ABD doğrudan Trump’ın emri ile Venezuela’ya saldırıp Başkan ve eşini kaçırarak esir aldı.
Egemen bir devlete “meşru müdafa” olmaksızın askeri operasyonda bulundu.
Bir ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saldırdı.
Birleşmiş Milletler’in bu konudaki yasasını (2. madde) ihlal etti.
Uluslararası hukuka;
bölge ve dünya barışına karşı ağır bir suç işledi.
Suçtan öte…
Bu bir haydutluktur.
ABD niçin saldırdı?
Başka ülkelerin egemenliklerine her saldırdığında gerekçesini ezberlemiştik:
“ demokrasi ve özgürlük getiriyoruz!…”
Bu kez öyle olmadı…
Saldırı öncesi,ABD Güney Bölge Komutanı Orgeneral Richardson ne demişti?
“Venezuela zengin petrol, nikel ve altın rezervlerine sahip. Ulusal güvenliğimiz doğrultusunda oyunumuzu belirleyeceğiz…”
Oyunun ne olduğunu gördük.
Ne dedi Trump?
“Artık Venezuela’dayız ve kalacağız.Uygun bir geçişe kadar orayı biz yöneteceğiz.
ABD,Venezuela petrolleri için milyarlarca dolar yatırım yapacak!”
ABD’li senatör Lindsay Graham bunu daha veciz(!) ifade etti:
“Artık kasabada yeni bir Şerif var!..”
Ve sıradaki ülkeyi işaret etti:
“İran liderinin yerinde olsam, camiye gidip dua ederdim!..”
(Çünkü, Chavez iktidarı ile başlayan dönemde Venezuela, yıllardır ABD’ye peşkeş çekilen petrol ve diğer ulusal zenginliklere sahip çıkarak, önemli ölçüde ulusallaştırmıştı…)
ABD için bu kabul edilemezdi.
Hele de arka bahçesi olarak gördüğü Güney Amerika’da…
Anımsayın…
Noam Chomsky, ABD emperyalizminin büyük arka planını nasıl açıklıyordu?
“Dünyanın her bölgesi, ABD ekonomisinin ihtiyaç ve çıkarlarına göre dizayn edilecek…
Başta Afrika, tüm sömürge,
yarı sömürge ve ABD’nin kontrolündeki sözde bağımsız ülkeler ABD’nin ham madde kaynağı ve pazarı durumuna getirilecek…
ABD, kendisine kafa tutmaya ve bağımsız bir yol izlemeye kalkışacak her hareketi ezmek için, elinde herkese korku salacak bir büyük ordu bulunduracak…
Dünyanın her yerinde komünist partilerin, anti-faşist
güçlerin ve ulusal bağımsızlık yanlılarının zayıflatılması ve ezilmesi için her yol kullanılacak…”
(Noam Chomsky-Sam Amca Ne İstiyor?-Minerva Yayınları)
ABD bunu yaptı mı?
Yaptı.
Yapıyor mu?
Yapıyor…
ABD çıkarları doğrultusunda,
ABD hegemonyası için dünya jandarmalığına soyundu mu?
Soyundu.
Çarpıcı bir bilgi:
ABD’nin askeri varlığının dolaylı ya da dolaysız girmediği dünyada kaç ülke var?
Sadece üç!
Dünyanın en küçük ülkelerinden üçü…
Lichtenstein, Andorra ve Bhutan…
Sadece arka bahçesi gördüğü
Latin Amerika ve Karayipleri anımsayın…
1961'de Küba’da Fidel Castro’yu devirmek için Domuzlar Körfezi operasyonunu yaptı. Beceremedi.
1962’den beri abluka altında tutuyor.
1973’de Şili’de askeri faşist darbe düzenledi. Demokratik olarak göreve gelmiş Başkan Allende’yi katlettirdi…
1981-1990 arası CIA,
Nikaragua’daki Sandinista hükümetini devirmek için çabaladı, karşı devrimcileri örgütüledi.
1989’da, Panama kanalını kontrolüne almak için Panama’ya saldırıp işgal etti. Bugün Venezuela'da yaptığı gibi,devlet başkanı Nariego’yu kaçırdı, yıllarca hapiste tuttu…
Haiti’de halkın oylarıyla seçilen Aristide, iki kez ABD’nin doğrudan müdahalesiyle iktidardan uzaklaştırıldı…
Bölgedeki tüm ülkeler bir şekilde ABD müdahalelerine maruz kaldı…
Bu yüzden son olay üzerine Brezilya Devlet Başkanı Lula:
“ABD çizgiyi aştı…” dedi.
Küba Devlet Başkanı Diaz:
“Ya vatan, ya ölüm!
Biz kazanacağız!” dedi…
Brezilya, Küba, Meksika,
Kolombiya başta olmak üzere tüm ülkeler ABD’nin Venezuela saldırısını şiddetle kınadılar…
(Dünyada bu haydutluğu açıktan iki ülke alkışladı:
İsrail ve Ukrayna…)
Ne diyordu Venezuela'nın efsanevi devlet başkanı Hugo Chavez?
“Bizim atom bombasına ihtiyacımız yok.Çünkü zaten bir tane var: Venezuela halkı.”
Bugün Sydney’de ve Avustralya’nın büyük kentlerinde, Venezuela halkı ile dayanışma ve ABD emperyalizmini kınamak için meydanlardaydık…
Dünyanın dört bir yanında da…
Ama asıl görev Venezuela halkında…
Başkan Chavez’i haklı çıkarmaları inancıyla bitirelim yazıyı…