ÇEVRE

Ekoloji mücadelesinden demokrasiye: İzmir'in iki büyük direnişi Aliağa ve Bergama

Aliağa ve Bergama mücadelelerini örnek gösteren Cangı, “Çevre hakkının korunmasıyla demokratikleşme arasında bir bağ olabilir mi?” sorusunu gündeme taşıdı.

EGEÇEP Eş Sözcüsü Av. Arif Ali Cangı, ekoloji hareketlerinin yalnızca çevre hakkının korunması açısından değil, toplumun demokratikleşmesi açısından da önemli bir rol üstlendiğini söyledi. İzmir’deki Aliağa ve Bergama mücadelelerini örnek gösteren Cangı, “Çevre hakkının korunmasıyla demokratikleşme arasında bir bağ olabilir mi?” sorusunu gündeme taşıdı.

Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü İnisiyatifi’nin “İkinci Yüzyılda Cumhuriyet’in ve Toplumun Demokratikleşmesi” başlıklı konferansında konuşan Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Eş Sözcüsü Av. Arif Ali Cangı, ekoloji mücadelelerinin demokratikleşme açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Devletin demokratikleşmesinin toplumun demokratikleşmesinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Cangı, bu süreçte toplumsal hareketlerin önemli bir işlev üstlendiğini söyledi. Yerellerde yürütülen ekoloji mücadelelerinin demokratikleşme açısından bir fırsat yaratabileceğini ifade eden Cangı, “Çevre hakkının korunmasıyla demokratikleşme arasında bir bağ olabilir mi?” sorusunun tartışılması gerektiğini dile getirdi.

“DEMOKRASİNİN KOŞULLARIYLA ÇEVRE HAKKININ KOŞULLARI ÖRTÜŞÜYOR”

Demokratik toplumun, kararların yalnızca merkezi devlet tarafından değil, halkın ve yerel meclislerin katılımıyla alındığı bir toplumsal yaşam anlamına geldiğini belirten Cangı, doğayla uyumlu ve katılımcı bir toplum modelinin önemine işaret etti.

Ekolojik toplumun koşullarının aynı zamanda demokratik toplumun da koşulları olduğunu vurgulayan Cangı, özellikle bilgi edinme hakkı, halkın katılımı ve adalete erişim hakkının ortak bir zeminde buluştuğunu söyledi.

Cangı, günümüzde çevre mücadelelerinin karşılaştığı güçlüklerin merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki yetki ilişkileri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

BERGAMA’DA KADINLARIN ÖNCÜLÜĞÜ

Cangı’nın ikinci örneği ise Bergama-Ovacık altın madenine karşı yürütülen mücadele oldu.

Bergama’daki hareketin Türkiye’deki ekoloji hareketinin en önemli örneklerinden biri olduğunu belirten Cangı, mücadelenin yalnızca hukuki süreçlerden ibaret olmadığını; kentin sosyal ve siyasal hayatını da etkilediğini söyledi.

Bergama mücadelesinde kadınların öncü rolüne özellikle dikkat çeken Cangı, farklı toplumsal kesimlerin bir araya gelmesiyle güçlü bir toplumsal hareket ortaya çıktığını ifade etti.

“Eğer Ovacık’ta, Bergama’da önleyebilseydik şu anda Türkiye’nin hiçbir yerinde altın madenciliği olmayacaktı” diyen Cangı, Bergama’daki mücadelenin Türkiye’deki sonraki ekoloji hareketleri açısından da önemli bir deneyim oluşturduğunu söyledi.

“TOPLUMSAL HAREKETLER DEMOKRATİKLEŞMENİN KAPISINI AÇABİLİR”

Bergama’daki mücadelede bilimsel çalışmaların, hukuk mücadelesinin, köylü hareketinin ve sivil toplum örgütlerinin bir araya geldiğini belirten Cangı, ortaya çıkan toplumsal hareketin merkezi iktidarın da gündemine girdiğini anlattı.

Ekoloji mücadelesinin hukuk alanında da önemli sonuçlar doğurduğunu ifade eden Cangı, Bergama sürecinin çevre hakkının temel hak ve özgürlüklerle ilişkisini ortaya koyduğunu söyledi.