KÜLTÜR SANAT

Fuad Mensi Dileksiz: Issızlığa ve unutulmaya sığınmış bir sanatçı

İzmirli heykeltraş-ressam Fuad Mensi Dileksiz, ölümünün 61. yılında hakkında "Casusluktan Münzevîliğe Sıra Dışı Bir Vatansever" başlıklı kitap ve sergiyle İzmir'de anılıyor.

Paris ve Berlin'in bohem sanatçı atölyelerinden Aynaroz manastırlarına, oradan Trablusgarp çöllerine farklı coğrafyalarda türlü kimliklerle bürünmüş ama sanatçı ruhunu hiç yitirmemiş İzmirli heykeltraş-ressam Fuad Mensi Dileksiz, ölümünün 61. yılında hakkında ''Casusluktan Münzevîliğe Sıra Dışı Bir Vatansever” başlıklı kitap ve sergiyle İzmir'de anılıyor.

İzmir limanından kalkan bir şilebe binerek soluğu Marsilya'da alan genç adamın tek ideali vardı; sanatçı olmak. Varlıklı ve muhafazakar bir ailenin ikinci erkek çocuğu olarak iyi bir tahsil görüyordu. Arapça ve Farsça dillerine İzmir Mekteb-i İdadisi'nde okurken Fransızca'yı da eklemişti. İzmirli Levanten dostları sayesinde resim ve heykel sanatıyla tanıştığından beri aklındaki tek düşünce sanat eğitimi almaktı. Halil Fuad adlı genç adam, Marsilya vapuruna bindiği gün yaşamına dilediği gibi yön verme arzusuyla doluydu. Maceracı ruhu onu ülkeden ülkeye, savaştan savaşa, kimlikten kimliğe sürükleyecekti.

Haber: Özgür Duygu Durgun

Marsilya, Paris, İtalya, Berlin ve Selanik'te sanatını ilerletecek, atölyeler açacak; kısa sürede Avrupa'da tanınan bir heykeltraş olma yolunda ilerleyecekti. Selanik'te üyesi olacağı İttihat ve Terakki cemiyetinde kısa sürede kendini sevdirecek ve kendi halinde bir ressam iken teşkilat için casusluğa başlayacaktı. Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında, Balkan coğrafyasında onlarca çetenin kol gezdiği zamanlarda Aynaroz adasında keşiş olacak; İttihat ve Terakki adına casusluk yapan gözüpek bir vatansever olarak Balkanlardaki ayrıcılıkçı çeteleri pusuya düşürecekti. Trablusgarp savaşında ise İtalyanlara karşı organize edilen direnişin cesur neferlerinden biriydi. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra baba ocağı İzmir'e döndü ve bugün Kordon'da İzmir'i selamlayan Atatürk heykelinin kalıplarını yaptı. Iki kez evlendi ancak hep münzevi bir hayat sürdü. 1965 yılında, 85 yıllık ömrünü İzmir'in Tire ilçesinde, yapayalnız bir derviş gibi noktaladı.

Yaşamı boyunca farklı coğrafyalarda birbirinden değişik kimliklere bürünen Fuad Mensi Dileksiz, İzmir'in kültür tarihinde rastlanılabilecek belki de en sıradışı isimlerinden biri. Ancak fırtınalı hikayesine rağmen toplumdan yalıtılmış bir yaşamı tercih etmesi nedeniyle sanat dünyasından kopuk bir hayat sürmüştü Dileksiz. Bu da unutulmasını kolaylaştırmıştı.

Heykelleri kamusal alanlarda yaşıyor

1880'de İzmir Tilkilik'te doğan Fuad Mensiz Dileksiz, Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında üstlendiği rollerle, İzmir başta olmak üzere Ege coğrafyasına iz bırakmış bir isim. Suriye'den Mısır'a, İtalya'dan Yunanistan'a dünyanın farklı köşelerinde mücadeleler ve trajedilerle dolu ömrü boyunca, bir kısmı çok iyi bilinen, önemli kısmı koleksiyonlara dağılmış veya yok olmuş yüzlerce eser üretmiş.Dileksiz'in adını taşıyan eserlerin bir bölümü bugün hala kamusal alanları süslüyor. Bu eserler içinde en bilineni İzmir'de Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk anıtı. Eserin yapımında İtalyan İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica ile birlikte çalışan ve anıtta yer alan figürlerin kalıplarında imzası olan Fuad Mensi Dileksiz, 1950'lerde Anadolu gazetesine verdiği mülakatta bu esere dair bir soruyu şöyle yanıtlıyor; ''Çok, çok heykel yaptım ben. Mânâ ifade eden eserlerden zevk alırım. Fakat bizim memlekette ecnebî heykeltıraşlara itibar ediliyor nedense... Kordon’daki Atatürk heykelini Canonica adında bir İtalyan heykeltıraşa yaptırmayı düşünürlerken ben buna itiraz etmiş ve gazetelerle, heykeli parasız yapmak istediğimi bildirerek Güzel Sanatlar’ın da benim tarafımı tutmasını beklemiştim. Lâkin Güzel Sanatlar’dan ses çıkmamış böylelikle de heykel Canonica tarafından dikilmişti''.

Fuad Mensi Dileksiz'in bilinen eserleri kadar kayıp çalışmaları da olduğu biliniyor. Bunlardan biri de 1916’da İzmir’e dönüşünde Enver Paşa’nın talimatıyla Poligon İnşaat Kumandanlığı’na işe alındığında, Poligon olarak bilinen tarihî köşkün önündeki Çanakkale Zaferi Abidesi. Bu abidenin İzmir'de Yunan işgalinin ertesi günü 17 Mayıs 1919 günü parçalanarak yok edildiği söyleniyor.

Dileksiz'in çalışmaları sadece heykel ile sınırlı değildi. Tire, Ayvalık, Aydın, Bergama, Dikili gibi ilçelerin doğal güzelliklerini tuvallerine yansıtan sanatçının İzmir Milli Kütüphane’de bulunan İzmir Valisi Rahmi Bey ve Vidinli Tevfik Paşa’nın büstleri de bulunuyor.

Yaşamının son yıllarını Tire Derekahve'deki mütevazı evinde yoksulluk içinde geçiren Dileksiz, ölümünden tam 61 yıl sonra ilk defa kapsamlı bir kitap ve sergiyle anılıyor. İzmir Kalkınma Ajansı tarafından düzenlenen sergi, tarihi Akın Pasajı'nda 12 Nisan tarihine dek görülebilecek. Sergi kapsamında İzmir Kalkınma Ajansı Kültür Yayınları’ndan çıkan “Heykeltıraş ve Ressam Fuad Mensi Dileksiz: Casusluktan Münzevîliğe Sıra Dışı Bir Vatansever” adlı kitap da sanatseverlerin ilgisine sunuluyor. Kitabı sanat tarihçisi Ömer Faruk Şerifoğlu hazırladı.

Eser bırakan sanatçı unutulmak ister mi?

Ömer Faruk Şerifoğlu'nun bu sıradışı isim ile tanışması 20 yıl önceye dayanıyor. Dileksiz ile karşılaşmasını kitapta şöyle anlatıyor Şerifoğlu; ''Fuad Mensi Dileksiz’e dair yirmi yıl kadar önce bir fotoğraf aldığımı hatırlıyorum. Yine 7-8 yıl önce bir sahafta, şahsî terekesinden ve ailesinden çıktığını tahmin ettiğimiz bir dosya denk geldi. Ardından başka bir dosya; anlatılan hamasî öykülerin çoğunu belgeleyen ya da ipucu niteliğinde belge ve fotoğraflar… Fuad Mensi Dileksiz, ressamlığı ve heykeltıraşlığı ile tartışılabilir, kritik edilebilir ama ulaştığımız belge ve bilgiler, gözünü budaktan sakınmamış gerçek bir vatansever ve kendi benliğini sanat potasında eritmiş bir “mensî” (unutulmuş) sanatkâr karşısında olduğumuzu gösteriyordu''.

Resmî kayıtlarda “Halil Fuad” olan adını ömrünün sonuna kadar koruyan, eserlerini “F. Mensi” veya “Fuad Mensi” biçiminde imzalayan; Soyadı Kanunu ile “Dileksiz” soyadını alan sanatçının müstear olarak kullandığı Mensi lakabı ise “unutulmuş” anlamına geliyor.

''Fuad Mensi’nin âdeta bile isteye ve ısrarla kendini unutturmaya çalıştığına hükmedebiliriz. Ancak sâhiden öyle mi?'' diye soruyor Şerifoğlu. '' Unutulmak, kendini unutturmak isteyen biri neden yüzlerce eser ortaya koyar ve bunları imzalar? Yaşam öyküsüne yakından baktığımızda hem unutulmak hem de yaşamak, kendini hatırlatmak için akla gelebilecek her şeyi yapmış bir sanatçı ile karşılaşıyoruz. Farklı istidatları var; heykeltıraşlık ve ressamlık gibi meşguliyetlerinden başka seyahat ve macera zevkinden hiç vazgeçmediğini görüyoruz''.

Dileksiz için hazırlanmış ilk yayın olan “Heykeltıraş ve Ressam Fuad Mensi Dileksiz: Casusluktan Münzevîliğe Sıra Dışı Bir Vatansever” adlı kitap 85 yıllık ömrün sonunda mezar taşına “heykeltıraş” yazılmasını isteyen Fuad Mensi Dileksiz’in yaşamından önemli zamanlara tanıklık ediyor;belgeler ve birçoğu kayıplara karışmış olsa da, eserlerini ilk kez bir araya getiriyor.