Tam 33 yıldır yüreklerimizi dağlayan ateş sönmedi…
2 Temmuz 1993.
Sivas…
Asım Bezirci. 66 yaşındaydı.
Koray Kaya. Daha 12 yaşında çocuktu…
Muhlis Akarsu’dan Behçet Aysan’a…
Metin Altıok’tan Hasret Gültekin’e…
33 can…
Diri diri yakıldılar…
Öyle bir acı ki bu,her yıl kalemi elime alırım ama içimdekileri yeterince aktaramam…
Yazı da söz de yetersiz kalır…
O gün çocuğuyla kadınıyla,
ozanıyla yazarıyla…yalnızca
insanımızı,aydınımızı mı yaktılar?..
Nasıl bağırıyorlardı?
“Cumhuriyet burada kuruldu.
Burada yıkacağız!..”
O insanların sahip çıktıkları Cumhuriyetin değerlerine saldırdılar,o değerleri yakıp yok etmek istediklerini bağırdılar:
“Laiklik yıkılacak…
Şeriat gelecek!..”
“Cehennem ateşi…Allahım bu senin ateşin!..” diyerek saldırdılar,yaktılar…
Oysa ne diyordu Alevi ozanları?
Ne diyordu Aşık Hüdai?
“Sevgi bizim dinimizdir
Başka dine inanmayız…”
Ne diyordu Aşık İlhami?
“Yetmiş iki millete bir nazarla bak
Hak sevmiş yaratmış,söz etme gönül…”
Ya Hacı Bektaş-ı Veli?
“Hırslar kinler yok olur aşkla
meydanımızda
Aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda…”
Karanlığın aydınlığa saldırısıydı bu…
Bağnazlık akıl tutulmasıydı…
Aklı tutulanlar ortadaydılar…
Ama ya onların aklını tutanlar?
Sömürü ve zulüm düzenleri sürsün diye egemen güçler hep karanlıktan beslenmek,
aydınlığı boğmak istediler…
Geçmişte ortaçağda da böyleydi..Şimdi de…
1600’de Giordano Bruno’yu Roma’da diri diri yakan güç de aynıydı…
“Zerrede güneş
Güneş de zerreyim” diyen
Nesimi’nin derisini yüzenler de…
“İnsana hor bakma gözünü sakın
Cümlesin insanda bulduk…”
diyen Pir Sultan’ı…
“Yarin yanağından gayri
her yerde
her şeyde
hep beraber diyebilmek…”
dediği için Şeyh Bedrettin’i asanlar da…
Ya ne diyordu koca Yunus?
“Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil…”
“Ene-l Hakk !” dediği için Hallac-ı Mansur’u ipe çekenler de…
Gönül kırmak bir yana yaktılar canlarımızı…
İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olur mu?..
Oldu!..
Tam 33 yıldır yüreklerimiz yanmaya devam ediyor…
Yüreklerimiz dağlanıyor…
Unutmayacağız…
Unutturmayacağız…