Ajans Bakırçay
2026-03-10 09:28:48

İran

Muammer Toprakçı

10 Mart 2026, 09:28

Nuran’ın sağlık sorunu nedeniyle bir uzmanı gördük.
İranlı; hoşsohbet, zarif,
güleryüzlü bir kadın.
Nuran’ın adını görünce, “Türk müsünüz?” diye sordu.
Onun adı da, Türkçede de sık kullandığımız güzel bir çiçek ismi olunca, biz de “Azeri kökenli misiniz?” diye sorduk.
Hayır, “Farsiyim” dedi.
Sağlıkla ilgili görüşme tamamlanınca biraz sohbet ettik.

Uzmanlık eğitimini İran’da almış. Uzun süredir Sydney’de
yaşıyormuş.
(Molla rejimi İran’ının 37 üniversitesi, dünyanın ilk 500 üniversitesi içinde…
AKP iktidarındaki Türkiye’nin mi? Sadece 4!)

Eşiyle balayında Antalya’ya gitmişler. Türkiye’yi ve Türkleri sevdiğini söyledi.
Sohbet, günün yakıcı konusu ABD ve İsrail’in İran’a saldırısına geldi.
Saldırıyı sevinçle karşılamış.
Trump'a teşekkür etti…
ABD ve İsrail’in başlattığı savaşın, İran’daki 
Molla rejimini devireceğini ve İran’a ‘özgürlük’ getireceğini söyledi…

Afganistan’ı, Irak’ı, Libya’yı,
Suriye’yi… hatırlattık…
Gazze’deki soykırımdan söz ettik…
İran’daki kız okuluna saldırmalarını ve çocukların vahşice katledilmelerini anımsattık…

Ama…Hayır! 
Ona göre, ABD ve İsrail yalnız İran’a değil, bölgeye de özgürlük getirecekti!.
Okula da ABD değil, bizzat İran’daki Mollalar saldırmış,
İranlı kız çocukları onlar öldürmüştü!..

Biz de İran’ın ne kadar kötü komşu olduklarını görmeliydik..
Bak; Türkiye’ye de füze atmışlardı… Azerbaycan’a da 
saldırmışlardı…
Türkiye ve Azerbaycan da ABD ve İsrail’le birlikte olup,
bu Molla rejimini devirmeliydiler…
Zaten Suriye ve İran’daki Kürtler de saldıracaklardı…
Biz de onlara katılmalıydık…

Ne söylesek boştu!
Kulakları tıkalydı…
Doğup büyüdüğü ülkenin bombalanıp, yakılıp yıkılmasını sevinçle karşılıyordu…

Dünyanın dört bir yanında duyarlı insanlar sokaklara dökülüp meydanları doldurarak, ABD ve İsrail’in uluslararası hukuğu -her zaman olduğu gibi- hiçe sayarak başlattıkları bu vahşi saldırıya tepki gösterirken; 
Avustralya, ABD, Kanada,
Avrupa’da… yaşayan bazı İran’lıların, ellerinde ABD bayrakları ve Trump fotoğraflarıyla yaptıkları sevinç gösterilerini anımsadım…

Oysa, çoğu İranlı dostlarım; rejimin acılarını yaşamalarına ve rejime karşı mücadele etmelerine karşın, bunun emperyalist bir saldırı olduğunu söyleyip saldırıya karşı tavır alıyorlar…
Azeri kökenli dostlar, kendilerini İran’lı olarak niteleyip, İran’ı da vatanları olarak görüyor,bölünüp parçalanmasına yönelik girişimlere şiddetle karşı çıkıyorlar…

İranlı uzmanın,molla rejimine tepkisi nedeniyle ülkesine saldırıyı sevinçle karşılamasını anlamakta zorlanıyorum ama asıl zorlanmam, -kendilerini demokrat, laik, solcu olarak niteleyen-bazı insanlarımızın da ABD ve İsrail’in saldırılarını
desteklemeleri ve -kendilerince-olumlu bir sonuca yol açacak olmasına inanmaları…

 Nedir o sonuç?

Laikliği öne çıkaranlar için, İran’daki rejimin yıkılması…
Etnik olarak bakanlar için de Kürtlerin, Azerilerin,
Belucilerin… kendi özerk bölgelerine ya da devletlerine kavuşması…

ABD ve İsrail’de, saldırılarının böyle algılanması ve başta Türkiye ve Azerbaycan, bölge ülkelerinin de İran’a karşı yapılan bu haydut saldırının yanında yer almalarını sağlamak, Kürtleri kara saldırısına yönlendirmek için ellerinden geleni yapıyorlar…

Türkiye’ye atılan füze!..
İnsansız hava aracının Nahçıvan’a saldırısı!..
(İran, ben atmadım, ben vurmadım diyor.
Demekle kalmıyor, gelin birlikte araştıralım diyor…)
Ne diyor Trump:
“Kürtler harika.Onları seviyorum. Çok kullanışlılar…”

Bırakın ideolojik ve siyasi açıdan bu yaklaşımın değerlendirilmesini…
ABD ve İsrail’in tüm hukuk ve ahlak kurallarını hiçe sayarak başlattığı bu vahşi saldırısı nasıl olumlanır?..

Irak’a saldırdı…
Libya’ya saldırdı…
Suriye’ye saldırdı…
Gazze’ye saldırdı…
Sonuç ortada…

Afganistan’da El Kaide’yi yarattı… Sonra yarattığı canavara dönüşünce oraya da saldırdı…
Sonuç?
Yönetimi Taliban rejimine devredip çekildi…
Venezuela’ya saldırısının daha dumanları tütüyor…
“Sırada Küba var…
Sonra da diğerleri…” diyor!…

“Ben hiçbir kuralı tanımadan vururum, asarım, keserim,
yok ederim!.. İstediğimi istediğim gibi yaparım!..”
diyen bir haydut güç ve onun yamağı Netanyahu rejimi var…

Kanun kural tanımayan bir sistem ve bu sistemin başındaki faşist liderler…

Bırakın ideolojiyi…
İnsan olmak bu haydutluğa karşı çıkmayı gerektirirmez mi?..

İran’daki rejimi elbet desteklemiyorum. Ama bunun değiştirilmesine karar verecek olan İran halkı ve onun iradesidir…

Şu an sorun bu değil…

ABD ve İsrail’in başlattığı bu savaşta benim için asıl sorun;
İran’ın bu haydut saldırıya karşı direnişinin yanında olmaktır…

İran bu vahşi saldırıyı püskürtebilir ve haydutları geri çekilmeye zorlayabilirse,
bu yenilgileri dünyaya bir nefes aldırabilir…

Yoksa…

İran’ın yenilgisi ile artık hiçbir yer güvende olamayacaktır…
Saldırganlıkları kendilerince meşruiyet kazanacaktır.
Dünyanın herhangi bir yerinde her an yeni bir haydut saldırıyı başlatmalarına zemin hazırlayacaktır…

ABD ve İsrail’in burunlarının sürtülmesi, İran’ın ya da Molla rejiminin değil, dünyanın bir kazanımı olacaktır.

İki taraf da kötü!..
Sessiz kalmak en iyisi!..
Denebilir mi?

Bence…

Sessiz kalmak, haydutluğa onay vermektir…
Sessiz kalmak, saldırganın yanında yer almaktır…
Sessiz kalmak, uluslararası hukukun çiğnenmesine göz yummaktır.
Sessiz kalmak, yarın sıranın sana da geleceğini anlamamak, görmemektir…

(Kadim İran medeniyeti ile ilgili duygularım bir sonraki yazıda.)

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.