‘Cehalet ayrıcalıklı sınıfın ustaca kullandığı bir silahtır.’
***
Halk arasında çokça kullanılan bir deyim vardır. 'Gelen, gideni aratır' denir. 2026 yılının gelişi deyimin doğru olup olmadığını bir tarafa bırakırsak bunu kanıtlar nitelikte oldu. Yeni yılda zamlarla birlikte uyandık. Benzine, motorine, 1’er lira. sigara ve alkollü içeceklere %8 zam yapıldı. Zam yağmuru peş peşe akmaya başladı. Vergilere, harçlar %18.95 oranında zam yapılırken, işçilerin, emekçilerin maaşlarındaki vergilendirme oranları düşürüldü, onlardan daha fazla vergi alınmasının önü açıldı. Trafik cezaları, motorlu taşıtlar vergileri %58.46 arttırıldı. Pasaport, köprü ve otoyol geçiş ücretleri de zamlardan nasibini aldı. .2025 yılı işçileri, emekçileri, üretici köylüleri, esnafları özellikle de asgari ücret ve emekli aylıklarıyla geçinenleri açlığa ve yoksulluğa mahkum etmişti. Yıl dolmadan apar topar Çalışma Bakanı tarafından işçilerin onayı alınmadan açıklanan asgari ücrete %27’lik zam oranı, Türkiye tarihinde bir ilki yaşattı. Asgari ücret, açıklanan zamla (28.075.-TL) birlikte açlık sınırının (30.143.-TL) altında kaldı. Bu ne yaman çelişkidir ki 5 asgari ücretlinin maaşı yoksulluk sınırına (100 bin TL) bile ulaşamadı.
Yeni yılla birlikte dünya bir başka şokla karşılaştı. 2 Ocak’ı 3 Ocak’a bağlayan gece Amerikan emperyalistlerinin saldırgan lideri Trump, uluslararası hukuku hiçe sayarak tam bir haydutluk örneği ile Venezuela Devlet Başkanı’nın konağını basarak onu ve karısı zorla Amerika’ya kaçırdı. Venezuela topraklarını bombaladı. Onlarca sivil ve askerin ölmesine neden oldu. Venezuela’nın başta petrol olmak üzere yer altı ve yer üstü kaynaklarına çökmek istedi. Tüm Amerika kıtasını ‘kendilerinin arka bahçesi’ olduğunu iddia etti. Maduro’yu New York caddelerinde gezdirerek aşağılamak istedi.
Kapitalizm ve onun en yüksek aşaması olan emperyalizm böyle bir sistemdir. Tek amaçları daha çok para kazanmak ve ülkelerin yer altı ve yer üstü kaynaklarına el koymaktır. Bunu ülkeleri ya işgal ederler ya da ülkeleri kendilerine borçlandırıp bağımlı hale getirerek yaparlar. Bir örnek vermek gerekirse; emperyalizme bağımlı gelişmekte olan ülkeler bir yılda 415 milyar dolar faiz ödedi. Dikkat çekmek isterim, ana para değil, faiz ödemişler. Türkiye’de bu kategoriye dahil ülkeler içindedir. Dünyada 119 ülkenin -ki bu ülkelerde 6.5 milyar insan yaşıyor- emperyalistlere 8.8 trilyon dolar borcu var. Emperyalistler bunu bildiği için yüksek perdeden atıp tutuyorlar. Borçlu ülkeleri kendilerine biat etmeye çağırıyorlar.
Amerikan emperyalizminin saldırgan temsilcisi Trump, Venezuela’nın yanı sıra Kolombiya, Küba, Brezilya, Grönland, Kanada gibi ülkeleri tehdit etmeye başladı. Kendilerine biat eden yöneticilerin (Arjantin, J.Milei gibi) başa gelmesini, yer altı ve ter üstü kaynaklarının Amerika’nın hizmetine sunulmasını talep etti. Bütün dünyanın ezilen ve sömürülen halkları bu haydutça saldırıyı şiddetle protesto etti. Çünkü bu olay hiçbir ülkenin bir başka emperyalist ülke karşısında uluslararası bir güvencesinin olmadığını göstermişti. Birleşmiş Milletler Topluluğu fos çıkmıştı, bu olay karşısında hiçbir şey yapamamıştı. İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa gibi emperyalist ülkelerin yöneticileri de kâh açık kâh üstü örtülü Amerika’nın bu saldırgan politikasının yanında yer almıştı. Cumhur İttifakının MHP kanadı Amerika’yı açıkça eleştirirken (İç cepheyi güçlendirmek adına, nasıl güçlendirecekse?) AKP kanadı ise etliye sütlüye dokunmayan, Amerika’yı gücendirmeyen bir açıklamayla işi geçiştirmişti. Emperyalizme karşı tek mücadelenin halkların kendi öz güçleri ve birleşik mücadeleleri olduğu gerçeği bir kez daha açığa çıkmıştı. İç cepheyi de ancak halkaların bir araya gelerek emperyalizme karşı ortak mücadelesi güçlendirebilirdi.
Dünya bu olayla çalkalanırken 5 Ocak günü TÜİK aylık ve yıllık enflasyon oranlarını açıkladı. TÜİK, enflasyonu aralık ayı için %0.89, yıllık ise %30.89 olarak açıklandı. Enflasyon, bağımsız ekonomik kuruluş ENAG’a göre %2.11, yıllık ise %56.14 di. Yani TÜİK’in enflasyon rakamları ENAG’a göre 2.5 kat daha azdı. TÜİK’in tartışmalı ve güvenilmez (TÜİK, mahkemeler istemesine rağmen enflasyon sepetine hangi malların girdiğini bugüne kadar açıklamadı) enflasyon rakamları işçi, memur ve Bağ-Kur emeklilerini iyice açlığa ve sefalete mahkum eder nitelikteydi. Açlık sınırının 30 bin lira olduğu bir dönemde en düşük emekli aylığı 19 bin lira bile olmayacaktı. Çarşı-pazarın enflasyonu ise %60’ları aşıyordu. En düşük ev kirasının 20 binleri aştığı bir dönemde en düşük emekli aylığı 18.875 lira olacaktı. Tek Adam İktidarı sanki bir lütuf sunar gibi en düşük emekli aylığının 20 bin lira olması gereken yasayı Meclise sundu. Bu demekti ki, insanlar açlık ve yoksulluğun yanı sıra borç batağına da sürüklenecektir. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre kişi başına düşen borçlanma %42.6 artmış, kişi başı borç miktarı 123 bin TL’ye ulaşmış.
2026 yılı bir anlamda ‘vergiyi çalışanlardan al, sermayeye ver yılı’ oluyor. Dolaylı vergilerin oranı %64-66 arasında. Yani çarşıdan, pazardan, marketten, kasaptan, eczaneden vb. aldığımızda ödediğimiz ÖTV ve KDV miktarı. %24 gelir vergisi de çalışanlardan kesiliyor. Devlet sermayeden, holdinglerden, şirketlerden sadece %11 civarında kurumlar vergisi topluyor. 2026 bütçesinin önemli bir bölümünü dolaylı ve dolaysız vergilerden oluşuyor. Bu durum yetmezmiş gibi devlet 2026 yılında çalışanlardan daha çok vergi alacak. Çünkü vergi derecelendirme oranları çalışanların aleyhine düşürüldü. DİSK-AR’ın verilerine göre; 2000 yılında asgari ücretin 22 katı olan vergi dilimi, 2026 yılı itibariyle asgari ücretin 5.8 katına geriledi. Bu durum işçilerin daha çok vergi ödeyecekleri anlamına geliyor. 2026 yılında bir önceki yılda olduğu gibi patronlara verilen teşvik primlerinin oranı artarken vergi silinmeleri de sağlanacak. Tek Adam İktidarı son olarak yurt dışında alınan eşyalardaki 30 Euro’luk vergi indirimini de ortadan kaldırdı. Yurt dışından satın alınan tüm eşyalardan artık vergi alınacak. Çünkü siyasi iktidara, sermayeye, yandaşlara kaynak lazım. Sermayeye 3.6 trilyon vergi avantajı sağlanacağı öngörülüyor. Bu kaynak nerden sağlanacak. Doğal olarak halkın delinen cebine iktidarın eli daha fazla girecek. Önümüzdeki günlerde yeni vergiler gelirse şaşırmayalım. Tek Adam İktidarı; okullarda bir öğün ücretsiz yemek verilmesini isteyen öğrencilere, asgari ücretliye, emeklilere kaynak yok derken faiz lobilerine 2 trilyon 700 milyar lira ödeyecek, patronlara ise 3.6 trilyon lira vergi ve teşvik olanağı sağlayacak. İktidarın ekonomik politikası yoksuldan al, zengine, rantçılara, faiz lobilerine ver politikasıdır.
Bitirirken, NATO toplantısı 2026 yılında Türkiye’de yapılacak. NATO, Amerikan emperyalizminin başında bulunduğu bir savaş örgütüdür. Başta ABD olmak üzere Çin, Rusya ve batılı emperyalist ülkeler dünyayı yeniden paylaşmanın uğraşı içindeler. Savaş tam tamları çalmaya başladı. Emperyalistler sınırları yeniden çizmeye çalışıyorlar. Hangi ülkenin hangi emperyalist ülkenin hegemonyasına gireceğine karar veriyorlar. Tam bağımsız ve demokratik Türkiye olmanın yolu emperyalistlerle her türlü ilişkiyi kesmekten geçiyor. Bunun ilk yolu da NATO’dan çıkmak ve ülkemizde bulunan emperyalistlere ait (başta İncirlik ve Kürecik olmak üzere) bütün askeri üslerin kapatılmasıdır. NATO toplantısı Türkiye’de yapılmamalıdır. Çocuklara bir öğün yemek vermeyi zül gören Tek Adam İktidarı NATO toplantısı için 11.5 milyar lira harcayacak. Bu parayla 6 ay boyunca 650 bin öğrenciye bir öğün ücretsiz yemek verilebilir.
2026 yılı; emperyalizme, açlığa, yoksulluğa, işsizliğe, sefalete karşı barışı, kardeşliği, dayanışmayı, mücadeleyi büyüttüğümüz bir yıl olsun.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz.
Yasar 2 Hafta Önce
Eline sağlık Hüseyin.Umarım 2026 Emperyalizme karşı dünya çapında bir kalkışma olur.Bütün gericiliğin kaynağı Emperyalizmdir.Çalışmanda başarįlar dilerim
Necati Uygur 2 Hafta Önce
Kalemine sağlık ağabeyim gündem başka nasıl özetlenebilir ki?