1970'in güzel bir bahar günü, İstanbul Eğitim Enstitüsü bahçesinde sohbet ederken, öğretmenimiz B.Necatigil, "Asık Yüzlünün Biri" kitabındaki şiirlerinden örnekler verinceye değin, Nihat Ziyalan benim için sadece bir sinema oyuncusuydu.

Yıllar sonra hayatın bizi savurduğu Sydney'de, şiirlerinin yanında dostluğuyla da mutlandım...

"Sevdakeş" kitabının imza günü Haziran'a ertelenince, Türkiye'de olacağım için,
duygularımla katılayım istedim...

Şairdir Nihat Ziyalan.

Yalınlığın katmanlarını soyup durarak,
cücüğüne varmak isteyen...

"sözcüklerle kabarttım 
  toprağı
  havalandırıp
  ayaklarımdan diktim
  kendimi..."

Akmayan suyun sesini dinleyen sıla şairidir...

"ille ağlarken mi 
 dökülür gözyaşı
 düşündükçe yurdumu
 yürek vuruşumun 
 elektrik akımı
 kontak yapa yapa
 boşalmakta..."

Gurbette çoğu insan iki farklı dünya, iki ayrı ülke, iki kültür arasında sıkışır kalır.
Yitip gider...

Nihat Ziyalan gitmeyenlerden.
Onun varlığı burada,
ruhu öz suyunu aldığı topraklardadır...

"Çocukluğum ana 
  yurdumdur..." der ve olmadık yerde çiçek açar:

"Saksıda bir yaşam 
  olduğumu unutmuş
  Kök salmaya
  Toprağı arıyorum.
  Gübre bol
  Su eksiksiz
  Şaşırtıyor insanı 
  havalar
  Olmadık yerde çiçek
  açıyorum..."

Anılar bırakmaz peşini...

"belleğimin tavan 
  arasına merdiven
  dayadım
  Paketlenmiş tozlu 
  yıllar..." 

Uzun yıllar, Türkiye'ye dönemedim. Hasret dağladı içimi. O zor yıllarda Nihat Ziyalan'ın dizelerine de yaslandım:

"Yazdıklarımı 
  gözyaşlarımla 
  zarfladım
  Kıyamam
  Damlası düşsün 
  istemem okyanusa
 Üstümdeki gökyüzü 
 parçasını 
 Pul diye yapıştırdım
 zarfa..."

Yol uzak...

"Okyanus var arada
  elbette yorulacak
  postada mektuplar..."

Niçin Türkiye'yi,
Adana'yı bu kadar güzel dizelere döküyor?

Yanıt kendisinden:
"Çünkü geldiğim yeri içimde yaşatıyorum..."

"Daha şimdiden 
  Seyhan nehri
  Sokmuş bir leğene
  ayaklarını
  Yıka babam yıka
  yıkıyor akışını..."

 Sydney'de de Parramatta nehri akıp geçer evimin önünden anılarımı da sürükleyerek.
Ve ben de onun dizeleriyle onun gibi seslenirim akıp giden suya:

"Dur Parramatta Nehri
 Önüne katmış herşeyi
 sürüklerken...
 Bırakma Nihat'ı 
 burada
 Beni de eve götür 
 nehir..."

Her şeye, tüm zorluklara karşın umudun şairidir Nihat Ziyalan:

"Bunca yıl sonra 
  öğrendim
  Umudu tutkal
  yapmayı...

Ve inancını mücadele azmiyle sular:

"Hayal kurmak 
  istemiyorum
 Yumruk havaya
 diğer yumruklarla
 birlikte..."

"Yapacak çok işim var
 Şunun şurasında
 Bahara ne kaldı..."
diyor Nihat Ziyalan...

Sen çok yaşa değerli ağabey, sevgili dost...

Yazacak çok kitap,
nice imza günleri var daha...