Ajans Bakırçay
2026-01-05 13:40:22

Okuduklarım / Bağımsızlık Kutlaması

Hasan Zeki Sungur

05 Ocak 2026, 13:40

Karşıyaka Belediyesi Kitap Kulübünde Bibliyoterapist Funda Sakaoğlu Eyrek yönlendiriciliğinde Ocak ayının kitabı Bağımsızlık Kutlamasının yazarı Lyonel Trouillot,

1956’da Haiti’nin başkenti Port-au-Prince’te doğdu. Yazar, şair ve edebiyat eleştirmeni Trouillot, hukuk eğitimi gördü. Ancak edebiyat sevgisi ağır bastığından eğitimine edebiyat dalında devam etti. Genç yaşından itibaren çeşitli dergilerde şiirleri ve eleştiri yazıları yayımlandı. ABD’de yedi yıl yaşadıktan sonra 19 yaşında kendi deyimiyle “ilk bağımsızlık eylemini” yaparak Haiti’ye yerleşmeye karar verdi.

Haiti Yazarlar Birliği’nin sekreterliğini yürüten ve çeşitli dergilerin yayın kurulunda bulunan Trouillot uzun yıllardan beri Haiti’de demokrasinin gelişmesi için mücadele vermektedir. 2003 sonunda diktatör Aristide’in rejimine ve onun düşmesinden sonra gelişen trajik olaylara direnmek üzere sanatçıları bir araya getiren “Non” adlı kolektifin aktif üyesidir.

Nisan 2004-Ağustos 2005 arasında Kültür Bakanlığı’nda kabine yöneticisi olarak görev yapan yazar Bağımsızlık Kutlaması adlı kitabıyla Louis Guilloux, RFO Jüri Özel Ödülü, Belçika Uluslararası Af Örgütü ve TSR (Télévision Suisse Romande) roman ödüllerini kazanmıştır…

Fransız ihtilalinin ardından, Afrika’dan köle olarak getirilen siyahiler, silahlı ayaklanmayla devrimi başlatıp köleliğin kaldırdığı 1804 yılında dünyada bağımsızlığını ilk ilan eden siyahi ülkedir Haiti…

Haiti’nin Bağımsızlığının 200. yıldönümünde üniversite öğrencilerinin yaptıkları protesto eylemini öncesi ve sonrası ile beş-altı saatlik bir zaman diliminde geçen süreci öğrenci Lucien’in anlatımıyla okuyacağınız satırlar sizleri sadece Haiti’yi değil yaşadığımız pek çok olayları da hatırlatacak…

Bellek ve tarih, sessizlik ve konuşma arasında sıkışmışlık, adanmışlık ve ihanet temalarının öne çıktığı kitapta ileride profesör olmak için okuyan entelektüel bir öğrenci Lucien ve hakkını ancak zorbalık yaparak alabileceğini zanneden bir çete üyesi kardeşi ufaklık, diğer adıyla Little Jeo ayrı fikirlerle yol alan kardeşler. Kurduğu her cümlenin başına “Ben, kara derili ben Ernestine Saint-Hilaire” diye başlayarak, anlamlı ve üzerinde ayrıca konuşulacak sözler söyleyen Lucien’in annesi Ernestine Saint-Hilaire, bakkal, doktor, doktorun genç ve güzel karısı Simone, Lucien’in özel ders verdiği, doktorun oğlu Alfred, gazeteci ana karakterlerdir…

Her karakter kendi dünyasında, sıradanlaşmış ilişkilerle gerçekleri gören ama suskunluk ve sessizlikle kendini saklayan sadece kendini düşeni yapan çevresinde ki insanlara yabancılaşmış, iletişim kuramaz haldeler. Bu karakterleri ve ilişkilerini gördüğünüzde Haiti’nin dününden Türkiye’nin bugününe bir değerlendirme yapma ihtiyacı hissediyorsunuz. Sanki “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı…

 Altını çizdiğim satırlar;

…Ben kara derili ben. Size söylüyorum. Karanlık saldırırken yüce değerleri dikkate almaz. O, kendisine baş göstereni içinde yok edip kendini bir şekilde aklamayı her zaman başaran bir karabasan.

…Ben kara derili kör bir kadın. Bir anne. Size söylüyorum oğullarım niyetlerinizin ulviliği, sizi ölüme daha da yakın tutar.

…Kader istediğini yapar, felaket evinize yerleşmeden önce izninizi istemez.”

…Lucien’in küçük kardeşi “Ufaklık” –diğer adıyla “Little Joe “Bunun adı Glock’tur” diyor Ufaklık, otomatik tabancasını çıkarıp abisinin kitaplarından birinin üstüne koyarken, “kendisi benim lise diplomam olur”…

Tanıtım bülteninden;

“Saatin tam olarak kaç olduğunu kimse bilemiyordu. Saatler çakışmıyordu. Aynı yönde ilerlemiyordu. Bir saat ufaklığın çetesinin göstericileri ikiye bölüp, kalabalığa yandan saldırmasını gösteriyordu. Not defteri ve ses kayıt cihazı olan gazetecinin pusudaki saatiyse, neredeyse saniyesine varıncaya kadar ilk kan damlalarını, sağ tarafta beklenmedik bir şekilde açılan yaraları, yaylım ateşlerini, rasgele çarpan, kalabalığı döven, önüne gelen herhangi bir bacağa, herhangi bir yüze vuran, nasıl bir haykırışa neden olacağına aldırmayan demir sopaları kaydediyordu. Şu ya da bu olsun, tüm saatler hayat gibi kırılgandı ve darbelerden kaçma gayretiyle her yöne koşan insanları görmemek için paramparça oluyorlardı.

Haiti’nin bağımsızlığının iki yüzüncü yılı kutlamalarında geçen, sokaklara dökülenlere adanmış bu roman Haiti’ni yakın tarihine ışık tutuyor.

Tarihsel kayıtların o uzak, mesafeli, soğukkanlı dilini kıran yazar, barışçıl bir yürüyüşün adım adım nasıl kana boyandığını aktarırken, tarihin merhametsizce ezdiği bir gencin hikayesini yakın, sevecen bir dille anlatıyor. “

Geçmişin izlerini, dinsel ve ritüel unsurları, tarihin halk kültürü üzerindeki etkilerini ve giderek kültürel yozlaşmayı, kültür emperyalizmini, beden, mekan ve olaylar üzerinden aktaran tarihsel belleği edebiyat ile birleştiren romanda zaman kavramı ve kişilerin kendi saatlerini yaşamaları anlatımı ile romanı kolay okunur hale getiriyor. Ancak romanı okuyacağınız zaman ve mekanı iyi seçmeniz şartıyla. Sessiz ve dingin bir ortamda dinç ve problemleri olmayan bir zihin ve öncesinde Haiti tarihi hakkında ön bilgiyle…

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.