Ajans Bakırçay
2020-08-31 09:12:07

Ağustos 2020 İkinci Yarısı Bireysel Kültür Etkinlikleri

Nüket Hürmeriç

31 Ağustos 2020, 09:12

Şair, eleştirmen Veysel Çolak son yayınladığı kitaplara “Som Şiiri Aramak” adlı deneme türündeki kitabını da kattı. “Şiir Sanatı Üzerine Kronikler”i ikinci bir alt başlık olarak vermiş. Klaros Yayınları 83 sayfa olarak basmış. Şairimiz öncelikle şiir enflasyonundan yakınıyor. Behçet Necatigil, Berthol Brecht, Ernst Bloch, Lenin, John Berger gibi şair, düşünürlerin düşüncelerinden yararlanarak doğrudan ya da dolaylı olarak şiirle ilgili irdelemelerde bulunuyor. Türkçe yanlışlarını örneklerle göstererek sergiliyor. Şiirin; fotoğraf, film, resim gibi öteki sanat dallarıyla bağlantılı olarak değerlendirmelerde bulunuyor. Süreç içerisinde yararlandığı şair ve düşünürler arasında Guillaume Apollianire, İlhan Berk, Arthur Rimbaud, Antonio Gramsci, Cemal Süreya’yı sayabiliriz. Şairin genellikle çeşitli kavram, olgu ve olaylardan etkilenip yoğunlaşarak şiirin yazdığını vurguluyor. Devamla Sait Faik, Honnore de Balsac, Muhittin Bilgin, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Nazım Hikmet, Mihail Bahtin, Aslıhan Tüylüoğlu, Paul Valery, Melih Cevdet Anday, Gülten Akın, Can Yücel, Ahmet Oktay, Metin Eloğlu, Edip Cansever’den söz ederek şiirle ilgili değerlendirmelerini sürdürüyor. Veysel Çolak, şairler ve şiirlerinin birey ve toplumun değişmesine katkısı olması gerektiğini vurguluyor. Son bölümlerde de Vladimir Mayakovski, Octavio Paz ve Jean-Louis Joubert’ten de söz ederek şiir dünyasına açılan pencereleri çoğaltıyor. Şiir öğrencilerine ve şiir severlere seslenen bir kitap. Şairimizin emeklerine sağlık diyorum.

***

“Metin Altınok Şiirlerinden Şarkılar” albümünün ikinci CD’si ile baş başayız. Birinci parça “Havı Dökülmüş Sevincin” vokalleri Çiğdem Erken, Umay Umay ve Birsen Tezer. Düzenleme ve mixi Nurkan Renda ile Çiğdem Erken birlikte kotarmış. Beste; Çiğdem Erken. Piyanoda yine Çiğdem Erken. Daha ne olsun. Bravo! Kanun, kemençe, ney gibi Türk çalgılarıyla zenginleştirilmiş çok güzel bir Türk Hafif Müziği örneği: Bilmem ki ne diyeyim / sana örselenmemiş / dostluğun böğründe sancı / sevgi toza belenmiş / havı dökülmüş sevincin. İkinci parça olan “kavaklar” Onno Tunç bestesi olarak ilk çıktığında Sezen Aksu ile anlam kazanmıştı. Yine beğeniyle dinleniyor. Eskimeyenlerden. Dördüncü parça “baharat yollarında” yine bir Çiğdem Erken bestesi. Demet Sağıroğlu’nun yorumu ve klarnetin ferahlatan sesiyle etkilenmemek olanaksız. “Yol uzun gece kara / ben bu garip yolculukta / çoğaldıkça çoğaldım / evvel bir idim şimdi milyonla. Beşinci parça “Sis”in prodüktörlüğünü ve piyano eşliğini İklim Tamkan yapmış. Güneş Duru bestesini seslendirirken piyano da çalsaydı daha iyi olmaz mıydı, diye düşünüyorum. Bir lied tadı var. Çok güzel. Büyük bir hazla dinleniyor. "Özenle boyadım ipliğini sevginin / gidip de bulamamanın incinmiş rengine" Altıncı parça “acılarla sorularla” da söylenecek çok şey var. Müzik, aranje, keyboard ve vokal Selim Tarım. Kendisi dört dörtlük bir müzik insanı olduğunu kanıtlıyor. Bu adı iyi öğrenmeli ve izlemeliyiz. Yedinci parça olan “kuşlu gazel” yine çok değerli müzik insanı Mazlum Çimen’e ait. Müzik, bağlama, ıslık ve bas sesiyle parçayı o kadar duygulu bir şekilde yorumluyor ki anlatmak zor. Bir daha, bir daha dinleme isteği uyandırıyor insanda. Hatta daha sürüyormuş gibi, kendimiz de söylüyormuşuz gibi bir duygu uyandırıyor. “Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım / sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım.” Devam edecek…

***

Sahaf görevlisi şiir de çevirdiğimi öğrenince O. Henry’nin 100 hikayesinin olduğu kitabı elime tutuşturmuştu. Uygun bir zamanda heyecanla okumaya başladım. Önce bir şaşkınlık geçirdim. Ne çok bilmediğim Amerikanca sözcük vardı. Zorla ilerliyordum. Öyle çok sık sözlüğe başvuruyordum ki, tat alamıyordum. Ama zamanla alıştım. Tam bir dil ustası olduğunu, Amerikanca dilini hakkıyla kullanan bir hikayeci olduğunu anladım. Büyük Amerikalı hikayeci ününü boşuna kazanmamıştı. Evet, bir sözcüğü hemen hemen ikinci kez kullanmıyordu. Âdeta dünyanın başkenti diyebileceğimiz New York’un orta sınıfını anlatıyordu. Oldukça kısa hikayeler, sürpriz sonuçlar, zengin dil, sözcük rezervi çok geniş. Money (para) sözcüğünün bir ayrıcalığı vardı. O kadar çok sık kullanıyordu ki. Amerika’yı, New York’u en iyi anlatan yazar olmalıydı. Bu kitaptan önce de İngilizce başka bir kitap (roman) okumuştum. Hemen hemen hiç sözlüğe bakmaya gerek görmemiştim. Bir kadının kendi ayakları üzerinde durma savaşımını anlatıyordu. İkisi arasında ki fark neydi? O Henry edebi değeri olan hikayeler yazıyordu. İkinci kitap kadınlara mücadele konusunda örnek olabilecek nitelikteydi, ama edebi değeri yoktu. Ben ikisini de okuduğuma memnunum. Nice okumalar diliyorum.

***

Gelelim tiyatro güldürü ustası Zafer Algöz’ün “Haşırt Dı Bilekbord” adlı kitabına. Anlatı türünde olan kitabı 92. yılındaki İnkılap kitabevi basmış. Elimdeki 19. baskıya ait. Kitap, kapağında oyuncunun sevimli bir fotoğrafıyla daha da çekici olmuş. Güldürü ustaları Öztürk Serengil, Kemal Sunal ile keyifle geçen çalışmalar ilk anılardan. Carlos Santana’nın İstanbul konserine önceden tanıştığı roman ayakkabı boyacısı çocuklara, VİP’ten bilet verip konuk etmesindeki incelik aynı zamanda sosyal medyada da dolaşıyor. Erkan Can ile iki anı sahibi. Tiyatrocuların dünyasına, oyun sırasında yapılan muziplikler, şakalar, son oyun şakaları ile ayrı bir cepheden giriş. Müşfik Kenter’e olan hayranlığını ancak taktığı “imparator” sıfatıyla belirtebilmesi. Başka bir yazısında, Anadolu’da meddahlık geleneğini sürdüren zırtçılarla mitomanileri karşılaştırıp zırtçılardan değil yalancılardan korkmak gerektiğinin altına çiziyor. Ve daha nice değerli sanatçılarla yaşanmışlıklar. Sıcacık ilişkileri okumak size de iyi gelecek…

Yorumlar (1)

Veysel Çolak 4 Yıl Önce

Güzel. Elinize sağlık.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.