Bir hafta içerisinde gelişen olayları değerlendirmek başlığın amacı. Mümkün mü? Tabii ki değil, belirttiğim sürede olayların çoğu unutuluyor, gündem sürekli değişiyor ama önceliği kaptırmayanlar var. Ekonomik durum en önde geleni, Maliye Bakanının bakış açısından değil orta direk vatandaşın cebinden, cüzdanından bakışla. Bir diğeri her ne kadar ateş kes ilan edildiyse de İran’a yönelik emperyalist ABD-İsrail saldırısı ve süregelen savaş Bir zamanların moda deyimiydi hak, hukuk, adalet şimdilerde ise sıradanlaştı hatta magazinleşti yerini o meşhur deyime bıraktı 3 F; Futbol+ Fado (eğlence)+ Fatima (din)… Ve aklımızda hep aynı soru “Ne Olacak Bu Memleketin Hali?”

* Tüketici İnfaz Kurumu (TÜİK), Mart 2026 enflasyon oranını %1,94 olarak açıkladı yıllık beklenti ise %30,87. Artık bu rakamları bağımsız araştırmacılar grubu ENAG’ın %4,10, İTO’nun %2,97 oranı ile karşılaştırmak rakamlara boğulmaktan öteye geçmiyor. Oysa çarşıda, pazarda, markette, bakkalda karşımıza çıkan manzara bambaşka. Hele bir de mart ayında elektriğe yapılan %25, doğalgaza ortalama %32, kiralara %32,82 oranındaki zamla, savaş nedeniyle devamlı bir artış içerisinde olan akaryakıt fiyatlarıyla para pul olmuş. Bir düşünün en büyük para birimimiz olan 200 TL. ile neler alabiliyorsunuz… Maaş aynı maaş, ama gider ikiye, üçe katlanmış. TÜİK’in piyasa araştırmasını TBMM’nin lokantasında mı yapıyor? Hani diyorum o görevli memurlar yanlarına asgari ücretli bir çalışanı alıp beraberce çarşı, pazar dolaşıp oranları açıklasalar daha inandırıcı bir çalışma olmaz mı? Yoksa amaç vatandaşı yetmez ama evet’e razı etmek mi?

* CHP yetmez ama evet’e razı olmayacağını bunun yolunun da ara seçim olduğunu açıkladı. Ancak Beştepe’den yapılan gündemimizde seçim yok açıklaması uygulanmayan bir anayasayı tekrar gündeme getirdi. Şöyle ki;

Anayasanın; “Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler” Madde 78: Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.

Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.

Genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.

(Ek fıkra: 27/12/2002-4777/2 md.) Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılır. Bu fıkra gereği yapılacak seçimlerde Anayasanın 127’nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz

Maddenin 3ncü fıkrası açık ve nettir “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir.” Şu anda TBMM de 7 milletvekilliği boştur. (Halen hapiste olan Hatay Milletvekili Can Atalay bu rakama dahil değildir.) Ara seçim yapılması için anayasal gereklilik sağlanmıştır. 2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu madde 7 amir hükmü gereğince ara seçim kararı almaya TBMM yetkilidir, süreci yönetmek ise YSK nın görevi. 9 Mart 2003 de boş olan 4 milletvekilliği için yapılan ve Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçildiği ara seçim buna örnektir… O zaman alın kararı ve buyurun sandığa 7 milletvekili de olsa test edelim akla karayı…

* Hak, hukuk adalete medyadan bir haber ile devam edelim. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Eylül 2012 ile Aralık 2025 arası dönemde esastan incelediği 84 bin 442 başvurunun, 82 bin 753’ünde hak ihlali yapıldığı tespit edilmiş. Mahkemeler her 100 dosyadan 98’inde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının haklarını ihlal etmiş! İnanılması zor bir haber ama gerçek olan şu ki siyasallaşan bir yargı mekanizmasından başka ne beklenebilirdi ki…

*“Demokrasi ve hukuk yerle yeksan oldu, hayat pahalılığı çekilmez boyutlarda. Bunlar yetmezmiş gibi başımızda öyle bir bela var ki bugün bize yakın gibi görünse de yarın ne olacağı belli değil. O belayı eski ABD Başkanı Obama sohbetleri sırasında şöyle tarif ediyordu “deli”, “ırkçı, cinsiyetçi domuz”, “o lanet deli” ve “yozlaşmış.” Şimdi ise “serseri, manyak, katil, deli, sapık, densiz, çocuk katili, pedofile, gangster lideri, düzensiz, kuralsız, dengesiz psikiyatrik ve ahlaki sorunları olduğu iddia edilen” ABD Başkanı Trump. İran’a yönelik emperyalist ABD-İsrail saldırısının baş tetikçisi bu özelliklerini her geçen gün pekiştiren sözleri ve uygulamalarıyla hak ediyor ve devlet adamı nosyonu olmadığı apaçık ortaya çıkan bu sefil yaratık Netenyahu’ nun çaldığı bir trampettir. “Trampet Trump (TT).” Kongre’den karar çıkmadan Netenyahu’nun ‘Epstein’ dosyasını koz olarak kullanmasıyla İran’a karşı açtığı savaşta trampetin tınılarına göre hareket eden bir kukla başkanı var ABD’ nin.

TT’nin savaşın başlangıcında “Savaş bir iki güne biter” dediğinden bir ay geçti ve “İran medeniyetini yok etmek” tehdidini hayata geçirmek için verdiği sözde sürenin dolmasına iki saat kala, iki haftalık ateşkes ilan edildi. Akabinde, ABD ve İran heyetlerinin 10 Nisan’da İslamabad’da 10 maddelik teklifi müzakere edecekleri günün üzerinden iki gün geçti ve anlaşmada ilerleme kaydedilemeden dağıldı. Trampet savaş suçlusu Netenyahu tarafından çalmaya devam ediliyor. Lübnan’da İsrail’in saldırıları sürerken bu görüşmelerden sonuç alınmayacağı belliydi. Amaç bellidir gerilimi tırmandırmak ve ipleri elinde tutan Netenyahu’nun kararlarda onay makamı olmasını sağlamaktır…

21 Kasım 2024 günü Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından eski İsrail savunma bakanı Yoav Galant ve kendisi hakkında “savaş suçu” işledikleri gerekçesiyle tutuklama emri çıkarılan İsrail Başbakanı Netanyahu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Benim liderliğim altında İsrail, İran’ın terör rejimi ve onun vekil güçleriyle savaşmaya devam edecek; Erdoğan’ın aksine, o bu yapılarla uyum sağlıyor ve kendi Kürt vatandaşlarını katletti” ifadelerini kullanmıştı. Artık açık ve net savaşta Kürt kozunu kullanan Netenyahu vaat edilmiş topraklara ulaşma hedefinde Türkiye’yi de hedefe sokmakta tereddüt etmeyeceğinin işaretini verirken Terörsüz Türkiye sürecini de kaşımakta ve Kürt lobisine göz kırpmaktadır. Bu gelişmelere karşı Türkiye iktidarı ve muhalefeti ile bir olmalı ve Siyonist ve emperyalist saldırganları sadece lanetlemekle yetinmeyip onları caydırıcı çözümler üretmek yanında yeni ittifaklara yönelik adımlar atmalıdır…

Atılır mı CHP’li belediyeleri yok etmekte kararlı bir otokrat yönetim, seçimleri çözüm olarak gören muhalefetle gündemi değerlendirip iş birliği yapabilir mi? Soruyorum ne olacak bu memleketin hali?