Ajans Bakırçay
2021-10-27 10:51:28

Okuduklarım: "Asla Vazgeçme Asla" ve "Kozmik Oda Operasyonu"

Hasan Zeki Sungur

27 Ekim 2021, 10:51

Tarih 2008, iktidarın başının ‘ne istedilerse verdik dediği’ daha sonra FETÖ terör örgütü olarak anılacak devlet içindeki paralel yapının yargıç ve savcıları ucube davalarla TSK’lerini Bitirme Planını uygulamaya başlarlar. TSK’nın görevdeki ve emekli olmuş pek çok personeli darbeci suçlamasıyla gözetim altına alınır, tutuklanır.

İşte bu tutuklananlardan iki emekli Albay bu süreçte yaşadıklarını gözler önüne seriyorlar yazdıkları kitaplarla. Okunmalı ve ders alınmalı hatta tedbir alınmalı FETÖ ‘nün yerine saf tutan yeni cemaat ve tarikatlara karşı…

* Kozmik Albay- Kozmik Oda Operasyonu/ Erkan Yılmaz Büyükköprü

* Asla Vaz Geçme Asla/ Ali Türkşen

KOZMİK ALBAY- KOZMİK ODA OPERASYONU

22 Aralık 2009 günü iktidara yandaş Star Gazetesi diğer gazetelerde birkaç sütunda verilen bir haberi manşete çıkarıyor ve bu haber Amirallere suikast davasında gözaltına alınmak istenirken “Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez” diyerek yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatına son veren Deniz öğretmen Yarbay Ali Tatar’ın cenaze törenini ve intihar nedenlerini gölgeliyordu. Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen haber başlıkları şöyleydi.

“Adresi yutamadan yakalandı. Arınc’a suikast timine filim gibi operasyon.”

“Suikast şüphesiyle gözaltına alınan iki subaydan biri Arınc’ın adresi yazılı kâğıdı yutmaya çalıştı.” “Subayların Özel Harpçi olduğu ve üzerlerinden sahte kimlik çıktığı da belirtildi.”

Ve bu haberin arkası çorap söküğü gibi geldi.

Gözaltına alınan iki subayın ve beraber çalıştıkları mesai arkadaşlarının odaları ve evleri arandı, tutuklandılar. Suikast ikinci plana atılmıştı artık savcının hedefinde tutuklu askerlerin görev yaptıkları Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının (Birliğin görevi, ülke işgale uğradığında, işgal edenlere karşı nasıl bir teşkilatlanma olacak; kimler, nasıl karşı koyacak; irtibatları, lojistik destekleri nasıl olacak, bunun barıştan itibaren planlaması yapılıyor) çok gizili dosyaları vardı ve bunların saklandığı 11-16 nolu odalara girilmeliydi. Mahkemeden karar çıkarılmıştı ama birlik komutanları direniyordu.

-Altı savcıyla birlikte polisler geldi. Arama kararı olduğunu söylediler. Yusuf Albay, “Savcıyı alın” dedi. Savcı Mustafa Bilgili’yi aldık içeri. Arama kararını gösterdi. Her tarafı arayacağını söyledi.

– Savcı “girerim” diyordu. Yusuf Albay, “Hodri meydan, biz emaneti aldığımız yere teslim ederiz. Onun dışında cesedimizi çiğnemeden buradan içeri giremezsiniz” dedi.

– Aramalar esnasında hâkimin ve savcının bir dolu hukuksuz uygulamalarına tek başına Selahattin Paşa direndi; hâkim ve savcı hakkında birçok tutanak tuttu. Hâkim ve savcı da Selahattin Paşa’yı yıldırmak için onun hakkında birçok tutanak tuttu. Ama yıldıramadılar. Bunun bedelini 2011’de emekli edilerek ödedi.

Çareyi buldular Genelkurmay Başkanına gidildi, konuyu askeri savcılık inceledi ve kararı verdi. Çok gizli bilgilerin olduğu oda aranabilir.

Doğru bir karar mıydı, daha sonra teröristle suçlanacak ve tutuklanacak olan arama kararına onay veren Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ kendini şöyle savunuyordu:

“…Silahlı Kuvvetler Bülent Arınç’a suikast planlaması yaptı. Burayı açmasaydık ortadaki delilleri kararttılar” diyeceklerdi. Ama bizim için önemli olan ve yüreğimizi dağlayan bir olay var. Burada Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitlioğlu ve Uğur Mumcu suikastlarıyla ilgili bilgi arandı. Biz Kozmik Oda’yı açmasaydık bu cinayetlerin arkasında TSK var denecekti. Genelkurmay’ın tepesindeki bir kişinin gereken işlemi yapmadan bu iddiaları havada bırakması doğru değildi…”

“Hayır, gerekeni yaptığımızı düşünüyorum. Bugün olsa yine Kozmik Oda’yı açardım. Kozmik Oda olayı basında gereğinden fazla büyütüldü.”

“…Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’nda bakılan her şey, Genelkurmay Destek Kıtaları Komutanlığı’nın kasasına çift mühürle kitlendi. Bu süreçte Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’ndan bir tek kâğıt parçası, belge, bilgi dışarıya çıkmadı. Ne zaman çıktı, 16 Mart 2013… Hassasiyet gösterenler bu konu üzerinde dursunlar. 16 Mart 2013’te bu bilgiler verildi, dönemin Genelkurmay Savcısı da Muharrem Köse’ydi. Tamamen yasadışı. Bu bilgiler nereye gitti, ne oldu? Bunun üzerinde durulmalı. Biz kozmik odayı açarak aslında FETÖ’nün oyununu bozduk.”

Aslında oyun bozulmamıştı, Genelkurmay Başkanı Başbakan karşısında bir Yusuf Albay, bir Selahattin Paşa gibi dik duramayarak kendisinin de tutuklanmasına gidecek süreci açmış ve gerisi gelecekti…

Bütün bu olayları yaşayan kişi (1987) Top. Albay Erkan Yılmaz Büyükköprü 19 Aralık 2009 da gözetim altına alındığı andan itibaren hükümeti yıkmaya teşebbüs, darbeye teşebbüs, silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek suçundan 2015 de beraat edinceye kadar yaşadıklarını, komutanlar arasında ki iletişimi, karartılan bilgileri, savcı ve yargıcın kararı çıkarmak için yaptıkları hamleleri ve komutanların direnişini,20 günlük arama sürecinde tutulan tutanakları, kozmik odada yapılan çalışmalar ve çatışmalar, gizli bilgileri kimler korudu, kimler daha sonra teslim etti? Kozmik Oda’dan çıkan belgeler ne oldu? Bütün bu soruların cevabını olayın üzerindeki sis perdesini kaldırarak açıklıyor.

Bülent Arınç, olayın hemen ardından şöyle bir açıklama yapıyordu. “hedefin kendisi olduğunu” şu sözlerle ifade etmişti: “Biliyorum ve inanıyorum ki hedef alınmış bir insanım. Bunları görmek için MİT’e bile ihtiyaç yok. Ailem ve ben halen endişe içindeyiz. Bir açıklama, bir özür bekliyorum.”

Aynı Bülent Arınç 2012 yılında ise kendisine suikast girişimi olmadığını belirterek, “Bu soruşturmanın bir şekilde ya takipsizlikle neticelenmesini ya da bir dava açılmasını bekliyorum. Ben bunun bir suikast girişimi olduğunu düşünmüyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Yazar yazdığı kitabı şu satırlarla imzalayarak Arınç’a gönderdiğini ifade ediyor.

“Sn. Bülent Arınç, 2009 yılında şahsınıza suikast yapacağımı iddia eden hain organize suç örgütü FETÖ’nün kumpasıyla Kozmik Oda’ya girildi. TSK’nın sefere yönelik planları bu örgüt adına hain savcı tarafından çalındı. Bildiğinizi zannettiğim gerçekleri bir kez de benim kalemimden okumanız dileğiyle bu kitabı size sunuyorum. Saygılarımla.”

Nasıl bir cevap geldi daha doğrusu cevap verebildi mi sulu göz?

Hiç düşündü mü o odadan çıkan belgeler kimlere servis edildi? O bilgiler, o planlar şu anda nerede? Suikast planına inanan iktidar ‘TSK yı Bitirme Planı’ çerçevesinde modern Kuvâ-yi Milliye olarak adlandırılan Seferberlik Tetkik Kurullarının ilgili birimlerinin pek çoğunu kapattırdı (2013 yılında Gnkur. Bşk. Org. Necdet Özel zamanında 16 bölge başkanlığından 11’i kapatıldı. Ankara Bölge başkanlığının planları ifşa oldu, planların nerede olduğu belli değil. Kalan beş tanesi, bölge başkanlığı da kısım amirliği seviyesine indirildi) Açığa çıkan o planlar uygulanamayacak, savaş planlarında o ele geçirilen planlarla ilgili görevler nasıl yerine getirilecek?

Bunların cevabını kim nasıl verecek? O gün o kararı veren ve uygulayan hâkim bugün FETÖ hükümlüsü yeter mi? O gün öncesinde ve sonrasında TSK ya yapılan operasyonları destekleyen siyasiler nerede? Nasıl bir oyuna alet olduklarının farkında mı hele o ne istedilerse verdik dedikleri yapının ülkeyi getirdiği durumdan vicdan azabı duyuyorlar mı?

Kırmızı Kedi yayınları-2017

ASLA VAZ GEÇME ASLA

Tarih 31 Ocak 1996 sabahı, Yunanistan’ın bir oldubitti ile el koymak istediği Bodrum’a 3 mil uzaklıktaki Kardak kayalıklarını başarılı bir operasyonla tekrar geri alan komando timi Bodrum/Gümüşlük Limanı’na döndüğünde kalabalık bir basın ordusu ve halkın sevgi seli karşılanır. Kalabalığın içinden yirmili yaşlarda bir çift yaklaşır time. Genç anne, dört beş yaşlarındaki çocuğuna dönüp:

“Bak oğlum, bu abilerin yüzlerini sakın unutma.”, “Biz dün akşam onların sayesinde evimizde huzur içinde uyuduk. Bu akşam ve yarın akşam da onlar sayesinde huzur içinde uyuyacağız. Bu kahramanları sakın unutma!” der.

Tarih 2008, iktidarın başının ‘ne istedilerse verdik dediği’ daha sonra FETÖ terör örgütü olarak anılacak devlet içindeki paralel yapının yargıç ve savcıları ucube davalarla TSK’lerini Bitirme Planını uygulamaya başlarlar. TSK’nın görevdeki ve emekli olmuş pek çok personeli darbeci suçlamasıyla gözetim altına alınır, tutuklanır.

Kardak’ta Türk bayrağını diken tim komutanı Yzb. Ali Türkşen, Kardak olayından 12 yıl sonra 2008 de Poyrazköy ve devamında Balyoz davalarında Kurmay Albay rütbesi ile tutuklanır.

“O Kardak’ta kahraman iken, Hasdal Askeri cezaevinde esirdir”.

3.5 yıllık esaret hayatından sonra davaların TSK ya kurulan bir kumpas olduğu anlaşılır TSK ya geri döner ve 2015 yılında emekli olur.

‘Emekli Bir SAT Komandosunun Olağandışı Hayat Hikâyesi’ alt başlığıyla 3.5 yıllık cezaevi yaşamı yanında otobiyografik özelliği ile de hayatını anlattığı ‘Asla Vazgeçme Asla’ kitabı kişisel gelişime özellikle gençlere tavsiye edilecek pek çok özellikleri kitabın sonunda ‘Elli beş yaşa 55 maddelik öz saygı yasasını sunuyor…

Yazar basit bir yol hikâyesi olarak değerlendirdiği kitabında emekli bir askerin anılarının; liderlik, yönetim, organizasyon, karar verme süreçleri, zorlu bir hayatla başa çıkma ve hedeflere ulaşabilme konusunda okuyucunun hayatını kolaylaştıracak ipuçlarına dönüşebileceğini amaçladığını belirtiyor.

“Neye katlandığın değil, nasıl katlandığın önemlidir” diyor “Şimdi vazgeçersen bir daha her zorlandığında vazgeçersin. Beynin; bırakma, kaybetme, pes etme, vazgeçme, başarısızlık hissini tatmasına izin verme.”

“Erken kalk. Çok çalış. Başarısız ol. Bir daha başarısız ol. Fakat asla asla vazgeçme.”

Kitabın önsözünü yazan Sunay Akın’ın deyimiyle; “Birbirinden güzel öyküler bekliyor sizi bu kitapta, hayatımıza örülmek istenilen duvarlarda, gecenin karanlığında yanıp sönen umut ışığını görmemizi sağlayan nice öykü”

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2020

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.