‘Mutlak Butlan’ deyimini daha önce hiç duydunuz veya okudunuz mu? Benim cevabım hayır. Ta ki CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultayı için yapılan itiraz ve devam eden süreçte Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin (İstinaf), CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultayı için 21 Mayıs 2026 ayında “mutlak butlan” kararı vermesi ile öğrendik bu deyimi ve neredeyse onunla yatar, kalkar olduk.
Ne demek Mutlak Butlan? Butlan ifadesi Arapça (buṭlān) sözcüğünden Türkçeye geçmiş “boş, geçersiz, asılsız, batıl” anlamına geliyor. Kesin ve tam olan anlamında ki Mutlak ile kullanılınca hukuki bir deyim olarak ifadesi ise şöyle;“ bir hukuki işlemin veya sözleşmenin kamu düzenine, genel ahlaka veya kanunun emredici kurallarına aykırılık sebebiyle baştan itibaren kesin olarak hükümsüz sayılmasıdır.”
Yukarıda belirttiğim kararla kurultay ve sonrasında CHP de yapılan tüm olağan/olağanüstü kurultaylar ile alınan kararlar baştan itibaren hükümsüz kabul edildi. Bu kararla kurultay öncesi CHP de mevcut Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki parti organlarının göreve dönmesi sonucunu doğurdu. Kurultayda Genel Başkan seçilen Özgür Özel ve tüm kurullar görevden düşürüldü. Sonrasında ki süreçte ise CHP de iç hesaplaşmalar başladı ve halende devam ediyor. İleride bu konu başlı başına bir araştırma konusu olacak ve Türk siyasi tarihinde bir ibret vesikası olacaktır.
Doğum oldu demiştim karar için, öyle bir doğum oldu ki sancısı aradan günler geçmesine rağmen dinmedi. Nasıl dinsin ki “ İstanbul Büyükşehir Belediyesine yapılan operasyonla başlayan belediyelere yönelik davalar, tutuklanan başkanlar, itirafçı olanlar, belediye başkanlarının transferleri, kayyum atamaları, İstanbul CHP il örgütünün görevden uzaklaştırılması, Adalet Bakanının değişmesi ve kurultay iptali ile gelen mutlak butlan kararı ile sona erdi denilirken ortaya çıkan hukuki süreçteki boşluklar ve itirazlar sancıyı tavan yaptı. Doğan ‘prematüre bebek’ ise Beştepe’de Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde her gelişen duruma göre uygulanan tedavi ile hayatta tutulmaya çalışılıyor!
CHP ise bu süreci yönetme konusunda Kılıçdaroğlucular ve Özelciler olarak ‘Arınmacılar’ ve ‘Direnişçiler’ olarak gruplaşıp paylaşamadıkları parti organlarında ki ayrışmalar, istifalar ve ihraç teklifleri ile bu süreci yürütmekte oldukça zorlanmaktadırlar…
Ancak bu süreçte gerçek olan konu ise alınan kararların bir CHP iç meselesi olmadığı ve memleket meselesi olduğudur. “Mutlak butlan” kararı, bugün yalnızca bir parti içi uyuşmazlık meselesi değildir. Süreçte Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenmiş mazbatalar ve oluşmuş kurumsal yapılmış parti organı seçimleri, alınmış kararlar, verilmiş siyasal yetkiler vardır. Bu karar yargının siyasi partiler hukuku alanındaki yetkilerinin ve müdahale sınırlarının yeniden tartışılmasına yol açmıştır. Siyasi partilerin özerkliği, yargının parti içi işleyişe müdahale sınırları ve demokratik teamüller açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirmiştir. Devlet aklı olarak savunulan hukuki süreçte uygulanan kararlar TC. Devletinin Anayasasının amir hükümleri değil Beştepe de ki bir kurulun aldığı ve dikte ettirdiği kararlardır. Ve bu kararların uygulamaları sonucunda CHP içindeki karmaşa çok bilinmeyenli bir denkleme dönüşmüştür…
“Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile kuvvetler ayrılığı ilkesi içinde yasama ve yargının egemenliğini kaybettiği bu süreçte Türkiye bir hukuk devleti midir? Bir mahkemenin aldığı kararla Siyasi Partiler kanunu, YSK yetki ve sorumlulukları, Seçim Kanunu ilgili maddeleri tartışılırken yargının bağımsız karar verdiği kabul edilebilir mi? Bu durum, Türkiye’de bir siyasal rejimini dönüştürme çabasının son adımları mıdır? Yargıtaya yapılan itirazda Anayasal ilkeler, hukuki ilkeler detaylı bir hukuki incelemeye tabi tutulacak ve siyasi görüş göz önüne alınmadan değerlendirilebilecek midir? Ve de tüm bu olumsuzlukları devam ettirmek ve kaos ortamını artırmak için Kıbrıs, Doğu Akdeniz, İsrail anlaşmazlıklarında yangına körükle gidilir mi?”
“CHP’de arınma adı altında MYK’da alınan kararla Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilen 9 milletvekili ve 2 Belediye Başkanı partiden ihraç edilir mi? Özgür Özel hakkında fezleke düzenlenir ve işleme konulur mu? Kurultay toplanacak, parti yeni bir yönetimle yoluna devam edecek mi? Eş başkanlık sistemi ile yola devam edilir mi? Yeni Parti kurulacak mı? Başka bir Parti ile ittifak mı yapılacak? SHP ile yeni bir başlangıç yapılır mı? DSP, CHP’ye kapısını açar buyur der mi? Mecliste yer alan sol bir parti altında toplanılır mı? Millet İttifakı canlanır mı? Parti meclisinden istifa eden Özel yanlısı 28 üyeden sonra kurultay süreci başlayacak mı? Mevcut krizin aşılması için taraflar stratejik bir uzlaşı ve ortak yol haritası oluşturabilecek mi? Kasım ayında baskın bir seçim kararına karşı yol haritası var mı?”
Sonuç olarak, bu denklemi çözecek olan önce Yargıtay’ın, bu karmaşık hukuki uyuşmazlıkta, hukuki istikrarı ve parti özerkliğini güvence altına alan bir karar vermesi, Türk yargı sisteminin ve demokrasisinin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Diğer yandan CHP de mutlak butlan kararı ile yönetime gelenler arınmadan önce birleşme ve tek vücut olarak mücadele etmeyi, ayrışma içerisinde değil bütünlük içerisinde yol haritasını belirlemeli Beştepe deki devlet aklıyla değil anayasa ve diğer kanun ve yönetmeliklerin ilkesinde kararlar alarak düzlüğe çıkıp iktidara giden yolu açmalarıdır?
Bu soruların cevaplarının nasıl çözüleceğini Türkiye’nin bütün bunlara nasıl refleks göstereceğini yaşayıp göreceğiz kısaca bu pilav daha çok su kaldıracaktır hatta örneğine rastlanmayan olaylara tanıklık etmeye de hazırlıklı olalım…
TC. Devleti Anayasası Başlangıç metnindeki;
“…Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir iş bölümü ve iş birliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;”
İlkelerinin uygulanacağı Türkiye’ye kavuşmak dileği ile sağlıcakla kalın…