Üstüne Titrediklerimiz
Ürkek adımlarla basamakları inmeye çalışan, 2-3 yaşlarında bir çocuk ve o merdivenin başında kollarını kavuşturmuş onu izleyen bir kadın: annesi! Bu tabloyu gördüğünüzde kadını tanımasanız bile, yakın komşunuz, akrabanız, arkadaşınız, tanıdığınız falan olmadığını kolayca tahmin edersiniz. Doğrusu ben de hiç tereddüt etmeden o kadının yabancı olduğunu söylerdim. Bizim annelerimizin hiçbiri o çocuğun düşme tehlikesini göze alıp onu merdivende öylece tek başına bırakmaz. Nereden mi biliyorum? Kendimden tabii ki. Ben de bırakmazdım, bırakamazdım. “Ay, ay!” çığlıkları arasında kucaklar, indirirdim onu.
Yıllar önce gördüğüm bu tabloyu aklıma getiren, geçenlerde gittiğim bir okulda müdür beyin anlattıkları oldu.
“Öğlen yemeklerinde oğlumun yanında olabilir miyim?“ diye kendisinden izin isteyen bir anneye doğal olarak,
“Neden?” diye sormuş müdür bey. “Çocuğunuzun özel bir durumu mu var?”
“Yok,” demiş anne. “Yemeklerde benim yanında olmama alışıktır. Yalnız yiyemez.”
Anaokuluna yeni başlayan bir çocuksa... Olabilir, diye düşündünüz değil mi? Ben de öyle düşündüm. Hayır. Çocuk, anaokulunda falan değil; sekizinci sınıf öğrencisi! Ortaokulun son sınıfında, yani 13 -14 yaşlarında. Yani bir yıl sonra liseye başlayacak. Sohbetleri sırasında oğlunu hâlâ kendisinin yıkadığını da anlatmış anne. Evde yemeklerini de o yediriyordur. O yüzden yalnız kalırsa yiyemeyeceğini düşünüyor. Biz böyleyiz, çok düşkünüz çocuklarımıza! O yabancılar, çocuklarını merdivende bir başına bırakanlar, yemeğini ağzına vermeyenler, onlar yeteri kadar sevmiyorlar çocuklarını belki de!
Çocuklarımıza nasıl davranıyoruz? Epeydir aklımı kurcalıyor bu soru. Görünüşe bakılırsa çok seviyoruz onları, üstlerine titriyoruz, ayaklarına taş değmesin istiyoruz ama öte yandan en kötü davranılan çocuklar da bizimkiler. Okuldan alınıp tarlada, atölyede çalıştırılan, küçük yaşta evlendirilen, dövülen, tacize, tecavüze uğrayan, öldürülen... En basiti, bizim isteklerimizi yerine getirmekle yükümlü sayıyoruz onları. Bağımsız birer birey olacaklarını dikkate almıyoruz, birey olmalarına izin vermiyoruz.
Okuduğum bir anı, çok etkilemişti beni. Sanırım ABD’de çalışan bir Türk’tü anlatan. Amerikalı arkadaşının, bırakacak yer bulamadığı için küçük çocuğunu o gün işyerine getirmek zorunda kaldığından söz ediyordu. Bir ara gözü takılmış. Çocuk bir koltuğa tırmanmaya çalışıyormuş ama bir türlü başaramıyor, her denemesinde tutunamayıp aşağı kayıyormuş. Bizimki tahmin edeceğiniz şeyi yapmış. Sizin de benim de yapacağımız şeyi: Gitmiş, çocuğu koltuk altlarından yakalayıp koltuğa çıkarmış. Takdir, en azından teşekkür bekleyerek çocuğun babasına bakmış.
“Ne yaptın?” demiş adam. “Neden öyle yaptın?”
“Çıkamıyordu,” diye açıklamaya çalışmış yardımsever arkadaşımız. “Deneyip başaramadığını görünce ben...”
“Evet ama sonunda başaracaktı,” demiş baba. “Birkaç kez düşecekti belki ama kendi kendine oraya çıkmayı başaracaktı.”
Karşısındakinin mahcup, şaşkın kendisine baktığını görünce eklemiş:
“Çıktığı zaman dönüp bana bakacak, başarısını alkışlamamı bekleyecekti. O zaman da görmezden gelecektim. Neden biliyor musun? Bir şeyleri beni memnun etmek için değil, kendisi için yapması gerektiğini öğrenmesi için.”
Biz çocuğumuzun büyümesine izin vermiyoruz. Bunu onun için yaptığımızı sanıyoruz ama ona kötülük ediyoruz aslında. Beceriksiz oluyor, kendi başının çaresine bakmayı başaramıyor çocuğumuz. Çok düşkün olduğumuz için öyle davranıyoruz. Üstüne titriyor, ayağına taş değmesin istiyoruz. Ama yaşam irili ufaklı taşlar çıkaracak önüne. O taşları itmeyi, savurmayı, alt edip yoluna devam etmeyi öğrenmezse ayağına değen ilk taşta sendeleyecek, belki de düşecek çocuğumuz. Hep yanında olmayacağız ki! Önüne çıkan taşları, dikenleri, çalıları o rahat etsin diye ayıklayıp temizleyemeyeceğiz ki! Bırakalım büyüsün, kendi yaşamının sorumluluğunu taşımayı öğrensin çocuklarımız.
Türkçe notu:
İzninizle her yazımın sonuna bir Türkçe notu ekleyeceğim. İşte ilki:
“Mürettebat, jüri” gibi sözcükler topluluk adıdır. “İki jüri döndü”, ”Üç mürettebat kayboldu” gibi kullanımlar doğru değil. Mürettebat: “Gemi, uçak vb. taşıtlardaki görevliLER” demek. Görüldüğü gibi çoğul. O yüzden “üç mürettebat” değil, “mürettebattan üç kişi...” denmeli. “Jüri” sözcüğünün Türkçesi “seçici kurul”. O kurulu oluşturan iki kişiden söz ederken nasıl “iki seçici kurul üyesi” demek gerekiyorsa jüriden söz ederken de, “iki jüri üyesi...” denmeli. Birkaç kişiden oluşan ayrı ayrı insan gruplarından söz edilmediği sürece “iki jüri, üç mürettebat” denmez.
Bergama İl Olmalı mı?
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Galatasaray |
19 | 46 |
2. Fenerbahçe |
19 | 43 |
3. Trabzonspor |
20 | 42 |
4. Göztepe |
20 | 39 |
5. Beşiktaş |
20 | 36 |
6. Başakşehir FK |
20 | 30 |
7. Samsunspor |
20 | 30 |
8. Gaziantep FK |
19 | 25 |
9. Kocaelispor |
19 | 24 |
10. Alanyaspor |
20 | 22 |
11. Çaykur Rizespor |
20 | 20 |
12. Antalyaspor |
20 | 20 |
13. Gençlerbirliği |
19 | 19 |
14. Konyaspor |
20 | 19 |
15. Eyüpspor |
20 | 18 |
16. Kasımpaşa |
20 | 16 |
17. Kayserispor |
19 | 15 |
18. Fatih Karagümrük |
20 | 9 |
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Erzurumspor FK |
23 | 45 |
2. Amed SK |
22 | 43 |
3. Esenler Erokspor |
22 | 41 |
4. Çorum FK |
23 | 41 |
5. Bodrum FK |
23 | 39 |
6. Pendikspor |
23 | 39 |
7. Bandırmaspor |
23 | 36 |
8. Iğdır FK |
23 | 34 |
9. Keçiörengücü |
23 | 33 |
10. Boluspor |
22 | 32 |
11. Van Spor FK |
23 | 31 |
12. Manisa FK |
23 | 31 |
13. İstanbulspor |
23 | 31 |
14. Sivasspor |
23 | 30 |
15. Ümraniyespor |
22 | 27 |
16. Sarıyer |
23 | 27 |
17. Serik Belediyespor |
23 | 26 |
18. Sakaryaspor |
22 | 23 |
19. Hatayspor |
23 | 7 |
20. Adana Demirspor |
22 | 2 |
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Arsenal |
24 | 53 |
2. Manchester City |
23 | 46 |
3. Aston Villa |
23 | 46 |
4. Chelsea |
24 | 40 |
5. Liverpool |
24 | 39 |
6. Manchester United |
23 | 38 |
7. Fulham |
23 | 34 |
8. Everton |
24 | 34 |
9. Brentford |
23 | 33 |
10. Newcastle United |
24 | 33 |
11. Sunderland |
23 | 33 |
12. Bournemouth |
24 | 33 |
13. Brighton & Hove Albion |
24 | 31 |
14. Tottenham |
23 | 28 |
15. Crystal Palace |
23 | 28 |
16. Leeds United |
24 | 26 |
17. Nottingham Forest |
23 | 25 |
18. West Ham United |
24 | 20 |
19. Burnley |
23 | 15 |
20. Wolverhampton |
24 | 8 |
| Takımlar | O | P |
|---|---|---|
1. Barcelona |
22 | 55 |
2. Real Madrid |
21 | 51 |
3. Atletico Madrid |
22 | 45 |
4. Villarreal |
21 | 42 |
5. Espanyol |
22 | 34 |
6. Real Betis |
21 | 32 |
7. Celta Vigo |
21 | 32 |
8. Real Sociedad |
21 | 27 |
9. Osasuna |
22 | 26 |
10. Deportivo Alaves |
22 | 25 |
11. Girona |
22 | 25 |
12. Elche |
22 | 24 |
13. Sevilla |
21 | 24 |
14. Athletic Bilbao |
21 | 24 |
15. Valencia |
21 | 23 |
16. Rayo Vallecano |
21 | 22 |
17. Getafe |
21 | 22 |
18. Mallorca |
21 | 21 |
19. Levante |
21 | 18 |
20. Real Oviedo |
22 | 16 |
Galatasaray
Fenerbahçe
Trabzonspor
Göztepe
Beşiktaş
Başakşehir FK
Samsunspor
Gaziantep FK
Kocaelispor
Alanyaspor
Çaykur Rizespor
Antalyaspor
Gençlerbirliği
Konyaspor
Eyüpspor
Kasımpaşa
Kayserispor
Fatih Karagümrük
Erzurumspor FK
Amed SK
Esenler Erokspor
Çorum FK
Bodrum FK
Pendikspor
Bandırmaspor
Iğdır FK
Keçiörengücü
Boluspor
Van Spor FK
Manisa FK
İstanbulspor
Sivasspor
Ümraniyespor
Sarıyer
Sakaryaspor
Hatayspor
Adana Demirspor
Arsenal
Manchester City
Aston Villa
Chelsea
Liverpool
Manchester United
Fulham
Everton
Brentford
Newcastle United
Sunderland
Bournemouth
Brighton & Hove Albion
Tottenham
Crystal Palace
Leeds United
Nottingham Forest
West Ham United
Burnley
Wolverhampton
Barcelona
Real Madrid
Atletico Madrid
Villarreal
Espanyol
Real Betis
Celta Vigo
Real Sociedad
Osasuna
Deportivo Alaves
Girona
Elche
Sevilla
Athletic Bilbao
Valencia
Rayo Vallecano
Getafe
Mallorca
Levante
Real Oviedo