Ajans Bakırçay
2020-07-02 09:47:00

Haziran 2020 İkinci Yarısı Bireysel Kültür Sanat Etkinlikleri

Nüket Hürmeriç

02 Temmuz 2020, 09:47

Artık 66 yaşına gelip huzurevine yerleşen biri olarak sanki geçmişi daha sık anar oldum. Yanlış anlaşılmasın hâlâ bugün ve gelecekle ilgili planlar yapıyorum. Yaşamımı gözden geçirdiğimde insan ilişkilerinde başarılı olmadığımı, daha doğrusu olamadığımı görüyorum. Belediye ve halk eğitim merkezinin ortaklaşa düzenlediği sağlıklı iletişim kursuna gitmeye gereksinim duyuyorum. Kurduğumuz whatsapp grubu aracılığıyla eğitimcimizin gönderdiği bazı testlerle iletişimi sürdürüyoruz. 65 yaş üstü olarak odada hapis olunca insan ilişkilerinde neyin daha önemli olduğunu düşünmeye başladım.

Bence; 1. Karakter 2. Çağdaşlık, modernlik 3. Devrimcilik ya da Atatürk devrimciliği.

Zamanla bu kavram ve olgular ağırlık kazandı. Bir insanın modern olabileceğini ama aynı zamanda karakter olarak nitelikli bir düzeyde olmayabileceğini, bir devrimcinin kendini toplumcu olarak görebileceğini ama kendisinin asosyal olabildiğine tanığız. Keza bir Atatürkçü’nin Atatürk devrimlerini tam kavrayamadığına, örneğin dil devrimine karşı olabildiğine, bol bol Osmanlıca sözcük kullanabildiğine, çağdaş değil muhafazakar olabildiğine tanık oluyoruz. Hele kadın- erkek ilişkilerinde çoğu erkek devrimcinin sınıfta kaldığını üzülerek görüyoruz. Gel de feminist olma!..

Daha sonra bu değerleri yakınımdaki insanlara sormaya karar verdim. Telefonlar bunun için de var. Sonunda toplam 20 kişiye ulaştım. Sonuç nasıl mı? Ezici çoğunluk 15 kişi, benim gibi karakteri önceledi. İki kişi ikinciyi, üç kişi de üçüncüyü ilk sıraya koydu. Bizim yaştakilerin ilk sıraya karakteri koymaları doğaldı ama 35, 40 yaşlarındaki gençlerin de aynı görüşte olması beni düşündürttü. Bizim yaştakilerin acılar çeke çeke ulaştığı bu sonuca gençlerin de varması nasıl yorumlanabilirdi? Onlar erken mi olgunlaşmışlardı acaba? Yoksa istediği fakülteyi kazanamama, yeteneklerini değerlendirebilecekleri bir işe sahip olamama ve işsizlik gibi farklı sıkıntıları mı onları böyle yapmıştı? Annelerimiz zamanında üniversiteye sınavsız girildiğini anımsayan var mı? Sormacamı bir soruyla tamamlamak istiyorum: Tutarlılık da önemli değil mi?..

****

Diana Ross; R&B, soul, caz şarkıcısı. 1970’lerde “Do You Know Where You’re Going to?” adlı duygulu şarkısı ile ilk çıkışını yapmıştı. Sözlerini kendimce yaptığım çevirisi ile birlikte sunuyorum: Do you know where you’re going to?/Do you like the things that life is showing you/where are you going to?Do you know? (Nereye gittiğini biliyor musun?/Hayatın sana gösterdikleri şeyleri seviyor musun?/Nereye gidiyorsun? Biliyor musun?) /Do you get what you’re hoping for?/When you look behind you, there’s no open doors/What are you hoping for?Do you know? (Ümit ettiklerini elde ettin mi?/Arkana baktığında, açık kapılar yok/Neyi ümit ediyorsun?Biliyor musun?) Once we were standing still, in time/Chasing the fentasies and feeling all nice/You know how I loved you, but my spirit was free/Laughing at the questions that you once asked of me (Bir zamanlar sakin duruyorduk,/zamanla, fantezileri izleyerek ve tüm güzelliklerle duygulanarak/Seni ne kadar sevdiğimi biliyordun, ama ruhum özgürdü/Bir zamanlar bana sorduğun sorulara gülerek) Now looking back at all we had/We let so many dreams just slip through our hands/Why must we wait so long, before we see?/How sad the answers to those questions can be? (Tüm sahip olduklarımıza dönüp baktığımızda/Bir çok düşümüzün ellerimizden kayıp gitmesine izin verdik/Görmeden önce neden bu kadar bekledik?/Bu soruların acıklı yanıtları nasıl olabilir?)

****

Başta “koronavirüs” olmak üzere en yeni bilimsel bilgileri, haftalık Herkese Bilim, Teknoloji, Kültür ve Eleştirel Düşünce Dergisi’nde bulabilirsiniz. Ben aboneyim…

Sağlıklı yıllar…

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.