Bu roman, bir kasabanın sokaklarından evlerin içine, bir dönemin değişimini ve o değişimin insanın içinde açtığı çatlakları anlatıyor.

Araştırmacı Yazar, Sefa Taşkın’ın Dalgalı Denizin Köpükleri romanı, 50’li yılların Bergama’sını yalnızca tarihsel bir zemin olarak değil, insan ruhunu biçimlendiren görünmez bir kuvvet olarak ele alıyor. Bu roman, bir kasabanın sokaklarından evlerin içine, bir dönemin değişimini ve o değişimin insanın içinde açtığı çatlakları anlatıyor.

Dalgalı Denizin Köpükleri kitabını bitirdiğinizde aklınızda yalnızca karakterler ya da sahneler kalmıyor; içinize çöken bir kasaba duygusu kalıyor. Ve bildiğimiz Bergama ve Dikili’nin bambaşka yaşamlarla bezenmiş hali bu…

Sefa Taşkın, Ege taşrasını nostaljik bir geçmiş güzellemesiyle kurmuyor; tersine, modernleşmenin, ekonomik dönüşümün, yerleşik ahlakın ve suskunluğun insan hayatında nasıl ağır bir gölgeye dönüştüğünü gösteriyor. Bu yüzden romanda kasabada yaşam, başlı başına bir kader, hatta kimi zaman sessiz bir tahakküm biçimi olarak beliriyor. Kasaba’nın bu gücüne karşı yazar:

“İnsanının kendi başına yürüyeceği yollar kapalı olmamalıdır, yoksa başkaldırmak haktır” diyor.

Ve kasabada yaşama dair her şey kitabın konusuna girmiş, pamuk üretimi, çırçır fabrikaları, zeytincilik, sulama, elektrik, emek, sınıfsal gerilimler ve kasaba hayatının görünmez hiyerarşileri, romanda dekor değil. Bence kitapta yazarın en önemli başarısı da bu mekânı canlı bir varlığa dönüştürmesi, Domuz Meydanı, Atmaca Mahallesi, Kız Türbesi, Filli Köprü, antik dönem kalıntıları… Bütün bu ayrıntılar, bize yalnızca tanıdık bir coğrafyanın izlerini verirken, bakışı olan, yargısı olan bir yer duygusu kuruyor.

Bu romanda tek bir baş kişi yok, pek çok başkişi arkasında saklana bir kasaba var. Roman kahramanlarına gelirsek, Kerem, Nuriye, Vasili, Sema, Nahide Hanım, Çepni Muharrem, Lokantacı Mustafa, Kahveci Yakup, yalnızca kurmaca figürler değil sanki kasabanın müşterek hafızasından çıkıp gelmiş insanlar. Kurmaca olamayacak kadar sıradışı hayatların insanları. Üstelik romanda asıl ağırlık, söylenenlerde değil, söylenemeyenlerde toplanıyor. İmalar, yarım kalan cümleler, ertelenmiş kararlar, içe gömülmüş arzular konuşuyor. Taşra tam da böyle konuşur zaten; yüksek sesle değil, eksilterek, ima ederek.

Dalgalı Denizin Köpükleri kitabı bittiğinde insanın aklında yalnızca olaylar kalmıyor; insanın içini uzun süre terk etmeyen bir sıkışma, bir burukluk, bir düşünce kalıyor.

İyi edebiyat da biraz bunu yapmaz mı zaten: Hikâyeyi biter ama etkisini bitirmez.

Yazar Sefa Takın Kimdir:

Sefa Taşkın; 1950’de Bergama’da doğmuş, inşaat mühendisi, yazar, çevreci ve eski Bergama Belediye Başkanıdır. 1989–1999 arasında Bergama Belediye Başkanlığı yaptı; özellikle Bergama’daki çevre mücadelesi ve Pergamon Zeus Sunağı’nın geri getirilmesi yönündeki çalışmalarıyla tanındı. Edebiyat ve araştırma alanında da üretken bir isimdir; Pembe Sardunya, Kına Rengiydi Deniz, Luviya 1, 2, 3 ve Dalgalı Denizin Köpükleri onun bilinen kitapları arasındadır.