Alberto Manguel, Bergama Belediyesi'nin davetiyle 25 Eylül'de Bergama Kültür Merkezi'nde katıldığı söyleşide antik dünyanın İskenderiye'den sonra en büyük kütüphanesi olan Bergama Kütüphanesi'ni, kitapların insan ruhuna olan etkisini, totaliter rejimlerin bilgiye olan düşmanlığını anlattı ve her şeye rağmen ''Kitaplarla geçirilen zaman tanrılarla geçirilen zaman kadar kutsaldır'' mesajını verdi.

“Okumanın Tarihi”'nde okuma eyleminin evrimini inceledi, ''Geceleyin Kütüphane''de kütüphanelerin tarihine, düzenine, insan zihnindeki yerine dair okurunu bir yolculuğa çıkardı. “Kütüphanemi Toplarken” de taşınma nedeniyle binlerce kitabından ayrılmak zorunda kalışının hikâyesini yazdı. Bir yıl boyunca her gün farklı bir metin üzerine kaleme aldığı zihinsel notları ''Okuma Günlüğü''nde, edebiyatın toplumlararası köprüler kurma gücünü ''Kelimeler Şehri''nde, görme yetisini yitiren büyük Arjantinli yazar Jorge Luis Borges'e kitap okuduğu dönemi ise “Borges'in Evinde” adlı kitabında anlattı.

Haber ve fotoğraflar: Özgür Duygu Durgun

46A62E67 Fda7 4Ad8 A586 16Cc494B3B48

Okuma eylemine duyduğu tutkuyu, metinlerle kurduğu baştan çıkarıcı, derin ve maceralı ilişkiyi ifade ettiği için O'na en çok yakıştırılan tanım “Kitapların Casanova’sı”. On binlerce kitaptan oluşan kütüphanesiyle dünyanın en önemli kitap koleksiyoncularından biri. Çok genç yaşlarındayken, Borges’e kitap okuyarak edebiyatın büyülü dünyasına adım atan ünlü Arjantinli yazar, çevirmen Alberto Manguel, Türkiye'den okurların tanıyıp sevdiği bir yazar. Manguel, 25 Eylül'de Bergamalı okurlarla “Antik Kütüphaneler” başlıklı söyleşide buluştu.

1948 Arjantin doğumlu yazar, hemen hemen tüm kitaplarında entelektüel faaliyetin eski itibarını yitirdiği günümüz dünyasında kitapların hala sarsılmaz önemi olduğuna inancını yineliyor. Manguel'e göre kütüphaneler kolektif belleğin koruyucu mekânları olarak değerlendirilmesi gereken yerler. İnsanı “okuyan hayvan” olarak niteleyen yazara göre insanın dünyaya gelme nedeni kendisini keşfetme macerasından ibaret. Ve bu maceranın en önemli eşlikçisi kitaplar...

''KÜTÜPHANE RUHU İYİLEŞTİREN BİR HASTANEDİR''

Bu yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 10.su düzenlenen İzmir Uluslararası Edebiyat Festivali'nin konukları arasında yer alan Alberto Manguel, Onur Konuğu olarak Zülfü Livaneli ile birlikte 24 Eylül'de İzmir'de katıldığı “Edebiyat İyileştirir mi?” başlıklı söyleşide modern dünyanın hızına, teknolojinin ve dijital yaşamın insan ilişkilerini dönüştürmesine dikkat çekerken, kitapların insanın kendi hikâyesini başkasının hikâyesinde bulmasına imkân verdiğini anlattı.

Alberto Manguel, Bergama Belediyesi'nin davetiyle 25 Eylül'de Bergama Kültür Merkezi'nde katıldığı söyleşide ise antik dünyanın İskenderiye'den sonra en büyük kütüphanesi olan Bergama Kütüphanesi'ni anlattı. Manguel, kitapların insan ruhuna olan etkisinden, totaliter ve diktatöryel rejimlerin bilgiye olan düşmanlığından söz etti ve her şeye rağmen ''Kitaplarla geçirilen zaman tanrılarla geçirilen zaman kadar kutsaldır'' mesajını verdi.

Antik Dönem'de yaklaşık 200 bin cilt parşömen rulosuna ev sahipliği yapan Bergama kütüphanesinin farklı dillerde yazılmış onbinlerce eseri barındırdığını belirten Manguel, o dönemde çok tanrılı inanca sahip bir toplum olan Bergama Krallığı'nın bu zengin birikim sayesinde entelektüel anlamda zirveye ulaştığını söyledi.

Manguel, kütüphaneler hakkında ''Ruhu iyileştiren hastaneler'' benzetmesini yaparak, tıpkı antik dünyanın en önemli tıp ve sağlık merkezi olan Asklepion gibi milattan önce 2. yüzyılda, yine Bergama'da Athena Tapınağı'nın kuzeyinde kurulan kütüphanenin de ruhları sağaltıcı yönü olduğuna dikkat çekti.

Bergama liselerinin dönüşümünü anlatan belgesel bugün BerKM’de
Bergama liselerinin dönüşümünü anlatan belgesel bugün BerKM’de
İçeriği Görüntüle

Kütüphanelerin, antik çağlarda İskenderiye ile Bergama uygarlıkları arasında yaşanan rekabet ve güç savaşları örneğinde olduğu gibi, iktidarların kudretinin yansıdığı yerler olduğunu belirten Manguel halkının gelişmesinden, sorgulama becerisini kazanmasından korkan totaliter iktidarların tarih boyunca kitapları ve bilgiyi küçümsediğine dikkat çekti.

Günümüzde de, diktatörlerin eğitimin ve bilginin değersizleştiği bir dünya yaratmak istediğine dikkat çeken Alberto Manguel, konuşmasını bitirirken Helenistik ve Roma dönemi entelektüel dünyasının zirve yaptığı bir çağın filozofu olan Seneca'ya atıfta bulundu.

Zorba diktatör Nero tarafından trajik bir intihara sürüklenen Seneca'nın dostu Lucilius'a yazdığı, Ahlak Mektupları olarak bilinen son mektuplarından bölümler okuyan Alberto Manguel, okurlara Seneca'nın şu sözleriyle veda etti; “Okumak Tanrılarla birlikte zaman geçirmek gibidir. İşte bu yüzden cennete gitmek için en kestirme yoldur”.