24.05.2023, 10:24

Hakaret, ötekileştirme ve nefret!

Seçim sürecinde sıradanlaşan hakaretler ve ötekileştirmeler sonunda varılacak nokta nefret ya sonrası?

CİMER’e şikâyet edilen 13 yaşındaki bir çocuğa “Cumhurbaşkanına hakaretten” dava açılması ve savcının, çocuğun “Cumhurbaşkanının onur, şeref ve saygınlığına saldırıda bulunduğunu” belirterek cezalandırılmasını istemesi seçim sürecinde çok fazla dikkati çekmeyen bir haber olarak yer aldı medyada.

Konuyu şöyle bir araştırınca gördüm ki geçen yıl 16 bin 753 kişiye Cumhurbaşkanına hakaretten dava açılırken bunlardan bin 75 i çocuk. Çocuk ve Cumhurbaşkanına hakaret bir arada yazmaya bile elimin varmadığı bu sözcükleri duruşma salonlarında iddia etmek hoşgörünün rafa kaldırıldığının bir göstergesi olması yanında baskının en alt noktası olsa gerek.

O 13 yaşında ki çocuk ne söylemiş de hakaret etmiş tespit edemedim ama yıllardır duyduğumuz ve seçim sürecinde bazı siyasilerin makamlarına yakışmayacak şekilde dillerine doladıkları şu sözler için mahkemeye çıkarılsalar herhalde yıllarca hapis yatmaları gerekir.

“Çürük, sürtük, haysiyet fukarası, ulan ahlaksızlar, bunlar cibilliyetsiz, zürriyetsiz, haysiyet fukarası, gafil, sanatçı müsveddesi, siyasi eşkıya, edep fukarası, kan emici, geri zekalı, şerefsiz, affedersin Ermeni, alçak, tezek bunlar, mankafa, yalaka, vampir, dönek, ölü sevici, İsrail dölü, vatan haini, terörist, siyasi mevta, Tito artığı, dangalak…”

Ayrıca “Deprem bölgesinde deprem sonrası yaşanan olumsuzluklara karşın mevcut iktidarı destekleyen vatandaşlara karşı söylenen sözler, davranış ve eylemler hiç te hoş değildir…”

Hakaret olan adlandırılan yukarıda ki sözleri kullanmayı alışkanlık haline getiren kişiler, psikolojik olarak değerlendirildiğinde bu sözleri söylerken kendisi rahatlayan, hitap ettiği seçmenden destek ve alkış alarak onları coşturan bu coşkuyu oya tahvil etmek isteyen siyasetçi acaba toplumda açtığı yaranın ve giderek derinleşerek kangrene dönüşecek bu yaranın bir nefrete dönüşeceğini ve kendisinde bir nefret suçu işlediğinin farkında mıdır?

TV, gazete, radyo, sosyal medya, pankart, video, duvar yazıları gibi çeşitli alanlarda yapılan hakaret ve ötekileştirici söylemler, yorumlar insanlar arasında ayrışmaya sebep olmuş ve `öteki` olgusunutoplumda onlar ve bunlar olarak ortaya çıkarmıştır…

Kendisi dışında kendi gibi olmayanı kabul etmeyenlere karşı kullanılan bu ötekileştirici dil ve ayrımcılığı körükleyen eylemler toplumu kutuplaştırmış ve giderek birbirinden “nefret” eden gruplara bölmüştür.

Nefret (latince odium) kelimesi Arapça kökenli olup, TDK tanımına göre;

“Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu ya da tiksinme, tiksinti anlamlarına gelmektedir.”

Prof. Dr. Timur Demirbaş’ın konu ile ilgili yaptığı (https://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2017/11/3-TIMUR-DEMIRBAS.pdf) çalışmada;

“Nefret söylemi, ırk, etnik yapı, ulus, dini inanç, cinsel farklılık ve engellilikleri nedeniyle bir grup insanı aşağılamak, korkutmak, bunlara karşı şiddete başvurmayı tahrik etmek veya ön yargı oluşturmak amacıyla gerçekleştirilen söylemleri ifade eden tartışmalı bir kavramdır.

Nefret söylemi, “nefret suçuna giden sürecin çıkış noktası, yani nefret suçunun önünü açan tahammülsüzlüğün ve hoşgörüsüzlüğün dışa vurumudur. Hedef alınan gruplara ‘toplumda size yer yok’ mesajı yinelenerek verilir. Bu durum, kaçınılmaz olarak demokratik düzeni yıpratır; zira insanın en temel hakkı olan ‘yaşama ve katılım hakkı’ ihlal edilmiş olur. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 1997’de kabul ettiği R(97) 20 sayılı tavsiye kararında nefret söylemini; “ırkçı nefret, yabancı düşmanlığı, antisemitizm veya hoşgörüsüzlük ifade eden saldırgan milliyetçilik de dahil olmak üzere, hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her türlü ifade biçimidir” şeklinde tanımlamıştır. ..

Anayasanın 10’ncu Maddesi “herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşit” olduğunu belirtmektedir.

Nefret suçu “Failin din, dil, ırk, etnik köken, engelli olma, cinsiyet ve cinsel yönelime dair sahip olduğu ön yargı ile bu özelliklerden birine sahip olduğunu bildiği veya varsaydığı bir diğer kişiye karşı gerçekleştirdiği suç” olarak açıklanmakta ve Türk Ceza Kanunu madde 122 ile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak suç olarak kabul edilmektedir.

Sıradan söz ve sıradan bir ceza olarak görülebilecek “nefret söylemlerinin” toplum üzerinde yaratacağı etki ile ayrışma ve giderek bölünmeye gidecek yoldan dönmenin tek yolu siyasal nefret söylemlerine son vermektir. Nokta.

Yorumlar (0)
banner17
Günün Karikatürü Tümü
Günün Anketi Tümü
Bergama İl Olmalı mı?
Bergama İl Olmalı mı?
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P

Gelişmelerden Haberdar Olun

@