Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş döneminin en önemli eğitimci, felsefeci ve yazarlarından biri olan Mustafa Rahmi Balaban, ömrünü Türk eğitim sisteminin modernleşmesine ve Anadolu'nun aydınlanmasına adamış bir idealisttir.

Özellikle pedagoji (eğitim bilimi) ve psikoloji alanındaki çalışmalarıyla tanınır.

HAYATI VE EĞİTİM YILLARI

1888 yılında İzmir'in Bergama ilçesine bağlı Balaban köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini (Rüşdiye) Bergama'da tamamladı. Bu süreçte yerel medreselerde de eğitim alarak Arapça, Farsça, fıkıh ve mantık gibi geleneksel Doğu ilimlerini öğrendi.

1907 yılında İstanbul Dârülmuallimîn-i Âliye’ye (Yüksek Öğretmen Okulu) girdi ve 1910 yılında bu okuldan birincilikle mezun oldu. İstanbul'dayken de dönemin müftülerinden dersler alarak Doğu edebiyatı ve mantık bilgisini derinleştirdi.

Gösterdiği başarılar üzerine Maarif Nezareti (Eğitim Bakanlığı) tarafından Adana'daki öğretmen okulu müdürlüğünün ardından Cenevre'ye (İsviçre) öğrenci müfettişi olarak gönderildi. Burada ünlü J. J. Rousseau Enstitüsü’nde felsefe, psikoloji ve pedagoji eğitimi aldı. Dünyaca ünlü psikolog Prof. Edouard Claparède’in başarılı bir öğrencisi oldu ve onun yanında asistanlık yaptı. Cenevre'deyken Fransızca, İngilizce ve Almanca öğrendi.

KARİYERİ VE CUMHURİYET DÖNEMİ ÇALIŞMALARI

1920 yılında Türkiye’ye dönen Balaban, Milli Mücadele ve Cumhuriyet'in ilanından sonra eğitim sisteminin inşasında kritik roller üstlendi:

Ankara'da kurulan hükümet tarafından Millî Eğitim Bakanlığı Telif ve Tercüme Heyeti üyeliğine atandı. Ziya Gökalp milletvekili seçilince, onun yerine bu kurulun başkanlığına getirildi.

İzmir Erkek Lisesi (Atatürk Lisesi), Ankara Kız Lisesi gibi köklü kurumlarda felsefe, sosyoloji ve pedagoji öğretmenliği yaptı. 1945-1949 yılları arasında İzmir Karşıyaka Kız Öğretmen Okulu müdürlüğünü yürüterek geleceğin kadın öğretmenlerinin yetişmesinde büyük pay sahibi oldu.

1953 yılında İzmir'de emekli oldu ve aynı yılın Temmuz ayında vefat etti. Cenazesi İzmir Kokluca Mezarlığı'na defnedildi.

FİKİR DÜNYASI VE "SENTEZCİ" KİMLİĞİ

Mustafa Rahmi Balaban, Batı'nın modern eğitim tekniklerini, deneysel psikolojisini ve bilimsel yöntemlerini Türkiye'ye taşımaya çalışmıştır. Ancak o, köksüz bir taklitçiliğe karşı çıkmıştır:

Batı'nın tekniğini ve felsefesini alırken; Türk, İslam ve Osmanlı kimliğinin özgün ahlaki/kültürel değerlerinden taviz verilmemesi gerektiğini savunmuştur.

Aileyi sadece biyolojik bir bağ değil, bireyin karakterini inşa eden ve medeniyeti taşıyan en temel kurum olarak görmüştür. Toplumsal kalkınmanın anahtarının kız çocuklarının eğitimi olduğunu her fırsatta vurgulamıştır.

BAŞLICA ESERLERİ

Çok üretken bir yazar olan Balaban, telif ve tercüme olmak üzere onlarca kitap ve yüzlerce makale bırakmıştır.

Öne çıkan telif eserleri:

Son Asrın İlim ve Fen Adamlarına Göre İlim, Ahlâk, Iman: En tanınmış eseridir.

Einstein, James, Toynbee gibi Batılı düşünürlerin yanı sıra Elmalılı Hamdi Yazır, Ferit Kam gibi yerli alimlerin makalelerini bir araya getirerek iman ve ahlakı bilimsel bir süzgeçten geçirir.

Filozoflarla Birer Saat (Muhtasar Felsefe Tarihi): Buddha'dan Bergson'a felsefe tarihini özetler.

Çocuk Rûhiyyâtı & Rûhiyyâta Medhal (Psikolojiye Giriş)

Tarih Boyunca Ahlâk

ÖNE ÇIKAN TERCÜMELERİ:

Çocuk ve Mektep (Modern eğitimin öncüsü John Dewey'den çeviri)

Fonksiyonel Terbiye (Hocası Edouard Claparède'den çeviri)