Evdeki hesap çarşıya uymuyor

‘Cehalet ayrıcalıklı sınıfın ustaca kullandığı bir silahtır.’

***

Halk söylemiyle ‘dünyanın çivisi çıktı.’ İran, Filistin, Lübnan, Afganistan, Pakistan, Ukrayna, Yemen, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman’da bombalar patlıyor, insanlar ölüyor. Amerikan emperyalizmi ve onun azılı destekçisi Siyonist İsrail Orta Doğu’yu kan gölüne dönüştürecek savaşı başlattı. Savaşın ilk gününde ABD emperyalistlerinin savaş uçaklarının İran’da kız çocuklarının okuduğu bir okulu bombalamaları sonucu 136’sı kız çocuğu olmak üzere 186 kişi can verdi. İran’ın önemli dini ve siyasi liderleri katledildi. Ölenlerin sayısı gün be gün artıyor. Savaş tüm acımasızlığıyla devam ediyor. Amerikan emperyalistlerinin gangster lideri Trump savaşı bir iki haftada bitirileceğini söylerken İran’ın beklenmeyen direnişi sonucu savaş bir ayı aştı. Görünüşe göre de aşmaya devam edecek. İran’ın füzeleri, Tel Aviv’i, Hayfa’yı, Körfezde bulunan Amerikan üslerini vurmaya devam ediyor. Her savaşta olduğu gibi bu savaşta ölüm, acı, gözyaşı getirmeye devam ediyor. Savaşın olduğu ülkelerde masum insanlar katledilirken, evleri başlarına yıkılırken, başka ülkelere göç etmek zorunda kalırken, savaşın dışında kalan dünya halkları da savaşın ceremesini çekmek zorunda kalıyor. Bu nedenle, kapitalizmin en yüksek aşaması olan emperyalizm dünya halklarının baş düşmanıdır. En tehlikelisi de Amerikan emperyalizmidir. Venezuela’dan Küba’ya, Kanada’dan Grönland’da, İran’dan Filistin’e kısaca her yere çökmeye çalışmaktadır.

Tek Adam İktidarının, Saray Rejiminin hesabı savaşa takıldı. İran Hürmüz Boğazını kapatınca petrol fiyatları bir anda 100 Doları aştı. Hürmüz Boğazından petrol tankerlerinin geçişinin yasaklanması dünyayı da etkiledi. Bütün dünyada petrol fiyatları artmaya başladı. Petrol fiyatlarının artması iğneden-ipliğe, doğal gazdan-elektriğe, meyveden-sebzeye, ulaşımdan-kiraya düşünülebilecek her şeye zam geleceği anlamına gelir.

Tek Adam İktidarının seçimlere yönelik OVP (Orta Vadeli Program) ekonomik programı işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, üretici köylülerin ücretlerini veya alacakları teşvikleri baskılama üzerine kuruluydu. Sözüm ona baskılama sonucu enflasyonu düşüreceklerini, seçimlere yakın bir zamanda da kesenin ağzını açarak halkı memnun edeceklerini hesaplıyorlardı. Evdeki hesap savaşa takıldı. ‘Enflasyon bu ay düşecek, yok olmadı öbür ay düşecek, o da olmadı yılsonu düşecek’ yalanları bir-bir söndü. Enflasyon artmaya başlayınca da siyasi iktidarın ve Merkez Bankasının yılsonu enflasyon hesapları revize edilmeye başlandı.

Gelecek günler daha da kötü günlerin bizi beklediğini gösteriyor. Mazot ve gübre fiyatları arttıkça gıda ürünlerinin fiyatları da artacak. Tarıma ve hayvancılığa verilmeyen teşvikler sonucu patlıcan, biber, domates, meyve ve sebzeler taneyle alınabilecek. Ankara’da bir marketten taneyle satın alınan patlıcan’ın 36.79 TL, kapya biber’in 11,59 TL, yeşilbiber’in 20 TL, elma’nın 27.59 TL, domates’in 21,59 TL. olduğu hesaplandı. Et ürünlerine ise el yakar seviyede, ancak vitrinlerden bakılabiliniyor.

Savaş sadece enflasyonun artmasına neden olmadı. Yüksek faiz politikası nedeniyle ülkede bulunan spekülatif sermaye kaçmaya başladı. Türk Lirası uluslararası borsada değer kaybetti. Merkez Bankasının döviz ve altın rezervleri ciddi anlamda eridi. Dolar, Euro ve altın fiyatları arttı. Mart 2026 verilerine göre; İhracat %6.4 düşerken, ithalat %8.4 arttı. Kısacası dış ticaret açığı %56 artışla 11.2 milyar dolara çıktı. Son 12 aylık dış ticaret açığı 98.3 milyara ulaştı. İşçiye, emekçiye kaynak yok diyen Tek Adam İktidarı 15 doğal gaz yakıtlı elektrik şirketine Şubat ayı içinde770 milyon TL teşvik verdi.

4 Nisan itibariyle elektrik ve doğal gaza %25 zam yapıldı. İşçinin, emekçinin, emeklinin yoksul halkın faturaları kabararak gelecek. Artan enerji maliyeti sanayiye de yansıyacaktır. Bu durum da her şeye zam gelecek, yoksullar daha da yoksullaşacaktır. Elektrik prizini açmak, doğal gazı yakmak herkesin cebini daha da yakacaktır.

Halkın sırtına yüklenen dolaylı ve dolaysız vergi yükleri can yakıyor. Asgari ücretle çalışanlar, en düşük emekli aylığı alanlar çarşı-pazarda patronlarla aynı dolaylı vergiyi ödüyor. Dolaysız vergilerde ise çalışanlar patronlardan daha fazla vergi veriyorlar. Bir önceki yazımda bunu rakamlarla örneklemiştim. Cumhur Ortaklığının temsilcileri (AKP ve MHP) hiç utanmadan, sıkılmadan pırlanta ve değerli taşlardan vergi almayı öngören yasayı Mecliste görüşülürken torba yasadan çıkardılar. Halk temel tüketim mallarına vergi öderken zenginler pırlantaya, değerli taşlara vergi ödemeyecekler. Ne güzel adalet(!)

Zenginlerin kerameti sadece bu değil. Dünyanın ultra zenginleri (%0.1’lik kesim) Oxfam’ın hazırladığı bir rapora göre, 2.84 trilyon doları vergilendirilmemiş deniz aşırı hesaplarda saklıyorlarmış. Euronews’te yer alan bir habere göre, Panama Belgeleri sızıntısının üzerinden on yıl geçmesine rağmen küresel zenginlerin hâlâ karmaşık bir uluslararası finansal sistemi kullanarak denetimden ve vergilendirmeden kaçtığını ortaya çıkarmıştı. Hallum adlı kuruluş, ‘ultra zenginlerin, vergiden kaçınmanın her seferinde daha yaratıcı ve karmaşık yöntemlerini geliştirmeleri için servet yöneticileri ve muhasebeciler tutacak imkâna sahip olduğunu’ raporlamıştı. Türkiye’den kaç zenginin buralarda hesabı olduğunu bilemiyoruz. Bu hesaplar gizli. Ama gerçeklerin gün yüzüne çıkma diye bir huyu var. Yakın gelecekte bunlar bir bir ortaya çıkacaktır.

Son söz; 4 Nisan Nato’nun 77. kuruluş yıl dönümüydü. Nato, başında ABD emperyalizminin bulunduğu bir savaş örgütüdür. Ülkelere ölüm, acı ve gözyaşı götürmektedir. Dağıtılmalı ve Türkiye Nato’dan çıkmalıdır. Türkiye’deki bütün askeri üsleri kapatılmalıdır. 7-8 Temmuzda Ankara’da yapılması planlanan Nato toplantısı iptal edilmelidir.