Granit taşı öneminin vurgulandığı ve sanat ile buluştuğu sempozyum... Dikili Granit Taş-Heykel Sempozyumu

Dikili’de 1-31 Temmuz 2006 tarihleri arasında düzenlenen, 1 ay süren uluslararası düzeyde yapılan, granit taşının öneminin vurgulandığı ve sanat ile buluştuğu sempozyumdur.

Granit Taş bölgemizden çıkartılıp Dikili Limanı’ndan yurt dışına ihraç edilen önemli bir üründü. Dönemin belediye başkanı Osman Özgüven, bu doğal taşı kullanmayı tercih ederek, şehir içindeki birçok ana ve ara yolları bu taş ile yaptırmıştı. 1.Uluslararası Granit Taş Heykel Sempozyumu’nun yapılmasına karar verilmesi ise ilçede sanat alanında bir ilkin gerçekleşmesini sağladı. Finlandiya’da yaşayan Türk heykeltıraş Hasan Fuat Sarı ile girişimlerde bulunularak ve sempozyum için harekete geçildi. Sempozyumun Uluslararası Koordinatörlüğünü ve Sanat Danışmanlığını Hasan Fuat Sarı, yerel koordinatörlüğünü ise Dikili’nin tanınmış sanatçılarından Behçet Urgun ve Dikili Belediyesi ile koordineyi sağlayan Ali Uygan yaptı. Dönemin Jeotermal A.Ş. Başkanı Salim Çelebi’nin de desteği önemliydi.

1 Temmuz’da başlayan etkinlikler çerçevesinde 1 ay boyunca Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden ve Türkiye’den katılan heykeltıraşlar kendilerine tahsis edilen granit taşlar ile eserlerine yontularını vurarak eserlerini şekillendirdiler. Çalışmalar devam ederken granit taşın önemini vurgulayan paneller ve söyleşiler de düzenlendi.

Sempozyumun amaçları arasında uluslararası sevgi, barış ve dayanışmayı sağlamanın yanı sıra Dikili’den gemilerle dünyaya sevk edilen dünyanın en kaliteli granit taşları arasında bulunan bu malzemeyi sanatsal alanda kullanarak ilçede de buna bağlı olarak bir kültürel profil kazandırmak da vardı. Ayrıca Türk sanatçıları dünya sanatçıları ile bir araya getirerek mesleki ve kültürel değişimi sağlamak, genç kuşak sanatçı adaylarını uluslararası sanatçılarla buluşturmak ve onların eğitimine, bu alandaki bilgi ve görgülerine destek vermek de hedeflendi.

K A P A K-1

Sekiz ayrı ülkeden Dikili’ye gelen ve sempozyuma katılan heykeltıraşlar, ilçenin çeşitli yerlerinde çalışmalarını gerçekleştirdi. Meksika’dan Irma Ortega Perez, İspanya’dan Felipe Ferrer Guaita, İngiltere’den Michael Dan Archer, Finlandiya’dan Hasan Fuat Sarı ve Mika-Matti Nieminen, Belçika’dan Doğan Çakır, İtalya’dan Luca Zubelli ve Türkiye’den Selçuk Yılmaz sempozyuma katılan heykeltıraşlardı.

Sempozyuma katılan heykeltıraşlara Eskişehir Anadolu, Antakya Mustafa Kemal ve Ege Üniversitelerinin Güzel Sanatlar Fakültelerinin Heykel bölümü öğrencileri asistan olarak katılarak destek verdiler.

Dikili 1.Uluslararası Granit Taş Heykel Sempozyumu’nun açılışı Finlandiya’nın Uluslararası Ünlü Modern Dans Tiyatrosu, ERI Dans Theatteri ile yapıldı.

Basında geniş yer bulan bu sempozyumun bitiminde heykeltıraşlar, Dikili’nin çeşitli noktalarını belirleyerek eserlerini Dikili halkına armağan etti. Sempozyumun sonunda ortaya çıkan eserler aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Zeynep Yasa’nın hazırladığı Türkiye Heykelleri Haritasında yerlerini aldılar. Dikili’de ise heykeller bugünkü Bülent Ecevit Meydanı’ndan başlayarak Sevgi Yolu’nun sonuna kadar geniş bir alanda sergilendi. Bunların bazıları çeşitli zamanlarda zarar gördüler, birçoğu ise Adil Kırgöz’ün belediye başkanlığı sırasında Sevgi Yolu’nun düzenlemesi yapılırken kaldırıldı. Dikili’de sempozyum sırasında yapılan ve uzun yıllar sergilenen heykellerin hikayeleri ise aşağıdaki gibidir:

ARABA –DOĞAN ÇAKAR

Belçika’da yaşayan Doğan Çakar’ın yaptığı Araba heykeli bugün Bülent Ecevit Heykeli’nin bulunduğu yerde sergilenmişti. Ancak Mustafa Tosun’un belediye başkanlığı döneminde meydan düzenlemesi yapılınca Araba heykeli Nazım Hikmet Parkı’nın girişine konularak yeni yerini aldı. Doğan Çakır, Araba adlı eserinde taşın insanoğlunun ilk zamanlarından beri insanla geliştiğini, ilk çağlardan beri de taşın gelişim serüvenini, zamanda yolculuğunu anlatmaktadır.

No 1

SOKAK ÇOCUKLARI – İRMA ORTEGA PEREZ

Meksikalı heykeltıraş İrma Ortega Perez’in Sokak Çocukları eseri günümüzde Mavi Bayrak’ta sergilenmektedir. Meksikalı heykeltıraş, ülkesinde soğuk havalarda logar kapaklarının altına girerek sıcak boruların üzerinde ısınmaya çalışan çocuklardan yola çıkarak dünyadaki yoksulluğu konu almıştır. Logar deliği granit çalışmada soyut olarak yer almıştır. Dikili’nin gurup saatinde güneşin logar deliğine denk gelmesi ile güneşin sıcaklığının çocukların ısınmasıyla özdeşleştirilmesi çalışmanın en önemli detaylarından biridir.

No 2

DALGA - SELÇUK YILMAZ

Ülkemizin önemli heykeltıraşları arasında gösterilen Selçuk Yılmaz’ın Dalga adlı eşsiz çalışması Muammer Aksoy Parkı’nda yer almaktadır. Selçuk Yılmaz, bu eserinde suyun ve dalganın granit taşın sağlamlılığı ile özdeşleştirerek gücünü simgelemiştir.

No 3

KARYOLA –MİKA MALTİ NİEMİNEN

Karyola, sadece bir ev eşyası mıdır? Onu sıradan bir eşyadan ayıran en büyük özellik eşleri bir ömür boyu sırtında taşımasıdır. Aşkın ve sevginin ev sahipliğini yapması, sırdaş olmasıdır. Finlandiyalı heykeltıraş Mika Malti Nieminen hayatın içinde sevgi kavramını farklı bir açıdan değerlendirerek bu heykeli yapmış ve Dikili halkına armağan etmiştir.

No 4

Hükümet Konağı ve Emniyet Müdürlüğünün denize bakan bahçesinde sergilenmekte olan Karyola adlı eser, ağaç budaması yapılırken dikkatsizce hareket edilmesi sonucunda yere düşen dallarla birkaç yerinden kırılmıştır. Daha sonra çöpe atılarak hazin bir sona maruz bırakılmıştır.

No 5

TERMİT YUVASI – FELİBE FERER GUAİTA

Granit taşın doğanın bir parçası ve canlılarla uyum içinde olduğu temasıyla İspanyol sanatçı Felibe Ferer Guaita, Termit Yuvası adını verdiği eserini Sevgi Yolu’nun hemen girişinde sergilemiştir. İspanyol sanatçı üç granit bloktan oluşan çalışmasında doğanın bir parçası olduğunu vurgulayarak kuş ve böceklere yaşam alanı sağlamıştır. Eserin en üstünde küçük bir oyuk vardır. Kuşların su içmesi için böyle bir detay düşünülmüştür. Günümüzde heykelin nerede olduğu bilinmemektedir.

No 6

MADRA DAĞLARI VE DENİZ –HASAN FUAT SARI

İki parçada tek bir hikâyeyi anlatmaya çalışan, sempozyumun gerçekleşmesinde büyük emeği olan Hasan Fuat Sarı, eserinde bir Dikili manzarası sunmaktadır. Madra Dağları’na yaslanmış bir Dikili körfezi ve bu denizde soyut bir şekilde konu alınmış balıklar eserin ana temasıdır. Sevgi Yolu’nda sergilenen bu eser, zaman içerisinde farklı zamanlarda saldırıya uğramış ve denize atılmıştır. Karyola heykeli gibi bugün aramızda olmayan eserin sadece balık simgesi kalmıştır.

No7-1

PENCERE – MİCHAEL DAN ARCHER

İngiliz sanatçının Pencere adlı eseri 2 parçadan oluşmaktadır. İçi kare şeklinde pencereyi andıran birinci parça 3 bloktan oluşan bir gökdelen temasına bakmaktadır. Bu gökdelen, günümüz dünyasında şehirleşme ve betonlaşmayı simgelemektedir. Sevgi Yolu’nda pencereden deniz yönüne bakıldığında doğallığı, gün batımı görülmektedir. Diğer tarafından bakıldığında betonlaşma görüldüğünden, sanatçı eseri inceleyen insana doğa ile betonlaşma arasında tercih yapma konusunda sorgulama imkânı da sunmaktadır. Pencere adlı eser de günümüzde ilçenin herhangi bir noktasında sergilenmeyen eserler arasındadır.

No 8

ANNE VE ÇOCUK –LUCA ZUPPELİ

Sempozyumdan beri en çok konuşulan, beğenilen ve fiziki olmasa da düşünsel olarak saldırıya uğrayan, Anne ve çocuk eseri ile Luca Zuppeli, sadece anneyi konu almıştır. İtalyan sanatçı kucağında bebeğini taşıyan anne çalışmasını iki granit taşın oluşturduğu silüet şeklinde yansıtmıştır. Zuppeli çalışmasında anne olarak heykelciliğin üretkenliğine gönderme de yapılmıştır. Dikili’de bazı çevreler heykelin Meryem Ana ve kucağında Hz. İsa’yı anlattığını iddia etmesi ve Dikili’de Hristiyanlık propagandası yapıldığını ileri sürmesi eser ile ilgili tartışmaların merkezini oluşturmuştur.

No 9 (2)

---------------------

KAYNAKÇA

Gerçek Haber, 30 Mayıs 2006

https://www.ajansbakircay.com/dikili-1uluslararasi-granit-tas-heykel-sempozyumu-makale,825.html , Erişim Tarihi 30.12.2024 Erişim Saati 13.11

Behçet Urgun ile 14-16 Ağustos 2020 Tarihlerinde Yapılan Sözlü Tarih Çalışması

Dikili Belediyesi, Dikili I. Uluslararası Granit Taş Heykel Sempozyumu tanıtım broşürü

Behçet Urgun’na Ait Sempozyum Proje Notları