15.11.2021, 09:19

Devlet her şeyi yapabilir mi?

1981’in karanlık günlerinin Ankara’sıydı, Darbe’nin üzerinden bir yıl geçmiş, her gün bir örgüte, bir kuruma operasyon yapılıyordu. Ankara gri sonbaharı kuşanmış, soğuklar bastırmış, ağaçlar sararan yapraklarını dökmeye başlamıştı. İnsanlar tedirgin, karamsar ve adeta kendinden bezmişti.

Tek kanallı televizyonda her akşam Kenan Evren saatlerce konuşuyordu; o konuştukça da arkasından gece yarısı polisler, askerler evleri basıp, önce DAL denen yere, sonra orada esaslı bir sorgudan sonra Mamak tutukevine insanları öbek öbek götürüyordu.

Doğrusu o tarihte Mamak’ a gitme sırasını bekleyenlerden biri de bendim. Milyonlar gibi ben de ülkenin gidişatından mutsuz, tedirgin, kuşkucu günleri yaşıyordum.

Öyle ki her gece yarısı o günlerin Ankara Basın Sitesi semtindeki evimizin yanından geçen araba sesi yüreğimizi ağzımıza getirirdi. Şimdi bizi de almaya geldiler diye…

Perdeyi sessizce açar, eşimle gece yarısı yolu kontrol ederdik. Eğer gelen bir cemse ya da Toros ise her an evimizin kapısının çalınacağı vehmine kapılırdık. Ses uzaklaşınca içimiz rahatlardı.

Hey gidi günler…

Sonra İzmir’e evce geldik, sanıyorum polis adresimizi böylece kaybetmiş oldu.

Ancak o yaşadığımız aylar bir ömre bedeldi…

Bizim yaşadıklarımızı milyonlarca insan daha beter biçimde yaşadı, çoğu işlerini bıraktı, yurt dışına gitti.

Gidemeyenler yakalanıp yıllarca hapis yattı, işkencelerden geçti.

Geçen hafta eski MİTçi Mehmet Eymür’ün T24’ deki söyleşisinde, "Devlet benim gözümde her şeyi yapabilir" cümlesini okuduğumda o tarihlerde olanları anımsadım.

Yani demek istiyor ki Eymür, Devlet tepedeki insanların saptadığı çizginin dışında kalanlara işkence de yapabilir, hatta hatırlanacağı gibi Çiller döneminde olduğu gibi listeler yapıp öldürebilir de…

İyi mi, anladınız mı?

Ne güzel ben devlete sahipsem ben vatanseverim, istediğimi yapabilirim, benim dışında kalanların canı cehenneme…

Aslında bu söylem kulağımıza çok da yabancı gelmiyor, şimdilerde bile bu sesleri duymuyor muyuz? Demek ki çok şey değişmemiş, nüanslarda farklılıklar var sadece.

**

DEVLET HERŞEYİ YAPABİLİR Mİ?

Şimdi gelin, “Devlet her şeyi yapabilir” anlayışının 12 Eylül 1980 Darbesi esnasında toplumda bıraktığı tahribata bakalım:

1980 darbesi ile 650 bin kişi gözaltına alındı. 1 milyon 630 bin kişi fişlendi, 171 kişi işkence sonucu yaşamını yitirdi. 43 kişi hapishane ya da nezarethanede intihar etti. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı.

Bu listeyi daha uzatmak mümkün…

Bunlar sayılarla dile getirilen tahribatlar, bir de insanların psikolojik olarak yaşadıkları travmalar var ki onları ne yazık ki sayılara dökmek zor!

Mesela aranırken bunalıma girip intihar eden TSİP’li Şakir arkadaşımın dramına bizzat ben şahidim, sonra, ailenin yaşadıkları ise akıllara ziyan!

**

OLANLARI BİR DE TANIKLARDAN DİNLEYELİM…

12 Eylül darbesinin etkilerini belki de en çok kadınlar yaşadı; derneklerde, sendikalarda, partilerde olup siyasi çalışma yapan kadınlar yıllarca Mamak’ta başka cezaevlerinde yattı, işkencelere tabi tutuldu.

İşte o grubu oluşturan kadınların 12 Eylül anılarını toplayan “Kaktüsler Susuz da Yaşar” kitabında Banu Asena Torun’un anlattıkları:

"D blokta başımıza bir çavuş verilmişti. Selahattin çavuş. (…) bizi yok etmeye doğuştan yeminli, sayıyla teslim edilmemiş olsak hepimizi yok eder. Bir gün havalandırmada çavuş sıraya girmemizi istedi. Komutanım diyeni içeri alıyor demeyeni coplayarak duvar dibine."

Komutanım demeyenlerden biri de Nesrin’dir. (Shf. 19)

Bu da çavuşu deli ediyor, öyle ya bu kadar ‘vatansever’ bir çavuşa nasıl komutanım denmez!

Çavuş her seferinde kendisine komutanım demeyenlerden hırsını copla ellerine vurarak alıyor.

Böyle bir seansta sıra Nesrin’e gelir.

Çavuş mesaisine başlar, vurur vurur kendisi yorulur, bu kez Nesrin’den diğer elini açmasını ister.

Ancak Nesrin’nin diğer kolu kırıktır ve o elini kullanamaz.

Ama çavuş ille de o ele de copla vuracaktır. Ve o el de sakat olmasına karşın coplanıyor, her cop vuruşu Nesrin’in feryadına dönüşüyor.

Buna dayanamayan koğuştan bir başka kadın çavuşun önüne fırlar.

"…Ayla fırladı, gidip Nesrin’nin yanına durdu. Çavuşa doğru adeta bağırarak ve bu arada bir kolunu uzatarak, ‘yeter artık vuracaksan, benle devam et!" dedi.

Çavuş şöyle bir irkildi, belki de kendine geldi. Nesrini coplamaktan vazgeçti ama kızın onca copa karşın ayakta durması onu çileden çıkarmıştı.” (shf.20)

İnsan okuyunca tüyleri diken diken oluyor…

Nasıl bir şizofren durum!

Üstelik bu çavuş ta ‘vatansever’lerden biri

Bu günlere nasıl da benziyor değil mi?

Bunun gibi onlarca hikâyeyi Mamak’taki tutuklu kadınların yazdığı Kaktüsler Susuz da Yaşar [1]kitabından okuyabilirsiniz.

Diyarbakır Cezaevi’nde olanları demiyoruz bile!

**

Başka bir tanıklıktan söz edelim:

Doğan Görsev, Konuk Yayınları sorumlusudur 1980’li yıllarda.

Konuk Yayınları, felsefe, siyaset, ekonomi gibi onlarca konuda araştırma kitapları yayımlayan bir yayınevi.

Doğan Görsev bu yayınevinin sorumlusu olmak, ayrıca TKP ve Barış Derneği davalarından tutuklanıp üç yıl yatanlardan.

12 Eylül Anıları’[2] kitabında o günleri anlatır.

“Geniş bir odada yere bağdaş kurmuş, gözleri bağlı onca tutuklu arasına itildim. Bunlar sorguya günü birlik çağrılmış olanlardı. Bir de duvar boyunca zincire vurulmuş olarak 24 saat bekletilenler vardı.

“…karşı odada gürültüler, haykırışlar geliyordu. Belli ki orası işkence edilen yerdi.”

Sonra Görsev, uzun uzun sorguya götürülüşünü, orada yüzüne atılan yumrukları anlatır bu anılarda.

Askeriyede pilotluğa kadar gelmiş, birkaç dil bilen entelektüel biridir Görsev.

Gelin görün ki bir önceki bölümde anlatıldığı gibi ‘vatansever’ bir çavuş kendini Görsev’den daha vatansever, Görsev’i ise düşman safta görebiliyor.

Böyle bakılınca da ‘Devlet her şeyi yapabilir’ mantığı öne geçiyor ve ondan sonra ne demokrasi, ne kişilik hakları, ne hukuk kalıyor! Bunları geçin insanlık bile ayaklar altına kolaylıkla alınabiliyor.

12 Eylül'ü yaşayanlar bunlardan bolca nasiplendi.

Fakat her toplumsal olay gibi 12 Eylül’de geldi geçti.

Ama bellek unutmuyor, yaşananları önümüze getiriyor.

Kitaplarla, anılarla, filmlerle konu gündeme taşınıyor.

Şimdi yaşananlara bakılınca koca bir trajedi, travma, baskı, işkenceden başka bıraktığı nedir ki!

Eline silah almamış, şiddete bulaşmamış sadece bir fikri savunan binlerce insan yıllarca hapis yatırıldı, yetmedi işkencelerden geçirildi.

Toplum büyük bir travmaya bilerek itildi. Selahattin çavuş gibi faşist zihniyetler kendinden olmayanları vatan haini, hatta düşman olarak gördü.

Bu tipler kendi yetersizliklerini, aşağılık duygularını başkalarından çıkarmaya çalıştılar.

Savunmasız kadınları coptan geçirerek devletin makbul vatandaşı haline getirmek istediler.

Oysa insanların savundukları evrensel değerlerden pişmanlık duydukları hiç duyulmuş bir şey değil.

O gün demokrasiyi, eşitliği ve özgür düşünceyi savunanlar bu gün de aynı biçimde ön safta savunuyorlar.

Peki, Mamak’ta savunmasız kadınları copla döven Selahattin çavuş yaşıyorsa yaptıklarıyla övünebiliyor mu?

Ya Doğan Görsev gibi bir değeri hapse atan faşist zihniyet?

Eğer övünüyorsa yandık!

Gerçi o zihniyetin hala aynı kafada olduğu görülüyor, onlar için devlet kutsaldır ve bireyin hakkı hukuku söz konusu bile edilemez!

Demek ki ararsak bu gün bile önceki bölümde anlattığımız Selahattin çavuşları görebiliriz.

Hatta bu tipler devlet katında itibarlı mevkiler de bile bol bol karşınıza çıkabilir.

 

[1] Mamaklı kadınlar kitap grubu, Kaktüsler Susuz da Yaşar, Dipnot Yayınları, 2011, İstanbul

[2] Doğan Görsev, 12 Eylül Anıları, Tüstav, İstanbul, 2011

Yorumlar (0)
12
parçalı az bulutlu
banner17
Günün Karikatürü Tümü
Günün Anketi Tümü
Bergama İl Olmalı mı?
Bergama İl Olmalı mı?
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 26 64
2.  Fenerbahçe 27 60
3.  Trabzonspor 27 60
4.  Beşiktaş 26 49
5.  Başakşehir FK 27 43
6.  Göztepe 26 43
7.  Samsunspor 26 35
8.  Kocaelispor 27 33
9.  Gaziantep FK 27 33
10.  Alanyaspor 27 31
11.  Çaykur Rizespor 26 30
12.  Konyaspor 26 27
13.  Gençlerbirliği 26 25
14.  Antalyaspor 27 25
15.  Kasımpaşa 26 24
16.  Eyüpspor 27 22
17.  Kayserispor 26 20
18.  Fatih Karagümrük 26 17
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 31 66
2.  Amed SK 31 64
3.  Esenler Erokspor 31 63
4.  Çorum FK 31 59
5.  Bodrum FK 31 54
6.  Pendikspor 31 53
7.  Bandırmaspor 31 47
8.  Iğdır FK 31 45
9.  Keçiörengücü 31 44
10.  Sivasspor 31 44
11.  Manisa FK 31 43
12.  Van Spor FK 31 42
13.  Boluspor 31 41
14.  İstanbulspor 31 39
15.  Ümraniyespor 31 38
16.  Sarıyer 31 38
17.  Sakaryaspor 31 32
18.  Serik Belediyespor 31 32
19.  Hatayspor 31 7
20.  Adana Demirspor 31 3
Takımlar O P
1.  Arsenal 31 70
2.  Manchester City 30 61
3.  Manchester United 30 54
4.  Aston Villa 30 51
5.  Liverpool 30 49
6.  Chelsea 30 48
7.  Brentford 30 45
8.  Everton 30 43
9.  Newcastle United 30 42
10.  Bournemouth 30 41
11.  Fulham 30 41
12.  Brighton & Hove Albion 30 40
13.  Sunderland 30 40
14.  Crystal Palace 30 39
15.  Leeds United 30 32
16.  Tottenham 30 30
17.  Nottingham Forest 30 29
18.  West Ham United 30 29
19.  Burnley 30 20
20.  Wolverhampton 31 17
Takımlar O P
1.  Barcelona 28 70
2.  Real Madrid 28 66
3.  Atletico Madrid 28 57
4.  Villarreal 28 55
5.  Real Betis 28 44
6.  Celta Vigo 28 41
7.  Real Sociedad 28 38
8.  Espanyol 28 37
9.  Getafe 28 35
10.  Athletic Bilbao 28 35
11.  Osasuna 28 34
12.  Girona 28 34
13.  Rayo Vallecano 28 32
14.  Valencia 28 32
15.  Sevilla 28 31
16.  Mallorca 28 28
17.  Deportivo Alaves 28 28
18.  Elche 28 26
19.  Levante 28 23
20.  Real Oviedo 28 21

Gelişmelerden Haberdar Olun

@