18.12.2022, 12:36

Tarım Krizi ve Yüksek Gıda Enflasyonu

(Haber-Analiz)

Son yıllarda gündemi belirleyen sorunların başında tarımda yaşanan kriz ve yüksek gıda enflasyonu geliyor. Kapitalistlerin bitmek bilmeyen kâr hırsları, daha fazla kâr elde edebilmek için dünyaya yaydıkları karbondioksit içeren gazlar sonucu oluşan iklim krizi, eriyen buzullar, su kaynaklarının kuruması, çölleşmenin artması, tarım alanlarının daralması gıdaya ulaşımı gittikçe zorlaştırmakta ve gıda fiyatlarındaki artışın önü alınamamaktadır.

20 yıllık AKP iktidarı döneminde yanlış ekonomik politikalar sonucu tarım ve hayvancılık bitme noktasına yaklaşmıştır. Yanlış ama bilinçli (kimilerini daha çok zengin etme) tarım politikaları sonucu TÜİK’e göre üretici enflasyonu %157.69, ENAG’a göre ise %187.37 olmuştur.

Türkiye geçmiş yıllar içinde kendi kendine yeten ülkelerden biri iken, bu gün nerede ise her şeyini dışardan ithal eden bir ülke konumuna getirilmiştir. Samandan nohuta, buğdaydan ay çiçeği yağına, kâğıttan susama birçok ürün ithal edilir duruma gelmiştir.

2010 yılında Türkiye’de 34.247 köy varken, 2014’de 18.335’e, 2022’de ise 18.211’e düşmüştür. Artan mazot, gübre, elektrik, su, yem, tarımsal ilaç gibi girdi fiyatları yüzünden üretici köylülerin zararları katlanarak artmış, üreticiler; borçlar, kapıya dayanan icralar ve artan zararları nedeniyle köylerini terk etmek zorunda bırakılmıştır.

Bu gün, köylerde yaşayanların sayısı %7’ye gerilemiştir. Şehirlerde ve ilçelerde yaşayanların oranı %93’e yükselmiştir. AKP-MHP’nin uyguladığı yanlış tarım politikaları sonucu et, süt, peynir, sebze, meyve, yumurta, çay, şeker, yağ fiyatlarındaki artış her geçen gün artarak el yakar duruma gelmiştir. Çifti, ürettiği değerleri yok pahasına elden çıkartmak zorunda bırakılmıştır. Çiftçinin bu yüzden borçları artmış, tarlasını, traktörünü, hayvanını ya satmak zorunda bırakılmış ya da onlara borçları nedeniyle el konulmuştur.

Doğadaki yaşam; ‘Üretim ve yeniden üretim’ üzerine kuruludur. Tüm canlı varlıklar türlerinin devam edebilmesi için üremek zorundadırlar. Canlı varlıkların üreyebilmesi içinde besin maddelerin bulunması yani üretilmesi gerekmektedir. Tüm canlı varlıklar; havasız, susuz ve besinsiz yaşayamazlar. Bu yüzden hava, su ve toprak tüm canlılar için olmazsa olmaz yaşam unsurlarındandır. Bunlar üç-beş kapitalistin kârları uğruna feda edilmemelidir.

Geleceğin en önemli yaşam unsurları su, su kaynakları ve verimli araziler olacaktır. Türkiye yanlış ekonomik politikalar sonucu su fakiri ülke konumuna gelmiştir. Besin maddeleri tükenirse, yaşam da tükenecektir. Kapitalist, emperyalist ülkeler bu yüzden daha fazla kâr elde edebilmek için gözlerini su kaynaklarının ve verimli arazilerin bol olduğu ülkelere dikmişlerdir. Su kaynaklarına, verimli arazilere sahip olabilmek için her türlü alavereyi, dalavereyi yapmaktan çekinmemektedirler.

AKP-MHP destekli tek adam iktidarı döneminde tarım ve orman alanları ranta açılmış, buraları yabancı tekellere, Arap şeyhlerine peşkeş çekilmiştir. Bu yüzden tarım alanları giderek daralmıştır.

Artan üretim maliyetleri nedeniyle (Elektrik, su, mazot, gübre, tarım ilaçları, işçilik, ulaşım vb.) üretici köylüler Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifinden kredi çekmek zorunda kalmışlar yüksek faizle çektikleri kredileri ödeyemeyince de evlerine, tarlalarına, hayvanlarına, traktörlerine el konulmuştur. Bu politika AKP-MHP iktidarının bilinçli tercihi ile olmuştur. Bir yandan tarımda ve hayvancılıkta tekelleşmenim önü açılmış, diğer yandan ithalatçı politika izlenerek üç-beş yandaş zengin edilmiştir.

Şirketler toprağa hiçbir bedel ödemeden, üretimi, üretici köylülerin üzerine yıkmaya başlamıştır. ‘Sözleşmeli Üreticilik’, ‘ İyi Tarım Uygulaması’ vb. adı altında üreticilere ‘yok pahasına’ üretim yaptırılmaya başlanmıştır.

Bu durum, küçük üreticilerin topraklarını kaybetmesine ve işçileşmesine neden olmuştur. Tekellerin ve büyük zincir marketlerin etkisi alabildiğine artmıştır. Tarımsal üretim süreci; ‘Tohum-Ürün-Tohum’ dan çıkmış, ‘Tohum-Ürün’ ne dönmüştür. Tohuma ulaşabilmek zorlaşmış, tekellerin eline bırakılmıştır. Tekellerin daha fazla kâr edebilmesi için sadece bir kez kullanılabilen ‘Hibrit Tohum’ dönemi yaratılmak istenmiştir. ‘Hibrit Tohum’ kullanılması teşvik edilerek doğal tohumların yok edilmesi istenmiştir. Kapitalistler her yıl kullanılan doğal tohum yerine bir kez kullanılan Hibrit tohumu satarak daha fazla kâr etmeyi hedefliyorlar.

Enerji ve maden şirketleri de bu kervana katılmakta gecikmediler. Tarımsal alanların ve ormanların daralmasına aldırmadan AKP-MHP destekli tek adam iktidarına baskı yaparak bu günlerde Mecliste görüşülen ‘Torba Yasaya’ gece yarısı bir ekleme yaptırarak zeytinlik alanların maden ve enerji şirketlerine açılmasını sağlamaya çalışıyorlar. Doğayı tahrip etmek için gözleri doymak bilmiyor. Başta zeytin üreticileri olmak üzere halkın tepkisi büyüyünce, Meclisin önünde eylemler yapınca tekliflerini geri çekebiliyorlar.

Dikili; zeytini, narenciyesi, sebzesi, bamyası, meyvesi, denizi, tarihsel kökleri ile şirin bir Ege ilçesidir.

Burasının yaşanabilir bir ilçe olması halkının mutluluğuna bağlıdır. Yaşanan ekonomik kriz, hayat pahalılığı, zamlar yaşamı çekilmez hale getirmiştir. İşçisi, memuru, emeklisi, çiftçisi, esnafı, kadını, genci ‘Geçinemiyoruz’ diye feryat etmektedir.

Dikili’de; 124.231 dekar tarım alanı vardır. Bunun 70.900 dekarında sulu, 53.331 dekarında kuru tarım yapılmaktadır. Seracılıkta son yıllarda hızla yaygınlaşmaktadır. Kapitalist tekeller bu alana da el atmışlar, Türkiye’nin ve Orta Doğu’nun ikinci büyük serası bu bölgede faaliyet yürütmektedir. Dikili’de çıkan jeotermal sıcak su, yasalarda değişiklik yapılarak seracılık için tekellerin hizmetine sunulmuştur. Bu nedenle son yıllarda tarım işçiliği Dikili’de hızla yaygınlaşmaktadır.

Dikili’de başta sahil şeridinde olmak üzere birçok tarım alanı rant için inşaat şirketlerinin insafına terk edildi. Zeytinlik alanlarda ya kaçak olarak ya da yasalar arkadan dolanarak yapılaşma olmaktadır. Yasa; ‘Ancak Belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik alanlarda imar hudutları kapsamı içine alınması halinde alt yapı ve sosyal tesisler dahîl yapılaşma %10’u geçemez’ denmesine rağmen başta enerji, maden, inşaat şirketleri zeytin ağaçlarını kökünden sökmekten çekinmemişlerdir.

Yapılan bu tür uygulamalar tarım alanlarının, ormanların yitip gitmesine, hayvancılığın bitmesine neden olmaktadır. Dikili’de 6000 sığır, 50.000 koyun, 5000 civarında keçi varken bu sayı hızla azalmaktadır. Yem fiyatlarının artması, mera ve yaylalardan para alınması vb. nedeniyle köylüler hayvanlarını kesmek zorunda kalıyorlar. Bu durum da Et, süt, peynir, yoğurt, yumurta gibi temel gıda maddelerinin fiyatlarının hızla artmasına neden oluyor.

Sorunlar çoktur ama çözülemez değildir. Ortak akılla ve halktan yana ekonomi politikalar ile sorunlar çözülebilir.

Ne üreticiliğine, ne kadar üreticiliğine, nasıl üreticiliğine ve kim için üreticiliğine üretici köylülerin kurduğu, söz, yetki ve kararın onlarda olduğu üretici birlikleri (Demokratik Köylü Kooperatifleri, Köylü Sendikaları vb.) karar verebilmelidir. Siyasal iktidarlar sadece bu birliklere destek sunmalı, plânlamalarda yardımcı olmalıdır.

Tarımsal üretim sorunları çözülmeden, tüketim sorunları da çözülemez. Bu gün dünyada 11 milyar ton gıda üretiliyor fakat 1 milyar insanın da açlıkla boğuştuğu biliniyor. Oxfam raporlarına göre 23 milyon insan aşırı açlık çekiyor, her 48 saniyede bir kişi açlıktan ölüyor. Üretim ve tüketim planlaması yapılmadan bu soruna köklü çözüm bulunamaz.

Kapitalistlerin tek bir amacı vardır. Aşırı kâr elde etmek isterler. Bu yüzden aşırı üretimlerle stoklarını büyütmeye çalışırlar. İnsanların açlıkla boğuşması, bebeklerin açlıktan, susuzluktan ölmesi, dünyanın ısınması, su kaynaklarının kuruması, ormanların yanması onları hiç ilgilendirmez. ‘Gölgesinden yararlanamadıkları ağacı kesmekten’ çekinmezler. Onların gözlerini sadece para doyurur.

Bu çarpık kapitalist sisteme son verilmelidir. Kapitalist sistem yıkılmadan bu sorunlar çözülemez. İnsanların insanca yaşayabilecekleri bir sistem kurulmalıdır.

Bu nedenle;

- Enerji ve madencilik faaliyetleri planlanmalı, doğaya, çevreye, insanlığa zarar vermeyecek alanlarda faaliyet yürütmeleri sağlanmalıdır.

- Tarım alanlarının her ne olursa olsun imara açılmaması sağlanmalıdır.

- Tarıma destek arttırılmalıdır.

- Hayvancılık ve besicilik yapanlara her türlü destek sağlanmalıdır. Mera ve yaylalardan para alınmamalıdır.

- Ürün fiyatlarında taban fiyatı belirlenmeli, aracı, tüccar, ihracatçı firmalar aradan çıkarılmalıdır. Halka üretici köylülerin kurduğu kooperatifler aracılığı ile ucuz ve temiz gıda satımı sağlanmalıdır.

- Sulama suyu, elektrik, mazot, gübre, yem, tarım ilacı vb. girdi fiyatları düşürülmelidir.

- Su kaynaklarının korunmasına yönelik yasal önlemler alınmalıdır.

- Tarımda ihracat, ithalat politikasına son verilmeli, ithalat baskısı ortadan kaldırılmalıdır.

- Tarım işçileri için sendikal hak ve özgürlükler, toplu sözleşme hakkı yasal güvence altına alınmalıdır.

- Tarımda kayıt dışı çalışma yasaklanmalıdır.

- Küçük üreticilere sosyal güvenlik hakkı sağlanmalıdır.

- Tarımda cinsiyetçi yaklaşıma son verilmeli, eşit işe, eşit ücret ödenmelidir.

- Mevsimlik tarım işçilerinin barınma, sağlık, çocuklarının eğitimi, ortak çamaşırhane, yemekhane sorunları güvence altına alınmalıdır. Bu olanaklar devlet ve üretici birlikleri tarafından sağlanmalıdır.

Tarımdaki kriz bitmez değil, biter. Soruna nereden bakıldığına bağlıdır. Kâr için değil, halk için üretim yapılırsa, sorunlara o gözle bakılırsa her şey çok kolay çözülür.

Yorumlar (0)
12
parçalı az bulutlu
banner17
Günün Karikatürü Tümü
Günün Anketi Tümü
Bergama İl Olmalı mı?
Bergama İl Olmalı mı?
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 19 46
2.  Fenerbahçe 19 43
3.  Trabzonspor 20 42
4.  Göztepe 20 39
5.  Beşiktaş 20 36
6.  Başakşehir FK 20 30
7.  Samsunspor 20 30
8.  Gaziantep FK 20 25
9.  Kocaelispor 19 24
10.  Alanyaspor 20 22
11.  Gençlerbirliği 20 22
12.  Çaykur Rizespor 20 20
13.  Antalyaspor 20 20
14.  Konyaspor 20 19
15.  Eyüpspor 20 18
16.  Kasımpaşa 20 16
17.  Kayserispor 19 15
18.  Fatih Karagümrük 20 9
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 23 45
2.  Amed SK 22 43
3.  Esenler Erokspor 22 41
4.  Çorum FK 23 41
5.  Bodrum FK 23 39
6.  Pendikspor 23 39
7.  Bandırmaspor 23 36
8.  Boluspor 23 35
9.  Iğdır FK 23 34
10.  Keçiörengücü 23 33
11.  Van Spor FK 23 31
12.  Manisa FK 23 31
13.  İstanbulspor 23 31
14.  Sivasspor 23 30
15.  Ümraniyespor 22 27
16.  Sarıyer 23 27
17.  Serik Belediyespor 23 26
18.  Sakaryaspor 23 23
19.  Hatayspor 23 7
20.  Adana Demirspor 22 2
Takımlar O P
1.  Arsenal 24 53
2.  Manchester City 23 46
3.  Aston Villa 24 46
4.  Manchester United 24 41
5.  Chelsea 24 40
6.  Liverpool 24 39
7.  Brentford 24 36
8.  Fulham 24 34
9.  Everton 24 34
10.  Newcastle United 24 33
11.  Sunderland 23 33
12.  Bournemouth 24 33
13.  Brighton & Hove Albion 24 31
14.  Crystal Palace 24 29
15.  Tottenham 23 28
16.  Leeds United 24 26
17.  Nottingham Forest 24 26
18.  West Ham United 24 20
19.  Burnley 23 15
20.  Wolverhampton 24 8
Takımlar O P
1.  Barcelona 22 55
2.  Real Madrid 22 54
3.  Atletico Madrid 22 45
4.  Villarreal 21 42
5.  Espanyol 22 34
6.  Real Betis 21 32
7.  Celta Vigo 21 32
8.  Real Sociedad 21 27
9.  Osasuna 22 26
10.  Deportivo Alaves 22 25
11.  Girona 22 25
12.  Elche 22 24
13.  Sevilla 21 24
14.  Athletic Bilbao 21 24
15.  Valencia 21 23
16.  Getafe 21 22
17.  Rayo Vallecano 22 22
18.  Mallorca 21 21
19.  Levante 21 18
20.  Real Oviedo 22 16

Gelişmelerden Haberdar Olun

@