Osman Özgüven; Türkiye'nin yerel yönetim tarihine yön veren, "toplumcu belediyecilik" anlayışının simge isimlerinden olan siyasetçi ve barış aktivistidir. Dikili’de hayata geçirdiği ücretsiz su, ulaşım ve sağlık hizmetleriyle yerel yönetim algısını kökten değiştirmiştir.

ÇOCUKLUK YILLARI VE ZORLUKLARLA GEÇEN GENÇLİK (1944 - 1960'LAR)

Osman Özgüven, İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde ve ekonomik buhranın derinleştiği 1944 yılında, İzmir’in Dikili kasabasında dünyaya geldi. Tarım işçisi Cemile Hanım ile posta memuru Seyfettin Bey’in üçüncü oğluydu.

Daha 4 yaşındayken babasını verem hastalığından kaybetti. Annesi Cemile Hanım’ın çocuklarına bırakabileceği tek miras dürüstlük ve eğitimdi. O dönem Dikili'de ortaokul ve lise bulunmadığından, Atatürk İlkokulu’nu bitirdikten sonra ailece İzmir’e taşındılar.

Önce Tepecik Mahallesi'nde bir akrabalarının yanında tek göz bir odaya yerleştiler, ardından Yeşildere’de kendi gecekondularını inşa ettiler. Anne Cemile Hanım tütün fabrikasında çalışırken, Osman da kardeşleriyle birlikte sokaklarda su ve elma şekeri sattı, kahvehanelerde garsonluk ve ayakkabı boyacılığı yaptı.

ÜNİVERSİTE YILLARI, SİYASET VE MÜHENDİSLİK

Zorlu şartlara rağmen eğitimini bırakmayan Özgüven, İzmir Namık Kemal Lisesi’ni bitirdikten sonra Ege Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu.

Üniversite yıllarında dönemin devrimci gençlik hareketlerine katıldı. Hayata soldan bakan iki kardeşten Sedat Özgüven Türkiye Komünist Partisi’ne (TKP) katılırken, Osman Özgüven yoluna Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) çatısı altında devam etti.

Mezuniyetinin ardından memleketi Dikili’ye dönerek mühendislik yapmaya başladı ve bir inşaat malzemeleri dükkanı açtı. Bu sırada Ayşe Hanım ile evlendi; bu evlilikten dört erkek çocukları dünyaya geldi.

DİKİLİ’DE BİR ÇOBAN ATEŞİ: BELEDİYE BAŞKANLIĞI (1984)

12 Eylül 1980 askeri darbesinin yarattığı baskı ikliminde ve neo-liberal politikaların gölgesinde, 1984 yerel seçimleri Osman Özgüven için tarihi bir dönüm noktası oldu. Sosyal Demokrat Parti (SODEP) çatısı altında Dikili Belediye Başkan Adayı oldu.

Toplumda "faşizme karşı birleşik bir cephe" kurmayı başararak 1.496 oyla seçimi kazandı ve o dönem 8.200 nüfuslu olan Dikili’nin ilk solcu belediye başkanı oldu.

DİKİLİ FESTİVALİ VE KÜLTÜR DEVRİMİ

12 Eylül militarizminin yarattığı korku duvarlarını yıkmak amacıyla Dikili Festivali'ni forumlar ve panellerle birleştiren yepyeni bir formata kavuşturdu. Dikili; dönemin siyasi yasaklı aydınlarının, sanatçılarının ve sendikacılarının özgürce nefes aldığı bir platform haline geldi. Aziz Nesin, Uğur Mumcu, İlhan Selçuk, Tarık Akan, Erdal İnönü ve Genco Erkal gibi isimler bu festivalin müdavimleri oldu.

SINIRLARI AŞAN BARIŞ AKTİVİSTLİĞİ VE EKOLOJİ MÜCADELESİ

Osman Özgüven, sadece Dikili’nin değil, Ege’nin ve Türkiye’nin barış rotasını çizdi.

Yıllardır biriken milliyetçilik nefretini kırmak adına karşı kıyıya, Midilli (Lesvos) Belediye Başkanı Stratis Pallis’e dostluk elini uzattı. Fanatiklerin "hain" suçlamalarına aldırmadan iki halkı şarkılarla, halaylarla bir araya getirdi.

Üyesi olduğu Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) bünyesinde, ülke tarihinin Kürt sorununa ilişkin ilk raporunu hazırlayan heyette yer aldı; bölgeye giderek aktif roller üstlendi.

1989 yılında Aliağa Termik Santrali projesine karşı oluşturulan ve Türkiye çevre hareketinin miladı kabul edilen "el ele insan zinciri" eyleminin en ön safındaki liderlerden biriydi.

Ege Denizi'nde hayatta kalmaya çalışan mültecilere her zaman insani yardım elini uzattı ve uluslararası sivil toplum örgütleriyle kalıcı çözümler aradı.

TOPLUMCU BELEDİYECİLİK MANİFESTOSU VE "YARGILANAN HİZMETLER"

Belediye başkanı olur olmaz tüm ticari faaliyetlerini sonlandıran Özgüven, makam aracı olarak sadece bir Mobylette motosiklet kullandı. Akrabalarını belediyede işe almadı ve doğrudan katılımcı demokrasiyi uygulayarak meydanlara sandıklar kurup mini referandumlar yaptı.

Dikili’yi bir laboratuvara dönüştüren ve dünya yerel yönetim tarihine geçen uygulamalarından bazıları şunlardır:

Su Hakkı: 10 tona kadar olan su kullanımı tamamen ücretsiz yapıldı.

Ulaşım Hakkı: İlçe içi toplu taşıma hizmetleri ücretsiz hale getirildi.

Sağlık: Donanımlı bir sağlık merkezi kurularak sağlık hizmetleri bedava sunuldu. Ambulans hizmeti getirildi.

Gıda ve Barınma: Türkiye'nin ilk Halk Ekmek fabrikalarından biri açıldı. "Barışkent" kooperatif modeliyle yoksul halk ev sahibi yapıldı.

Temiz Enerji: Jeotermal kaynaklar evlere taşınarak Türkiye'nin en ucuz ısınma sistemi kuruldu. Jeotermal seracılığın fikir babalığını yaptı.

AĞIR CEZA MAHKEMESİ VE TARİHİ SAVUNMA

Bu ücretsiz hizmetler nedeniyle "belediyeyi zarara uğratmak ve görevi kötüye kullanmak" suçlamasıyla Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkemedeki savunmasında tarihe geçen şu sözleri söyledi:

"Kapkara puntolarla yazın: Vatan hainliğine devam ediyorum hala. Bu suçsa ben bu suçu işlemeyi sürdüreceğim. Belediyeler ticarethane değildir. Su, temel yaşam hakkıdır, parayla satılamaz."

Halk ona bu halkçı ve ödün vermez duruşundan ötürü sevgiyle "Komünist Osman" adını verdi.

GÖREVDEN ALINMASI VE SON YILLARI

1984 - 1994 ve 2004 - 2013 yılları arasında Dikili'de toplamda dört dönem belediye başkanlığı yaptı. Özgüven, 2014 yerel seçimlerine bir yıl kala İçişleri Bakanlığı tarafından hukuksuz bir süreçle görevinden uzaklaştırıldı. Partisi tarafından yeniden aday gösterilmemesini büyük bir siyasi olgunlukla karşıladı ve partisinin aleyhine tek bir kelime etmedi.

Yılların mücadelesi ve yorgunluğu sonucunda 2018 yılında kısmi felç geçirdi.

Osman Özgüven, bugün 80 yaşında mütevazı köşesinde yaşamını sürdürürken, ilerleyen yaşına ve rahatsızlığına rağmen halen demokratik eylemlere ve panellere katılarak; emek, adalet, barış ve demokrasi mücadelesine destek vermeye devam etmektedir. Sanatçı dostu Ferhan Şensoy’un deyimiyle o, "Heykeli dikilecek adam" olarak Türkiye’nin kolektif hafızasındaki yerini almıştır.

BELGESEL: "KOMÜNİST OSMAN" (2023)

Gazeteci Gökmen Ulu'nun yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği belgesel, ilk gösterimini ve galasını Mart 2023'te İzmir'de yaptı. Belgesel, sadece siyasi bir figürün biyografisi değil; 12 Eylül darbe karanlığının ardından Dikili'de aydınları, sanatçıları ve halkı bir araya getiren toplumsal bir uyanışın hikayesidir.

"Toplumcu Belediyecilik" modelinin dünyadaki en somut örneklerinden birini anlatır. Özgüven'in ilçede suyu ücretsiz yapması, sağlık ve ulaşım hizmetlerini kamusallaştırması, ekmek fabrikası kurarak halka ucuz gıda sağlaması gibi çarpıcı icraatları işlenir.

Anlatıcılar ve Katkıda Bulunanlar:

Belgeselde Türkiye’nin çok önemli aydınları, sanatçıları ve siyasetçileri yer alır. Genco Erkal, Zülfü Livaneli, Suavi, Rutkay Aziz, Cahit Berkay ve Orhan Aydın gibi isimler Osman Özgüven'i ve o dönemin Dikili'sini kendi tanıklıklarıyla aktarırlar.

Ege ve Barış Teması:

Belgeselin en güçlü yönlerinden biri de Özgüven'in Türk-Yunan barışı için attığı cesur adımlardır. Midilli ile Dikili arasında kurulan dostluk köprüleri, dönemin Yunan belediye başkanları ve siyasetçilerinin (Aleksandros Evangelinos, Apostolokos Komninakos vb.) anlatımlarıyla desteklenir.

KİTAP: "KOMÜNİST OSMAN - BİR YEREL DEVRİM ÖYKÜSÜ" (2026)

Gazeteci-yazar- yönetmen Gökmen Ulu, belgeselde topladığı derin birikimi, tanıklıkları ve arşiv belgelerini genişleterek Kırmızı Kedi Yayınevi aracılığıyla nisan ayında okurla buluşturdu.

Yaklaşık 208 sayfalık bu anı-inceleme kitabı, belgeseldeki görsel anlatıyı yazılı belgelerle ve arka plan hikayeleriyle derinleştiriyor. Kitap, bir mühendis olan Osman Özgüven’in başkanlık koltuğuna oturduktan sonra belediyenin kaynaklarını rantçılara değil, tamamen halka nasıl aktardığını adım adım anlatıyor.

Özgüven'in "kamuyu zarara uğratmak" iddiasıyla (aslında suyu halka bedava verdiği veya ucuza ekmek sağladığı için) açılan davaları, maruz kaldığı FETÖ kumpaslarını ve 2013 yılında görevden alınma sürecini detaylıca ele alıyor. Kitap, Özgüven’in bu davaların tamamından beraat ederek alnının akıyla çıkışını belgeleriyle sunuyor.

Kitapta ve Belgeselde Öne Çıkan Önemli Tanıklıklar

Çalışmada Türkiye’nin tanıdığı simaların Osman Özgüven hakkında kurduğu şu tarihi cümleler, hem kitabın hem de belgeselin ruhunu özetler niteliktedir:

Genco Erkal: "Bir kişinin vizyonuyla nasıl değişebiliyor bir ilçenin ve bir bölgenin yaşamı... Ben ona mucize diyorum gerçekten ve bunu Osman Başkan yarattı."

Ferhan Şensoy: "Osman Özgüven heykeli dikilecek adamdır."

Zülfü Livaneli: "Dürüstlüğüyle, halkçılığıyla bir model oldu. Adı yüzyıllarca yaşayacak."

Özetle;

"Komünist Osman" belgeseli ve kitabı; yerel yönetimlerin sadece imar ve altyapıdan ibaret olmadığını, kültürle, sanatla, barışla ve en önemlisi "kamusal hizmetlerin halka ücretsiz ulaştırılmasıyla" bir devrime dönüşebileceğini kanıtlayan bir rehber niteliğindedir. Türkiye'de sol ve toplumcu belediyecilik dendiğinde akla gelen Fatsa (Terzi Fikri) ekolünün Dikili'deki güçlü bir devamı olarak tarihe not düşmektedir.