Kurtulalım öyleyse

Twitter'da (X) takip ettiklerinin değil, etmediklerinin kendisine gösterildiğini eleştiren Ümit Kıvanç şöyle diyor: "Burası, uluslararası faşist düzen kurma peşindeki bir kötü adamın oyun alanı. Buraya hayat veriyor, ona hizmet ediyoruz. Buradan kurtulmamız lazım. "

Benzer takip, algoritma vs. saçmalıkları Feys’te de var. Takip ettiklerini göremiyorsun ama takip etmediğin bir sürü paylaşım gözüne sokuluyor. Görmek istediklerin hiç yok, istemediklerinin sürüsüne bereket.

World Monitör adlı bir site yapmışlar. Yeryüzünün neresinde ne oluyor, tamamı sitede 'anlık' görülebiliyor. Kim nerede ne yapıyor, otur, takip et!

Bu örneklerden, George Orwell'in hayal gücünün bile ulaşamadığı bir noktaya geldiğimizi anlayabiliriz. Jules Verne bugün yaşayıp yazıyor olsaydı, "uluslararası faşist düzen kurma peşindeki kötü adam"ların kötü hayallerinin gölgesinde kalır, bir gıdım öteye geçemez, beş hafta seyahat kurgulayacağı balonu da sönüp giderdi.

Biz geldik gidiyoruz da bizden sonrakiler, hayatlarının her saniyesini, herhangi bir Black Mirror bölümünün figüranı veya dekoru gibi yaşayacaklar sanki. Üstelik bunun için üste para ödeyecekler.

“Zengin ve güçlü olanlara, tapınmaya varacak derecede hayranlık duyan ve sefalet şartlarında yaşayan fakir kimselerden tiksinen veya onları en azından yok saymaya yatkın”* olan insan yığınları, kendilerini Black Mirror figüranı yapacak olanlara hayranlık duymaya devam edecek, onların yolunu açacak, kapı önlerini süpürecek, yükselmelerine, birer tiran olmalarına canı gönülden destek verecektir.

Güce ve zenginliğe tapınma derecesinde hayran olan, hayran oldukları servet ve mevkiden hiçbir menfaat elde etmeseler bile, gücü, güçlüyü başlarının üstüne çıkartan insan yığınları var olduğu sürece, “uluslararası faşist düzen kurma peşindeki” kötü adamlar, her zaman kazananlar olacaklardır.

Hiçbir menfaat elde etmedikleri halde güce tapınan insanlar, sadece cahil yığınlardan ibaret değildir, eğitimli insanların da birçoğu aynı ruh hali içindedirler ve güçlüye tapınırlar.

Bu tapınmanın, “gücün etrafında dolaşayım, yere bir bal damlası düşerse yalayabileceğim bir mesafede olayım” güdüsüyle yapıldığına şüphe yok.

Bu noktada durup, “İnsan yığınlarının çoğunu bu insanlar oluşturuyorsa biz niye ahlaktan, çürümeden falan bahsedip duruyoruz ki?” diye sormak mümkün. “Bu insanlar hayatta kalmak için ne yapmaları gerektiğini içgüdüleriyle biliyor ve uyguluyorlar sadece.” demek de…

Evrim kurallarından biri, çevreye en iyi uyum sağlayan canlıların hayatta kalması ve üremesi ise… şartlara itiraz eden, hapse tıkılan, asılan, öldürülen onurlular, evrimleşme süreçlerinden saf dışı ediliyor, bir adım sonrasındaki geleceğe taşınamıyor iseler… üstelik evrimleşme bireylerde değil topluluklarda (güce tapınan yığınlarda) oluyor ise… Cahil cühela sandığımız, güce tapınan ve onuru da öyle pek dert etmeyen yığınlar, en doğru şeyi yapan ve ileriye taşınan gruplar mı oluyorlar?

Bu sorunun cevabı hayli ürkütücü, korkutucu olabilir.

Kendi alanından kaçan ve kendisinden istenmemiş şeyleri yapmaya girişen yapay zekâ kadar mı ürkütücü? Bilemedim… Bırrr!

Bizler de böyle bir zamanda, çulsuz bırakılmış bir lidere otobüs parası topluyormuşuz, onu zengin ve güçlü yapabilirsek bundan sonra ona tapınacakmışız. Çünkü o, kendi cebinin ağzını dikecek, sırf bizi kalkındıracakmış. Gelir dağılımındaki eşitsizlik uçurumunu düzeltecekmiş. Orman yangınlarını bile durduracak, ormanlardaki tosbağaları bile kurtaracakmış.

Aa, ne diyorduk biz?

“Twitter, X, Feys, İnsta, Yutup falan, hakket yaaa, neyse ki geldik gidiyoruz. Bundan sonrasını yaşamak için ‘film adam’ olmak lazım. Buradan kurtulmamız lazım.” diyorduk.

Kurtulalım öyleyse arkadaş! Örneğin, yeni bir siyasi parti gibi yeni bir paylaşım sitesi yapalım.

Kim elini taşın altına koyacak?

Elini taşın altına koymak evrime uygun mu, aykırı mı?

Eli taşın altında görünen adamın eli aslında taşın üstünde olabilir mi?

Topluca delirmek iyi fikir mi, kötü fikir mi?

Delirmek evrimi bozar mı?!

Peki ya Deniz Göktaş niye içeride?

***

* Adam Smith: “İnsan yığınlarının çoğu hayranlar ile tapınanlardan meydana gelir ve daha ilginci, bu hayranlarla tapınanlar, servet ve mevkiden çoğunlukla hiçbir menfaat elde etmezler.”