Ajans Bakırçay
2026-02-25 16:35:49

%53,3 Mutluymuş hayatından!!! Ya siz                      

Hasan Zeki Sungur

25 Şubat 2026, 16:35

TÜİK’in “Yaşam Memnuniyeti Araştırmasının” sonucuymuş bu rakam. İnanmadım ve kısa bir araştırma yaptım. Yaşam memnuniyeti araştırması bireylerin ‘genel mutluluk algısını’, ‘toplumsal değer yargılarını’, ‘temel yaşam alanlarındaki genel memnuniyetini’ ve ‘kamu hizmetlerinden’ memnuniyetini ölçmek, memnuniyet düzeylerinin zaman içindeki değişimini takip etmek amacıyla, 2003 yılından itibaren düzenli olarak gerçekleştirilmekteymiş ve yaşam memnuniyeti araştırmasının 2025 yılı alan uygulaması, 1-30 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleştirilmiş…

Toplumun genel memnuniyet düzeyini ölçen rapora göre;

* “Türkiye genelinde mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireyler 2024 yılında yüzde 49,6’dan 2025 yılında 3,7 puan artarak yüzde 53,3 seviyesine ulaştı. Buna karşılık, mutsuz olduğunu ifade edenlerin oranı ise 2024 yılındaki yüzde 14,5 seviyesinden 1,5 puanlık bir düşüşle yüzde 13’e geriledi.”

Rapordan bazı rakamlar ise şöyle.

*Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, %51,4, Kadınlarda ise bu oran,%55,1

*Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 67,1,

*Türkiye’nin en önemli sorunu yüzde 31,3 ile hayat pahalılığı olurken bunu yüzde 16,5 ile yoksulluk ve yüzde 16,1 ile eğitim izledi.

*Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde; kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, %64,9 olurken bunu; %14,7 ile sevgi, %9,8 ile başarı, %7,7 ile para ve %2,7 ile iş takip etti…

Raporun kaç kişiyle, nerede ve kişilerin yaşam standartları ile ilgili bilgilere ulaşamadığım için “Görünen köy kılavuz istemez” atasözümüz ışığında, asgari ücretin 28.075 TL, en düşük emekli aylığı 20 bin lira, ortalama emekli aylığı 23 bin 550 lira olduğu bugünde aşağıda ki değerlendirmelere göre bu rapora inanamıyorum…

“…Birleşik Metal-İş bünyesindeki BİSAM tarafından yayımlanan Ocak 2026 raporuna göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 31 bin 296 lira olarak hesaplandı. Gıda dışındaki zorunlu harcamaların eklenmesiyle oluşan yoksulluk sınırı ise 102 bin 812 liraya çıktı…”

“…Diyanet 2026 Fitre bedelini, (Ramazan ayında oruç ibadetini başarıyla tamamlayan Müslümanların, Allah’a şükür amacıyla yoksul ve muhtaç kimselere vermesi gereken bu sadaka, temel ihtiyaçlarını karşılayamayanların bayramda bir gün boyunca (iki öğün) yiyecek ihtiyacını karşılayacak şekilde belirlenir.) 240 lira olarak açıkladı… Dört kişilik bir ailenin iftarı ortalama kişi başı 240 liradan 960 lira yapar… Bu da Sahurla birlikte günlük 1.920 TL. bir aylık iftar ve sahur bedeli 57 bin 600 liraya ulaşıyor…”

“…Türkiye’nin en büyük banknotu “200 TL, 2009 da piyasaya verildiğinde “5 gram altın” alınabiliyordu bugün ise 1 gram altın “7 bin TL.” Bugün 200 TL ile ayrı, ayrı 6,5 adet ramazan pidesi veya 300 gr. kıyma alabiliyorsun…”

“…Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2025 Yolsuzluk Algı Endeksini açıkladı. Türkiye en sert düşüşü yaşayarak 107. Sıradan 17 puan düşüşle 124’üncü sıraya indi. AK Partinin iktidara geldiği 2002 yılından daha kötü durumdayız. 2002 yılında 102 ülke arasında 64ncü sırada biz sondan 37. Sıradaymışız…“

“…Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan ‘Bir Bakışta Emeklilik’ raporuna göre; Türkiye 38 ülke içinde en fazla eşitsizliğin olduğu 5’inci ülke oldu. Türkiye’de emekli aylıklarının asgari yaşam maliyetinin altında olduğunu ve enflasyonun yüksek olması nedeniyle artırılan emekli aylıklarının sonraki aylarda yetersiz kaldığı ifade ediliyor. Türkiye’deki 16 milyonu aşkın emeklinin yüzde 67’si yani 10 emekliden 7’si sosyal yardım almadan geçinemiyor. Her 10 emekliden 6’sı ise yani yüzde 60’ı ikinci bir işte çalışmak zorunda kalıyor. 8 milyon civarında emekli ise kiracı…”

Bunlar ekonomik rakamlar “parayla saadet olmaz” diyenlerdense o yüzde 53,3 o zaman sosyal, toplumsal değerlere bakalım yaşadığımız günlük hayattan birkaç örnekle…

“Türk tipi başkanlık sisteminde” yürütmenin başında ki kişinin sözü ve işaretinin emir sayıldığı yasama ve yargının olduğu bir ortamda kuvvetler ayrığı ilkesi yok edildiyse, Türkiye anayasada başlangıç maddesi ve diğer maddelerde açıklanan hür ve demokratik, laik bir ülke olmaktan hızla uzaklaştırılıyor, basın ve düşünce özgürlüğü yok ediliyor, mahkemeler bağımsızlığını yitirmiş durumda ve bu durum maalesef sıradanlaştırılmış ve rutin bir olay haline getirilmiş durumdaysa nasıl mutlu olabiliriz?

Siyasetteki hakaret, aşağılayıcı, kin ve nefret söylemleri, linç kültürü sosyal alanın her alanına yayılıp çöküş ve çürüme sıradanlaştıysa nasıl mutlu olabiliriz?

Sahtecilik, dolandırıcılık, yandaşlara peşkeş çekmek, ihaleye fesat karıştırmak, eş, dost, akraba kayırmak ve daha pek çok üç kağıtçılığın sıradanlaştığı bir ülkede yaşıyorsam nasıl mutlu olabiliriz?

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bölünmez bütünlüğüne, bağımsızlığına savaş açanlarla bir olup terör örgütü liderine kurucu önder sıfatını yakıştırıp, umut hakkı isteyenlerin TBMM de bu konuda mutabakat sağlamalarına nasıl sessiz kalabilir böyle bir ortamdan nasıl mutlu olabiliriz?

Ve de pazar yerlerinde çöp tenekelerinden yiyeceğini toplayanları gördüğümde nasıl mutlu olabiliriz?

Ben mutlu değilim. Ya Siz?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.