İzmir’de Cumhuriyet Meydanı’nı Montrö Meydanı’na bağlayan cadde
‘Şehit Nevres Bulvarı’ dır.
Konak Meydanı’nda da;
sağ elinde tabanca,
sol elinde bayrak ile
‘İlk Kurşun -Gazeteci Hasan Tahsin Anıtı’ vardır.
Kimdir Şehit Nevres ve
Hasan Tahsin?
İstanbul Bülbüldere’deki aile mezarlığında da gıyabi bir anıt vardır.
Ne yazıyor taşında?
“İzmir’de işgalci düşmana ilk kurşunu atan hürriyet kahramanı mukaddes şehit gazeteci Osman Nevres (Hasan Tahsin Recep) ruhuna fatiha “
Osman Nevres,
yani Hasan Tahsin…
15 Mayıs 1919’da İzmir’e, Kordonboyu’dan çıkarma yapan işgalci Yunan ordusuna ilk kurşunu atarak,
atının üstünde bayrağı taşıyan bayraktarı öldürüp,
milli mücadeleyi ateşleyen,
direnişi tetikleyen gazetecidir.
Kurşunlanarak,ardından dipçiklenerek,şu anda anıtının bulunduğu yerde öldürülür.
İzmir’de işgale karşı direnişin sembolüdür.
Osman Nevres, Selanik doğumludur.İlk öğrenimini M.Kemal Atatürk’ün de gittiği Şemsi Efendi mektebinde görür.Burslu olarak Paris Sorbonne Üniversitesi Siyasal Bilimler Akademisi’nde eğitimini tamamlar…
Paris’teyken, İtalyanların Osmanlı’ya bağlı Trablusgarp’ı işgal etmeleri üzerine, Fransız gazetelerine işgali kınayan yazılar yazar, toplantı ve mitingler düzenler.
Ülkeye dönüşünde gizli devlet örgütü Teşkilat-ı Mahsusa’da görev alır.
Teşkilat kendisine örgütsel ad olarak,efsane üyelerinden Yüzbaşı Hasan Tahsin’in adını verir.
Balkan ülkelerini Osmanlı’ya karşı kışkırtan İngiliz gizli servis ajanları Buxton kardeşlerin çalışmalarını önlemek ve onları etkisiz hale getirmekle görevlendirilir.
Romanya Kralı Carol’un cenaze töreni sırasında, Bükreş’te iki kardeşe suikast düzenler,birini yaralar.
Yakalanır.Hapse atılır,ağır ceza alır ama 1.Dünya Savaşı’nda, Galiçya seferi sırasında Bükreş’e giren Osmanlı askerleri tarafından kurtarılır.
İzmir’e gelerek ‘Hukuk-u Beşer’ gazetesini çıkarmaya başlar.
Nedir Hukuk-u Beşer?
İnsan Hakları…
Gazetenin logosunda ne yazar?
“İnsan hukukunun savunucusu,hakikatten ayrılmayan,insanlığa hizmet eden hür bağımsız gazetedir.”
Paris’te iken sol düşüncelerle tanışan Hasan Tahsin, kendini sosyalist olarak tanımlar.
“Zalim sınıfların karşısında,
onları hak vermeye zorlayan;
mazlum sınıfların yanında,
onların emeklerinin karşılığını almalarının gerekliliği savunan bir politika yürüteceğini”yazar…
Emperyalizme karşı mazlum ulusların yanında olduğunu belirtir…
Gazete haksızlıklara karşı direnecektir…
Şöyle yazar:
“Biz meslek itibarıyla tekrar edelim,sosyal adalet ve ekonomik denge esasını isteyenlerdeniz. Yani kelimenin
bütün manasıyla sosyalistiz…”
9 Mart 1919 tarihli yazısında da şunları yazıyor:
“Milliyet esasını sosyalizmin reddetmediğini, binaenaleyh namuslu sosyalistlerin evvela milliyetperver (yurtsever) olmaları zarureti büyük bir belagat ve kuvvetle bilinmelidir…”
Birinci Dünya Savaşı sırasında vurgun vurarak savaş zengini olanları teşhir eder:
“Zavallı köylüler (savaş sonrası) mahzun köylerine avdet ederlerken, muhterem tüccarlarımız da bu zavallıların keselerinden çıkan paralardan temin ettiği banknotları tatlı tatlı tebessümlerle kasalarına istif ediyorlardı…”
Kadın haklarını dile getirdiği için gerici gazetecilerin saldırısına uğrar.
Gazeteci Mehmet Refet,
Hasan Tahsin’i bolşeviklik ve
ahlaksızlıkla suçlar ve şunları yazar:
“Kadınlarımızın yüzlerini açarak tiyatrolara eğlencelere gidelim teranesiyle söz ve vicdan özgürlüğüne sahip olduğunu iddia ediyor…”
Hasan Tahsin yazılarının altına şu imza vardır:
‘Vatanperver (Yurtsever)
Hasan Tahsin’…
Sevr sonrası ülkede
‘Manda’cılar cirit atarken,
Mustafa Necati ve Vasıf Çınar ile birlikte “Redd-i İlhak” (İşgale Hayır) cemiyetinin kurucularından olur.
19 Şubat 1919’da, İzmir’in işgaline karşı şunları yazar:
“Uyan ey Türk oğlu uyan!
Sana suikast ediyorlar. Seni meskeninden, mabedinden,
mabudundan, harim-i alilen ve namusundan cüda düşürmek,
senin muazzezatınla adi oyuncaklar gibi oynamak istiyorlar…
Burayı Yunan’a vermek isteyecek kuvvetle paylaşacak kozumuz var.
Hatta süngülerimiz silahlarımız olmasa bile.
Asi ruhumuzla, coşkun kanımızla hararetli vicdanımızla, dökülmeyen dişimizle bu memleketi müdafaa edeceğiz…
Hayır!Hayır!
Meus olmayalım.
Biz ölmedik. Yaşıyoruz.
Bu memlekete göz diken kuvvetleri yakarak eritecek hararetimiz var…
Çünkü herşeyden üstün namusumuz var…”
Bugünün Bahribaba Parkı,
o günün Maşatlık’ında tüm halkı işgale karşı toplantıya çağıran bildiride şunları yazar:
“Ey bedbaht Türk!
Yunan işgalini kabul mü edeceksin?
Artık kendini göster.
Ayağa kalk!
Kardeşlerinle Maşatlık’da toplan!
Orada zengin yoksul yok.
Orada bilgin cahil yok.
İşgale karşı çıkan kardeşlerin var…
Binlerle, yüzbinlerle Maşatlık’a koş ve Ulusal Kurul’un buyruğuna uy!…”
15 Mayıs 1919.
Hasan Tahsin silahını ateşler.
Yunan bayraktar yere düşer.
İzmir’de ilk kurşun atılmıştır…
Ardından ne diyor Demirci Mehmet Efe?
“Bir genç düşmana ilk kurşunu sıkmış, bundan sonrası bize düşer…”
Hatay’da olduğu gibi…
Urfa’da, Antep’te Maraş’ta olduğu gibi…
Balıkesir’de Ayvalık’da olduğu gibi…
Ve Mustafa Kemal Paşa kumandasında Ulusal Kurtuluş Savaşı kazanılır…
Anısına,anılarına saygıyla…