Torunlar Avustralya ‘dan geldiler; dede-torun keyfi kısa süreli de olsa yazılara ara verdirdi…
İşte o torunlardan 11 yaşındaki Kaan,bir yemek sohbetimizin konusu olan: ‘Avustralya’da yaşamanın en olumlu yanı’ sorusunu, ‘Trump’tan çok uzakta yaşamak’ diye yanıtlamıştı…
Şu günlerde iyi ki Ankara’da değil!..
Günlerdir Ankara’lılar,
Trump’ın da katılacağı NATO zirvesinin Türkiye ‘de yapılacak olmasının sıkıntılarını yaşıyorlar….
Olağanüstü durum.
Gözaltılar…
Yolların kapatılması…
NATO ile ilk, 1957 ya da 58’de Kızılçullu’da tanışmıştım…
2000 yıl öncesinde,
Romalıların şehre su taşımak için yaptıkları iki sıralı su kemerlerinin altından o zamanlar,tarihi Meles çayının pırıl pırıl suları akıyordu.
Meles çayı niçin ünlü?
Çünkü , ‘Meles’in Oğlu’ diye tanınan Homeros’un, dünya edebiyatına kazandırdığı ünlü destanları İlyada ve Odysseia’yı, bu çayın kenarındaki bir mağarada yazdığına inanılır…
Yüzmeyi bu çayda,kemerlerin bulunduğu yerde genişleyip, küçük bir göle dönüşen o sularda öğrenmiştim. İlk sıra kemerlerden suya atlardık…
Karşımızda da güzel tarihi bir bina: NATO karargahı…
1891’de yapılan bina,
uzun yıllar Amerikan Erkek Koleji olarak kullanılır…
Genç Türkiye Cumhuriyeti binayı, bizzat Atatürk’ün imzasıyla, satın alır.
(62 bin 500 Lira’ya.)
Önce,Köy Öğretmen Okulu olarak kullanılan bina daha sonra, ‘Aydınlanmanın Işığı’ olarak açılan Köy Enstitülerinin İzmir’deki binası olarak hizmet verir:
Kızılçullu Köy Enstitüsü…
Sayısız genç oradan mezun olup, o ışığı taşımak üzere ülkenin dört bir yanındaki köylere dağılırlar…
1950 yılında Demokrat Parti iktidara gelir…
Başbakan,Adnan Menderes…
(Aydın Çakırbeyli Çiftliği’nin ağasının oğlu olarak hangi okulda okumuştur dersiniz?
İşte o Amerikan Erkek Koleji’nde!..)
Amaçlarını açıklarlar:
Türkiye’yi küçük Amerika yapmak..
Genç Cumhuriyetinin Laiklikten Devrimciliğe,
Halkçılıktan Devletçiliğe…
tüm devrimleri karşı devrimin saldırısına uğrar…
Köy Enstitüleri de kapatılır…
Ne mi olur?
“İzinden döndüğümde okul kapılarının kapalı olduğunu ve önünde iki silahlı askerin beklediklerini görünce şaşırmıştım…Kızılçullu Köy Enstitüsü yazısı kaldırılmış,
kocaman ‘NATO Karargahı’ yazılı tabela konmuştu…”
(Lemanser Sükan’ın anıları)
İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD; Hitler Nazizmi ve faşizmşne karşı savaşımın en büyük yükünü çekip,20 milyondan fazla insanını bu uğurda yitiren Sovyetler Birliğini savaş sonrası düşman ve ana tehlike olarak ilan ederek, ona karşı 1949’da NATO’yu (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) kurar…
Menderes hükümeti,ABD’ye yaranmak ve NATO’ya girebilmek için Kore’ye karşı ABD ile birlikte savaşmak üzere,4500 askerden oluşan bir tugay gönderir…
1950-53 arasında 721 Mehmetçik Kore’de yaşamını yitirir…2500 civarında askerimiz yaralanır…
Sayısız esir ve kayıp…
(İzmir Kordonboyu ‘nda babamın omuzunda Kore’den dönen gazilerin gemiden inişini ve babamın gözyaşlarını anımsıyorum…)
“Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni,Üniversiteli yedek subayı
Kore’de harcadınız Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli,tombul elleriniz…”
(Nazım Hikmet-Kore’de Ölen Bir Yedek Subayımızın Menderes’e Söyledikleri)
Türkiye’nin Kore Savaşı’na asker gönderme kararını protesto etmek için, 1950’de Behice Boran başkanlığında ‘Barışseverler Cemiyeti’
kurulur.
Ne mi olur?
Kuruluşundan 4 gün sonra dernek kapatılır,kurucular tutuklanır,yıllarca hapis yatarlar…Behice Boran çocuğunu hapiste doğurmak zorunda kalır…
Başka?
Yine,ABD’ye yaranmak için 1951 TKP tevkifatı yapılır…Yurtsever aydınlar,emekçiler tutuklanır,ağır işkencelerden geçirilirler…
Tutuklananlardan Ruhi Su hapisten yazar:
“Mahsus mahal derler kalırım zindanda
Kalırım kalırım dostlar yandadır
İk’elleri kızıl kandadır kanda
Ölürüm kardeş aklım sendedir
Artar eksilmeyiz zindanlarda
Kolay değil derdin ucu derinde…”
Köy Enstitüleri,Kızılçullu kapatılmakla kalmaz.
Adı da değiştirilir!
Ne demek Kızılçullu…
Kızıl yani komünist!
Bundan sonra buranın adı olacak Şirinyer!..
1969’da İstanbul Eğitim Enstitüsü’nde öğrenciydim.
68 kuşağı denen gençlik,NATO’yu emperyalizmin bir saldırı örgütü olarak görüp,
Türkiye ‘nin NATO’dan çıkmasını istiyor,
“Tam Bağımsız Türkiye” sloganıyla ‘NATO’ya Hayır Haftası’ mitingleri düzenliyor; NATO’nun Akdeniz’deki vurucu gücü olan ve İstanbul’a gelen ABD 6. Filosu’nu protesto ediyordu…
Değerli Büyükelçimiz rahmetli Mahmut Dikerdem başkanlığında 1977’de kurularak,Dünya barışı adına NATO ve Varşova Paktlarının ortadan kaldırılmasını isteyen ‘Barış Derneği’nin ilk üyelerinden biriydim…
12 Eylül faşist cuntasının ilk işlerinden birisi derneği kapatmak ve yöneticilerini zindanlara tıkmak oldu…
Her askeri darbenin ilk açıklaması ne oluyordu?
Anımsadınız mı?
“NATO’ya ve ‘Cento’ya bağlıyız!..”
NATO, Sovyetler Birliği’ne karşı bir savunma örgütü olarak kuruldu öyle mi?..
Sovyetler Birliği yıkılalı 35 yıl oldu …
NATO?
Operasyonlara berdevam!
Yugoslavya’yı, Afganistan’ı Irak’ı, Libya’yı…anımsayın…
‘NATO’nun Libya’da ne işi var diyorduk!.. değil mi?..
Ankara’da yapılan 36. NATO zirvesi,ABD emperyalizminin planları doğrultusunda Türkiye’nin önüne neleri koyacak yaşayıp göreceğiz…
Tüm yaşantım boyunca haykırdığım gibi barış ve insanlık adına bir kez daha haykırıyorum:
NATO’ya Hayır!..