Ajans Bakırçay
2026-02-14 09:28:10

Vicdan susmadıkça umut da var

Muammer Toprakçı

14 Şubat 2026, 09:28

Geçen Pazartesi (9 Şubat)
akşamüstü.

Sydney Town Hall (belediye binası) önünde toplanan binlece insan, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Avustralya’ya gelişini protesto ediyor.

Bakıyorum, benim yaşımda (yürekleri genç) olanlar da var ama ezici çoğunluk duyarlı,
vicdanlı gençler…

Dört bir yanda, aralarında atlı olanların da bulunduğu, yüzlerce polis…

Pankartlara bakıyorum:
“Savaş Suçlusu Herzog’u Tutuklayın”
“Asla Soykırımı Savunma”
“Herzog = Soykırım”…
“Şeytan Avustralya’dan Defol”
“Herzog Savaş Suçları Mahkemesine”…

Konuşmalar başlıyor.
İsrail’in Gazze’deki katliamını protesto eden; Filistin halkıyla,
Gazzelilerle dayanışmayı dile getiren sloganlar atılıyor…
Önlerinde bir imam, küçük bir
grup kenarda namaza durmuş…

Aniden polis saldırıyor.

(Böylesi bir saldırıyı en son Türkiye’de, Akbelen’de kesilen zeytin ağaçlarını engellemek için katıldığım protestoda yaşamıştım.
Nuran doktor müdahalesi ile çok zor kendine gelebilmişti.)

Polis çok yakın mesafeden biber gazı sıkıyor…
Yumruklarla, tekmelerle saldırıyor…
Bir polisin tuttuğu protestocuyu,birkaç polis -sanki kum torbasını yumruklar gibi- dövüyorlar…
Yatırılan ve ters döndürülen bir protestocuya tekme atıp aralıksız vuruyorlar…
Bir polis üzerine basıp kalkmasını önlerken, diğerleri yumrukluyor…
Namazda secdeye duranları yerden kaldırıp, silkeleyip fırlatıyorlar..

Yalnız Sydney değil.
Avustralya ayakta…
Diğer kentlerde de protesto yürüyüş ve toplantıları düzenleniyor.

Niçin?

Avustralya Başbakanı Albanese, iki ay önce Bondi Plajı’nda Hanuka bayramı için toplanan yahudilere yönelik terör saldırısında yaşamlarını yitirenleri anmak için,
İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’u Avustralya’ya davet ediyor.

Bu davet toplumda büyük tepki topluyor.
Başbakanın kendi partisinden, İşçi Partili Senatör Sarah Kean: "Soykırımı kışkırtan bir adamı Avustralya’da istemedikleri" açıklamasını yapıyor.

Vicdan ayaklanıyor.

Sivil toplum örgütleri ortak açıklama ile tepkilerini dile getiriyorlar.
Davetin geri çekilmesini istiyorlar.
Herzog’a vize verilmemesi için İçişleri Bakanlığına,
Avustralya topraklarına ayak basarsa da soykırım suçlusu olarak tutuklanması için de Federal Polise ve Avustralya Başsavcılığına başvuruyorlar.

(Çünkü, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından görevlendirilen Bağımsız Soruşturma Komisyonu, Gazze’de yaşanan katliamları soruşturarak raporunu açıklamış ve İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ile İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Gazze’deki soykırımı teşvik ettikleri,halkı kışkırttıkları,suçlu oldukları sonucuna varmıştı.)

Kanımca en önemlisi de, Avustralya’daki sivil toplum örgütlerinin bu açıklamasının altında Avustralya Yahudi Konseyi’nin de imzasının olması…

Ayrıca, binden fazla Avustralyalı Yahudi, Avustralya’nın en çok okunan gazetelerinden ‘Sydney Morning Herald’a tam sayfa bir ilan vererek,Herzog’un Avustralya’ya gelmesini istemediklerini açıkladılar…

İsrail’deki ırkçı-dinci faşist yönetim ile halkı birbirinden ayırmanın gereğini gösteren bu duyarlılıklar yüreğimi ısıtıyor.

Soykırıma varan saldırılara,
insanlık dışı vahşete, faşizme karşı çıkmak, Yahudi karşıtlığı anlamına gelmiyor…

Çocukluğumdan ilk anılarım, her odasında bir ailenin kaldığı "Aile Evi"nde geçirdiğim günlerdi.
Sıcacık dayanışma ile,
acılarımızı ve sevinçlerimizi paylaştığımız, yaşamın zorluklarına birlikte göğüs gerdiğimiz bu evde, üç de Yahudi aile vardı.

Bitişiğimizde de Yahudi yetimhanesi…
Kalanların çoğu oyun arkadaşlarım…

Yıllar sonra Nuran ve ben, Nazi Almanyası’nın ilk toplama kampı olan, Münih yakınlarındaki Dachau toplama kampını gördüğümüzde, büyük acı yaşamıştık…
İnsanlığımız bir kez daha yaralanmıştı…

Kampta yalnız yahudiler değil, komünistler,sosyalistler,
çingeneler… binlerce insan öldürülmüş,yakılmıştı…
Gaz odalarında öldürülenler,
krematoryum önünde insan dağları oluşturmuşlardı…

O günlerde krematoryumun bacalarından çıkan, Hitler faşizminin gaz odalarında öldürülüp yakılanların değil,
insanlığın dumanıydı…

Bugün ise, o dönemde faşizmden acı çekenlerin ülkesi İsrail’de, iktidardaki yönetim o acının kat be kat fazlasını Filistinlilere çektiriyor…

Hastaneler, okullar dahil her yeri bombalıyor, taş üstünde taş bırakmıyor, minicik bebekleri bile katlederek büyük bir soykırım uyguluyor..

Bugün yalnız Filistinliler değil, insanlık büyük acılar çekiyor…

Ama…

Sydney’de görüp yaşadıklarımdan sonra bir kez daha anladım ki, vicdan susmadıkça umut da var…

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.