“Ant içeriz ki, laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, yüce Türk ulusunun namus ve şerefine, aziz vatanın bir karış toprağına uzanacak eller karşısında bizi bulacak ve kılıçlarımız daima keskin ve hazır olacaktır. Bizler Türk istikbalinin evlatlarıyız. Şerefimizle doğduk, şerefimizle öleceğiz. Ne mutlu Türküm diyene!”
Tarih 30 Ağustos 2024 Zafer Bayramı yer Kara Harp Okulu tören alanı. Mezun olan teğmenler diplomalarını almışlar, tören sona ermiş ve geleneksel olarak adlandırdıkları üniversitelerde ki mezuniyet sonrası diploma töreninde ki kep atma kutlaması benzeri “kılıç çatıp, yukarıda ki subay andını okuyorlar ve Mustafa Kemal’in askerleriyiz sloganı ile sonlandırıyorlar kutlamalarını.”
Ne var bunda yıllardır uygulanan bir tören ve okunan subay andı da 1995-2023 yıllarında törenlerde yemin olarak okunmuş diyebilirsiniz. Ama öyle olmuyor 7 Eylül 2024 de Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklama ile fitili ateşliyor.
“Malum mezuniyet töreninde bazı istismarcılar ortaya çıkmak suretiyle kılıçlar çektiler. Siz bu kılıçları kime çekiyorsunuz? Şimdi bununla ilgili olarak da gerekli bütün araştırmalar, hepsi yapılıyor. Orada ki birkaç tane kendini bilmez de evelallah temizlenecek. Biz buralara durup dururken gelmedik. Bu 30 kişi olabilir, 50 kişi olabilir. Kim olursa olsun bunların ordumuzun içine bulunması mümkün değil. Bunları temizleyeceğiz.”
Sorgular, soruşturmalar ve sonunda 30-50 değil ama 5 Teğmen ve sıralı Bölük, Tabur ve Alay komutanları ordudan ihraç ediliyor. Konu ile ilgili yasal süreç devam ediyor…
“ İşte bu süreçte yaşananları ve öncesinde yaşanmış olayları Biz Teğmeniz TSK’dan Atılma Olaylarının İçyüzü kitabında belgeler, söyleşiler ve tanıklarıyla gözle önüne seren gazeteci yazar Saygı Öztürk; 1955 yılında Yozgat’ın Sarıkaya ilçesine bağlı olan Akbucak Köyü’nde dünyaya gelmiştir. 13 çocuklu ailenin 12. çocuğudur. Asıl mesleği öğretmenliktir. Emin Çölaşan’ın “araştırmacı gazeteciliğin günümüzdeki önderlerinden” dediği Saygı Öztürk, Hürriyet, Sabah, Star ve Sözcü gazetelerinde gündem yaratan haber ve röportajlarıyla Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği ödülleri dahil olmak üzere değişik meslek kuruluşlarının 30’dan fazla ödülünü aldı. Türkiye’nin yakın politik tarihini ve bugününü ele alan kitaplarıyla da ses getiren Öztürk, bilinen olaylardaki “bilinmeyenlere” ve yüzeyde görünenlerin “derin ilişkileri “ne ışık tutan çalışmalarıyla biliniyor. Halen Sözcü gazetesi Ankara Temsilcisi ve aynı gazete de köşe yazarlığı yapmaktadır.”
Kitabın tanıtım bölümü arka sahifeden;
“ TSK’dan atılan teğmenler ilk kez bu kitap için konuştu, neler yaşadıklarını anlattı.
* Tuzla Piyade Okulu’nda iki teğmen birbirlerinin boğazına niçin sarıldı, olay polise neden yansıtıldı?
* “Hubb-i fillah” WhatsApp grubunu kim, hangi amaçla kurdu?
* Askeri okullarda tarikat yapılanması var mı?
* Mahkeme kararları kimler için nasıl sonuçlandı?
* Atılma kararlarını etkileyen gizli tartışmalar, baskılar ve çelişkiler nelerdi?
* Kara Harp Okulu’nda atılmalara Subay Andı okunması mı, kılıç çatılması mı gerekçe gösterildi?
* Teğmenler sorguda neler yaşadı, niçin ağlayanlar oldu?
* Kara Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulu hangi gerekçeleri “ayırma” için yeterli buldu?
* Çıkarılan teğmenler ve onlar hakkında karar veren komutanlar ilk kez bu kitap için neler anlattı?
* Teğmenler ordudan atıldıktan sonra neler yaşadı; kim şimdi ne yapıyor?”
Emin Çölaşan’ın “araştırmacı gazeteciliğin günümüzdeki önderlerinden dediği Saygı Öztürk, yine bilinen olaylardaki “bilinmeyenlere” ve yüzeyde görünenlerin “derin ilişkilerine” ışık tutuyor…
Ve bu ışık çok gerilere gidiyor;
22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs1963 günü Kara Harp Okulu öğrencilerinin de dahil olduğu darbe girişimleri. Her ikisinde de Başbakan İsmet İnönü’dür… İlkinde öğrenciler af ediliyor ve subay olarak mezun ediliyorlar. İkincisinde Talat Aydemir ve ekibi devlete karşı ihtilale kalkışmış 1402 Harbiyeli ile, İsmet Paşa okuldan ihraç edilen bu Harbiyelilere üniversitelerin kapılarını açmıştı. İşte onlardan biri benim öğretmenim oldu “Taner Topuz” sevdik, saydık rol modelimiz oldu kendisi. Mezuniyet töreninde kılıç çatan, subay andını okuyan “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyenlerin TSK’dan ihraç edildiği bu günlerde; 1962 ve 1963 de Harp Okulu öğrencilerine gösterilen hoş görüyle ders veriyor teğmenleri kullanarak oy kaygısıyla siyaset yapanlara, teğmenleri kendi siyasetlerine meze yapanlara Başbakan İsmet İnönü…
Gazeteci, yazar Emin Çölaşan’ın önsözünden alıntı ile;
“…Olaya önderlik yaptıkları iddiasıyla beş teğmene en ağır cezayı verdiler, hepsini birden “disiplinsizlik” gerekçesiyle TSK’dan ihraç ettiler. İdam edecek değillerdi ya!
Bu acımasız karar çok ağırdı., Türk ordusuna hiç yakışmadı. O genç teğmenler Mustafa Kemal’in değil de kimin askeri olacaktı! Bu vatana çökmeye çalışan o dinci güruhların, din tüccarlarının mı?
Hemen belirteyim, bazı “omzu kalabalıklar” tarafından oy çokluğu ile verilen bu ihraç kararı hepimizin yüreğini yaktı. Ama olumlu bir etkisi de olmadı değil…
TSK hakkındaki görüş ve düşüncelerimizde yanılmadığımızı anlamış olduk! Bin geçmiş yıllarda bir memleket sorunu ortaya çıktığında, “Ama bizim güvendiğimiz, gurur duyduğumuz bir ordumuz var” derdik.
Siz gelin de bunu şimdi söyleyin bakalım!..
Kitapta bir diğer incelenen konu ise Piyade Okulunda 10 Kasım 2023 tarihinde ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü anma töreninde Atatürk rozeti takmayan teğmen ve sonrasında gelişen olaylar araştırılıyor ve acı bir gerçek ortaya çıkıyor “dindar ve kindar bir nesil yetiştirmenin” atılan tohumları Harp Okullarında yeşermiş, dal budak vermiştir…
Kitabı okuduktan sonra konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunduğum (*) yazımda ki “…Bu ceza ile ilgili göz önüne alınması gereken konulardan biride “6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunun Takdir Hakkını Kullanımı” ile ilgili maddesidir… Bu madde incelendiğinde görülecektir ki Teğmenler bir disiplinsizlik suçunu işlemiş olsalar dahi bunun cezası “uyarı, maaştan kesme, görev yaptığı mahalden terk etmeme, oda hapsi ve ikaz” cezaları yanında TSK’dan ihraç değildir. İdare Mahkemesi bağımsız ve tarafsız ise bu siyasi kararı düzeltmeli ve teğmenlerin ve sıralı komutanlarının göreve iadeleri sağlanmalıdır…” görüşüm doğrudur. İlave ederim ki Piyade Okulunda meydana gelen olayda ordu ile ilişkisi kesilen Atatürkçü teğmenlerde görevlerine iade edilmelidir… Ve de eminim ki kitabı okuduktan sonra okurlar da aynı görüşe varacaklardır…
31 yıl gururla hizmet ettiğim TSK lerden bazı olayların perde arkasını gerçekleri saptırmadan, birinci elden kişilerin anlatımları belgelerin ışığında ortaya koyan bu kitabı mutlaka okuyun ve yukarıda önsözde Çölaşan’ın sorduğu sorunun cevabını arayın…
Teşekkürler Saygı Öztürk kaleminize, emeğinize sağlık saygı ve sevgiyle başarılar diliyorum yazın hayatınızda kalın sağlıcakla…

Son söz; İlelebet Cumhuriyet, ilelebet Atatürk. 18.05.2026
(*) https://alasehirli.wordpress.com/2025/02/16/ne-olacak-bu-memleketin-hali/
(*) https://alasehirli.wordpress.com/2024/11/30/demoklesin-kilicindan-tegmenlerin-kilicina/
Biz Teğmeniz/Saygı Öztürk/Doğan Kitap 2025/279 sayfa