KÜLTÜR SANAT

Efeleri, zeybeği, klarnetiyle Bergama'da büyülü bir Kermes!

İlker Arol: "Halk oyunlarımızı ve bölgemizin kültürünün değerlerini yaşatmaya katkıda bulunmak için bir aradayız"

Bergama'nın somut olmayan kültürel değerlerinin başında Bergama Kermesi geliyor. Kermesin ana renklerinden biri olan zeybek ve efelik kültürünü bölge folklorüne önemli katkılar sunmuş İlker Arol ile konuştuk.

Sohbetimize Bergama efelerinin halk oyunları mirasını bugüne taşıyan genç Gümüş Efeler de katıldı. Bergama'nın yetiştirdiği ünlü klarnet ustası Ferit Benli, akşamın en güzel sürprizi olarak, klarnetinden dökülen nağmeler ve olağanüstü yorumuyla aramızdaydı...

Haber: Özgür Duygu Durgun

Bergama ovasından bir kuşun kanadında geçip antik çağlara uzanmak, Asklepion'un merdivenlerinde soluklanıp Kozak yaylasından atlarıyla ovaya inen efelerin zeybeğini izlemek için zamanda yolculuk yapmak gerekli mi?

Bergama, asırlık geleneklerini bugüne taşıma başarısı gösterebilmiş coğrafyalardan biri. Öyle ki, bugün bile antik çağlardan günümüze gelen tiyatro geleneğinden halk oyunlarına, el sanatlarından mutfak kültürüne onu eşsiz kılan değerlerin, kentin ruhuna sindiğini ve hala yaşatıldığını görmek mümkün.

1937 yılının Mayıs ayında Bergama Kermesi'nde fötr şapkalı, takım elbiseli beyler, şık kıyafetlerini dönemin moda şapkalarıyla tamamlayan hanımlar Cumhuriyet’in ilk kuşağının temsilcileri olarak antik tiyatroyu doldurmuşlardı. Çalan davullar eşliğinde millî kıyafetleriyle Kozaklı efeler Bengi adlı oyunu sergiliyordu. Bergamalı Sandık Efe, Hasan Çakı Efe, Katip Efe ve Kulaksız Efe ise Harmandalı ile izleyicileri selamlıyordu. 2026 yılının sıcak bir Haziran akşamında aynı coşku Kermes'in ruhunda yaşamaya devam ediyor.

Güneşin Bergama semalarından kaybolmaya yüz tuttuğu saatlerde, geniş bir bahçede bir grup genç zeybek oynuyor. Yaklaşık bir asır önce Kozak'tan inip Bergama sokaklarından atlarıyla ilerleyen efelerin torunları belki de bu gençler. Aynı kan bağından gelmeseler de, aynı coğrafyanın kültürüyle yoğrulmuş kızanlar.

Gençler Gümüş Efe Halk Oyunları ekibinden. Bu topluluk, Ege Bölgesi'nin zeybek kültürünü ve güçlü efe duruşunu yaşatan ve ulusal/uluslararası arenalarda Türkiye'yi temsil ediyor. Halk oyunları araştırmacısı Akif (Gelirler) hocanın yönetiminde çalışan ekip, bu yıl 29 Haziran- 5 Temmuz arasında bu yıl 90. kez kutlanan Bergama Kermesi'ne hazırlanıyor.

Yanımızda Bergama'nın folklorü üzerine araştırmalarıyla tanınan, eski bir halk oyuncusu olan İlker Arol var. Bergama Kermesi için hazırlıklarına devam eden ekibi dikkatle izleyen, onları yönlendiren Arol, bölgenin folklor arşivine önemli katkılar sunan bir kültür insanı. Babası İsmail Hakkı Arol, Atatürk'ün karşısında zeybek oynamış; dedesi ise Milli Mücadele'de Bergama'yı savunmuş efelerden.

Deneyimli hocanın çevresindeki kızlı erkekli topluluk doğru ritm ve doğru adımlar için ter döküyor. ''Halk oyunlarımızı ve bölgemizin kültürünün değerlerini yaşatmaya katkıda bulunmak için bir aradayız. Atatürk'ün, Bergama'ya ilk geldiğinde söylediği ''Milli değerleri yaşatın'' sözü bizim de şiarımız. Bergama Kermesi, bu yönüyle Bergama'nın 90 yıldır yaşattığı bir gelenek. Biz bu değerleri gençlere aktarıyoruz onlar da bir sonraki nesile aktaracaklar'' diyor Akif hoca.

Bergama'da zeybek kültürünün en karakteristik özelliği kadın ve erkeğin birlikte oynaması. Ekipteki gençlerden Melike, Gümüş Efe spor kulübü yönetim kurulu üyesi. 23 yaşında çiçeği burnunda bir üniversite mezunu olan Melike yaklaşık 10 yıldır halk oyunları ile ilgileniyor. Ekip lideri olan Melike ''Biz burada kadın ve erkek oynamaya çok alışkınız. Ama festivaller için farklı bölgelere gittiğimizde kadınların zeybek oynaması tuhaf karşılanıyor. Oysa Bergama'da bu oyun 1934'ten beri böyle oynanıyor'' diyor. İçimizden ''Yaşa be Melike!'' diye tezahürat yapmak geliyor. Kim engelleyebilir kültürüne, geçmişine sahip çıkanı?

Geri alınan birincilik madalyasının hikayesi

İlker Arol hoca, kadınların da efelik mertebesi taşıyabildiği bu coğrafyada kadınların zeybek oynamasının önemli olduğunu anlatırken ve şu anekdotu aktarıyor;

''Biz 1972-1973 yılında Ankara'da düzenlenen halk oyunları festivalinde, Bergama Halk Eğitim Merkezi olarak Türkiye'nin tüm bölgelerinden gelen halk oyunları ekipleriyle yarışıp birincilik ödülünü kazanmıştık. Ancak Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'ndan dediler ki, kadınlar zeybek oynamaz. Bu gerekçeyle madalyamızı geri aldılar. Biz de ekipçe Bergama'ya dönünce arşivlerde bir çalışma yaptık ve 1930'larda kadınların erkekler ile zeybek oynadığını kanıtlayan belgeler, fotoğraflar bularak Bakanlığa sunduk. Öylelikle kabul ettirdik. Madalyamız iade edildi ve kadın efeler zeybek oynamaya devam etti''.

İlker hoca bize elinde tuttuğu kalın ciltli bir kitabın sayfalarını açıp gösteriyor. İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 1975 yılında basılan Türk Halk Oyunları kitabı Türkiye'de bugüne dek hazırlanmış muhtemelen en kapsamlı çalışma. Cemil Demir Sipahi'nin kaleme aldığı bu önemli eserin Bergama ve yöresinden bahseden sayfalarında İlker hocanın emeği var. Fotoğrafçı Ozan Sağdıç'ın kamerasını konuşturduğu fotoğraflarda Bergama'nın eski efelerinin fotoğrafları çıkıyor karşımıza. Fevzi Efe, Musa Efe, Mustafa Ali Efe, Kozaklı Hasan Çakı Efe ve zeybek oynayan kadın efeler...

''Sosyal eşkıyalar''dan kültürel değere

Zeybek kültürü, Batı Anadolu'nun köklü efelik geleneğine dayanan; mertliği, cesareti ve adaleti simgeleyen bir yaşam biçimi. Osmanlı döneminde toplumsal adaletsizliklere başkaldıran "sosyal eşkıyalar" olarak ortaya çıkan Zeybekler ve Efeler, Milli Mücadele döneminde vatan savunmasında üstlendikleri kritik rollerle halkın gözünde birer kahraman haline dönüşüyor. Sadece coğrafi bir yeri değil, aynı zamanda bir kültürel kimliği temsil eden zengin bir müzikal mirası da barındıran zeybek ve efelik kültürünün gösteri amaçlı olmadığının altını çizen İlker hoca şöyle anlatıyor;

''Efelerin dağlarda kendi aralarında geliştirdikleri bir kültür bu. O ortamda yapılan oyun izlence olsun diye değildir. Düşmanla çarpışırken efeliğin mağruriyetini, meydan okuyuşunu, cesaretini yansıtan bir duruşun ifadesidir. Efelerin oynadığı zeybekte her hareketin bir anlamı vardır, heykelleşme, eşme, sekme, kollu yürüyüş, dizle yeri dövme, sıçrama. Her figür bir mücadeleyi, bir meydan okumayı anlatır''.

Efelerin, attığı adımdan giydiği kıyafete dek her anlamda toplumda saygınlığı olan, karizmatik kişiler olduğuna değinen Arol devam ediyor;

"Bizde efelik kültürü, biraz askerlikteki rütbeler gibi, hiyerarşik yapıdadır. Ancak efe deyince yanlış anlaşılmasın. Efe kabadayı değildir, cesareti, adaleti ve tecrübesiyle çevresine kol kanat geren bir ağabeydir, liderdir. Zeybek, efenin bir kademe altında olan sadık ve deneyimli savaşçıdır. Kızanlar ise askerlikteki erler gibi, genç savaşçı adaylarıdır. Bu yapı içinde her birinin kostümü, kıyafeti farklıdır. Örneğin çizmeyi sadece efeler giyer, diğerleri tozluk kullanır. Efelerin poturu, belliği, silahı, cepkeni, sallaması vardır. Bir kılıcın sokulduğu kuşak. Kuşak önemlidir, zira efe dağlarda çarpışır. Her an düşmanla karşı karşıya kalabilir. Bu yüzden herhangi bir darbe alırsa midesi yaralanmasın diye kuşak takar beline. Başındaki el oymasında ince figürler vardır, bunlar altın oyma ile işlenir'"

Her oyun bir hikaye anlatıyor

Efelik kültürünün bir uzantısı olan zeybek ise Bergama'nın en önemli değerlerinden. Yörede, her biri farklı bir hikayeyi anlatan 20'ye yakın oyun mevcut. Harmandalı, sevdiği kıza kavuşmayan bir gencin dağlara çıkması ve Milli Mücadele'de efelik mertebesine dek yükselmesine rağmen, kızın babasının adamları tarafından kıstırılıp öldürülmesini anlatan hüzünlü bir oyun. Genellikle tek kişi icra ediyor. Bergama zeybeği, Bergama efelerinin cesaretine, iyilikseverliğine, insancıllığına adanmış bir oyun; bu nedenle Bergama için eşsiz değer taşıyor. Bengi ise yine Bergama'ya has oyunlardan. Dağlarda düşmanla çarpışırken verilen molalarda moral ve cesaret toplamak için kızanlar tarafından oynanıyor.

Zeybek, aslında tüm Ege coğrafyasının ortak kültürü. Ancak yöreden yöreye farklılıklar var. ''Kuzey'de Çanakkale'den başlayıp Güney'e Muğla'ya inen tüm coğrafyada zeybek kültürünü görürüz'' diyor İlker hoca.

''Ege zeybeği, Kuzey'de Çanakkale'den güneyden Muğla'ya dek her yörede farklı oynanır. Bergama'da oynanan zeybek kendine hastır. Aydın ağırdır, Muğla'da gerine gerine; Balıkesir'de daha hızlı oynanır. Çanakkale'de ise adeta koşarlar. Bengi her yıl Kermes'in açılış ve bitiş oyunudur. Bunun da bir nedeni var, biliyorsunuz Atatürk 1934'te Asklepion'u ziyaret ediyor. Orada onu karşılayan efeler bengi oynuyor. Kendisi de güzel zeybek oynayan Atatürk oyunu çok beğeniyor, bir kez daha oynatıyor. Sonra bir daha... Ve diyor ki yanındakilere, ''Mümkün olsa da tüm ülkeyi Konya ovasına toplasak da bu oyunu oynatsak''. İşte bu yüzden biz 90 yıldır her Kermes'i bengi ile açıp bengi ile kapatırız''.

Bahçeye akşam çöküyor. Derken, Bergama'nın yetiştirdiği dünyaca ünlü klarnet ustası Ferit Benli de aramıza katılıyor ve klarnetinden dökülen nağmelerle Bengi başlıyor.

***

''Hey efeler efeler kalkın bengiye
Savuralım cepkenleri, seslenelim dah diye
Dağ, tepe, orman geçitlerinde
Yol versin bize kanlık dağlar
Haydi efeler döne döne çark edelim
Haydi efeler döne döne zevk edelim
Seslenelim dah diye, dağ, tepe, orman geçitlerine
Yol versin bizlere karanlık dağlar''.

90.Uluslararası Bergama Kermesi organizasyonunda İlker Arol ve Şehim Çiftçi...