Okuduklarım - Atatürk İlkeleri Işığında UYARMALAR Bir İflasın Kronolojisi 1950-1960

Nadir Nadi

Gazeteci, yazar Nadir Nadi, 14 Mayıs 1950 -27 Mayıs 1960 yılları arasında ki 10 yıllık Demokrat Parti dönemi icraatlarını Atatürk ilkeleri açısından eleştirel bir gözle inceleyen seçme yazılarından oluşan bu eserinin 1961 yılında yayımlanmasını önsözde şöyle açıklıyor.

“…Aradan aylar geçti. 27 Mayıs devrimi olmuş, geçici hükümet kurulmuş, siyasi hayatımızda yeni bir durağa varılmıştı. Bir akşam Radyoevinin üst katında 27 Mayıstan beri adı fazlaca duyulan bir sorumlu kişi ile oturmuş konuşuyorduk… Bir ara gözleri benim üzerime takıldı. Durup dururken birden alaycı bir eda ile: “Bir zamanlar siz de onları tutmuştunuz demez mi?” Hiç beklemediğim bu gösteri karşısında dona kaldım. Kimi tutmuştum? Ne zaman, niçin, ne kadar tutmuştum…“

Kendi davasına bakan bir yargıç gibi merak ve üzüntü içinde 1950 yılının Cumhuriyet koleksiyonunu kitaplıktan indirdim. DP’nin ilk yanlış adımı karşısında benim ilk uyarma yazım, orada tozlu sahifeler arasında masum, boynu bükük, sessizce yatıyordu. Arkada onun gibi kim bilir niceleri vardı? Hiçbir kötü niyetle değil, sadece bir iktidarın başarısına yardımcı olmak, rejimi iflastan kurtarmak, milletimizin ilerlemesini, yükselmesini sağlamak uğruna kaleme alınan o yazıları toplu bir halde okurlarıma sunmayı yararlı buldum ve böylece bu kitabı hazırlamaya karar verdim. Cağaloğlu, Kasım 1961…

Kütüphaneler için topladığım kitapları ayrıştırırken kapağı kopmuş, cildi dağılmış olarak bir köşeye koyduğum ve sonrasında önsözü okuyup şöyle bir karıştırınca sayfaları bu kitabı okumalıyım dedim ve ciltlettim. Kitaplığımda başvuru kitapları arasında yerini alan bu kitabı bulun, okuyun ve altını çizdiğiniz bölümlerle dünden bugünü ve yarını değerlendirin…

Gazeteci, yazar Nadir Nadi, 1908’de Fethiye’de doğdu. Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi’nin oğludur. Galatasaray Lisesi’ni bitirdi (1930). Yükseköğrenimini Viyana ve Lozan Üniversitelerinde sosyal bilimler dalında yaptı. Aynı yıllarda Cumhuriyet’e yolladığı haberlerle gazeteciliğe başladı. 1936 yılında İstanbul’a döndükten sonra gazetenin çeşitli birimlerinde çalışan ve köşe yazarlığı yapan Nadi, 1938-1941 yılları arasında Galatasaray Lisesi’nde sosyoloji öğretmenliği yaptı, 1945 yılında babası Yunus Nadi’nin yaşamını yitirmesi üzerine Cumhuriyet’in yönetimini ve başyazarlığını üstlendi. 1950’de Muğla’dan, 1954’te İstanbul’dan bağımsız milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Avrupa Konseyi’ne bağımsız Türk delegesi olarak seçilip altı yıl bu görevde bulundu. Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nu savunan Nadi, 13 Ağustos 1961’de yayımlanan “Tuhaf Bir Tasarı” başlıklı yazısını 23 Ocak 1983’te yeniden yayımlayınca, Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılandı. “Halkı yasalara karşı suç işlemeye teşvik etmek” suçundan iki ay 20 gün hapse mahkûm oldu. MSB’ nın temyiz hakkını kullanmasıyla karar Yargıtay tarafından bozuldu Nadir Nadi beraat etti. 1962 yılında ortaklarıyla anlaşmazlığa düşerek, Cumhuriyet’teki yazılarına bir süre ara verdi. 9 Haziran 1964’te Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından Kontenjan Senatörlüğü ‘ne seçildi. Ancak senatörlük süresi daha dolmadan, 3 Nisan 1970’te görevinden ayrılarak yine Cumhuriyet gazetesine döndü. 20 Ağustos 1991’de kalp yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.

1983 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’nü Feridun Hikmet Es’le paylaştı. Aynı yıl Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin onur ödülü aldı. TÜYAP 7. İstanbul Kitap Fuarı, 1988’de Nadi’yi onur yazarı seçti ve adına Alpay Kabacalı’nın hazırladığı Sekseninci Yaşında Nadir Nadi adlı kitabı yayımladı. Sokakta Gürültü Var (1943), Atatürk İlkeleri Işığında Uyarmalar (1961), Perde Aralığından (1965), İki Sovyet Rusya – İki Polonya 1935-1965 (1967), 27 Mayıs’tan 12 Mart’a (1971), Sil Baştan (1975), Olur Şey Değil (1979), Ben Atatürkçü Değilim (1981), Dostum Mozart (1985) yayımlanmış kitaplarıdır…

“Uyarmaların” 7 Haziran 1950 de yayımlanan Ezan başlıklı ilk yazısının üst bölümünde babası Yunus Nadi’nin” Adamları kızdırmak için değil, Fikirleri yürütmek için yazmalı” sözünü rehber edinen Nadir Nadi’nin 19 Mayıs 1960 da yazdığı ‘Işık Adam’ la son bulan seçme yazılarında on yıl süren bir çöküşün kronolojisini okudukça dünle bugünü karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.

Tarih 28 Haziran 1951 başlık ‘Artık Yeter’ “…Bugün göze batan realite şudur: Din baskısı altında demokrasiye, medeni haklarımıza, hürriyetlerimize, inkılaplarımıza ve inkılaplarımızın sembolü Atamıza alenen saldırılmaktadır. Milli vicdan rahatsızdır ve başlayan kim olursa olsun bu halin sorumlusu bugünkü hükümettir. İnkılap esaslarına kayıtsız şartsız bağlılık prensibine bir an önce dönmezsek, demokrasinin bu memlekette kısa zamanda yeniden bir hayal olabileceğini unutmayalım…

Tarih 4 Nisan 1956 başlık ‘Kimin Rahatı İyi ki’? “…Hukuk devletinden bahsettin mi, bozguncusun; insan haklarından söz ettin mi, yurdu jurnalliyorsun; pahalılık mı dedin, onu yaratan sensin; enflasyon mu, şeamet (felaket) tellalısın. “

Tarih 4 Eylül 1956 başlık ‘Orada Yerimiz Neresi’ “…NATO’yu teşkil eden milletlerin birlik ülküsü, here şeyden ziyade hürriyeti ve ondan ayrılmasına imkân bulunmayan insanlık onurunu korumaktır. Bu ülkü uğruna güçlerini birleştiren devletler, ilkin kendi ülkelerinde bu kavramları ayakta tutmaktan sorumludurlar. Oysa, bir NATO ülkesi olan yurdumuzda ne yazık ki iki türlü insanlık şerefi yürürlüktedir. Hükümette görev alan kimselerin şeref ve haysiyeti, öteki vatandaşlara kıyasla özel bir şekilde korunmaktadır. İktidardan yana olan kişilerin de ayrı bir himaye gördüğü meydandadır. Muhalif ve bağımsızlar ise, eski Roma’daki pleb sınıfı gibi, aşağı yukarı her türlü haktan yoksun bir halde yaşamaktadır…”

Yüzlercesini okuyacağınız bu değerlendirmeler ışığında; “Dünkü hatalar üzerinde uzun boylu durmak ve düşünmek zorundayız. Yarın aynı hataları önlemenin başka çaresi yoktur kanısındayım” diyen yazar Nadir Nadi’ye hak verirken şair Mehmet Akif Ersoy’un “Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? Sözüyle 56 yıl sonra bugünkü uyarmalara giden yolda ilk okumaları gerçekleştiriyorum ve de neden olmasın bloğumda yazdığım yazılardan dünden yarına uyarmaları derlemeyeyim diye düşünüyorum…

Sonuç olarak: Tarih 29 Ekim 1956 başlık ‘Kaçınılmaz Ödev’ “…Türkiye’mizi fikir ve kanaatlerin korkusuzca ifade edilebildiği hür bir ülke haline bir an önce ulaştırmak bugün işbaşında olan neslin kaçınılmaz ödevidir. Bu ödevi ihmal edersek, yarın ki nesiller onu başaramaz mı? Başarmasına elbette başarır. Fakat ara yerde vakit kaybederiz. Gittikçe hızı artan medeniyet yarışında biraz daha geri kalırız. Bize ve çocuklarımıza yazık olur…”

Son söz; Atatürk’ün devrimleri ve cumhuriyeti emanet ettiği gençlik günlerimden bu günlere kendi payıma düşen görevi mesleki ve emekli olarak yerine getirdiğime inanıyorum. Bugün kendimden ve çocuğumdan vazgeçtim benim kavgam anayasanın “Başlangıç Maddesi” ve “Genel Esaslar” başlığı ile belirtilen ilkelerin uygulandığı bir cumhuriyete dönüşle rejime sahip çıkmak ve torunumun geleceği içindir…

Uyarmalar/Nadir Nadi/ Cumhuriyet Yayınları ikinci baskı Kasım 1961/318 sayfa