adlandırmasının bugün hâlâ yaşaması, bu canlı hafızanın güçlü bir parçasıdır.

Bu yüzden Çepni’yi gerçekten anlamak isteyenin arşive bakması kadar köy kahvesine, cem evine, mezarlığa, eski yol adlarına ve türkülerde kalan kelimelere de kulak vermesi gerekir.

9E2Bd649 Ede9 471A Abbd 135B33E2B735

Yolun sonu

Tepeköy’den isimsiz şelaleye uzanan bu yürüyüşle suya, taşa, köye, insana ve geçmişe aynı anda dokunan bir hafıza yolu açtı. Bazen bir derenin sesi, koca bir tarihin kapısını aralar. Bazen haritada adı bile yazmayan bir şelale, yaşadığın coğrafyaya yeniden bakmayı öğretir.

Belki de “Gitmediğin köy senin olmaz” cümlesinin asıl anlamı burada saklıdır. Bir yeri sevmek için önce yolunu yürümek gerekir. Suyunu dinlemek, insanıyla konuşmak, geçmişini ciddiye almak, toprağına saygıyla basmak gerekir.

*****

Kaynakça

Bergama Belediyesi. “Tepeköy Mahallesi” kırsal mahalle bilgileri.

Bayatlı, Osman. Bergama’da Köyler: Pınarköy, Narlıca, Tepeköy, Yalnızev / Dört Çepni Köyü. Bergama Halkevi Yayını, 1944.

Sümer, Faruk. “Çepniler.” Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.

Kâşgarlı Mahmud. Dîvânu Lugâti’t-Türk. Oğuz boyları listesi.

Reşîdüddin Fazlullah. Câmiʿu’t-Tevârîh. Oğuz boyları ve Çepnilerle ilgili aktarımlar.

Çelik, Ali. Anadolu’daki Çepni toplulukları, inanç farklılaşmaları ve bölgesel kültürleri üzerine çalışmalar.

Yerel saha gözlemleri. Tepeköy / Zeytinli Mahallesi, Karadere hattı, Alacalar yönü yürüyüş rotası; Bergama Yürüyüş Grubu ve Dikili Uçan Kuşlar Bisiklet Grubu gezi notları.