Ajans Bakırçay
2020-11-12 17:27:54

Kasım 2020 Birinci Yarısı Bireysel Kültür Etkinlikleri                          

Nüket Hürmeriç

12 Kasım 2020, 17:27

Kadınların aşağılanmasının, şiddet görmesinin ve öldürülmesinin çok yaygın olduğu şu son zamanlarımızda bazı kadınımız da sanat dalında büyük başarılar elde ediyor. Bunlardan birisi de müzisyen Zeynep Gediklioğlu. Babasını dinlediği İngiliz rock grubu Deep Purple ile müzik tutkusu başlamış. İlk bestesini 12 yaşındayken yapmış. Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı Kompozisyon ve Şeflik Bölümünde öğrenim görmüş. Sonra da Fransa ve Almanyadaki öğrenimleri, eğitimleri, yaz kursları ve festivalleri eklenerek kendisini geliştirmiş. Elbette çok sayıda ödüller, sipariş üzerine besteleriyle dikkat çekip kendini kanıtlamış. Cumhuriyet Gazetesi, yeni çıkan “Verbinden und Anwendung” (Birleştir ve Ayrıl) adlı albümü dolayısıyla kendisiyle bir röportaj gerçekleştirmiş. Müzik türü elbette “çağdaş müzik.” “Susma” adlı Yaylı Çalgılar Kuarteti, Orkestra için “Durak”, Piyano ve Keman için “Akdenizli”, insan sesleri için, çalgısız yani eşliksiz olan “Kelimeler”, Piyano için “Denge” Youtube’den dinleyebildiğim belli başlı parçaları. Hepsi de 15-20 dakika civarında kısa çağdaş türde parçalar. Ayrıca repertuvarında daha uzun olabilecek senfoni olmadığını fark ettim. İlerde gerekli görür mü bilmem. Günümüzde artık böyle parçalar tercih ediliyor. Kendisini aynı zamanda dünya yurttaşı gibi hissettiğini belirten genç müzisyenimizin başarılarının sürmesi dileğiyle…

***

Huzurevinde korona virüs günlerini yaşamak, beraberinde kara mizahlık durumlara da yol açıyor…85 yaşlarında bir sakin, sürekli çok unutkan olduğundan yakınmaktadır. Bunun için doktorun iki hap verdiğini, sürekli almak zorunda olduğunu açıklar. Daha genç başka bir sakin de, demans ya da alzeimer başlangıcı olup olmadığını sorar. Yanıt; hayır, değil, yaşlılıktan ileri gelen unutkanlık!.. Huzurevinde televizyona yeni bir sistem getirilmiştir. Odalardaki televizyonlara uygulaması yapılır. İki kumanda birden kullanılacağı göstererek anlatılır. Ama akılda tutmakta zorlanabiliyorlar. Yanlışlıkla başka düğmelere basabiliyorlar. Sonuç; sinyal yok! Defalarca ustalar gelip düzeltiyor, yeniden yeniden bağlantı kesiliyor. Yine çok yaşlı birisi, yemekhanede yana yakıla kendisinin sürekli usta çağırmaktan utandığını ve bıktığını söylemektedir. Ustaların da sürekli gelmekten bıktıklarını belirtmektedir. Kendisini duyan öteki sakinler, kendi deneyimlerine dayanarak tavsiyede bulunur. Sıkıntısını duyan bir başka bey sakin, televizyondan anladığını, kendisine yardımcı olabileceğini belirtir. Sevinerek birlikte odaya yönelirler. Bir daha ki görüşmede merakla sonucu sorarlar. Yaşlı bey de yapamamıştır! Anlaşıldığı üzere bu yeni ve özellikle elektronik sıkıntılar o kadar çok ki ustalar sıraya koymak zorunda kalıyor. Böyle benzer durumlarda sakinler “gençlikten” deyip ironi yapıyor. Gel de –ışıklar içinde yatsın Levent Kırca! - “Olacak o kadar!” deme!..

***

Çağdaş Müzik türünde pek uzun senfoniler bestelenmediğini ve bu hız çağımızda da bunun olağan olduğunu düşündüm. Ve gerilere gittim. Çağdaş’tan geriye; empresyonist (izlenimci), romantik, klasik, barok… Kendimi Haydn’ı düşünürken buldum. Besteci 1732-1809 yılları arasında yaşamış. Kendisinden senfoni ve yaylı dörtlünün babası olarak söz edilir. Mozart ve Beethoven’e yol açtığı belirtilir. 104 senfoni bestelemiştir. Sırayla, evet sırayla youtube’den senfonilerini dinleme olanağı buldum. Sevimli ve hafif senfonilerini genellikle yaklaşık 15,20, 25, 30 dakikalık sürelerle bestelemiş. Değişik adlar da koymuştur. En tanınmışlardan örnekler: 6. Re Majör “Morning” (Sabah), 22. Mi Bemol Majör “Philosopher” (Filozof), 45. Fa Diyez Minör “The Farewell” (Veda), 82. Do Majör “The Bear” (Ayı), 83. Sol Minör “The Hen” ( Piliç ), 85. Si Bemol Majör “Queen” ( Kraliçe ), 100. Sol Majör “Military” (Askeri), 101. Re Majör “Clock” (Saat) ve son olarak da 104. Re Majör “London” (Londra). Görüleceği üzere çoğu majör olarak bestelenmiş. 45. Senfoni’nin,“Veda” adına uygun olarak hüzünlü, minör olarak da bestelendiğine dikkatinizi çekerim… Meraklısına iyi dinlemeler…

***

Herkese Bilim, Teknoloji, Kültür ve Eleştirel Düşünce Dergisi, Korona Virüs ağırlıklı yazılarını sürdürüyor. Bilgi kirliliğinin arttığı zamanımızda en güvenilir kaynak dergi olma özelliğini de koruyor. Genel kültürü yeterli olan okuyuculara göre, anlaşılması zor olmayan bir popüler bilim dergisi niteliğine sahip. Ayrıca her pazartesi Cumhuriyet Gazetesi’nin tam sayfa bilim sayfasına destek verdiğine de dikkatinizi çekerim… Popüler bilim dergisi okuyalım, zihinsel tembellikten kurtulalım… Bu yazıların sahibi abonedir… İyi okumalar…

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.