Ajans Bakırçay
2020-04-21 11:05:07

Yaşlılık, İhtiyarlığa Direnmektir!..

Atilla Köprülüoğlu

atillakopruluoglu@gmail.com 21 Nisan 2020, 11:05

Ne kadar hüzün geçmişse dünyadan

Ne kadar acı geçmişse yaşayacağız

Hepsini yeniden, bir bir dünyada

(Turgut Uyar)

*

İletişim Uzmanı Haluk Şahin Hocam, 

Korona belâsıyla uğraştığımız şu günlerde 

-kendisinin de dahil olduğu- 

65 yaş üstü kesimin 

şikayetlerini dillendirmiş;

"Bir ayı aşkın bir süredir evlerde kapalıyız. 

Kapının önüne bile çıkamıyoruz.

Hava alamıyoruz. 

Yürüyüş yapamıyoruz. Bunaldık!

Bir çoğu, en zorunlu banka ve alışveriş 

işlerini yapamıyor. ATM’ye gidemiyor, 

gitse bile polissiz kullandırılmıyor, 

bazılarının güvendiği hiç kimse yok, 

telefonu bozuk, vb.

Nüfusun sadece yüzde 9’unu oluşturan 

bu kesime, farklı muamele, bütün ‘ayrımcılık’ 

tanımlarına uyuyor:

Bir demografik özellik yüzünden 

bazı hak ve nimetlerden mahrum bırakılmak!

Elbette ortada bir tıbbi gerçek var.

Covid-19 virüsü yaşlılara karşı daha etkili, 

yüksek oranda ölüme neden oluyor.

Ancak, bu onların kendilerini başkaları kadar 

koruyamayacakları anlamına gelmiyor.

Tam tersine, sağlam maskesi, şapkası, 

fiziksel mesafesi, el yıkaması ve duşu ile 

65 üstü bir yurttaş bunları yapmayan 

25 yaşındaki bir yurttaştan daha güvencededir.

Bunun sorumluluğunu üstlenecek sağduyu ve 

deneyime sahiptir. Yaptığı yürüyüşün 

sağlayacağı psikolojik ve biyolojik fayda da çabası(…)

Bazı esnekliklere ihtiyaç duyulduğuna şüphe yok.

Salt bu yaş grubu için alışveriş ve 

banka saatleri, yürüme alan ve parkurları gibi.

Dünyanın başka yerlerindeki uygulamalara bakılabilir.

Tüm önlemleri alalım. Fakat yaşlılara 

ayrımcılığın ciddi bir ayıp olduğunu da unutmayalım."

*****

"Tiyatronun Devi" 

Yıldız Kenter ilkokul 1.sınıftadır. 

Unutamadığı bir cezaya çarptırılır; 

"Karatahtanın önünde sırtı sınıfa dönük, 

ders bitimine kadar kıpırdamadan ayakta durmak!"

Şöyle devam eder o anısına sanatçı;

"Utanıyorum, ölmek istiyorum. Sonra bir ara 

cebimdeki kabarıklığı hissediyorum; 

kabak çekirdeklerimi. Bir kuruşluk almış, bir tane yememiştim. 

Bahardı, papatyalar, gelincikler açmıştı. 

Çıkınca çekirdek yiyerek aralarından geçecektim.

Haydi be sende!

Ne diye ölecekmişim. 

Konuşa gülüşe eve gitmek varken!..

Şimdi dönüp geriye baktığımda 

hep çekirdek misali umutlar 

peşinde ayakta kalabildiğimi görüyorum.

İçim ısınıyor yeniden. Kalk hadi diyorum, durma koş, birşeyler yap.

Yaşa!.."

Sonra da noktayı koyuyor Kenter;

"İnsanın ortak kaderi doğum ölüm ve o aradaki zaman, yaşam…

Doğmak, ölmek isteğe bağlı değil.

Ölmek, belki bazen. 

Bize düşen, yaşamak! Koşullar ne olursa olsun yaşamak. 

Ayakta kalmak!.."

*****

Prof.Dr.Şahin özetle; "Koruyayım derken 

ayrımcılık yapmayın!" diyor…

Haklısınız Hocam!

Saça akların düşmesi, belin bükülmesi değildir yaşlılık.

Amaçsızlıktır, umudu yitirmektir.

Yaşlılık, ihtiyarlığa direnmektir!

Yaşlılığın "bilgelik" olduğunun unutulmaması gerekiyor!

Şair, "Yaşadıkça yaşlanmassınız, 

yaşamadıkça yaşlanırsınız" derken ne haklıdır.

Kesinlikle bu yaş grubu için "yaşlanmadan yaşamaları" için 

nefes alıcı kısmi önlemler de alınmalıdır!

*****

Yıldız Kenter’in inatla sürdürdüğü 

şekilde; yaşlısıyla, genciyle, güzel yürekli insanlarla 

"ayakta kalacağız." 

İnadına; "geçtiği her yerde iyi ve canlı ne varsa 

zehirleyen" kara rüzgar Korona’ya da direneceğiz!

Ataol Behramoğlu Usta gibi de soracağız birbirimize;

"Ve ölümle arasındaki savaşta/ Ölümü göze 

alman gerekirse eğer/ Neresi olmalı bulunduğun yer?"

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.