Bakırçay Havzası, asırlardır Ege’nin kilerini dolduran, Kınık’ın domatesinden Bergama’nın pamuğuna, Dikili’nin zeytininden Aliağa’nın bereketine ev sahipliği yapan bir vaha. Ancak bugün, o bereketli topraklarda yüzler gülmüyor. Çiftçi, mazot ve gübre kıskacında "eksem mi, bıraksam mı?" ikileminde. Tarlada 5 lira olan ürünün şehirdeki markette 40 liraya satılması ise sadece bir ekonomik veri değil, bir adalet sorunudur. Bu sayı, toprağa can verenlerin çığlığıdır.
Bakırçay Havzası’nın can damarı olan tarım, tarihinin en zorlu sınavlarından birini veriyor. Kınık’ın domatesinden Bergama’nın pamuğuna, Dikili’nin zeytininden Aliağa’nın bereketine kadar her karış toprakta aynı dert yankılanıyor: Üretmek artık "kahramanlık" sayılıyor.
Tarlada ter, tüzdanda boşluk
Bugünlerde traktör sesleri her zamankinden daha "yorgun" çıkıyor. Geçtiğimiz yıla oranla ikiye katlanan gübre fiyatları, her sabah tabelası değişen mazot maliyetleri ve astronomik artış gösteren ilaç giderleri, üreticinin belini bükmüş durumda.
Bergama Ziraat Odası verilerine göre; bölgedeki çiftçilerin büyük bir kısmı borç yapılandırmasıyla ayakta kalmaya çalışırken, yeni sezon için tohum yatağı hazırlamak bile bir lüks haline geldi.
"Bizde 5 lira, market reyonunda 40 lira!"
Aracı kazanıyor, üretici kaybediyor, tüketici ise yanıyor. Kınıklı bir domates üreticisi isyanını şu sözlerle dile getiriyor:
"Ben bu domatesi tarladan 5 liraya zor çıkarıyorum. Kasası, işçisi, nakliyesi derken elimde kalan sıfır. Ama İzmir’de, İstanbul’da manava gidiyorum, aynı domates 40 lira. Bu aradaki fark kimin cebine giriyor? Biz toprakla boğuşurken, masada oturanlar bizim alın terimizden servet kazanıyor."
Rakamlarla Bakırçay tarımı (Son 1 yıl)
Ekili Alan Kaybı: Bölgedeki küçük aile işletmelerinin %15’i bu yıl ekim yapmaktan vazgeçti.
Borçluluk Oranı: Çiftçi kayıt sistemine (ÇKS) kayıtlı üreticilerin %80’inden fazlası banka kredisi borçlusu.
Genç Nüfus Kaçışı: Köylerde tarımla uğraşan yaş ortalaması 58’e yükseldi. Gençler toprağı bırakıp Aliağa’daki fabrikalarda asgari ücretli iş aramaya başladı.
Tehlike Çanları: "Gıda güvenliği risk altında"
Ziraat mühendisleri uyarıyor: Eğer Bakırçaylı üretici toprağa küserse, bu sadece yerel bir sorun kalmaz; Ege’nin ve Türkiye’nin gıda arzı büyük yara alır. Pamuk tarlalarının yerini boş arazilerin alması, zeytinliklerin bakımsız kalması gelecekte mutfak masraflarının daha da katlanması anlamına geliyor.
"Kınık’tan Bergama’ya Ortak İsyan"
Çiftçi: "Eskiden bu topraklar çocuk okuturdu, evlendirirdi. Şimdi traktörün deposunu doldururken ellerimiz titriyor."
Esnaf: "Çiftçinin cebinde para olmazsa, bizim dükkanın kapısını kimse açmaz. Bakırçay bir bütündür."
Üretici: "Çocuğumu bu tarladan kazandığımla okuttum ama şimdi ona 'Gel bu işi yap' diyemiyorum. Toprak biterse hayat biter."
Bakırçay'da tarımsal sürdürülebilirlik raporu
Girdi Enflasyonu: Mazot ve gübre fiyatları küresel emtia piyasalarına ve döviz kuruna bağlı olduğu için çiftçi önünü göremez hale geldi.
Pazarlama ve Lojistik Boşluğu: Üretici ile tüketici arasındaki zincirde 5-6 farklı halka (komisyoncu, nakliyeci, hal, büyük market zincirleri) bulunuyor. Bu halkalar karı paylaşırken, riskin tamamı (bozulma, don, dolu) üreticide kalıyor.
Sanayiye Kaçış (Aliağa Etkisi): Tarımda gelir garantisi olmadığı için, bölgedeki gençler Aliağa’daki demir-çelik veya petrokimya tesislerinde "asgari ücretli ama garantili" bir işi, tarlada "belirsiz bir zenginliğe" tercih ediyor.