Yıl 1939'dur...
Cahit Sıtkı Tarancı Fransa'da Strasbourg'da siyasal bilimler öğrencisidir.
Akşamları arkadaşları ile dışarı çıkmakta, onlar Fransız kızlarla konuşurken içine kapanık şairimiz ise kızlardan uzak durmaktadır.
Arkadaşları bu durumuna üzülmektedirler.
Bir akşam aralarında para toplarlar bir Fransız "yosma"sına, Cahit Sıtkı'yı tavlaması için.
"Yosma" kabul eder, Cahit Sıtkı nın yanına gider, bir süre görüşürler.
Ancak kısa zaman sonra "Şairiniz sizin olsun, böyle huysuz bir adamı çekemem" deyip aldığı parayı geri verir.
Sonradan durumu öğrenen şair, çok üzülür ve kaldığı pansiyon odasından üç gün çıkmaz.
O kapandığı günlerde de işte bu dizeleri yazmıştır
Cahit Sıtkı;
"Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
-
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!"
****
"Yaş 35 yolun yarısı eder",
diyen Cahit Sıtkı 46 yaşında vefat etmişti.
Şairin vefatının 50. yılında gazetelerde çıkan öykülerinin önemli bir bölümü "Gün Eksilmesin Penceremden" başlığıyla edebiyatseverlerin beğenisine sunuldu.
Usta şairin yaşamı boyunca kaleme aldığı şiirlerden bazıları şunlar:
"Abbas", "Aşk Vakti", "Batan Gemi", "Ben Aşk Adamıyım", "Bir Umut", "Bir Kapı Açıp Gitsem", "Bugün Hava Güzel", "Can Yoldaşı", "Çilingir Sofrası", "Gidiyorum", "Hatıralar", "Hepimize Dair", "İlk Aşklar", "İki Ses", "Gündüz", "Her Günkü Ölüm"...