Korkut Boratav’la Özelleştirmeler Üzerine Bir Söyleşi
Varlığından ve amacından daha önce bahsettiğimiz Dayanışma Meclisi, ‘Dayanışma Forumu’ isminde bir dergi yayınlamaya başladı. Üç ayda bir yayınlanacak olan dergi, internet sitesinde ücretsiz yayınlanıyor. İkinci sayısı bu ay yayınlanan derginin ilk iki sayısında çok değerli gazeteci, iktisatçı ve akademisyenler yazdı.
Dergi, her sayısını bir temanın işlenmesine ayırıyor. Şimdilik çıkan her sayıyla ilgili 1, 2 köşe yazısı yazmayı planladım. Bu ayın konu başlığı "Özel Güzeldir’den Çökme’ye: Özelleştirmeler ve Yağma Ekonomisi."
Sayıda, konunun uzmanı olan Türk bilimciler arasında en önde geleni, büyük alim Korkut hocayla bir söyleşiye yer verilmiş. İlk soruya cevaben hoca, kendi deyimiyle ‘bilinen gerçekleri tekrar ederek’ başlıyor.
İkinci soru özelleştirmeyi savunanların temel argümanlarından biriyle ilgili. Kabaca özel sektörün kaynak kullanımında gerçekten daha tasarruflu olup olmadığıyla ilgili bir soru soruluyor hocaya. Hoca, bütüncül bir cevap verebilmek için neoliberalizmin pratiğe nasıl döküldüğünü anlatıyor; "1980’lere gelindiğinde, özelleştirme gündemini tetikleyen nesnel tabloyu hatırlayalım: Batı kapitalizminde üretim araçları mülkiyeti üzerinde kapitalist sınıfın tekeli son bulmuş; devlet işletmeleri yaygınlaşmıştır. Devlet, ayrıca, eğitim, sağlık, emeklilik gibi kamu hizmetlerini yurttaşlara parasız olarak sunmaya başlamış; finansmanını büyük ölçüde kapitalistleri vergileyerek karşılamıştır. Sonunda egemen sınıflar saflarında, bu dönüşümleri mümkün kılan sınıflar-arası uzlaşmanın kapitalizmin bekasını tehdit etiği teşhisi yaygınlaştı. Sermayenin sınırsız tahakkümünü dünya çapında yeniden yerleştirmeyi hedefleyen karşı saldırı (neoliberalizm) bu teşhisin sonucudur… Egemen sınıflar neoliberal tasarımı inşa ederken, yönetme iddiasında oldukları kapitalizmin doğasında var olan “vahşi” özellikleri, “yağmacı” nitelikleri, genleri yeniden keşfettiler; onları hayata taşıma mücadelesini başlattılar. Sözünü ettiğiniz özelleştirme, bu tasarımın bir parçasıdır. … Kapitalizm, bu tıkanmayı aşmak için tarihsel kökenlerinde yer alan ilkel sermaye birikimini yeniden keşfetti; modern biçimi, özelleştirme olarak adlandırıldı.
Özelleştirme, ilkel birikim gibi, yutarak, mülksüzleştirerek, geçmiş birikimlerin sonucu olan servetlere, varlıklara el koymak anlamına gelir. Kapitalizmin dinamik, yaratıcı aşamalarını belirlemiş olan üretken sabit sermaye stokunu artırmaz."
Peki bu stoku arttıramasa da, sınırlı kaynakları devlet işletmelerine kıyasla daha verimli kullanabilir mi? Hoca bilimsel araştırmalarda bu savı destekleyen bir göstergenin olmadığını söylüyor ve başka bir şaşırtıcı örnek veriyor; "Bir örnek vereyim: 1989’da World Development dergisi özelleştirme temalı bir özel sayı yayımladı (Cilt 17, No.5). O tarihe kadar gerçekleşen araştırmaların dökümü yapıldı. Katkı yapanların büyük çoğunluğu (ki bunlara Dünya Bankası uzmanları da dahildir) özelleştirmenin esas olarak ideolojik-siyasi bir tercih olduğunu; ardında çok güçlü ekonomik nedenler olmadığı hususunda hemfikir olmaktaydı."
Ardından gelişkin kapitalist ülkelerde, çevre ülkelerde ve eski Sovyet ülkelerinde özelleştirmelerin tarihsel gelişimleri konuşuluyor ve konu Türkiye’ye geliyor. Sefaletimiz karşısında Türkiye’nin liberal olmadığını iddia eden liberallere, ülkemizin gayet liberal olduğunu anlatmaktan bıkmıyor hoca. Önce nasıl başladığını ele alıyor; "Neoliberalizmin Türkiye’ye girişi, aslında, Thatcher (1979) ve Reagan’ın (1981) tarihlerinin arasında yer alır. Türkiye’nin simgesel iki tarihi 24 Ocak ve 12 Eylül 1980’dir. Ancak Türkiye’de özelleştirme, neoliberal programın ilk aşamalarının bir öğesi değildi. Program “serbest piyasa” söylemi içinde pazarlanıyor; dış ve iç ticarette, bankacılıkta kaynak tahsisini etkileyen devlet müdahalelerinin giderilmesine, çiftçiyi koruyan desteklerin tasfiyesine öncelik veriliyordu." 82 Anayasası’nın özelleştirme değil kamulaştırma içerdiğini, aynı yıllarda TÜSİAD başkanı Ali Koçman’ın" Türk özel sektörünün kamu iktisadi teşebbülerinin mülkiyeti üzerinde bir talebi yoktur" demecini hatırlatıyor. 80’lerin ortalarında Dünya Bankası’nın özelleştirmeleri daha ön plana çıkarmasıyla Özal’ın bunu ufak ufak başlattığına değiniyor. 1991’de ise Dünya Bankası, bir raporla Türkiye’yi kendi özelleştirme gündemine katıyor. Bu raporun önerileri 94 krizinden sonra benimseniyor.
Sonrasında ‘Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi’nden’ açılıyor konu. Bu vakıf kapatılana kadar, başlattığı hukuki mücadelelerle Türkiye’de karanlık ilişkilerden uzak özelleştirme yapılmadığını kanıtlıyordu. KİGEM, 2000’li yıllara kadar pek çok özelleştirme kararını yargıya taşıyor. KİGEM’in iddialarının doğruluğu ve başlattığı mücadelenin haklılığı karşısında pek çok özelleştirme erteleniyor. "KİGEM deneyimi ve dosyaları, AKP öncesindeki yıllarda da lekesiz özelleştirmenin olmadığını gösteriyor. Yargı yolu özelleştirme ivmesini kısmen yavaşlattı; ama durduramadı. İptal edilen sözleşmelerin pek çoğu, küçük değişikliklerle tekrar yenilendi; uygulandı." diyor hoca.
Gelelim AKP dönemine. AKP’nin devletçi olduğunu öne sürecek kadar özelleştirmeci liberaller ortalıkta gırla geziyor. Peki kendileri, hocanın dillendirdiği şu gerçeğe ne cevap verirlerdi; "Özelleştirme gelirleri AKP öncesinde 8,2 milyar dolarla sınırlı kalmış; 2004-2019 toplamı 71,1 milyar dolara ulaşmıştır."
Aynı şekilde liberaller, AKP’nin beğenmedikleri ‘kayırmacı’ özelleştirme modelinin Dünya Bankası’nın bir tasarımı olduğunu bilseler, kim bilir ne kadar şaşırırlardı! "Sonraki yıllarda, aslında bir DB tasarımı olan kamu-özel işbirliği (KÖİ) projeleri devreye girecektir. Bu “model”, aslında farklı bir özelleştirme türüdür. Altyapı ve sağlık sektörü yatırımları özel sektörce üstlenilecek; merkezî bütçe katkısı ve kamu açıkları ilerideki yıllara yayılacaktır. Geleneksel özelleştirmelerin iki özelliği burada da geçerlidir: Bir yandan kısa dönemli bütçe ve devlet borcu dengeleri sürdürülebilir düzeyde gösterilecek; neoliberal malî disiplin ilkesi korunacaktır. Diğer yandan da ayrıcalıklı müteahhitlere (“Beşli Çete”ye) döviz kuru bağlantılı ciro güvenceleri sağlanacak; renkli bir yolsuzluk türü daha oluşacaktır."
Derginin veya söyleşinin tamamını okumak isteyenler için link; "Dayanışma Forumu – Dayanışma Meclisi" http://dayanismameclisi.org/index.php/dayanisma-forumu/
Bergama İl Olmalı mı?
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Galatasaray |
20 | 49 |
2. Fenerbahçe |
19 | 43 |
3. Trabzonspor |
20 | 42 |
4. Göztepe |
20 | 39 |
5. Beşiktaş |
20 | 36 |
6. Başakşehir FK |
20 | 30 |
7. Samsunspor |
20 | 30 |
8. Gaziantep FK |
20 | 25 |
9. Kocaelispor |
19 | 24 |
10. Alanyaspor |
20 | 22 |
11. Gençlerbirliği |
20 | 22 |
12. Çaykur Rizespor |
20 | 20 |
13. Antalyaspor |
20 | 20 |
14. Konyaspor |
20 | 19 |
15. Eyüpspor |
20 | 18 |
16. Kasımpaşa |
20 | 16 |
17. Kayserispor |
20 | 15 |
18. Fatih Karagümrük |
20 | 9 |
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Amed SK |
23 | 46 |
2. Erzurumspor FK |
23 | 45 |
3. Esenler Erokspor |
22 | 41 |
4. Çorum FK |
23 | 41 |
5. Bodrum FK |
23 | 39 |
6. Pendikspor |
23 | 39 |
7. Bandırmaspor |
23 | 36 |
8. Boluspor |
23 | 35 |
9. Iğdır FK |
23 | 34 |
10. Keçiörengücü |
23 | 33 |
11. Van Spor FK |
23 | 31 |
12. Manisa FK |
23 | 31 |
13. İstanbulspor |
23 | 31 |
14. Sivasspor |
23 | 30 |
15. Ümraniyespor |
22 | 27 |
16. Sarıyer |
23 | 27 |
17. Serik Belediyespor |
23 | 26 |
18. Sakaryaspor |
23 | 23 |
19. Hatayspor |
23 | 7 |
20. Adana Demirspor |
23 | 2 |
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Arsenal |
24 | 53 |
2. Manchester City |
24 | 47 |
3. Aston Villa |
24 | 46 |
4. Manchester United |
24 | 41 |
5. Chelsea |
24 | 40 |
6. Liverpool |
24 | 39 |
7. Brentford |
24 | 36 |
8. Fulham |
24 | 34 |
9. Everton |
24 | 34 |
10. Newcastle United |
24 | 33 |
11. Sunderland |
23 | 33 |
12. Bournemouth |
24 | 33 |
13. Brighton & Hove Albion |
24 | 31 |
14. Tottenham |
24 | 29 |
15. Crystal Palace |
24 | 29 |
16. Leeds United |
24 | 26 |
17. Nottingham Forest |
24 | 26 |
18. West Ham United |
24 | 20 |
19. Burnley |
23 | 15 |
20. Wolverhampton |
24 | 8 |
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Barcelona |
22 | 55 |
2. Real Madrid |
22 | 54 |
3. Atletico Madrid |
22 | 45 |
4. Villarreal |
21 | 42 |
5. Real Betis |
22 | 35 |
6. Espanyol |
22 | 34 |
7. Celta Vigo |
22 | 33 |
8. Real Sociedad |
22 | 28 |
9. Osasuna |
22 | 26 |
10. Deportivo Alaves |
22 | 25 |
11. Athletic Bilbao |
22 | 25 |
12. Girona |
22 | 25 |
13. Elche |
22 | 24 |
14. Sevilla |
21 | 24 |
15. Valencia |
22 | 23 |
16. Getafe |
22 | 23 |
17. Rayo Vallecano |
22 | 22 |
18. Mallorca |
21 | 21 |
19. Levante |
21 | 18 |
20. Real Oviedo |
22 | 16 |
Galatasaray
Fenerbahçe
Trabzonspor
Göztepe
Beşiktaş
Başakşehir FK
Samsunspor
Gaziantep FK
Kocaelispor
Alanyaspor
Gençlerbirliği
Çaykur Rizespor
Antalyaspor
Konyaspor
Eyüpspor
Kasımpaşa
Kayserispor
Fatih Karagümrük
Amed SK
Erzurumspor FK
Esenler Erokspor
Çorum FK
Bodrum FK
Pendikspor
Bandırmaspor
Boluspor
Iğdır FK
Keçiörengücü
Van Spor FK
Manisa FK
İstanbulspor
Sivasspor
Ümraniyespor
Sarıyer
Sakaryaspor
Hatayspor
Adana Demirspor
Arsenal
Manchester City
Aston Villa
Manchester United
Chelsea
Liverpool
Brentford
Fulham
Everton
Newcastle United
Sunderland
Bournemouth
Brighton & Hove Albion
Tottenham
Crystal Palace
Leeds United
Nottingham Forest
West Ham United
Burnley
Wolverhampton
Barcelona
Real Madrid
Atletico Madrid
Villarreal
Real Betis
Espanyol
Celta Vigo
Real Sociedad
Osasuna
Deportivo Alaves
Athletic Bilbao
Girona
Elche
Sevilla
Valencia
Getafe
Rayo Vallecano
Mallorca
Levante
Real Oviedo