15.01.2026, 16:38

Yeniden yazılmakta olan tarihe kendi satırlarımızı eklemek mümkün mü?

İnsan evladının ilkel ve vahşi yanı yine sahneye çıktı, hatta her yeri kaplayacak şekilde sahnenin tümüne yerleşti. Baktığımız ve gördüğümüz her noktadan üstümüze kan fışkırıyor. 

Kristof Kolomb maceracısının, Hindistan sandığı Amerika kıtasına çıkışı ve tarihi yazanların “keşif” diye adlandırdıkları -bizlere de yıllarca öyle öğrettikleri, daha fenası bizlerin de bizden sonrakilere öyle öğrettiğimiz- o korkunç vahşetten beri bu hep böyle. 

Çünkü, dün Bolivya’nın gümüşü, Brezilya’nın altını, Küba’nın şekeri, Malezya’nın kauçuğu, Amazon’un orkidesi, muzu, kahvesi, Venezuela’nın kakaosu, Meksika’nın ve Paraguay’ın pamuğu, öldüresiye çalıştırılan ve sonrasında köle diye alınıp satılan yerlileri lazımdı Avrupa’ya.  

Yağmalanan her şeyin taşındığı -bu yağmayla son hızla zenginleşip gelişen- Avrupa, şimdi gezip görmelere doyamadığımız şaşalı katedralleri, korku salacak denli iri sarayları yaptı. Biri kiliseyi, diğeri kralları memnun etmek içindi. Sonra elbet teknolojide de son hızla ilerledi. 

Öte yanda yağmalanan, iliğine kadar sömürülen ülkelerde hayatta kalabilmiş, köle diye götürülmekten kurtulabilmiş olan yerli insanlar günden güne yokluğa, yoksulluğa gömüldü. 

Sömürgecilikle abat olmuş Avrupa ülkeleri ve şehirlerine şimdi bir de Avrupa artığı Amerika eklendi ve bu ikisinin yine yeni yiyeceklere ve türlü türlü madenlere ihtiyacı var.

Köleleştirilen yerlilerin sırtlarında şaklayan kırbaçlarla sağladıkları akla ziyan servetlerin kâğıt paralarıyla purolarını tutuşturan dünün Avrupalı prensleri, prensesleri ile bugünün komprador hazretlerine de değerli mineraller lazım, petrol lazım, altın, gümüş lazım; sömürülecek ve -bu kez en moderninden- köleleştirilecek yerli halklar lazım. Üstelik sadece Avrupa’ya değil, onun izbandut yavrusu Amerika’ya da lazım. Çok çok lazım. 

Ve diyorlar ki “Bize lazım olan şeyler her neredeyse oraya gider, sahibinin üstüne kara bulutlar gibi çöker alırız, çünkü asıl sahip biziz. Güçlüyüz. Silahımız var. Teknolojinin en gelişmiş ürünleri de bizde. Siz yoksul ülkelersiniz, tembelsiniz, akılsızsınız, o yüzden de geri kalmışsınız, ülkenize ülke, insanınıza insan bile denilemez!”

Kendilerini öyle üstün “ırk” sanıyorlar ki kendilerinden başka birilerinin, “Bu ülkelerin yoksullaşmasından kim sorumlu?” diye sorabileceğini akıllarına bile getiremiyorlar. Akıllarına getiremesinler diye o ülkelerdeki eğitime çomak sokmuş, yetkin insanlar yetiştiren okullarını kapattırmış, halkların bilinçlenmesini bu şekilde engellemişler ya, oralardan soru soran, bizi eleştiren, bizi oralardan kovmaya cesaret edebilen kimse çıkmaz sanıyorlar. Çıktığında da ödleri patlıyor (Örneğin bir Frantz Fanon) ve yavaştan yan yana gelip hizalanarak sömürgelerinden çekiliyor, insan haklarından falan söz etmeye başlıyor, sosyal hak demetleri oluşturup yaşama geçiriyorlar. 

Böyle zamanlarda Kongo’nun kauçuğu, Orta Doğu’nun petrolü, Grönland’ın olası nadir elementleri ve su yolu bir süre rahat ediyor. Zengin toprakların sistemli biçimde ele geçirilmesi, o toprakların insanlarına zorbalıkla yer değiştirme dayatılması bir süreliğine askıya alınıyor. Ancak o sırada da boş durmuyor, yerel halklar arasında kültürel çatışmalar oluşturmak için en yaygın, en kolay ve en kullanışlı şey olan dincilik ve mezhepçiliği kaşımayı, eğitimsizliği yaygınlaştırmayı ya da eğitimin içini boşaltmayı, eğitimi önemsizleştirmeyi sürdürüyorlar. Kendilerini ülkelerinin madenlerinin başına getirmeyen ülkelerin iktidarlarını da sistemlerini de değiştirmek için özel ajanlar eşliğinde sinsi sinsi çalışıyorlar. Ve nihayetinde hoşlanmadıkları kurulu sistemleri çökertmeyi başarıyorlar. 

Bu başarıya, kendi ülkesinin her şeyini (kendi yüzdesini-bindesini alarak) talancılara teslim etmeye teşne vicdan yoksunu utanmazları bularak ve o devletlerin başına geçirerek ulaşıyorlar. Seçtikleri zübüklere her ne isterlerse yaptırıyorlar. Her ülkede işbirlikçi olmaya yatkın utanmazlar mutlaka bulunuyor. Ne yazık ki mutlaka… ve onları bulmakta ustalaşmış Batı, o ülkelerde utanmaz zübükler ararken hiç zorlanmıyor. Ülkenin halkı ne kadar cahil bırakılmışsa bu utanmazları seçtirip başa getirmek de o oranda kolaylaşıyor. Sonra yaşasın devlet adlı heyulaların demir yumrukları! 

Var olan sistemlerin çoğunu yıktılar, yıkamadıklarına da gece baskınları düzenleyip devlet başkanı kaçırmaya ya da nokta atışlarıyla lider öldürmeye başladılar. Kısacası yeniden delirdiler. Şuranın nadir elementleri, buranın petrolü, oranın su yolları… gözleri yuvalarında döne döne sağa sola saldırıyorlar. Bu deliliklerini dünyaya dayatabilmek için, kendi ülkelerinde de yarı deli başkanları işbaşına getirdiler. Kanun kural tanımayan, herkese parmak sallayan, muhalefeti yok edecek denli baskılayan başkanlar. 

Kısacası, dünyanın patronu olduklarına inanan bu insanların, SSCB’yi dağıtmayı başardıkları için komünizm telaşları bitti, yeni sömürgelerini uzaktan yönettikleri için de Frantz Fanon korkuları geçti. 

Ülkeleri karıştırıyor, kendi kapılarını kapatıp, sınırlara duvarlar örüp, ilticayı olanaksızlaştırıp, oturum alma koşullarını imkansıza kadar yükseltip olası göçlerin de önüne geçiyorlar ve şöyle diyorlar: 

“Biz bu şehirleri sizin zenginliklerinizle zenginleştirdik evet ama onu unutun, yok öyle bir şey!”

“Buralara sakın ola gelmeyin, sizden çaldıklarımızı size yedirmek için çalmadık!” 

“Siz orada birbirinizi yiyin ki doğal zenginliklerinizi biz yiyebilelim!” 

“Gelecekseniz en alt kademede gelin. Pis işlerimizi yapmaya gelin, o zaman kabul ama bizimle eşit seviyede olamazsınız, öyle bir amaçla buralara gelemezsiniz!” 

Peh!

Kendilerini yüce, sömürdüklerini aşağılık görüyorlar. Oysa o yüceliğe -varsa bir yücelik- en aşağılık eylemlerle, en vahşi yöntemlerle ulaştılar. Bunu kimse bilmiyor sanıyorlar. Herkes her şeyi unutur sanıyorlar. Asalet taslıyorlar. Kendilerini akıllı, gerideki herkesi aptal sanıyorlar. Yeni Fanonlar çıkmaz, yeni SSCB’ler olmaz sanıyorlar. Çok da yanılıyorlar.

Uyuşturucu maddelerle, dini telkinlerle, ırkçı söylemlerle uyuşturmayı başaramadığınız, zihinlerini kendinize köle yapamadığınız, zeki, genç, cesur, namuslu, pırıl pırıl pek çok insan var şu yeryüzünde. Yeniden yazılmakta olan tarihe kendi satırlarını ekleyecek, tarih yazmayı size bırakmayacak pek çok aklıselim insan. 

Kısacası, tarihe kendi satırlarını eklemek mümkün. 

Dilediğinizce at koşturabileceğinizi, tarihi hep kendi kendinize yazacağınızı sanmayın. Zalim suç ortaklarınıza da fazla güvenmeyin. Genellikle güvenilmez olurlar. 

Ne demişler: Gün gelir karıncalar balıklara yem olur, gün gelir balıklar karıncalara… Parayla değil, sırayla...

Yorumlar (1)
Alev Subaşı 2 hafta önce
Uygarlık tarihi ! denilen perspektiften günümüze bakan şahane bir başucu yazısı . Örneğin bu kasıtlı yapılan yozlaşma katmanından " Ancak o sırada da boş durmuyor, yerel halklar arasında kültürel çatışmalar oluşturmak için en yaygın, en kolay ve en kullanışlı şey olan dincilik ve mezhepçiliği kaşımayı, eğitimsizliği yaygınlaştırmayı ya da eğitimin içini boşaltmayı, eğitimi önemsizleştirmeyi sürdürüyorlar." kısmının mesleki olarak yakın tanığıyım . Kaleminize sağlık sayın hocam
12
parçalı az bulutlu
banner17
Günün Karikatürü Tümü
Günün Anketi Tümü
Bergama İl Olmalı mı?
Bergama İl Olmalı mı?
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 19 46
2.  Fenerbahçe 19 43
3.  Trabzonspor 19 41
4.  Göztepe 19 36
5.  Beşiktaş 19 33
6.  Başakşehir FK 19 29
7.  Samsunspor 19 27
8.  Gaziantep FK 19 25
9.  Kocaelispor 19 24
10.  Alanyaspor 19 22
11.  Gençlerbirliği 19 19
12.  Çaykur Rizespor 19 19
13.  Konyaspor 19 19
14.  Antalyaspor 19 19
15.  Kasımpaşa 19 16
16.  Eyüpspor 19 15
17.  Kayserispor 19 15
18.  Fatih Karagümrük 19 9
Takımlar O P
1.  Amed SK 22 43
2.  Erzurumspor FK 22 42
3.  Esenler Erokspor 22 41
4.  Pendikspor 22 38
5.  Çorum FK 22 38
6.  Bodrum FK 22 36
7.  Keçiörengücü 22 33
8.  Bandırmaspor 22 33
9.  Iğdır FK 22 33
10.  Boluspor 22 32
11.  Van Spor FK 22 31
12.  Manisa FK 22 30
13.  Sivasspor 22 29
14.  İstanbulspor 22 28
15.  Ümraniyespor 22 27
16.  Sarıyer 22 27
17.  Serik Belediyespor 22 26
18.  Sakaryaspor 22 23
19.  Hatayspor 22 7
20.  Adana Demirspor 22 2
Takımlar O P
1.  Arsenal 23 50
2.  Manchester City 23 46
3.  Aston Villa 23 46
4.  Manchester United 23 38
5.  Chelsea 23 37
6.  Liverpool 23 36
7.  Fulham 23 34
8.  Brentford 23 33
9.  Newcastle United 23 33
10.  Everton 23 33
11.  Sunderland 23 33
12.  Brighton & Hove Albion 23 30
13.  Bournemouth 23 30
14.  Tottenham 23 28
15.  Crystal Palace 23 28
16.  Leeds United 23 26
17.  Nottingham Forest 23 25
18.  West Ham United 23 20
19.  Burnley 23 15
20.  Wolverhampton 23 8
Takımlar O P
1.  Barcelona 21 52
2.  Real Madrid 21 51
3.  Atletico Madrid 21 44
4.  Villarreal 20 41
5.  Espanyol 21 34
6.  Real Betis 21 32
7.  Celta Vigo 21 32
8.  Real Sociedad 21 27
9.  Osasuna 21 25
10.  Girona 21 25
11.  Elche 21 24
12.  Sevilla 21 24
13.  Athletic Bilbao 21 24
14.  Valencia 21 23
15.  Deportivo Alaves 21 22
16.  Rayo Vallecano 21 22
17.  Getafe 21 22
18.  Mallorca 21 21
19.  Levante 20 17
20.  Real Oviedo 21 13

Gelişmelerden Haberdar Olun

@