17 Mart 2018 de bloğumda yazdığım yazının başlığı ve bu soruyu sorduğum yazı dünden bugünün habercisi sanki.
“Akp başkanı Erdoğan, Beştepe’deki 46. Muhtarlar Toplantısı’nda gerçekleştirdiği konuşmada İstiklal Marşı’na yeni beste yapılması gerektiğini söylemiş, “İstiklal Marşımızın anlamını ancak dilimizle birlikte kalbimizle de okuduğumuzda anlayabiliyoruz. En büyük üzüntüm bu emsalsiz marşın hakiki manasını yüreklere nakşedecek bir bestenin yapılamamış, bulunamamış olmasıdır” ifadesini kullanmıştı.
Şimdi bu mesajı alan yandaşlar hemen yeni beste çalışmalarına başlarlar hatta yeni bir yarışma bile açılır.
Amaç Cumhuriyetin en temel değerlerinden bir tanesi olan İstiklal Marşını da tartışmaya açmak. Nasıl Çankaya köşkü Cumhurbaşkanlığından alınmış, Andımızın okullardan okunması kaldırılmışsa, Milli Eğitim laik bir sistemden dinsel ağırlıklı bir sisteme döndürülüyorsa amaç Cumhuriyet kazanımlarının ve değerlerin ortadan kaldırılmak istendiğinin son ve en önemli işaretlerinden biridir İstiklal Marşını tartışmaya açmak…”
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan ve 12 Mart 1921’de TBMM’de büyük bir coşkuyla kabul edilen bir milletin küllerinden doğuşunun, Türk milletinin bağımsızlık azmini tüm dünyaya duyuran, bağımsızlığımızın sembolü İstiklal Marşımızın kabulünün 105’nci yılı kutlamalarında yaşanan iki olay Milli Eğitim Bakanlığında yoğunlaşan laiklik karşıtı uygulamalarından sonra sıra İstiklal Marşımıza, Milli Marşımıza mı sorusunu aklıma getirdi?
“Türk dilinin başkenti olarak bilinen Karaman’da, İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü programında Cahit Zarifoğlu İmam Hatip Orta Okulunda İstiklal Marşı’nın Arapçaya çevrilerek okundu. Salonda programı takip edenlerden sadece bir kişi, evet bir kişi o da Belediye Başkanı salonu terk etti. Diğerleri hani o adına protokol denilen zatı muhteremlerden tek bir ses çıkmadı o anda durun ne yapıyorsunuz İstiklal Marşının dili Türkçedir demedi. Yetmemiş ki Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu görüntüleri kendi resmi internet sitesinde yayımladı olayı kabullendi. Törendekiler sessizliğe bürünürken devletin üst kademesinden çıt çıkmadı. Kim planladı, kim izin verdi duymadık okumadık bir soruşturma yapıldığını.
Yetmedi bir başka haberde Edirne’nin Lalapaşa ilçesindeki Lalapaşa Cumhuriyet Ortaokulu’nda düzenlenen Güzel Okuma Yarışması sonrasında öğrencilere Kaymakam tarafından İstiklâl Marşı’nın Arapça yazılı olduğu bir tablo hediye edildiğini okuduk medyada. Lalapaşa Kaymakamlığı’ndan yapılan açıklamada, tablonun Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olduğu belirtilse de acaba hiç mi aklına gelmedi o tabloyu hazırlayanların okulun adının Cumhuriyet olduğu ve bu Cumhuriyette İstiklal Marşının Türkçe okunduğu ve yazıldığı…
Bu iki olay sıradan değildir, laiklik karşıtı adımlardan güç alanların Osmanlı, ümmet sevdalılarının meydan okumasıdır.
Bu yüzden Karaman’da ve Lalapaşa’da yaşanan olaylar hafife alınacak sıradan bir mesele değildir. Bu olayların planlayıcıları, kimlerin buna izin verdiği ve neden müdahale edilmediği mutlaka açıklığa kavuşturulmalıdır. Keşke Yunan kazansaydı anlayışının hakim olduğu bir ortamda kavuşturulur mu? Şüpheliyim… Ve de korkarım ki yarın bir başka okulda Terörsüz Türkiye sürecine destek olmak adına Kürtçe okunsun ve yazılsın İstiklal Marşımız.
Ve de olayları “…bu ülkenin evlatlarına bir daha kimse Arapça İstiklal Marşı okutmaya kalkmasın. Bu aziz millet, o bakanın da okutanın da alnını karşılayacak. Alnını karşılayacağız. Çünkü devletin kurumları milli değerleri korumakla yükümlüdür…”sözleriyle sadece kınayan CHP Genel Başkanına şunu sorarım. “Hiç mi aklınıza gelmedi teşkilatınızın olduğu her yerde sokakta, caddelerde, meydanlarda toplanıp İstiklal Marşımızı okumak ve okutmak. Yeter mi sadece alnı karşılamak…”
Son söz;
Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı ile ilgili düşüncelerini şöyle ifade etmiştir: “O şiir bir daha yazılmaz… Onu kimse yazamaz… Onu ben de yazamam… Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete en kıymetli hediyem budur. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.”