04.05.2021, 13:55

ERDOCRACY

Bir cumhurbaşkanı, kendisini eleştiren ana muhalefet partisinin grup başkan vekiline hiç "Be ahlaksız, be edepsiz!" der mi Allah aşkına?

Kime söylenmesi gerektiğini ölçüp biçerek konuşmak gerek. Önüne gelene 'ahlaksız' diyemezsin.

Seni eleştirdi diye birine ahlaksız diyemezsin, dememelisin.

Peki, kimlere denir?

Örneklerle başlayalım…

6 Kasım 2016’da Gümrükler Genel Müdürlüğü Özel Büro’dan 19 Gümrük Bölge Müdürüne şöyle bir e-posta gönderiliyor:

"Ruhsar Pekcan isimli şahıs, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin yakını olduğunu söyleyerek vergi ödenmeksizin eşya ithali teşebbüsünde bulunduğu/ bulunacağı bilgisi gelmiş olup bu duruma karşı tüm bölge müdürlükleri ve bağlantı gümrük müdürlüklerinde görevli personelin müteyakkız olması hususunda uyarılması gerekmektedir. Uyanık olun."

Ticari faaliyetleri nedeniyle kendisi hakkında "teyakkuzda olun" denilen o kişi, o uyarıdan 20 ay sonra 8 Temmuz 2018’de Ticaret Bakanı yapılıyor.

Bakan olduktan sonra gümrüksüz şekilde ülkeye ithal eşya sokmaya ihtiyacı kalmış mıdır dersiniz…

Sayın Bayanın şirketleri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın KOBİ Teknoyatırım Destek Programı’ndan 1,4 milyon lira teşvik bile almış

3 liraya mal ederek ürettikleri dezenfektanın da litresini TGS’ye 14,35 liraya, bakanlığa da 35 liraya satmışlar.

Bakanlık yaparken kendi bakanlığına ve bağlı kurumlara aile şirketi üzerinden 9 milyon liralık dezenfektan satan kişi bu ülkenin bir bakanı.

Onu bakan yapan iradeyi bir yana bırakıp şu soruyu soralım:

"Cumhurbaşkanı bu bakan için 'Be ahlaksız, be edepsiz!' dedi mi sahi?"

Daha başka…

Sayın Ticaret Bakanının görevden alındığı günden bu yana, ortaya çıkan belgeli iddialar karşısında hiçbir açıklamasının bulunmaması ne anlama geliyor? Kocasının da gıkı çıkmıyor hiç.

İktidar derseniz? İktidar da dut yemiş bülbül gibi… Ciğeri kediye emanet eden onlar çünkü.

Her konuda, ama her konuda konuşan sayın devlet büyükleri neden suskun?

İsmail Saymaz ne güzel yazmış:

"Bu skandal, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yolsuzluklara kapı araladığını gösteriyor."

Sayın Cumhurbaşkanı, elinde bir dolu kanıtla itiraz eder mi dersiniz Sayın Saymaz’a?

Son olarak…

Muhalefet, eski bakan Ruhsar Pekcan’ın Yüce Divan’da yargılanması istedi.

Gazeteciler AKP Sözcüsü Ömer Çelik’e bunu sordular. Ömer Çelik ne mi dedi:

"Muhalefetin dediğini geçin arkadaşlar, muhalefetin dediğiyle iş yapmıyoruz."

Düşünüp duruyorum o günden beri, Ömer Çelik hangi kabilenin sözcülüğünü yapıyor acaba?

Demokrasilerde iktidar olanların, muhalefetin sesine/ eleştirilerine kulak verdiğinden haberi mi yok acaba Sayın Çelik’in? Neden kulak tıkıyor muhalefetin isteğine?

Yüce Divanlık değil midir Ruhsar Pekcan?

Kadının uyanıklığı bitmiyor hiç. BirGün gazetesi haberine göre Sayın Pekcan, kiraladığı evin 380 bin liralık tadilatını da bakanlığa yıkmış.

Anadolu’da 'utanmazlık' diyorlar buna.

Kadının Sülün Osman, Raki, Kastelli, Parsadan, Titan, Krip Tosuncuk ve Tosuncuk Mehmet ile yakınlığı mı var acaba diye düşünür oldum doğrusu…

Kim buluyor da bakan yapıyor böylelerini bilmem ki… Üstelik geçmişinde şaibeli bir durum varken…

***

Özel hastane sahibi sağlık bakanı, özel okul sahibi eğitim bakanı, otel sahibi turizm bakanı, patates şirketi danışmanı tarım bakanı, iş insanı ticaret bakanı…

İster istemez insanın aklına 15 Mart 2015’te "Ben bu ülkenin şirket gibi yönetilmesini istiyorum" diyen Recep Tayyip Erdoğan geliyor tabii ki…

Belli ki Recep Tayyip Erdoğan da Türkiye’nin CEO’su.

Bir ekonomist de bunun halka olan maliyetini çıkarmalı bence.

İşin özeti şu ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, halkçı/ devletçi değil, tamamen sermaye yanlısı/ bireyci bir sistem. Halkımıza yaramaz! Terkedilmeli, hem de hemen!

Geçelim…

540 kilogram kokain kaçakçılığını önleyen Doğu Marmara Gümrük ve Ticaret Bölge Müdür Vekili Mehmet Ali Arslan’ı ödüllendirmek yerine Şubat 2021’de geri hizmete çeken kişilere, sayın cumhurbaşkanımız "Be ahlaksızlar, be edepsizler!" dedi mi?

İşini hakkıyla yapan birini geri hizmete çeken o sorumlulardan hesap soracak mı dersiniz Sayın Cumhurbaşkanımız?

Son bir yılda yoksul sayısı 3,2 milyon arttı.

29 Nisan’da başlayıp 17 gün sürecek olan 'Tam kapanma'da iktidar, köylü kurnazlığıyla alkol yasağı getirdi. 17 gün boyunca içki satış yasağı uygulanacak.

Bilim Kurulu üyesi Prof.Dr. Serap Yavuz’un sözleri şöyle: "Hiçbir akılcı tarafı olmayan nasıl bir uygulama anlamış değilim. Şaşkınız."

Diyanet Vakfı, iktidarın hık deyiciliğini sürdürüyor: "Sigara satışına sınırlama getirilsin. Sigara kullanımını bitirelim."

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan’ın sözleri çok açık, doğru bir değerlendirme bence : "Alkol yasağı muhalefete tuzak."

Hükümet yasak diyedursun, tekel bayileri de 'satacağız' demekten geri durmuyorlar. Çünkü, içki yasağının anayasaya aykırı olduğunu biliyorlar. Bu konuda yasal bir düzenleme yapılmadığını biliyorlar. Ülkeyi yönettikleri düşünenler, kurnazlık yapıp polis zoruyla tekel bayilerine belge imzalatmışlar bu konuda.

Kanun devleti böyle mi olur?

Bunun adı ideolojik zulüm. "Biz ramazan ayında oruç tutuyorken siz içki içemezsiniz. Siz de bizimle aynı şeyleri yapacaksınız. Bizim gibi yaşayacaksınız"’ın Türkçe meali bu.

Bu ideolojiye teslim olanların ilerde karşılaşacağı sorun, balkonda rahat koltuklarda çay keyfi yaparken ya da güneşlenirken keyfine bir başkalarının müdahale etmesi…

Bundan kuşkunuz olmasın… Teslim olmayın bir kere… Arkası gelecektir.

Salgını bahane edip insanların yaşam tarzlarına müdahalede bulunmayı kendilerinde hak gören bu zihniyete olası bir seçimde AK Partili bir kısım seçmenin de "yanlış yaptınız" diyeceğini düşünüyorum.

Pandemiyle savaşta halkı için en az kaynak ayıran ülkelerden olduğumuz, hatta bu konuda Zambiya’nın bile gerisinde kaldığımız İMF verileri tarafından açıklandı.

Bu konuda utanılası bir sıradayız.

İMF verileri yalan yanlış olsaydı sayın cumhurbaşkanımız hiç kuşku yok ki, "Be ahlaksızlar, be edepsizler!" diyerek postasını atacaktı. Hiç sesini çıkarmadı.

Bartın’daki vali yardımcısı Abdullah Akdaş, bilindiği gibi kamu kurum ve kuruluşlarında salgının bulaşmasının önlenmesinde yetersiz kalındığını ve salgına yakalanan kamu personeline "Neden hasta oldun!" diye sorulmasını ve gerekçenin yetersiz görülmesi halinde disiplin işlemi başlatılmasını istemişti.

Cumhurbaşkanımız, kamu çalışanlarını öfkeden deliye çeviren bu vali yardımcısı için "Be işbilmez adam, be beceriksiz!" demiş miydi hiç…

Cumhurbaşkanının teyzesinin oğlu ilköğretim müfettişiydi. AKP iktidara gelince MEB İlköğretim Genel Müdürü yapıldı.

Bu konuda Necati Doğru’nun yazdıklarına kulak verelim isterseniz:

"19 yıllık iktidarı ve ondan önce de 'İlim Yayma Cemiyeti'nin kurulmasına kadar giden geçmişi olan AKP kadrolarında okumuş, çalışkan, işinin ehli insan sayısı bitti mi? Arandı arandı da 16 kişi bile bulunamadığı için THY İcra Kurulu Başkanı’nı ayrı ayrı devlet şirketlerinde 17 koltuğu birden oturtup hizmet ve icraat beklendiği ortaya çıktı. Dünyayı şaşırtan haber: 1 adama 17 koltuk!

Adam kıtlığı mı var? Koltuk mu çok lezzetli? Hepsi tesadüf mü?"

***

Bir haber çok dikkat çekici geldi bana.

İngiliz Başbakan Boris Johnson, geçen yıl resmi konutunun tadilatı için 200 bin sterlin harcamış. Oysa bu iş için ödenek sadece 30 bin sterlin.

Johnson, kalan parayı kendisinin ödediğini söylediyse de kanıt sunamadı. Seçim komisyonu ikna olmadı ki soruşturma açtı. Johnson’un bu konuda başı ağrıyacak. Besbelli!

İngiltere demokrasisi, yolsuzluk - uğursuzluk yapanı affetmiyor. Demek ki Johnson, itibarı ve keyfi için orada burada saray maray yapayım dese…

Hayalini bile kuramaz…

Elâlemin adamı bir başka…

***

Alman ahlakına bak sen!

Korona nedeniyle Almanya’da ücretlerde azalma olunca, bu milletvekili maaşlarına da yansıdı. Vekiller, temmuz ayından itibaren 70.58 Euro daha az maaş alacak.

Akşam sabah ezan- bayrak-din-iman nutku atan bizimkiler, Almanlardan etkilenip de maaşlarından kesinti yaptırırlar mı sizce?

***

Hangi kasaba olduğu aklıma gelmiyor şimdi… AKP’li bir belediyenin geçtiğimiz ekim ayında meydana gelen depremin ardından, ülkenin dört bir köşesinden gelen yardım kolilerini 6 ay depoda saklayarak Ramazan kolisine dönüştürdüğünü yazmıştı gazeteler…

Utanmazlık değil mi bu?

Ya o yiyecek ve içecekler bozulduysa, ya birilerini zehirlerse…

Ramazan ayında böyle bir pislik yapılır mı hiç?

***

Samsun’da yaşanan ise zorbalık!

Ramazan ayındayız ya… Samsun’un İlkadım İlçesi’nde caddede içeceğini tüketen bir kişiye yoldan geçenler müdahale ediyor. Ramazan ayı olduğu için elindeki içeceği çöpe atması için baskı yapıyorlar.

Bu konuda herkesten önce cumhurbaşkanının örnek olmasını isterim ben.

"Be cahiller, be saygısızlar! İslam hoşgörü dinidir. Bu zorbalık neden?" dese o zorbalık tekrarlanır mı hiç?

***

Yerel yönetimler, hemşerilerine yardım yapmak istiyor. Bir bakıyorsunuz toplanan yardım paralarına el konuluyor. Ayıp değil mi bu?

Yardımda bulunanlar o belediyeye güvenip yardımda bulunmuş, sen ise onlara el koyuyorsun. El koyduğun parayı ne yaptığını/ nereye harcadığını da söylemiyorsun… Toplanan deprem vergilerini ne yaptığını söyleyemediğin gibi…

1 Mayıs İşçi Bayramı için az sayıda işçi ve sendika önderi bir araya gelmiş, onları dağıtıyorsun. Bir araya gelme özgürlüğü, basın açıklaması yapma özgürlüğü yok mu da biber gazıyla onları dağıtıyorsun…

Lebalep iktidar partisi kongrelerine katılanlar koronayı arttırmıyor da 1 Mayıs için bir araya gelen az sayıdaki işçi mi koronayı arttırıyor? Komiklik prim mi yapıyor ne…

Çorum İl Müftüsü, KYK yurtlarında kalan 200 öğrenciye iftar yemeği verirken korona tehlikesi yok, 1 Mayıs için, 23 Nisan için, 19 Mayıs için bir araya gelmek isteyenlere "Hemşerim yassak"…

Binlerce insanın katıldığı cenaze töreni virüsün yayılmasına sebep olmuyor da 1 Mayıs için bir araya gelenle tehlike arzediyor.

Nedir bu kötülük, nedir bu öfke, nedir bu saldırganlık, nedir bu kendinden olmayana düşmanlık?

Her muhalif olana, her kendinden olmayana "Eyy!" diye kükre, Suudi Arabistan’da 8 Türk okulunu kapatan Suudilere gıkını çıkarma… O eyy’lere nasıl inanacağız acaba?

"Eyy" diye aklı sıra dünyaya efelenen Recep Tayyip Erdoğan, Biden’a efelenebildi mi sahi…

Soykırım iddiası, Türkiye’nin başını çok ağrıtan sancılı konulardan biri. Soykırım diyeni neredeyse dövecekler. Gel gör ki 'soykırım oldu' diyen Biden’a gıkını çıkaramıyorlar.

Din istismarıyla ve hamasetle yürümüyor demek ki ülke yönetme işi… Neden Biden’a tepki yok?

Neden Ali Babacan’ın dediği gibi 'çok cılız' bir tepki?

Konu Amerika olunca süt dökmüş kediye benziyor bizimkiler…

Nerde o "Eyy"ler?

***

Demokrasilerde dayatma yok. Sinsilik yok. Flu olan bir şey yok. Her şey net… Her şey yasalar çerçevesinde…

Demokrasi değil de Şair- yazar- dramaturg- PEN Türkiye Başkanlığı yapmış olan Tarık Günersel’in deyişiyle 'Erdocracy'lerde ise netlikten ziyade fluluk egemen…

Sayıştay raporuna göre; köprü, tünel, otoyol, şehir hastanesi, havalimanı gibi projelere 61 milyar 719 milyon 323 bin lira kur farkı ödeyen devlet, Libya’ya 150 bin doz aşı gönderir, Bosna Hersek’e 30 bin doz aşı hibe ederken aşıya para bulamıyor/ salgında can çekişen esnafa/ perişan vatandaşa para bulamıyorsa kimse bana sosyal devlet olduğumuzu söylemesin.

Erdocracy denilen de zaten bu!

Sosyal devletin öldüğü, CEO’ların egemen olduğu bir dünya…

Yorumlar (0)
12
parçalı az bulutlu
banner17
Günün Karikatürü Tümü
Günün Anketi Tümü
Bergama İl Olmalı mı?
Bergama İl Olmalı mı?
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 19 46
2.  Fenerbahçe 19 43
3.  Trabzonspor 20 42
4.  Göztepe 20 39
5.  Beşiktaş 20 36
6.  Başakşehir FK 20 30
7.  Samsunspor 20 30
8.  Gaziantep FK 20 25
9.  Kocaelispor 19 24
10.  Alanyaspor 20 22
11.  Gençlerbirliği 20 22
12.  Çaykur Rizespor 20 20
13.  Antalyaspor 20 20
14.  Konyaspor 20 19
15.  Eyüpspor 20 18
16.  Kasımpaşa 20 16
17.  Kayserispor 19 15
18.  Fatih Karagümrük 20 9
Takımlar O P
1.  Amed SK 23 46
2.  Erzurumspor FK 23 45
3.  Esenler Erokspor 22 41
4.  Çorum FK 23 41
5.  Bodrum FK 23 39
6.  Pendikspor 23 39
7.  Bandırmaspor 23 36
8.  Boluspor 23 35
9.  Iğdır FK 23 34
10.  Keçiörengücü 23 33
11.  Van Spor FK 23 31
12.  Manisa FK 23 31
13.  İstanbulspor 23 31
14.  Sivasspor 23 30
15.  Ümraniyespor 22 27
16.  Sarıyer 23 27
17.  Serik Belediyespor 23 26
18.  Sakaryaspor 23 23
19.  Hatayspor 23 7
20.  Adana Demirspor 23 2
Takımlar O P
1.  Arsenal 24 53
2.  Manchester City 24 47
3.  Aston Villa 24 46
4.  Manchester United 24 41
5.  Chelsea 24 40
6.  Liverpool 24 39
7.  Brentford 24 36
8.  Fulham 24 34
9.  Everton 24 34
10.  Newcastle United 24 33
11.  Sunderland 23 33
12.  Bournemouth 24 33
13.  Brighton & Hove Albion 24 31
14.  Tottenham 24 29
15.  Crystal Palace 24 29
16.  Leeds United 24 26
17.  Nottingham Forest 24 26
18.  West Ham United 24 20
19.  Burnley 23 15
20.  Wolverhampton 24 8
Takımlar O P
1.  Barcelona 22 55
2.  Real Madrid 22 54
3.  Atletico Madrid 22 45
4.  Villarreal 21 42
5.  Real Betis 22 35
6.  Espanyol 22 34
7.  Celta Vigo 21 32
8.  Real Sociedad 21 27
9.  Osasuna 22 26
10.  Deportivo Alaves 22 25
11.  Girona 22 25
12.  Elche 22 24
13.  Sevilla 21 24
14.  Athletic Bilbao 21 24
15.  Valencia 22 23
16.  Getafe 21 22
17.  Rayo Vallecano 22 22
18.  Mallorca 21 21
19.  Levante 21 18
20.  Real Oviedo 22 16

Gelişmelerden Haberdar Olun

@