Ajans Bakırçay
2026-03-21 09:45:47

Bayram

Muammer Toprakçı

21 Mart 2026, 09:45

“Bugün bayram,
erken kalkın çocuklar…”
(Barış Manço)

***

Çocukluğumun anımsadığım ilk bayramları, Bolu-Mengen’in Türkmen köylerinden Konak-Cazlar’daki kutlamalardı.
Tüm köylü bayram namazı sonrası sıralanır; en küçük, en yaşlıdan başlayarak el öpüp herkesin bayramını kutlayıp en sonda yerini alır ve bu yaş sırasıyla sürdürülerek, herkes birbiriyle bayramlaşmış olurdu…

Anımsadığım kadarıyla
-bayram namazları hariç-yaşlılar dışında pek camiye giden olmazdı. İmam da yoktu.Köyün en yaşlısı namaz kıldırırdı. Yalnızca Ramazan aylarında, dini bilgisi güçlü birisi -karşılığında verilecek olan para ya da hububat köylüler tarafından karşılanarak-imam olarak getirilir, her akşam bir aile imamı konuk ederdi.

(Henüz imamlar maaşa bağlanmamıştı ya da sistem tam oturmamış, her köye maaşlı imam verilmemişti.
Sanırım DP ile 1950’de başladı bu uygulama…

Bugün mü?
Diyanetin bütçesi mi? 
8 bakanlığın toplam bütçesinden büyük!..)

Bayramın üç ya da dört gün olmasına göre, yakın üç ya da dört köy bayramı sırayla,
hergün bir köyde olmak üzere birlikte kutlarlardı…
O köyün muhtarı, yüksek bir yere çıkararak konuk gelen diğer köy sakinlerini,köyünün ailelerine paylaştırır;
konuklarını alan köylü onları evinde ağırlar, bayram yemeği ikram ederdi.
Ardından herkes köy meydanında toplanır, oyunlar oynanır,eğlenilirdi…

Bayramlar herkes için önemli günler, hele de çocuklar için…
Hangimiz çocukluğumuzun bayramlarını anımsamıyoruz ki…
Alınan yeni bayramlıkların
-çorap bile olsa-mutluluğu..
Kapı kapı dolaşarak komşuların bayramlarını kutlayıp, şeker -ya da akrabaların verdikleri harçlık-toplamalar…
Bayram yerinde -eğer kurulmuşsa-oyuncaklara binmeler… O harçlıklarla sinemalara gitmeler…

TDK sözlüğüne baktım, ‘bayram’ için: “ulusça kutlu sayılan, milli ya da dini bakımdan önemli olan gün
ya da günler “ diye açıklıyor.

Birey olarak bizim bir kimliğimiz var.
Toplumların da…

Bu kimlik birdenbire oluşmuyor.Yüzlerce bazen binlerce yıllık,birlikte yaşamışlığın getirdiği değerler onu var ediyor.
Bizi birbirimize bağlayan toplumsal aidiyet böyle oluşuyor.
Bu kültürel doku,birey olarak o toplumun parçası olduğumuzu bize hissettiriyor…

İlmik ilmik nasıl bir giysi oluşuyorsa, toplum bireylerini birbirine bağlayan bu doku, ilmik ilmik örülerek toplumsal kimliği yaratıyor… Kaynaştırıp,kenetliyor…

Bu kültürel miras; dille,ritüellerle,müzikle,
dansla, bayramlarla… gelecek kuşaklara aktarılıyor.

Yanı başımızda Yeni Zelanda var. Görmüşsünüzdür…
Ulusal takımlarının maçlarında oyuncular Haka dansı yapıyorlar.
Yüzlerce yıllık Maori geleneği.
Ritmik olarak gözlerini açıp beyaz kısmını göstererek,
dillerini dışarıya çıkararak,
ellerini vücutlarına iki yandan vurarak, kollarını ileriye uzatarak korkutucu sesler çıkarıyorlar…
Niçin?
Toplumun kararlılık ve gücünü göstererek düşmanı ya da rakibi korkutmak, caydırmak için…

Bugün de toplumsal birlikteliklerini ve kimliklerini simgeleyen bir ritüel…

Eşim Nuran ile konuşuyoruz.
1500’lerde Anadolu’dan Makedonya’ya gönderilmiş-ya da Karaman Beyliği’nden oldukları için sürülmüş-ler…
Ailesi ancak 1957’de, Üsküp-Köprülü’den Türkiye ‘ye göçüyor ve Manisa’ya yerleşiyorlar…

Yüzlerce yıl birlik ve bütünlüklerini nasıl korumuşlar?
Kültürel dokularına, dillerine,
gelenek ve ritüellerine sahip çıkarak…
Bayramlarına da…

Toplumsal bellek olmadan o toplumları geleceğe taşıyabilmek çok zor.
Geçmişi bugüne bağlayan o köprüyü koruyamayan ulusların yarınlara uzanabilmesi kolay değil…

Bu toplumsal değerlerin önemli bir parçası olan ulusal ve inançsal bayramlar bizi biz yapıyor…

Ülkeden uzakta taa Avustralya'da olunca, bir bayram yazısı da ancak böyle oluyor…

Bayramınızı kutluyorum.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.