Ajans Bakırçay
2022-07-02 09:16:57

Nerede Kalmıştık

Hasan Zeki Sungur

02 Temmuz 2022, 09:16

İki aya yaklaşan bir sürede sadece okur olmuş ve kafamı dinlemeye karar vermiştim. Dert bir değildi ne olacak bu vatanın hali derken ne olacak bu evin hali derdini unutmuştum. ( iki seneye yakın oldu İzmir depremi oturduğum apartman orta hasarlı ve bir seneye yakındır güçlendirme projesi onay için oradan oraya dolaşıyor. Proje onay beklerken biz de oradan oraya savruluyoruz… Daha ne kadar devam edecek hazan yaprakları gibi düşecek miyiz yoksa bahar gelecek evimize kavuşacak mıyız bilmiyorum.) Özlemişim yazmayı nerede kalmıştık deyişim ondan. Bir bakalım neler oluyor güzel memleketimde…

İŞLER İYİYE GİDERKEN KAPIYI ÇALAR MUSİBET

Aşağıda ki yazı 28.06.2022 tarihli Türkiye Gazetesinde yazar 28.06.2022 Fuat Uğur’un ‘Türk cezaevlerindeki Batılı askerlere yenileri eklenebilir’ başlıklı yazısından alınmıştır.

“…Ancak işler iyiye gitmeye görsün bir kez, başlama düdüğünü çalacaklardır. İsterse ülke batsın alçaklıkta sınır tanımayacaklardır.

Ya Akdeniz’de başımızı belaya sokup tahriklerde bulunacaklar ya Ukrayna’ya yaptırdıkları gibi Yunanistan’ı üzerimize salacaklar ya da içerideki aparatlarına “sokaklara çıkın, elinize silahları alın talimatı” verip Türkiye’yi karıştıracaklar.

Bu enstrümanların hepsini birden de kullanabilirler.

Zaten Atatürkçü ve solcu kılığındaki FETÖ’cüler ve PKK’nın talimatlarıyla hareket eden HDP’liler aportta bekliyorlar. Onları “meşru” göstermek amacıyla CHP ve İP’liler de tabii.”

***

“…Bu ülke insanlarının iş birlikçiler için daha fazla eli kolu bağlı oturmayacağı aşikâr.

Üniformalı ya da sivil; ABD’nin Türk cezaevlerindeki tüm askerlerine ve casuslarına yenileri eklenecektir şüphesiz.

Geçen 15 Temmuz’da fareler kaçtı ama bu kez konulan kapanlar sürprizli “hediyelerle” dolu.

Yine en baştan söyleyelim de hani, yok tiyatro yok kontrollü filan diye sonradan ciyaklamayın!.”

Eee ne var bunda geleceğe yönelik bir senaryo yazmış hani önceki yaşadıklarımızdan esinlenmiş aba altından sopa gösteriyor diyebilirsiniz. Benim aklıma “Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler” (Kıpti mertliğini anlatırken hırsızlığını/gerçeği söyler.) deyimi geliyor. Acaba diyorum iktidar değişikliğine giden seçim yoluna taş koyacak bir senaryo mu düşünülüyor. Baksanıza bir taraftan Yunanistan’a parmak sallanıyor, diğer taraftan davul zurna ile Suriye’ye harekât ilan ediliyor ama bir türlü başlatılamıyor…

BOŞUNA AYAĞIMIZA GELMEYİN NATO ÜYELİĞİNİZE EVET DEMEYİZ!

28 Haziranda Madrid de başlayacak NATO zirvesinden önce bir mutabakat açıklandı. 0 mutabakatın 10ncu maddesi şöyleydi:

10. Türkiye, NATO’nun Açık Kapı politikasına uzun zamandır devam eden desteğini teyit eder ve Madrid Zirvesi’nde Finlandiya ve İsveç’in NATO üyesi olmak üzere davet edilmelerine desteğini ifade eder.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasından ve ülkenin bir bölümünü işgal etmesinden sonra Finlandiya ve İsveç NATO’ya üye olmak için başvurmuşlar ve bu başvuru bu ülkelerin Türkiye’yi hedef alan terör örgütlerine verdiği destek nedeniyle Türkiye tarafından veto edileceği bizzat Cumhurbaşkanı RTE tarafından başlıkta ki sözlerle açıklanırken muhalefet tarafından da desteklenmişti.

Ancak Madrid Zirvesi’nin resmen açılmasından bir gün önce ülkelerin liderleri, dışişleri bakanları ve NATO Genel Sekreterinin katıldığı bir toplantı sonunda açıklanan mutabakat metni bu vetonun kaldırıldığını belirtti…

Mutabakat metnine satır başları ile baktığımızda;

“*Müstakbel NATO Müttefikleri olarak Finlandiya ve İsveç, milli güvenliğine yönelik tüm tehditlere karşı Türkiye’ye tam destek verirler. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç, PYD/YPG ve Türkiye’de FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek sağlamayacaklardır.

*Finlandiya ve İsveç, PKK’nın yasaklanmış bir terör örgütü olduğunu teyit eder. Finlandiya ve İsveç, PKK ve diğer tüm terörist örgütlerin, bunların uzantılarının faaliyetleri ile iltisaklı kuruluşlar ve paravan örgütler içerisinde yer alan veya bu terör örgütleriyle bağlantısı bulunan şahısların faaliyetlerini engelleyeceklerini taahhüt eder. Türkiye, Finlandiya ve İsveç bu terör örgütlerinin faaliyetlerini engellemek amacıyla aralarındaki işbirliğini artırmaya karar vermişlerdir. Finlandiya ve İsveç, bu terör örgütlerinin emellerini reddeder.

*Türkiye Finlandiya ve İsveç aralarında artık hiçbir milli silah ambargosu bulunmadığını teyit ederler.

*Bu adımların hayata geçirilmesi için, Türkiye, Finlandiya ve İsveç Dışişleri, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları, İstihbarat Servisleri ve Güvenlik Kurumlarından uzmanların katılımıyla bir Daimi Ortak Mekanizma tesis edeceklerdir. Daimi Ortak Mekanizma diğer ülkelerin katılımına açık olacaktır.”

Bu satırlardan anlıyoruz ki her iki ülke Türkiye’yi hedef alan terör örgütleri ile ilişkilerini kesecekler, silah ambargosunu kaldıracaklar, terör örgütü üyelerini iade edecekler. Acaba…!

– Önce karşı çıktığımız bu üyelikten o kadar bağırtı, çağırtı, kabadayılıktan sonra ne değişti de birden sulh ile salah olduk. İki ülke ülkelerinde ki teröristlerden bir kaçını mı iade etti, derneklerini, kurumlarını mı kapattı, halkına bunlarla ilgili bir bildirge mi yayınladı. Elde somut bir delil var mı? Yok.

– Sadece bu iki ülke mi destek veriyor teröristlere en bilineni FETÖ lideri nerede ABD de değil mi? Almanya, Fransa, Yunanistan’ın terör örgütlerine desteği ne çabuk unutuldu. Hele Yunanistan’ın NATO nun askeri kanadından çıkması sonrası tekrar alınmasına veto edilmeyip bugün ortaya çıkan gelişmeler ortada iken.

– Parasını ödediğimiz F-35 uçaklarına S-400 ler nedeniyle konulan ambargo çözüldü mü? F-16 uçaklarının satın alınmasıyla ilgili bir var mı? Yok.

İki ülkenin askeri güçleri nedir ve NATO ya ne katkı sağlayacaktır? Bu iki ülkenin NATO ya katılma isteği ABD nin Rusya’yı kuşatma isteğinin bir yansıması mıdır? Bu isteğin Türkiye jeopolitiğinde katkısı nedir? Bu sorular Milli Güç kavramında değerlendirilmiş midir? Bilgimiz var mı? Hayır.

O zaman iki gündür yandaş medyanın, dış medya destekli zafer çığlıkları erken öten horozun sesidir. Seçim arifesinde yapılan siyasi kabadayılık bir adım ileri götürülmüştür.

Bu konuda son karar makamı TBMM dir. “Finlandiya ve İsveç’in üyelik süreçlerinin kesinleşmesi ve NATO’da kararlara katılabilen üyeler haline gelebilmeleri, ancak katılımlarına ilişkin protokollerin üye 30 ülkenin parlamentolarında onaylanmasıyla mümkün olacaktır. Her bir onay işlemi sonuçlanmadan süreç tamamlanmamaktadır…”

Vetonun kaldırılması sadece kabul işlemlerin yapılması için bir ön alma olarak değerlendirilmeli ve mutabakat metninde ki Finlandiya ve İsveç’in taahhütlerini uygulamaları somut olarak görülmeden bu kabul onaylanmamalıdır.

DUYGULAR ANKETİ

Uluslararası araştırma şirketi alışılmış anketlerin dışında bir anket yapmış ‘Duygular Anketi’ soruları neydi bilmiyorum ama sonuçları açısından Türkiye’nin elde ettiği neticeler ilk beşte ve son 120 de yer aldıklarımız bizlerin içinde bulunduğu durumun içler acısı görüntüsüdür. Gallup’un 122 ülkede yaptığı “duygular anketi” sonuçlarına göre;

“Öfkelenmede dünya ikincisi, üzüntüde dünya üçüncüsü, streste dünya üçüncüsü, mutlu hissetmekte dünya 120’ncisi, gülümsemekte dünya 121’incisi, son 24 saatte yeni bir şey öğrenmek konusunda dünya 121’incisi, “sırt üstü yattım dinlendim” klasmanında dünya 119’uncusu!”

COVİD DE BAŞA MI DÖNÜYORUZ

Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının tespit edildiği 11 Mart 2020’den bu yana görülen vaka sayısı 15 milyon 96 bin 696’ya yükselmiş ve 99 bin 15 kişi hayatını kaybetmişti. Vaka sayılarının azalması ile salgına karşı alınan önlemler kademeli olarak kaldırılmış ve normal hayata dönmeye başlamıştık ki yanılmışız. Birkaç ay öncesine kadar binlerin altına düşen vaka sayısı geçen hafta 11 bin iken bu hafta 27 bin rakamlarına dayandı vefat sayısı ise 20 ler civarında. O zaman vakit kaybetmeden önlemleri tekrar hayata geçirmekte fayda var. Özellikle toplu alanlarda maske takmak hemen başlamalı. Kendin uygula dediğinizi duyar gibiyim evet pazartesiden itibaren uygulamaya başlıyorum. Bu arada Türkiye de ilk defa görüldüğü resmen açıklanan Maymun Çiçeği hastalığı da hafife alınmamalı. Covid de böyle başlamıştı sonu malum 100 bine varan ölüm…

AKLIMIZ BAŞIMIZA NE ZAMAN GELECEK

Kitabın adı; ‘Hikmetli Sözler’, yazarı; ‘Mahmut Ustaosmanoğlu’ ki kendisi aynı zamanda Anayasanın 174 ncü maddesi ile yasaklanmış tarikatlardan birinin şeyhiymiş. Öyle bir ünlü ki İslam bilgini olarak anılıyor. Cenazesinde adı konulmamış devlet töreni uygulanıyor başta Cumhurunbaşı, bakanları, milletvekilleri, parti liderleri…

Bu adamın yazdığı kitaptan bazı bölümler paylaşılıyor medyada;

Ben, kadınların dükkân açmasını asla helal görmüyorum.

Kadından memur olmaz. Kadınlar mektebe gitmez.

Duymadık demeyin, kız çocuğunun orta mektepte/ lisede işi yoktur.

Kadın sokakta gezecek bir şey değildir. Erkeğe gözükecek bir şey değildir.

Hemşirelik- subaylık karı (!) işi değildir.

Kızını doktor yapmak Allah’a harp açmaktır.

Kadınların vazifesi; ev işlerini yapmak, efendisine itaat etmek ve millete hayırlı evlat/ asker yetiştirmektir.

Meğer katıksız bir kadın düşmanıymış, kadınlar onun için yok hükmünde.

Atatürkçü Düşünce Derneği, hem bu kişiyi hem de cenaze törenini yazılı bir açıklama ile kınıyor. İyi yapıyor da başka tık yok. Nerede diğer sivil toplum örgütleri, nerede partiler?

Bu konuda yazanlar, çizenler o kitap dün basılmadı, bu hoca kılıklı adam dün ortaya çıkmadı o kitapta yazan ve bu gün paylaştığınız şu sözlerle ilgili herhangi bir suç duyurusunda bulundunuz mu? Bulunmadıysanız aklınız başınıza adam ölünce mi geldi.

Onun müritleri bu gün piyasada devrim kanunlarına aykırı kılık kıyafetleri ile cirit atarken medyada boy gösterir ve tarikatlarına uygun fetvalar verirken bu cenaze töreni de mi aklımızı başımıza getirmedi? Bu sessizlik, bu baştan savmacılık, bu bana necilik ne zamana kadar gidecek. İran örneğini unutmayalım Paris’ten gelmişti onların Humeynisi, bizim ki ABD den gelemedi ama unutmayalım ki Türkiye de ümmetin başına geçecek halife gün sayıyor…

MAVİ VATANDAN YEŞİL VATANA

Ormanlarımız yanıyor, ormanlarımızla beraber geleceğimiz yanıyor. Geçen yıldan hiç ders alınmamış gibi günlerce süren Marmaris orman yangını yine siyaseten, siyasetçinin oyuncağı oluyor. Birinin ak dediğine diğeri kara derken Sözcü gazetesi yazarı Necati Doğru’nun dediği gibi suçlu sarhoş bir adam ve delice esen rüzgâr. İktidarın çözümü ise hemen ağaçlandırma faaliyetine başlanacağı açıklamaları. Acaba geçen yıl yanan alanlardan kaçı ağaçlandırıldı? Belli ki geçen yıldan ders çıkarılmamış, yeterli tedbirler alınmamış.

Geçen yıl “Tabii Afetlerde Asker ve Sivillerin Görevlendirilmesi” konulu yazımın sonunu şöyle bitirmiştim.

“…Çözüm; gelin bu yangın bir ders olsun sen, ben kavgasından, siyasi rant elde etmekten vaz geçin. Devletin tüm imkânlarını seferber edecek, tabii afetlerde el birliği ile çalışmayı sağlayacak liyakatli kadrolarla yeni bir planlama yapın ve böyle afetlerle karşılaştığınızda teşkilatınıza güvenin ve başınız dik olarak göreve gidin ve dönün…”

Bu yazımda belirtiğim ve önerdiğim çözüm önerilerime E. Tuğgeneral Sait Nadir Güven’in gazeteci, yazar Necati Doğruya gönderdiği mektubunda ki bir önerisini ilave etmek istiyorum. Mavi Vatan’dan yola çıkarak “Yeşil Vatan” kavramını ortaya atıyor komutanım. Bu mükemmel bağlantı askerlik hizmeti yanında halkımız üzerinde sosyal sorumluluk ve vatan toprağına sahip çıkmak kavramı ile geliştirebilirse ormanlarımızı sahiplenmek adına çok önemli bir yol alınmış olur diye değerlendiriyorum.

O mektuptan kısa alıntı ile Yeşil Vatan kavramı;

“…Vatan kavramı milletimizde gelişmiş ona karşı sevgi saygı canı pahasına koruma öne çıkmıştır. Rahmetli Emekli Tümamiral Soner Polat ile yine Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ve diğerleri Mavi Vatan kavramını geliştirdiler.

Silahlı Kuvvetler harekâtında ister savunma ister taarruz ağırlıklı Stratejilerde Ormanların etkisi yadsınamaz. Tarihte örnekleri mevcuttur. Ardenler harekâtı gibi. Ayrıca ekonomide önemli yer alır. O halde vatan parçası Ormanlar Yeşil Vatandır. Mavi Vatan, Yeşil Vatan tüm vatan parçaları ile ana vatandır. Onları korumak Vatan Görevidir.

Eğer ülkemizde askerlik görevini yapacak yükümlü ihtiyaçtan fazla ise ki kesin böyledir, Bu fazlalığı bedelli askerlikle eritme yerine, fazlalıklar ülke kalkınmasında faydalı alanlarda kullanılabilir. Parası olan askerlikten sıyırsın, olmayan nöbete devam zihniyeti son bulmalıdır. Vatan müşterektir herkesin malıdır. Bunların en başında Yeşil Vatanı korumak gelir. Her yıl ciğerlerimiz yanacağına birçok varlıklarımız kül olacağına, yükümlüler vatan görevi Yeşil Vatana adapte edilir. Böylece askerlik yükümlü fazlalığı ülke çıkarlarına yönlendirilmiş olur. Temel askerlik eğitiminden sonra Orman Genel Müdürlüklerinde görevlendirilir ve gözetleme devriye koruma ve söndürme eğitimleri ile Orman işletmeciliği hariç birçok görevde kullanılırlar. Yeşil vatan parçası YANMAZ…”

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.