14.07.2021, 00:46

Bademli Sel Felaketi (15 Kasım 1955)

Olaylarla Dikili Tarihi Dizisi - 3 

Bademli Sel Felaketi (15 Kasım 1955)

Dikili’nin, kendine özgü yapısıyla, doğal koylarıyla, geçmişten günümüze taşınan tarihsel ve kültürel mirasıyla önemli bir yere sahip yerleşimidir Bademli.

Bademli köyü demografik yapı olarak çok çeşitli süreçlerden geçmiştir. Hardal Yörükleri’nin ilk yerleşenler olduğu bilinmektedir. Daha sonra Rum nüfusunun köyü şekillendirdiğini, önemli bir zeytinyağı üretim merkezi haline gelerek, limanı ile adeta ticari yoğunluk açısından Dikili ile yarışan bilgiler notlarımız arasında yer alır. Mübadele ile nüfus yapısı tamamen değişen köyün adı artık Angelos değil Bademli olmuştur.  

Bu kadar önemli bir yerleşim yeri olan Bademli, 1955 yılının Kasım ayında büyük bir felaketle sarsılmıştı. İzmir genelinde yaşanan yoğun yağışlar başta Menemen, Çiğli, Kemalpaşa, Gaziemir olmak üzere birçok ilçede su baskınlarına neden olmuş, tarım arazilerine büyük zararlar vermişti.  13 Kasım 1955’de başlayan ve aralıklarla şiddetini artıran yağışlar, takvimler 15 Kasım 1955’i gösterdiğinde en yoğun halini aldı. Bademli’de gece saat 01.30 sıralarında köy girişindeki köprünün yağmur suları ile gelen cisimlerle tıkanması sonucu büyük bir felaket yaşandı. Yağmur suları dere aracılığı ile denize ulaşamayınca birikmeye başladı ve Kayabekir mevkiinde taşma yaparak köyün üç noktasından sel suları yerleşim alanlarına girdi. Köy sakinleri aniden baskın şeklinde gelen sel suları karşısında evlerin damlarına, ağaçlara tırmanmak zorunda kalmıştı. Elektiriğin henüz gelmemiş olduğu Bademli’de halk gece karanlığında sel sularının hangi yönlerde geldiğini kestiremediğinden büyük bir panik yaşadı. Sel suları bugünkü cami ile sağlık ocağı arasında en şiddetli etkisini gösterdi ve o güzergâhta yaşamını yitiren vatandaşlar oldu.

Demokrat İzmir Gazetesi’nin 19 Kasım 1955 günkü haberine göre 7 kişi hayatını kaybetmişti. İlk etapta Makbule Aksoy’un cenazesine ulaşıldı. Diğer vatandaşlar ilerleyen günlerde yapılan arama kurtarma çalışmaları sonucunda bulundu. Hatta sel sularının denize taşıdığı cenazeler Midilli açıklarında denizde bulundu.  Makbule Aksoy’dan başka Ramazan Engin, torunları Hasan Engin, Nalan Engin, Zeki Yılmaz, Yaşariye Kuş ve Hanife Kuş hayatını kaybeden Bademlili vatandaşlardı. Yaşamını yitiren 7 vatandaşın dışında biri deve olmak üzere 400’e yakın büyük ve küçükbaş hayvanda sel sularında ölmüştü. Zeytinyağı Fabrikaları’nda bulunan yağlar sel sularına karışmış, tarım arazilerindeki ürünler de bu afet sırasında büyük zarar görmüştü.

Foto: Yıkılan evler...,

Bademli’de ölümlerin yaşandığı bu acı gecede hayata gözlerini açan bebeklerde oldu. Ayşe isminde bir annenin dünyaya getirdiği ikiz bebeklere köylüler ‘Afet’ ve ‘Yıldırım’ isimlerini takmışlardı.

Foto: Afet ve Yıldırım bebekler...,

Felaketin yaşandığı ve yaraların sarıldığı günlerde dünyaya gelen bir bebeğe de ailesi ‘Selden’ adını vermişlerdi.

Bademli’de sel felaketi o dönemde 400 civarı olan konutların %75’ni kullanılamaz hale getirmişti. Evleri yıkılan yada yaşanılamaz hale gelen Köy halkının bir bölümü Yahşibey Köyü’nde ağırlandı, bir bölümü ise sel sırasında hiç zarar görmeyen Bademli Okulu’nda ikamet etti. Bunun dışında Bademli çevresinde akrabaları olan vatandaşlar ise geçici bir süre Bademli dışında ikamet etti. Dikili’den yardıma gelenler oldu. Dikili Kaymakamı Saim Tuncel, ilçede gönüllü olan kişileri Bademli’ye taşımış ve kurtarma ekibi oluşturmuştu. Dönemin hükümeti ve İzmir Milletvekilleri mecliste, yaşanan sel felaketinde evi zarar görenler için bir ödenek ayrılması konusunda bütçe görüşmelerinde teklifler sunuldu.

TBMM kayıtlarına göre; 29 Aralık 1956’da ve 4 Haziran 1957 yıllarında bütçe görüşmelerinde başta İzmir Milletvekili Haluk Ökeren olmak üzere bazı milletvekillerinin yaşanan sel felaketlerinde evleri hasar görenlere maddi yardım önerisi getirilmiş. Ancak bir sonuç alınamamıştı.

Evleri zarar gören vatandaşlar İzmir Valiliği’nin, Kızılay’ın yardımlarıyla yaralarını sarmışlar ya da kendi imkanlarıyla, imece usulü evlerini yeniden yapmıştı. Dönemin İzmir Valisi Kemal Hadımlı’nın talimatı ile Ziraat Bankası Umum Müdürlüğü’ne evlerin onarımıyla ilgili talimat verilmişti. Zararların karşılanması için Köy Mesken Fonu’ndan ödenek ayrılması istenmişti.

Selin yaşandığı tarihlerde Bademli Köyü muhtarı Arif Şahin’di. Köy halkının evlerini onarmasında muhtarında girişimleri önemli yer tuttu.

Bademli Köyü’nde evlerin yeniden yapılmasının dışında ilerleyen yıllarda Bademli Köyü girişindeki köprü ve Bademli Deresi’ne bendler yapılarak sel riski en aza indirilmişti.

15 Kasım 1955 yılında gece saatlerinde yaşanan sel felaketi ile ilgili o güne şahitlik etmiş Bademli sakinleri ile ilgili yapılan röportajlarda olayın vehametini daha iyi kavrıyoruz.

Foto: Selden 4 gün sonra...,

Hasan Akıcı (Doğ.1938): Ben o tarihlerde ortaokulda okuyordum. Selin olduğu akşam ben orda değildim. 3 gün sonra köye getirdiklerinde manzaraya çok şaşırmıştım. Annem ve babamı köy okuluna taşımışlardı. Yollar balçık içinde kaldı. Dikili’den yardıma gelenler kamyonların üzerinde gelebildiler. (Röportaj 11 Temmuz 2021)

Foto: Demokrat İzmir Gazetesi... Bademli'den yıkılan evler...

Macit Açık (Doğ. 1937): O gece yağmur iyice şiddetini artırdı. Sağanak şeklinde hiç kesilmiyordu. Gök gürültüsü ürkütüyordu. Ilıca Deresi diye geçen bizim Bademli Deresi dediğimiz derenin üstündeki köprünün altı tıkanınca yağmur suları Kayabekir Mevkii’nin ordan patladı ve köye sel olarak girdi. Bu ani baskınla birçok hayvan telef oldu. İnsanlarımız sulara kapıldı. Okul civarı sorun yaşamadı. İnsanları oraya taşıdılar. Cami meydanı büyük zarar gördü. Şimdiki kahvelerin olduğu yerden çok şiddetli aktı. Bu sel akıntısı Geren Mevkii’ne kadar uzandı. Bir evden 1 dede, 2 torun suya kapıldı, hayatını kaybetti. Birinin de cenazesi Midilli yakınlarında bulundu. Deniz almış götürmüş. (Röportaj; 11 Temmuz 2021)

Foto: Demokrat İzmir Gazetesi... Selden Kaçış

Abdullah Düzgün (Doğ. 1951): Ben çok küçüktüm. Ama hatırladığım bişey var, selin sabahında suyun içinde beni İsmail Çantalların evine taşıdılar. Cami civarı bir dere gibi oyulmuş akıyordu. Her yerde eşyalar, yorganlar vardı. Daha sonra Yahşibey Köyü’ne geçtik burada 1 aydan fazla kaldık. (Röportaj; 11 Temmuz 2021)

Foto: Yeni Asır Gazetesi..

Hüsnü Düzgün ( Doğ. 1943): Bizim Bademli Deresine ekli 7 küçük dere daha vardır. O kadar çok yağdı ki, bir yerde tıkanma olunca taşıyamadı yağmur sularını. Taşkın Köye üç yerden giriş yaptı. Birçok ev yıkıldı. Zaten malzeme kerpiçti.  Sabuncu Ramazan ve iki torunu, Makbule Aksoy isminde bir kadın, babaları Yaşar isminde olan iki Roman çocuğu vefat etti. Ramazan Engin’in bir torunu Midilli kıyılarına vurmuş daha sonra. Maddi durumları da yoktu getirtemediler Türkiye’ye. Sanırım iki ülke arasında gergin o yıllar. Kaldı cenaze orda. … Develeri bile alıp götürdü sel, o kadar şiddetliydi.

İskele, liman civarı balçıkla doldu. Bu bölge daha derin bir denize sahipti, Killik taraflarına geçilemezdi. Adeta kara bağlantısı oldu. Devlet yardımlar yaptı. Evler valilik tarafından onarıldı. Yavaş yavaş hayata dönüldü. O gün Halil Güdem, Tahir Türkelli’nin çabası çok büyüktü. Bize ait 30 metrelik kavak ağacından kalaslar vardı. Onlarla kısmi köprü yapıldı. İnsanları sırtlarında taşıdı bu iki abimiz, emekleri çok oldu. Okul bölgesi güvenliydi bir kısım oraya bir kısımda Yahşibey’e taşındı. Biz Yahşibey’e gidenlerdeniz.  Muhtar Hüseyin Erdem, evini açtı bizlere 60 kişiyi 2 odada ağırladı. Haftalarca karnımızı doyurdu.  (Röportaj 11 Temmuz 2021)

Foto: Yeni Asır Gazetesi..

İbrahim Hakkı Garptaş (Doğ. 1949): Ben 6 yaşındaydım. Bir nene vardı. Bir asma yaprağı vermişti bize, böyle çok yağmur yağarsa onu sakladığınız yerden çıkarın derdi, afatlardan korurmuş. Çocuğuz işte, biz çıkaramadık bile asmayı, o kadar hızlı oldu her şey. Batıl şey işte ona bağladık, çıkartsaydık asma yaprağı koruyacak diye. Benim şimdiki berber dükkânının önünde girdap oluşmuştu, oyuk yaptı burada. Bizi ailemle Bergama Çamköy’e götürdüler. Bir süre orda kaldık. Menderes zamanıydı. Daha sonra dereye bend yaptılar. (Röportaj 11 Temmuz 2021)

Foto: Yeni Asır Gazetesi..

Habibe Şeref ( Doğ. 1949): Daha önce dere ıslah çalışması hiç yapılmamıştı. Derekapan denilen noktadan patlak verdi. Zaten o geceye kadar üç gün aralıksız yağmur yağmıştı. Elektirikler yok tabi o yıllar, inanılmaz bir pani ve korku vardı. Neyin nerden geldiğini kestiremiyorduk. Dedem Bulgaristan göçmeni, babamlarla aynı bahçeyi paylaşıyordu, iki farklı evde oturuyorduk. Bi kapımız vardı, arkasında zeytin odunları konulmuştu. O kadar şiddetli bir akıntı oldu ki ne kapı kaldı ne odunlar, aldı götürdü. Köyün gençlerinden birileri dedemi sırtına almış duvarların üstünden kurtarıyordu. Bizler Tarzan Mehmetlerin evinin bulunduğu yerde amcamlara gittik. Biraz rampaydı orası. Okulda ikamet etti insanlar. Evlerden yiyecek taşındı. Sallarla kısa mesafelere gidiyordu insanlar. Olaydan 2 gün sonra bile öküzler suyun içinde çenelerinin altına kadar suyun içinde götürülüyorlardı daha yüksek yerlere. Dün gibi gözümün önünden gitmiyor o sahne. (Röportaj 11 Temmuz 2021)

Öztürk Şeref (Doğ. 1947): Sel taşkını olduğunda sel suları bir noktada çatal yaptı. İki koldan aktı. Cami civarı en çok zararı gören yerdi. Zaten ölümler aynı mahallede oldu. Hatta bizim oturduğumuz evin etrafında oldu. Ana yolda gelen sel, Makbule hanımları ve Roman ailenin evini vurdu. Maalesef hayatlarını kaybettiler, bizim evin yanındaki ev yıkılınca bir set yaptı, suyun yönü değişti biz tesadüf eseri kurtulmuş olduk. Depolarda bulunan yağlar, evlerdeki eşyalar hep sel suyuna kapıldı. Oldukça büyük bir felaketti.( Röportaj 11 Temmuz 2021)

Recep Özkara (Kamil Baba) (Doğ. 1943): Salı günüydü, gece saat 2’ye yaklaşmıştı. Yukarılardan bir yerlerden indi sel suları. Kerpiç evlerdi çoğu tabi, zarar gördü. Evlerin altından çıkıyordu su. Elektirk yoktu. Karanlıkta herkes kaçıştı. 2-3 ayda anca toparlandı. Evler yapıldı yeniden. Caminin tam karşısında büyük bir oyuk oluştu onu hatırlıyorum. (Röportaj 11 Temmuz 2021)

Foto: Yeni Asır Gazetesi..

Perihan Elibol (Doğ. 1921): Köyün ebesiydim ben. Selin olduğu gece asla unutamayacağım bir olaydır. Bizim ev sağlamdı, komşular bize geldiler. Ama bizim evinde zarar göreceğini düşündük ayrıldık ordan. Daha güvenli bir yere gitme kararı aldık. Herkes panik halindeydi. Gece geç saatlerdi. Kalaslar konuldu. Halil Güdem’i hatırlıyorum, insanları sırtında geçirdi güvenli yerlere. Öyle öyle ilerledik okul bölgesine. Benim 2,5 aylık bebeğim vardı. Bebekler, çocuklar elden ele taşındı. Ben bir ara bebeğimi gözden kaçırdım. Korkunçtu o an. Sonra okula vardığımızda ordaydı kızım Güldem. Islaktı herkes, sobalar yakıldı. Isınmaya çalışıldı, sağlam evlerden yiyecek getirildi, elbiseler getirdiler. Yol zarar görmüştü. Karadan birkaç gün Bademli’ye ulaşım sağlanamadı, sağlandıysa da çok zor. Deniz yolu açıktı. Biz okulun yakınından bir yerden sabah sandala bindik, öyle Dikili’ye götürdüler. Sandaldayken denizin yüzeyinde çeyizler, yorganlar, insanların özel eşyaları vardı. Bu manzaraya çok üzüldüm. Dikili’ye vardığımızda üzerimdeki manto çamur içindeydi, kucağımda bebeğim, ağlıyordum bir yandan. Bunu gören Dikilili vatandaşlar, ‘Ebe hanımın büyük kızını (Çiğdem) sel aldı’ diye yorumlamışlardı. Hâlbuki büyük kızım Dikili dışında dayısının yanındaydı.  Birkaç gün sonra eşyalarımızı almaya gittik, iş kamyonun arkasında. Köy tanınmıcak haldeydi. (2013 yılında yapılan röportaj)

Zeynep Kutlu (Doğ. 1949): Köyümüzün ileri gelenlerinden Mehibe Ata Hanım, sel sularında çok ıslanmıştı. Mevsim artık kışa yakındı, çok üşümüştü. Çok iyi hatırlıyorum onu yağ fabrikasında başına kadar prinaya gömmüşlerdi. Öyle ısınarak kendisine gelmişti. Sel felaketinin ertesi günü de oluşan su yatağı şiddetle akıyordu. Annemle dışarı çıkmıştık, bir an bende dengemi kaybettim, sulara kapılmıştım. Biri tuttu çıkardı beni. Kardeşim 6 aylık bebekti, adı Fatmaydı. Oda çok üşümüştü. Zature oldu, 10 gün direnebildi. Maalesef kardeşim vefat etti. Birde yağ küplerimiz sele kapılmıştı. O yıllar her evin kendi zeytinyağı saklama küpleri vardı ve her komşu bilirdi hangisinin kime ait olduğunu. Bizim yağ küpleri de komşunun bahçesinden çıktı. (Röportaj 13 Temmuz 2021)

Yorumlar (2)
Mükerrem Can 3 hafta önce
Bir daha böyle felaketlerin yaşanmamasını, insanoğlunun doğayı korumasını diliyorum. Çok güzel bir hatırlatma yazısı olmuş. Yüreğinize sağlık.
Çiğdem Elibol 3 hafta önce
Böylesine korkunç felâketi, yaşayanların ağzından dile getirerek çok güzel bir iş başardığın için teşekkürler
30°
açık
banner17
Günün Karikatürü Tümü
Günün Anketi Tümü
Bergama İl Olmalı mı?
Bergama İl Olmalı mı?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 0 0
2. Alanyaspor 0 0
3. Altay 0 0
4. Antalyaspor 0 0
5. Beşiktaş 0 0
6. Karagümrük 0 0
7. Fenerbahçe 0 0
8. Galatasaray 0 0
9. Gaziantep FK 0 0
10. Giresunspor 0 0
11. Göztepe 0 0
12. Hatayspor 0 0
13. Başakşehir 0 0
14. Kasımpaşa 0 0
15. Kayserispor 0 0
16. Konyaspor 0 0
17. Rizespor 0 0
18. Sivasspor 0 0
19. Trabzonspor 0 0
20. Malatyaspor 0 0
Takımlar O P
1. Adanaspor 0 0
2. Altınordu 0 0
3. Ankara Keçiörengücü 0 0
4. Ankaragücü 0 0
5. Erzurumspor 0 0
6. Balıkesirspor 0 0
7. Bandırmaspor 0 0
8. Boluspor 0 0
9. Bursaspor 0 0
10. Denizlispor 0 0
11. Eyüpspor 0 0
12. Gençlerbirliği 0 0
13. Kocaelispor 0 0
14. Manisa FK 0 0
15. Menemenspor 0 0
16. Samsunspor 0 0
17. Tuzlaspor 0 0
18. Ümraniye 0 0
19. İstanbulspor 0 0
Takımlar O P
1. Arsenal 0 0
2. Aston Villa 0 0
3. Brentford 0 0
4. Brighton 0 0
5. Burnley 0 0
6. Chelsea 0 0
7. Crystal Palace 0 0
8. Everton 0 0
9. Leeds United 0 0
10. Leicester City 0 0
11. Liverpool 0 0
12. Man City 0 0
13. M. United 0 0
14. Newcastle 0 0
15. Norwich City 0 0
16. Southampton 0 0
17. Tottenham 0 0
18. Watford 0 0
19. West Ham 0 0
20. Wolverhampton 0 0
Takımlar O P
1. Deportivo Alaves 0 0
2. Athletic Bilbao 0 0
3. Atletico Madrid 0 0
4. Barcelona 0 0
5. Cádiz 0 0
6. Celta de Vigo 0 0
7. Elche 0 0
8. Espanyol 0 0
9. Getafe 0 0
10. Granada 0 0
11. Levante 0 0
12. Mallorca 0 0
13. Osasuna 0 0
14. Rayo Vallecano 0 0
15. Real Betis 0 0
16. Real Madrid 0 0
17. Real Sociedad 0 0
18. Sevilla 0 0
19. Valencia 0 0
20. Villarreal 0 0

Gelişmelerden Haberdar Olun

@