23.02.2020, 18:38

Ah Şu Ağzımızdan Çıkan Sözcükler

Ah Şu Ağzımızdan Çıkan Sözcükler

“Birkaç tane şehidimiz var”

İşten çıkarıldıkları için belediyenin önünde ‘işimizi istiyoruz’ önlüğüyle günlerdir masumane eylemlerini sürdüren Bergamalı üç kadının eylemi, Cumhurbaşkanı gelecek diye yasaklandı.

Yasaklayanlar, bu üç kadını Cumhurbaşkanının görmesinden belli ki korkmuşlar. Ya da mahcubiyet duygusu… Cumhurbaşkanı, kadınları görüp de ya “Karda kışta işten atmak ne demek oluyor, İslam ahlakına yakışır mı bu?” diye işten çıkaranları azarlayacak olursa…

Yasaklayan irade yoksa bundan mı korktu?

Öyle ya… Cumhurbaşkanımız haktan hukuktan yana, vicdan sahibi biri… Gönlü razı olur mu hiç bu soğuklarda işten atılmaya?

Korkanlar, ne diye bunun hesabını Başkandan sormazlar ki… Bu da ayrı bir konu…

Yoksa… Yasakçılar, kış kıyamet gününde üç kadının üşütüp hasta olacaklarından mı endişelendiler?

Bilemiyoruz…

Bildiğimiz şu ki,  Cumhurbaşkanı gelecek diye çevre köylerden/ mahallelerden araçlarla kasaba meydanına muhtarların ve köylülerin getirildiği…

“Bay Kemal” nutku çeken Cumhurbaşkanını zorla ya da güzellikle(!) Bergamalılara dinletme, bayrak sallatma… Arada bir de alkışlatma…

****

Komutan, bölüğü ziyarete/ teftişe gelecek diye Erzincan’ın şubat soğuğunda öğle yemeğini karlar üstünde yemek zorunda kalan Recai Şeyhoğlu, bu ve buna benzer gösterilere alışık… Başımızdaki işgüzarlar, yemekhanenin tertemiz olduğunu göstermek istiyorlardı gelecek olan generale…

Asker, karlar üstünde yemek yerken büzütmüş/ donmuş umurlarında mı?

Her alanda böyle bir işgüzarlık yaşandığını bu topraklarda yaşayan herkes biliyor ama ben gene de anımsatayım dedim.

Yıllar önce İzmir’in Altındağ’ında bir gece vakti harıl harıl yolların temizlendiğini/ asfaltlandığını biliyorum. Ertesi gün Onbaşı Kenan Bey,  pardon Darbeci Kenan Bey geliyordu çünkü…

Altındağ taraflarında bir yerleri ziyaret edeceklerdi haşmetmeapları…

Aylardır, yıllardır çukuruna, delik deşikliğine alışık olduğumuz cadde, ertesi sabah pırıl pırıldı.

Nasıl da mutlu olmuştuk… Nasıl da alkışlayasamız gelmişti Yağlıboya Ustası Sayın Paşamızı…

Caddemiz, sayesinde görücüye çıkmış genç kıza benzemişti.

Cumhurbaşkanı ziyaret edecek diye çevrenin temizlenmesini/ görüntü kirliliği yaratan her bir nesnenin ortadan kaldırılmasını bu nedenle pek yadırgamıyorum.

Alışık olduğumuz bir Türkiye klasiği bu!

Haşmetmeapları nutuk atacaklar. Satılan tank- palet fabrikasından ‘satılmadı’ diye bahsedecek, ana muhalefetin liderine her zamanki üslûbuyla hakaretlerde bulunacak… Meydanı dolduranlar da bayrak sallayacak/ alkış tutacak…

Ama kimse soru sormayacak. Sıkıysa biri “Geçinemiyorum, açım!” diye bağırsın.

Hele birisi “Bu soğuklarda üç bacımızı işten attı belediye, yardım et Reis!” desin…

Oysa…

Kozak’ta yıllardır hangi nedenlerle ürün vermediği hâlâ bilinmeyen fıstıkçamı ve taş ocaklarının çevreye verdiği zarar herkesin malumu…

Hazır, ayağınıza kadar ülkenin en güçlü adamı gelmişken bu sorular sorulmaz mı? Bu fırsat değerlendirilmez mi hiç?

Soğuklar nedeniyle ağzı mı kilitlendi yoksa Bergamalının diyesim geliyor ama diyemiyorum. Çünkü gerçeği biliyorum.

Meydanda AKP’liler, askerler ve polisler olduğu sürece bu tip sorular sorulmaz/ sordurulmaz. Soracak olan da başına ne geleceğini bilir zira…

Meydanların sessizliği bundandır. Meydanlar, Şefi alkışlamak içindir. Meydanlar bayrak sallamak içindir. Çatlak seslere kapalıdır meydanlar… Sormaya- sorgulamaya ve eleştiriye açık değildir.

Kürsüdekilerin özgüvenli / alaysamalı/ argo yüklü konuşmaları bundandır.

 Vatandaşların susması ise; bilgeliğinden değil, bu ana gerçeği bilmesindendir.

****

Bakırçay Ovasına ne ekersen biçersin. Öylesine verimlidir bu toprak. Buğday ambarı Konya, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Iğdır Ovaları ona keza…

Dışarıdan bir gram tarım ürünü almadan yaşayabilen bir ülkedir Türkiye’miz.

Daha doğrusu öyleydi. Düne kadar…

Daha açık söyleyecek olursak AKP’ye kadar…

Şimdi mi…

Buğdayı; Rusya, Ukrayna ve Kanada’dan

Arpayı; Ukrayna, Rusya ve Suriye’den

Mısırı; Ukrayna, Romanya ve Rusya’dan

Pirinci; Yunanistan, Çin ve İtalya’dan

Ayçiçeğini; Moldova, Romanya ve Rusya’dan

Soya Fasulyesini; Brezilya ve Ukrayna’dan

Pamuğu; Yunanistan, ABD ve Brezilya’dan

Mercimeği; Kazakistan ve Kanada’dan

Kuru Fasulyeyi; Kırgızistan, Arjantin ve Kanada’dan

Patatesi; Hollanda, Pakistan ve Mısır’dan

Kuru Soğanı; Özbekistan, Mısır ve İran’dan

Şekeri; Brezilya, Cezayir ve Fas’tan alıyoruz.

****

Bunu bilen çiftçi Cumhurbaşkanını alkışlar mı sizce?

Alkışlıyorsa konuyu bildiğinden/ Cumhurbaşkanını sevdiğinden midir bu?

Alandakiler çiftçi değil de maaşlı memurlar, öğrenciler ya da dolmuşlara doldurulup getirilmiş taşıma partililer mi diye sorasınız gelmez mi bu durumda?

Konuya dönecek olursak…

Türkiye, AKP yüzünden dışarıya el açmış durumda. Saman bile ithal edilmekte…

Atatürk döneminden kalan yatırımlar bir bir elden çıkarıldığı gibi topraklarımız da mazot ve gübre fiyatları nedeniyle çiftçimizce ekilip biçilemez durumda.

Başka bir gezegende yaşıyormuş gibi konuşan Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin sözleri ise komik. Komik değil hatta utanç verici:

“Türkiye, tarımda kendi kendine yeten bir ülkedir. Kimsenin, bu ülkede çiftçinin moralini bozmaya hakkı yoktur.” Aynen böyle diyor.

Pakdemirli’nin Mari Antuanet gibi konuşması; çocukları/ torunları ve yakınları tarafından anımsandıkça utanılacak bir tümce olarak zihinlerinde yer edeceğe benzer…

Tarım ve hayvancılığa zarar veren AKP politikalarını Bergama çiftçisinin alkışlaması mümkün mü? Bergama çiftçisinin suskunluğu, korkusundan değil/ binyılların mirası olan saygın kimliğinden…

Eurogold’a karşı verdiği destansı mücadele ile nerede ne yapılması gerektiğini bilen bir tarih ve çevre bilincine sahip olduğunu göstermiş/ kanıtlamıştır Bergamalı.

Son 18 yılda tarım arazilerinin 3,5 milyon hektar azalarak 37 milyon hektara düştüğünü bilmiyor mu çiftçi sanki… Giderek, bunun bir yıkım olacağını görmüyor mu sanki…

Bergamalının suskunluğu, efendiliğinden…

 Eurogold’un verdiği zarar kadar etkilendiğinde hesap sormasını da bilecek düzeydedir ama...

Susması, biraz da yukarıdaki istatistiki bilgileri bilmediğinden.

Tarihine, sokaklara verdiği isimlere, eğitime ve çevreye verdiği öneme herkesin tanık olduğu Bergamalı,  5442 sayılı il idaresi kanunu gereğince Kaymakamlığın bir hafta boyunca Bergama’daki her türlü basın açıklaması/ stant ve çadır kurma/ bildiri dağıtma/açlık grevi/ oturma eylemi/ imza toplama/ yürüyüş ve gösteriye yasak getirmesini anlayışla karşılamış, susmuştur.  Bunun bir anayasal hak ihlâli olduğunu bile bile…

Olgunluğundan, “OHAL mi var Bergama’da da OHAL yasalarıyla yönetiliyoruz?” bile dememiştir.

Belediye binasının önünde ‘işimizi istiyoruz’ önlüğüyle günlerdir direnen kadınların eyleminin yasaklanmasına gönlü razı olmasa da itiraz etmemiştir.

Haksızlığa- hukuksuzluğa olan tepkisini yüreğinin derinliklerine atmış, susmuştur.

****

Sabırlı Bergamalı, AKP’nin ülke çapında yarattığı tahribattan haberdar... Sayıştay raporlarıyla AKP’li belediyelerde ortaya çıkan milyarlık yolsuzlukları- usulsüzlükleri görmüyor değil.

Emek, hak- hukuk gaspı karşısında susuyor. Diyanet İşleri Başkanlığının olağanüstü bütçesini lükse- şatafata harcadığını görüyor.  Köylerdeki okulların kapatılmasına üzülüyor

Yüreğini dağlayan olumsuzlukların seçimle üstesinden gelineceğine inandığı için de tepkisini şimdilik dışa vurmuyor.

Tarihin sayfalarını çevirecek olursak…

Kitaplar yer vermiyor olsa da şu bir gerçek ki 36 Osmanlı Padişahından 35’inin annesi Hıristiyan ve Musevi.

Padişahların yanı başında yer alan sadrazam ve paşaların birçoğu devşirme. Abdülhamit’in Saray’daki doktorlarının çoğu yabancı.

Padişahların burnunun dibinde yer alanlar ne yerli ne de milli.

Friedrich Bronsart Von Schellendorf, bir Alman subayı ve siyaset adamı.

Osmanlı İmparatorluğuyla ilgisi ne diye soracak olursanız hemen yanıtlayayım:

Osmanlı Genelkurmay I. Başkanı.

Ordu, yabancı bir komutanın emrine mi verilir?

Utanç verici değil mi?

Gelelim bugüne…

Neo Osmanlı kafalar da o günlerin izini sürüyor olsalar gerek…

Şu an Türkiye’nin 4 Büyükelçisi, aynı zamanda bir başka ülkenin de vatandaşı.

Mahinur Özdemir, 1982 Brüksel doğumlu ve Türk- Belçika vatandaşı. Şu an Cezayir Büyükelçisi.

Merve Kavakçı Türk- ABD vatandaşı. Malezya Büyükelçisi.

Egemen Bağış Türk- KKTC Vatandaşı. Çekya Büyükelçisi.

Ozan Ceyhun Türk- Alman vatandaşı. Avusturya Büyükelçisi.

****

Türkiye Cumhuriyeti adına ülkemizi dışarıda temsil eden kişiler (AKP’liler) çifte vatandaş…

MHP ve İYİ Parti bu işe ne diyor bildiğim yok… Milliyetçiyim diyenlerin buna itiraz etmesi gerekmez mi?

Dışişlerinde diplomat olmayan büyükelçiler de yok değil…

Diplomat olmayan AKP’lilerin bir başka ülkeye büyükelçi olarak gönderilmesi Türkiye’nin dış politikasına ne kazanç sağlar?

Bu tip büyükelçiler; Londra, Paris, Roma, Lizbon, Moskova’ya değil de Afrika’ya gönderilmişler çoğunlukla…

Tuncer Kayalar Kenya’ya, Kani Torun Somali’ye, Musa Kulaklıkaya Moritanya’ya, Şentürk Uzun Gana’ya, Faruk Doğan Kamerun’a…

Afrika dillerini biliyorlar mı acaba diye de sormadan edemiyorum. Ama bu konuyu AKP hemen çözüyor. Yüksek maaşlı bir AKP’liyi o ülkeye tercüman olarak göndererek…

Diplomat olmayıp da büyükelçi olarak Vatikan’a, Tokyo’ya, KKTC’ye, Karadağ’a, Polonya’ya, Makedonya’ya, Pekin’e, Endonezya’ya, Hollanda’ya, Kuveyt’e, Tahran’a gönderilen AKP’liler de şunlar:

Kenan Gürsoy, İbrahim Akça, Niyazi Tanılır, Yusuf Ziya Özcan, Murat Mercan, Emin Önen, Tülin Erkal Kara, Zekeriya Akçam, Şaban Dişli, Ayşe Sayan, Derya Örs.

Liyakat esas alınmadan büyükelçi olarak dışarıya gönderilen / diplomatlık deneyimi olmayan bu kişilerin ülkemize ne kadar yararı olur?

Cumhurbaşkanının 22 Şubat’ta Menemen’de söylediği Libya ile ilgili şu sözler düşündürmeli bu toprağın köylüsünü, işçisini, memurunu:

“Hafter’e karşı kahraman askerlerimiz ve Suriye Milli Ordusu’ndan ekiplerimizle beraber oradayız. Tabii birkaç tane şehidimiz var.”

Anladığım- öğrendiğim şu ki, Cumhurbaşkanı, empati yapmasını bilmeyen biri.

Dört yıllık bir fakülteyi okusaydı bu sözü etmezdi örneğin. Konuşmasındaki arıza, üniversite mezunu olmayışından…

Şehit annelerinin duygularını okuyamamış olmasından…

Oğullarından birinin paralı askerlik yapması, diğerinin de testis kanseri nedeniyle askerlikle tanışmaması, Cumhurbaşkanını bir baba olarak ne kadar mutlu etti bildiğimiz yok.

Eminiz, o da çok isterdi çocuklarının cephelere koşa koşa gitmesini/ vatan - millet uğruna savaşmasını… Belki de hepimizden çok isterdi oğullarının şehitlik mertebesiyle tanışmasını…

Oğlunu savaşta yitirmiş bir annenin ya da babanın halet-i ruhiyesini bil(e)mediğinden şehit düşmüş canlar için 'birkaç' demesi bundan olsa gerek…

Annelerin canı acıyorken/ gözyaşları dinmiyorken Cumhurbaşkanı şehit düşmüş askerler için 'birkaç' diyebiliyorsa ya empati kuramıyor ya da yeterince ‘Türkçe-Dilbilgisi’ne sahip değil.

Dememiz gerekmiyor mu?

Dilbilgisi konusunda yetersiz olduğu günlük konuşmalarından belli zaten. En kolay dilbilgisi kurallarından haberi yok.  CeHePe ve Me He Pe demesi gerekirken ısrarla Ce Ha Pe ve Me Ha Pe demesinden anlıyoruz bunu.

Ünsüz harfler, sağına 'e' ünlüsü getirilerek okunur. Kural bu!

Kuralı bozmaya, altüst etmeye ne hakkı var Cumhurbaşkanının?

Peki… Hiç mi danışmanı yok bu konuyla ilgili?

Danışmanın bu konuda Sayın Cumhurbaşkanına doğru olanı söylemesi gerekmez mi?

Dolgun maaşlı danışmanlar Cumhurbaşkanının altını mı oyuyor yoksa…

Ağzımızdan çıkan sözler, kimliğimizdir. Aklımızdan geçen düşüncelerdir.

Düşünüp konuşmakta yarar var. Düşünce ya da proje üretemeyenlerin akşam sabah konuşmaları gerekmez.

“Birkaç tane şehidimiz var.” diyor Cumhurbaşkanı.

Birkaç sandalye, birkaç masa, birkaç araba, der gibi…

İnsan sayısı için ‘tane’ denilmeyeceğini bilmiyor. Sözün doğrusu nedir? Birkaç şehit…

Şehit düşmüş askerimiz masa mı,  kamyon mu da  ‘tane’ ile anlatılmaya çalışılıyor?

Ayıp!

Yorumlar (0)
12
parçalı az bulutlu
banner17
Günün Karikatürü Tümü
Günün Anketi Tümü
Bergama İl Olmalı mı?
Bergama İl Olmalı mı?
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 26 64
2.  Fenerbahçe 27 60
3.  Trabzonspor 27 60
4.  Beşiktaş 27 52
5.  Başakşehir FK 27 43
6.  Göztepe 26 43
7.  Samsunspor 26 35
8.  Kocaelispor 27 33
9.  Gaziantep FK 27 33
10.  Alanyaspor 27 31
11.  Çaykur Rizespor 26 30
12.  Konyaspor 27 30
13.  Gençlerbirliği 27 25
14.  Antalyaspor 27 25
15.  Kasımpaşa 27 24
16.  Kayserispor 27 23
17.  Eyüpspor 27 22
18.  Fatih Karagümrük 27 17
Takımlar O P
1.  Erzurumspor FK 31 66
2.  Amed SK 31 64
3.  Esenler Erokspor 31 63
4.  Çorum FK 31 59
5.  Bodrum FK 31 54
6.  Pendikspor 31 53
7.  Bandırmaspor 31 47
8.  Iğdır FK 31 45
9.  Keçiörengücü 31 44
10.  Sivasspor 31 44
11.  Manisa FK 31 43
12.  Van Spor FK 31 42
13.  Boluspor 31 41
14.  İstanbulspor 31 39
15.  Ümraniyespor 31 38
16.  Sarıyer 31 38
17.  Sakaryaspor 31 32
18.  Serik Belediyespor 31 32
19.  Hatayspor 31 7
20.  Adana Demirspor 31 3
Takımlar O P
1.  Arsenal 31 70
2.  Manchester City 30 61
3.  Manchester United 30 54
4.  Aston Villa 30 51
5.  Liverpool 30 49
6.  Chelsea 30 48
7.  Brentford 30 45
8.  Everton 30 43
9.  Newcastle United 30 42
10.  Bournemouth 30 41
11.  Fulham 30 41
12.  Brighton & Hove Albion 30 40
13.  Sunderland 30 40
14.  Crystal Palace 30 39
15.  Leeds United 30 32
16.  Tottenham 30 30
17.  Nottingham Forest 30 29
18.  West Ham United 30 29
19.  Burnley 30 20
20.  Wolverhampton 31 17
Takımlar O P
1.  Barcelona 28 70
2.  Real Madrid 28 66
3.  Atletico Madrid 28 57
4.  Villarreal 28 55
5.  Real Betis 28 44
6.  Celta Vigo 28 41
7.  Real Sociedad 28 38
8.  Espanyol 28 37
9.  Getafe 28 35
10.  Athletic Bilbao 28 35
11.  Osasuna 28 34
12.  Girona 28 34
13.  Rayo Vallecano 28 32
14.  Valencia 28 32
15.  Sevilla 28 31
16.  Mallorca 28 28
17.  Deportivo Alaves 28 28
18.  Elche 28 26
19.  Levante 28 23
20.  Real Oviedo 28 21

Gelişmelerden Haberdar Olun

@