Kassem Hawal; 1940 doğumlu Iraklı film yönetmeni ve belgeselci... 1970 yılında politik nedenlerle Irak’ı terk etmek zorunda kalıyor ve yaşamını bir süre Lübnan ve Suriye’de sürdürüyor. O dönem Filistin Kurtuluş Örgütü'nün sinema birimini kuruyor. Çeşitli festivallerde ödüller alan, çoğu Ortadoğu’daki politik meselelere odaklı yirmi sekiz belgesel ve beş oyunculu filmi bulunuyor. Filmlerinin yanı sıra kaleme aldığı romanları da bulunuyor. Halen Hollanda’da yaşıyor.
Yazar bir söyleşi de kitabını şöyle değerlendiriyor. ”...Siyaset düşerse rejim düşer, kültür düşerse vatan düşer.” Böylece olayların büyüklüğü, ülke olarak Irak’ın yıkımı ve parçalanması, diktatörlüğün, işgalin ve Irak’ın kültürel ufkunun temsil ettiği gerçekliğe dair vizyonumun derinliği beni iki roman yazmaya yöneltti: Biri “Mreydi Çarşısı” ikincisi de “Bağdat Kapılarında.”
"...Maysam Al-Sarhan" karakterini analiz ettiğim "Mreydi Çarşısı" romanını yazdım. Bu karakter aracılığıyla Iraklı kişilikleri tüm siyasi, sınıfsal ve toplumsal bağlantıları ile diktatöre ve işgale karşı duruşlarını analiz etmeye çalıştım. Bu roman tüm Arap toplumlarına, Türkiye'ye ve tüm insanlara hitap eden bir romandır...”
Karşıyaka Belediyesi Kitap Kulübünde Funda Sakaoğlu Eyrek yönlendiriciliğinde okuduğumuz romandan aldığım gen kız Siduri’nin şu sözleri, “Diktatör zamanında hayat yaşanmaz bir cehennemdi. Fakat işgalciler ve işbirlikçilerin halkın yaşamını herhangi bir anlam ya da değerden yoksun boş bir çöle dönüştürdükleri halkı parçalayıp yok isteyen kurtlardan başka bir şeyin olmadığı çöle...” Ülke üzerinde yükselen çöl fırtınalarının içinde yarım kalan yol nasıl çizilir. Diktatör gittikten sonra yeni bir hayatın başlayacağını sananlar ve girdikleri yeni dolambaçlar. Hakikat Bodrumunda ortaya çıkan gerçek “Örümcek ağlarından kurtulmak mı, örümcekleri kurtarmak mı, yoksa örümceklerin kendilerini kurtulmalarını beklemek mi?” Ya martılar!
“Mreydi Çarşısı,” bu çölde insanları suçlardan, düşüşlerden ve utançlardan kurtaracak sığınak, her şey sahte, sahte olmayan tek şey öldürmek, kaçanların sığınağı, yollarını bilmeyenlerin barınağı. Sadece fiziksel yıkılımın değil, kültürel unutulmuşluğunda sembolü.
“Mreydi”, adı ölüm meleği geldiğinde gelen ölüm meleğini nefret ettirip uzaklaştırsın ve diğer isimlerden farklı bir ad olsun diye konulan bir isim. Hayatı bir sürüngenden farklı olmayan engelli bir çocuk ve adını aldığı varlığının bir parçası haline gelmiş çarşının ananesi ile birlikte ilk satıcısı. Fakir, güçsüz, bedeninde ki hakikat geçirdiği bir rahatsızlık sonucu bacak yerine kalan iki "halat" onu cennetin yokluğu fikrine götürüyor. Allah'ın neden kendisini insanlar arasında böyle yarattığını sorgulamaktadır. Tek dileği neden ve niçinini sorguladığı yürümek, yürüyünce yapacağının hayalleriyle yaşayan ve umudun adı o güzel gözlü kız Rihab Al Saki’ ye kavuşmak.
“Meysem”, tiyatro oyuncusu bir genç, Amerikalı asker Gina’nın şehvetinin esiri olmuş bir komünist, bir hain, hezimete uğramış, gerçeği sorgulayan, hakikate dönmek isteyen ve bu hakikati bir kütüphanenin bodrumunda kitapların derinliklerinde arayan, vicdanı yargıç, kendisi sanık.
“Hakikat Bodrumu,” Sahaf Ferhan’ın kütüphanesinde kültürün saklandığı, gerçeğin yer aldığı kitaplar tozlu, nemli, gürültülü bir bodrum. Irak’ın üstün zekasını gösteren eski Irak efsanelerinden bir destan, bir kitap Gılgamış Destanı ve bu destandan alıntılarla yapılan göndermeler...
Cennet ya da ateş yok. Cennet de Cehennem de burada, yeryüzünde sözleriyle başlayan ve devamında peygamberler ve kutsal kitaplar hakkında değerlendirmelerin yapıldığı bölümler ve Mreydi ile Meysem ’in iç hesaplaşmaları başlı başına okunacak ve analiz edilecek bölümlerdir.
Tanıtım bölümünden
“Saddam Hüseyin düzeninin zulmünden Amerika ve yandaşlarının askeri işgaline savrulan Irak. Dağıtılan ordunun işsiz kalmış askerlerinin önce eşkıyaya sonra da İslamcı silahlı çetelere dönüştüğü bir vatan. Vatanın bağrı Bağdat’ın orta yeri Mreydi Çarşısı.
Fırınından kasabına; kitapçısından kuyumcusuna, her türlü ilacın satıcısından her türden devlet belgesini, imam fetvasını satana; sünnetçisinden taklit tablo ya da tarihi eser satıcısına; bit pazarından lüks telefoncusuna kakuleli çaylar eşliğinde dükkân dükkân alışverişin vatanı bu çarşı da diğer tüm çarşılar gibi toplumun bir özeti.
Tıpkı Irak gibi doğuştan kötürüm Mreydi de tespih satarken hem bu özeti okur hem de özetin bir parçası olur. Yıllar sonra ülkesine dönen bir komünistin Mreydi ile başlayan dostluğu onu, yaman bir hesaplaşmanın içine çekecek olan, çarşıdaki saklı “Hakikat Bodrumu “nu bulmasını sağlar. Hakikate çoğu kere olduğu gibi bir kitapçıdan, kütüphaneden ulaşılacaktır. Ancak hakikatin de ilaç ya da zehir olması bir doz meselesidir.
Gılgamış Destanı’nın ülkesinde tiyatrolar artık ölüleri yıkanmak içindir, kesilen hurma ağaçları baruta bulanmış çöl kumu kadar ihanetin simgesidir, kültürel susuzluk çeken bu ülkede tiyatro Kerbela yürüyüşünde yaşamaktadır. Ve bir kadın “burkasının önüne örülü küçük kafesin arkasından çılgın gözlerle ona bakar ve kimse ne güzelliğinin ne de çirkinliğinin ne mutluluğunun ne de aşağılayıcılığının miktarını bilir.”
Altını çizdiğim satırlar;
“Hiçbir şey tesadüf değildir. En basit olaylar insan aklının hesap edemeyeceği kadar hassas doğal yasalara bağlıdır.”
Oto sansüre karşı “ Sanatçı, doğanın kendisine mucize kabilinden bahşettiği yeteneğinin bedelini ödemek zorunda olan bir hizmetkârıdır.”
“Siyaset düştüğünde sistem düşer, kültür düştüğünde vatan biter.”
“Nimet iki türlüdür. Birini sen ararsın, biri de seni arar. Eğer sen ona gitmezsen o sana gelir.”
“Vatanın hayatı olmadıktan sonra bir insanın hayatı neye yarar?”
“Gerçekler korkunçtur ve bilgeliğe ihtiyacı vardır."
“Üslup, din, namaz, inanç ve geleneklerin hepsi toprakta filizlenir, vatanda sulanır, aynı toprak ve vatanda büyür ve gelişir.”
“Bilince dayalı olmayan kültür, bozguncu ve yıkıcıdır, sahibi ise çürüktür. Kültür sadece yaratıcılık değil, aynı zamanda davranış biçimidir. Kültür, yaratıcılık ve davranış biçimi arasında ki uyumluluk ve bütünleşmedir. Mükemmellik ise burada gizlidir. Kültür hiçbir zaman kaybolmaz.”
“Hakikat kaybolduğunda bir kişinin onları düzeltmesi zorlaşır.”
"Diktatörü devirmek" adına, 2003’te gerçekleşen Irak'ın ABD tarafından işgali, tarihsel açıdan çok önemli bir dönemi, toplumsal açıdan yoğun çelişkileri, insani açıdan bir dehşeti ve Irak halkı için büyük bir felaketi işleyen romanda yazarın sinema yönetmeni olmasının avantajıyla okuduğunuzu hayalinizde resmederken basit bir dil anlatımı ile o anları yaşıyorsunuz...
Bu kitabı mutlaka okumalısınız ama öncesinde Irak’ın tarihine bir göz atmanızı 2003’deki işgali incelemenizi ve de Gılgamış Destanını okumanızı tavsiye ederim...
Mreydi Çarşısı/Kassem Hawal/ Çevirmen: Sevra Baklacı/ h2o kitap131 sayfa/2023