06.08.2025, 12:16

Alev Coşkun ne dedi?

21 Mayıs 2007’de Karabağlar ilçesi Bozyaka semtindeki ‘Celal’in Yeri’ nde 17. Kitaplığımızın açılışında Muzaffer İzgü şöyle demişti:’’ Recai Şeyhoğlu, Kütüphaneciler İmparatorudur. Sayın Rasime Şeyhoğlu ise Kütüphaneciler İmparatoriçesidir.’’

Canım Muzaffer abim!

Bundan iki yıl önce de Adnan Binyazar, Cumhuriyet’teki köşesinde annemi  ‘ Kütüphaneciler İmparatoriçesi ‘ başlığıyla anlatmıştı.

Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Başkanı/ Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi Alev Coşkun da ‘’ Sen Kütüphaneciler Kralısın! ‘’ deyince itiraf edeyim koltuklarım kabardı.

2 Haziran’dan bu yana Bergama ve Tire’de 63. ve 64. Kütüphanelerimizi, 4 Ağustos ‘ta da Karşıyaka/ Fikri Altay Mahallesi Muhtarlığında 65. Kitaplığımızı açtıktan sonra düşünür oldum. Bir başka ilde ya da ilçede bizim yaptığımız işi yapan var mıdır acaba?

Yıllar önce Bakanlık yapmış olan Alev abi, laf olsun diye konuşmuyor herhalde.

Bilgisunara girince de göremiyorum  zaten, bizim yaptığımız işi yapan birilerinin  varlığını... Bildiğim, Alaşehir köylerinin okullarında emekli bir albayın 30’a yakın kitaplık kurduğu…

Biz bu konuda Türkiye’de bir İLK’iz galiba.

***

Kütüphanelerimizden önce yaşadığım başka bir mutluluğu paylaşmak istiyorum.

25 Temmuz 2025’te Ankara/ Favori Yayınları’ndan çıkan üç kitabımı…

‘ Rasime - Recai Şeyhoğlu Kütüphaneler Zinciri İle Aydınlanma Evlerine Toplu Bakış / 2002-2025 ‘, ‘ Değerlere Saygı’ ile ‘ Yazıyla Fotoğraf Çekmek ‘

Biri kütüphanelerimiz, diğeri anlatı/ öykü, üçüncüsü de deneme türündeki yazılarımı anlatan üç kitap…

Sarı sıcaklarda üç kitap!

Doğrusu bu ya, kendimi kutlayasım geliyor.

72. yaşımın üçüncü ayında yaşadığım bu mutluluğa omuz veren Sarımsaklılı Ahmet Sercan Duman’dan da söz etmeliyim bu arada.

Annemin sonsuzluğa göçtüğü 21 Ağustos 2025’ten bir gün sonra İzmir’den ayrılmış,  Sarımsaklı’da yalnızlığın kucağına bırakmıştım kendimi. Hergün en az 10 kilometre yürüyor, düşler kuruyor, yüzüyor, güneşleniyor, akşamları da üç dört kadeh rakıyla üzüntümü dağıtmaya çalışıyor, gözümün önüne getirdiğim canım annemle konuşup duruyordum. Pikeyi üstüme aldığımda da doya doya ağlıyordum.

Onu toprağa verirken ağlamamıştım hiç. Herkes  ‘ anneci ‘ olan beni dirayetli görsündü. ‘ Recai perişan oldu.’ demesinlerdi.

Sarımsaklı’da gören yoktu nasıl olsa… Her gece doya doya ağlıyordum.

Ekim ayıyla birlikte düzenli olarak her akşam postanenin altındaki internet kafeye gidip acılarımı, sevinçlerimi, dertlerimi yazar oldum. Yazıyor olmak benim için dünyanın en güzel uğraşı çünkü.

İşyeri sahibi genç Sercan Duman’ı bu şekilde tanımış oldum. Yazıp çizerken bilemediklerimi/ yapamadıklarımı da onun yardımıyla çözüyordum.

Yazmak, beni hem dinlendiriyor hem de yaşadığım acıdan bir nebze olsun uzaklaştırıyordu.

Dört beş ay sürdü bu.

Şaka maka iki kitabımı o günlerde bitirdim.

Bu arada Sercan Bey’i ve ailesini de iyice tanımış oldum.

Yaz gelince kâh tek başıma kâh eşimle burada deniz-güneş-kum tatilindeyim. Sarımsaklı’nın kumsalı bildiğiniz gibi dillere destan! Emekliye ayrıldığım günlerde almıştım buradaki evimi.

Bu arada hemencecik söylemiş olayım. Meşhur mu meşhur biriyle de aynı kumsalı paylaşıyorum burada. Hülya Avşar ile… Merakımı yenemeyip gidip tanıştım da… Akçapınar Mahallesi’ne Hülya Avşar adıyla bir kitaplık kurmasını önerdim kendisine. Bir başka görüşmemizde bir kitabımı armağan ettim. Eşimle de tanıştırdım bir defasında.

Çok ilginçtir, ülkemizin en meşhur / en güzel kadınlarından biri olmasına karşın ben onun sezonluk kiraladığı çardakta yanındakilerle muhabbet ederken dikkat çekici davranışlar sergilediğine hiç tanık olmadım.

Yine bir gün yanından geçiyorum. Yanımda da eşim… Elini beline koyup bana şımarık şımarık bakmasın mı? Sandım ki eşime ‘’ Eşin her defasında bana çok bakıyor.’’ gibisinden bir laf edecek, beni gammazlayacak. Öyle şımarık şımarık bakıyor ki görmelisiniz. Aynı filmlerindeki gibi…

‘’ Sahilimizin en güzel kadınına merhaba! ‘’ deyiverdim. Ne diyecektiyse diyemedi tabii.

Ezcümle… Ayıptır söylemesi, o güzel kadın bizim kumsalımızın/ denizimizin ve güneşimizin ortağı. Komşumuz diye ben de eşime dostuma hava atıyorum sayesinde.

Sercan Duman’dan söz ediyordum sahi…

Öyle güzel bir aileye sahip ki…

Fakat onun en önemli bulduğum özelliği, mükemmel bir eş ve baba olduğu…

Azra Hanım’a, Demir ve Defne’ye olan düşkünlüğüne hayranım doğrusu. İyi eş ve mükemmel baba diplomalı (!)biri… Düşünün, üşenmeden Demir’le ta İstanbul’a Beşiktaş’ın maçlarına gidiyor.

Ben onu iyice öğrendiğim gibi o da beni etraflıca tanır oldu. Örneğin, yazılarıma pek yabancı değil. Açtığımız kütüphanelerden de haberdar. Hem de ailece…

Bana olan ilgisinden de cesaret alarak dosyalarım Favori Yayınları’na teslim edildiği günlerde bir öneride bulundum Sercan Bey’e. Bir kitabımın basım giderini karşılaması konusunda.

Hiç düşünmeden ‘ evet ’ deyince mutlu oldum tabii ki.

Bilmeyenler için söylemiş olalım. Artık yayınevleri adınız Zülfü Livaneli, Orhan Pamuk, Elif Şafak vb. değilse paranızı almadan kitaplarınızı basmıyor. Haksız da değiller hani!

Ben çok bilinen biri değilim ki… Diyelim ki kitabımı bastılar. Kaç tanesini satabilecekler ki…

Sercan Bey, elimden tutmuş oldu. Şimdi de o kitabın Ayvalık’ta tanıtımını yapacak, okurlarımızla buluşacağız. Ne de olsa çeyrek yüzyıla yakın Ayvalık ikametgâhımız var, herhalde ilgi duyup gelen dostlarımız olur.

Bir imza- söyleşi günüme Öcal Uluç ta Urla’dan kalkıp gelmişti buraya. Bu kez de gelen giden olur herhalde.

Ben, şanslıyım. Kitaplarımın basımı konusunda sponsor bulabiliyorum.

Yazan çizen arkadaşlarımızın da Sercan Dumanlara ulaşabilmesini diliyorum.

Kütüphaneciliğimize yeniden dönecek olursak…

***

1 Ağustos’ta Kemalpaşa ilçesindeydim. CHP İlçe Başkanlığında…

66. kütüphane için… İlçe yöneticileri, kadın kolu başkanı ve gençlik kollar başkanı ile biraz kitap biraz siyasetten sonra Kütüphanemizin adının ne olacağını söyledim: ‘ Rasime Şeyhoğlu - Özcan Durmaz Kütüphanesi’

Özcan Durmaz, iş ve siyaset dünyasından bir kardeşimiz.  80’li yılların ortalarında Bergama merkezde öğretmenlik yaparken tanıştığım kitap/ kırtasiye işi yapan beyefendiler beyefendisi Mustafa Durmaz abimizin oğlu.

Kütüphanecilik yaşamımızda bize sağladığı olanaklarla imecemizin görünmez kahramanlarından…

CHP Aliağa İlçe Başkanlığı ve CHP İzmir İl Başkan Yardımcılığı yaparken de partisine önemli katkıları olan biri… Umarız günün birinde onu İzmir milletvekili olarak parlamentoda görürüz.

Gençlik kolları başkanı, Kemalpaşa’da Nazım Hikmet adına da bir kütüphane açıp açamayacağımızı sorunca hiç düşünmeden evet dedim.

Diyeceğim o ki, yakında iki kütüphane ile Kemalpaşa toprağında olacağız.

Son yıllarda neden CHP örgütlerinde kütüphane açtığımıza gelince…

Karşıyaka Belediyesi, 21 Şubat 2025’te, 10 yıl önce kurduğumuz ‘ Mehmet Atilla Kitaplığı ‘ nı kapatıp iki buçuk yıl sürdürdüğümüz ‘ Bilim- Sanat-Edebiyat ‘ söyleşilerine de son verince ( Son veren de belediyenin kültür müdürü ), Çatı Bostanlı’da açtığımız kitaplığın envanteri açılışın 10. ayında bile çıkarılmayınca, Demirköprü’de açtığımız ‘ Veli Lök- Rasime Şeyhoğlu Kütüphanesi’nde Attila Aşut’un gönderdiği kitaplar yok olunca,  ölen oğlu Ozan Aşut’un metale kazılı isimliği de bulut(!) olunca ( Uyarılarımıza karşın bulunamayınca) belediyelerde kütüphane açma şevkimiz kırıldı.

Başkan, bence bunların hesabını sormalı ilgili kişilere. Soruyordur herhalde diye düşünmek istiyorum.

2 bine yakın kitabı olan ve sürekli okuru bulunan bir kitaplık kapatılır mı hiç?

Attila Aşut’un Ankara’dan gönderdiği 50 kitap neden yok olur ki?

Rafa çakılı olan metal isimlik neden yok edilir ki?

Parti örgütlerinde birisi koyduğumuz kitapları yok etmiyor en azından.

Mehmet Atilla Kitaplığı’nın kapatılması gibi bir vandallığa imza atan Karşıyaka Belediyesi’nin kitaplarımızı gasp etmesini hâlâ unutamıyorum. Şimdi, bizim kitaplarımızla bir başka yerde bir başkasının adına kitaplık açacak beyefendiler/ hanımefendiler.  Utanç değil midir bu?

***

Temmuzun sarı sıcaklarında iki hasta ziyaretinde bulundum. Hastalarımızın ikisi de tıp doktoruydu. Her ikisi de profesör… Biri, babam bildiğim Veli Lök, diğeri oğlum bildiğim/ yıllar öncesinden öğrencim Tanju Çelik. Her ikisine de şifa diliyorum.

40 yıl öncesinden tanıdığım Veli Lök; tıp dünyasının yakından tanıdığı bir ortopedi/ travmatoloji profesörü. Fakat onu gerek İzmir gerekse de Türkiye, insan hakları mücadelesine ve Barış davasına yaptığı katkılarla tanıyor.

Abim, amcam, babam bildiğim Veli Lök, benim aynı zamanda siyaset dünyasından da yoldaşım!

***

Gelelim bugünlere…

Önümüzdeki günlerde Kemal Nehrozoğlu, Kemal Anadol, Öcal Uluç, Ardahan Totuk, Ünal Ersözlü, Erdal Karademir, Özcan Durmaz, Serkan Aksüyek, Erkan Ünsal, Seydi Önder, Çağdaş Baray, Selman Boyacıoğlu, Salim Çetin, Mehmet Ali Çalkaya, Hasan Zeki Sungur’la bir akşam yemeğinde buluşarak hem şiirler okuyacağız hem şarkı söyleyeceğiz hem de sorunlarımızı paylaşacağız. Güzelliklere imza atacağız.

Canınız çekerse buyrun gelin!

***

Başka bir konu…

Erdal Karademir’in ‘ CHP’nin hafızası ‘ diye betimlediği Kemal Anadol’un ‘ Filmi Geriye Sarınca’  adlı anı kitabını okudunuz mu bilmem.

Kemal Anadol’u çoğu kişi siyasetçi/ hukukçu olarak biliyor. Dile kolay, beş dönem milletvekili seçilmiş bir siyaset adamı. Siyaset dünyasının Ordinaryüs profesörü.

Bence onu asıl tanıtan sıfat yazarlığı olmalı. Türkçeyi bu denli güzel kullanan, anlatım bozukluğu bilmeyen, siyasetbilimci ve yakınçağ tarihçisi ya da sosyoloji profesörü gibi toplumsal sorunları dile getiren biri olduğunu şimdiden söylemek bence bir vefa borcu olmalı.

Vefa bir yana görev olmalı.

Tarihi- Belgesel Romanlarıyla, anılarıyla onu okur kitlesi tanımaya çalışmalı.

Özellikle de CHP Genel Merkezi, ‘Filmi Geriye Sarınca’nın tüm parti üyelerince okunması için bu kitabı ders kitabı niteliğinde değerlendirmeli/ okutmalı.

***

Portekiz Cumhurbaşkanını tek başına denizde yüzerken gördünüz mü bilmem…

Korumasız dolaşıyor. Afrasız tafrasız… Halkından korkmayan biri…

Alman siyasetçiler, Danimarkalı Bakanlar, İsveçli başbakan ve diğerleri gibi…

Adamlarda görgüsüzlük yok. Cumhurbaşkanı maaşı tutarında ayakkabı giydikleri yok.

Eminim her biri de fakülte diplomalıdır.

Yağmur ve serinlik dileklerimle…

Yorumlar (0)
12
parçalı az bulutlu
banner17
Günün Karikatürü Tümü
Günün Anketi Tümü
Bergama İl Olmalı mı?
Bergama İl Olmalı mı?
Puan Durumu
Takımlar O P
1.  Galatasaray 21 52
2.  Fenerbahçe 21 49
3.  Trabzonspor 21 45
4.  Göztepe 21 40
5.  Beşiktaş 21 37
6.  Başakşehir FK 21 33
7.  Samsunspor 21 30
8.  Gaziantep FK 21 28
9.  Kocaelispor 21 27
10.  Alanyaspor 21 23
11.  Gençlerbirliği 21 22
12.  Çaykur Rizespor 21 20
13.  Konyaspor 21 20
14.  Antalyaspor 21 20
15.  Eyüpspor 21 18
16.  Kasımpaşa 21 16
17.  Kayserispor 21 15
18.  Fatih Karagümrük 21 12
Takımlar O P
1.  Amed SK 24 49
2.  Erzurumspor FK 24 48
3.  Esenler Erokspor 24 47
4.  Bodrum FK 24 42
5.  Çorum FK 24 41
6.  Pendikspor 24 39
7.  Iğdır FK 24 37
8.  Keçiörengücü 24 36
9.  Bandırmaspor 24 36
10.  Boluspor 24 35
11.  Van Spor FK 24 34
12.  Manisa FK 24 34
13.  İstanbulspor 24 32
14.  Sivasspor 24 30
15.  Sarıyer 24 30
16.  Ümraniyespor 24 28
17.  Serik Belediyespor 24 26
18.  Sakaryaspor 24 23
19.  Hatayspor 24 7
20.  Adana Demirspor 24 2
Takımlar O P
1.  Arsenal 25 56
2.  Manchester City 25 50
3.  Aston Villa 25 47
4.  Manchester United 26 45
5.  Chelsea 26 44
6.  Liverpool 25 39
7.  Brentford 25 39
8.  Everton 26 37
9.  Bournemouth 26 37
10.  Newcastle United 26 36
11.  Sunderland 25 36
12.  Fulham 25 34
13.  Crystal Palace 25 32
14.  Brighton & Hove Albion 25 31
15.  Leeds United 26 30
16.  Tottenham 26 29
17.  Nottingham Forest 25 26
18.  West Ham United 26 24
19.  Burnley 25 15
20.  Wolverhampton 25 8
Takımlar O P
1.  Barcelona 23 58
2.  Real Madrid 23 57
3.  Atletico Madrid 23 45
4.  Villarreal 22 45
5.  Real Betis 23 38
6.  Espanyol 23 34
7.  Celta Vigo 23 33
8.  Real Sociedad 23 31
9.  Osasuna 23 29
10.  Athletic Bilbao 23 28
11.  Getafe 23 26
12.  Girona 23 26
13.  Sevilla 23 25
14.  Deportivo Alaves 23 25
15.  Elche 23 24
16.  Mallorca 23 24
17.  Valencia 23 23
18.  Rayo Vallecano 22 22
19.  Levante 22 18
20.  Real Oviedo 22 16

Gelişmelerden Haberdar Olun

@